Image
027. Sayı (Şubat 2011)

SOÇİ’den AZAK DENİZİ’ne BÜYÜK ÇERKESYA

Kimin İçin?
Darya Aslamova*

Darya Aslamova, Krasnodar Eyaleti ve üç Kuzey Kafkas Cumhuriyetini Rusya’dan koparmaya yönelik yeni Büyük Çerkesya Politik Projesinin arkasında kimlerin olduğunu araştırdı.
2. Bölüm
Neresidir Karaçay Çerkes?
Kafkasya Cumhuriyetlerinin en sakinlerinden sayılan KÇC başkenti Çerkesk şehri, Adığelerin politik ve organizasyonel merkezi haline geldi. Sıkıntılı zamanlarda 400 bin kişilik cumhuriyet, Karaçaylar, Çerkesler, Ruslar, Nogaylar ve Abazinler olarak 5 e bölünmüştü, ancak 1992 referandumundaki bütünlük ilkesi sayesinde bütün olarak kaldı.
KÇC; %80 i sübvanse edilen, %15-18 işsizlik oranı olmasına rağmen başkenti olan Çerkesk şehri basit bir şehir değil. Yüksek duvarlarla çevrili lüks evlerine, modayı takip ettikleri belli şık gençlerle dolu kafelerine ve trafik kurallarına hiç uymayan, Moskovalıları özendirecek kadar lüks ve renkli camlı arabalarına bakılınca, burada en garibanları trafik polisleri gözüküyor.
Bir keresinde, yeni tanıştığım arkadaşımla bu bölgede markasını yazamayacağım benzeri olmayan lüks arabamızla 180 km. hızla, sesi sonuna kadar açılmış müzik eşliğinde ilerlerken bir trafik memuru utanarak bizi durdurmaya çalıştı ama arkadaşım yavaşlama gereği bile duymadı. Ben hemen “hey ne yapıyorsun, trafik polisini görmüyor musun” diye bağırarak onu durdurdum. Tam trafik polisine ‘kusura bakmayın, arkadaşım sizi görmedi’ diyecekken hemen müdahale ederek “sen merak etme, ben onların yanında durduğumda çay içmeleri için bir şeyler vereceğimi bilirler” dedi. Başka bir izlenimim de gene şehir merkezindeydi. Trafik polisi şehir merkezinde trafiği durdurmuş kontrol yapıyordu. Sıra yeni olduğu belli ‘leksus’e geldiğinde cam açıldı ve arabayı kullananın elini sıktı ve annesinin sağlık durumunu sordu. Bu şehirde adet olmuş, insanlar arabalarını trafiğe aldırmadan yolun ortasında durdurup camları açıp birbirlerinin hal hatırlarını soruyorlar.
Buranın yerli insanlarının çoğu güneşten kararmışlar ve çok kabalar. Tanıştıkları ile hiçbir seremoniye gerek duymadan hemen çabukça ‘siz’den ‘sen’e geçiveriyorlar. En hafif konulardan en ağır politik konulara kadar her konuda sohbet ederken birden heyecanlanıp ateşleniveriyorlar.
Gençlerin hepsi kabadayı gibi, Kafkasya’da adet olduğu üzere parlak giysiler giyerek dolaşıyorlar. Bayanlarla tanışma adetleri de garip doğrusu. Bir keresinde başıma geldi, birisi beş dolarlık kontur göndererek bana tanışma mesajı gönderdi. Ben kendi kendime ‘neden acaba 100 değil de 5 dolar’ diye güldüm. Arabaların tümünde Rus bayrağı yerine Adıgey, Abhazya ve Karaçay bayrakları yapıştırılmış.
Geceleri şehir uyumak bilmiyor, gençlerle tıka basa dolu arabalar şehir merkezinde Çerkes bayraklarıyla donatılmış halde trafiği kilitliyorlar, korna sesleri arasında diğer komşu halkları kızdıracak şarkılar söyleyip gürültü yapıyorlar. İş kavgaya dönüşünceye kadar diğerleri de dişlerini bileyerek bakıyorlar. Karaçaylar ve Çerkesler (Karaçaylar %38.5, Çerkesler %11) eskiden beri birbirlerinden ayrılmak istiyorlar ama şimdilik bir arada yaşamak zorundalar. Onlardan başka 80 e yakın millet yaşıyor burada ama çoğunluk olarak Karaçaylar, Ruslar, Çerkesler, Abazinler ve Nogaylar.
Buranın yönetim şekline sanırım her batılı devlet hayran olur. Yönetimde önemli görevler meslek dağılımına göre değil milletler arasında yapılmış centilmenlik anlaşmasına göre dağıtılmış. Cumhurbaşkanı Karaçay, Başbakan Çerkes, Parlamento Başkanı Rus, diğer kalan görevler ise gene milliyet durumlarına göre dağıtılmış.
“Bu sistem karşılıklı güçleri oranlıyor, bu noktaya yıllara varan tecrübelerden geçilerek gelindi” diyor Cumhurbaşkanı yardımcısı Evgeniy Kratov. Bir taraftan gülünç ama yerli elitlerin kendilerini realize ettikleri böyle küçük cumhuriyetlerde sistem gene de çalışıyor. Bu sadece bir mekanizma. Bolşeviklerin pragmatik oldukları zaten bilinir. (Onlar değil mi ki tüm dünyada milli yapılara dayandırarak devrim teorileri ürettiler ve bu tamamıyla reel bir politikaydı.) Başka türlü, yetkiler yüzünden çıkacak milliyetçilik sorunlarıyla karşılaşacaklardı. O yüzden oyunu kurallara göre uyguladılar. Yetki paylaşımı sorununa Kafkasya’da çok ciddi şekilde bakılmakta. KÇC de pasta çok iyi paylaştırılmış ve bu pastadan fazla pay almak için yakın tarihte yapılmış girişimler yeni bir sürgünle cezalandırılmış.
Kabileler Savaşı!
KÇC Cumhurbaşkanı Boris Ebzeev, Başbakanlığa Grek asıllı Vladimir Kayşev’i getirdiğinde Çerkesler mitingler düzenleyerek protesto ettiler. (Kayşev’in kişiliğine karşı olmasalar da sonuçta Çerkes değildi.)
Adığe Hase (Xase) başkanı Muhammet Çerkesov olayı şöyle değerlendiriyordu; “Zaten dolmuş olan bardağı taşıran son damla Cumhurbaşkanının Başbakanlığa Çerkes olmayan birisini getirmek istemesiydi”. “Peki Çerkes olmayan birisini mi istiyorum dedi” diye sordum? “Hayır öyle söylemedi, profesyonel birisinin olmasını istiyorum” dedi. Hatta bizi sakinleştirmek yerine “Çerkeslerin içinde böyle birisini aradım ama bulamadım” dedi.
Tabi ki bu olay büyüdü. Nisan ayında KÇC ye Rusya Cumhurbaşkanının Kuzey Kafkasya’dan sorumlu temsilcisi Aleksandr Hlopin geldi ve Başbakanlığa bir Çerkesin atanmasını istedi. Ama gene de 12 mayısta Cumhurbaşkanı danışmanı Fral Şevzuhov öldürüldü. Ve hatta yerine getirilen Muradin Kemova bile çıldırmış Adığeleri sakinleştiremedi. Çerkes ya işte? Evet, ama bizim istediğimiz değil!
“Biz kimi teklif etsek ya seçmiyorlar ya da bu adayı öldürüyorlar. Yerine Fralya gibi kendilerinin sözünden çıkmayacakları getiriyorlar” diyordu Şehir Meclisi Başkanı İnal Gaşukoviç. “Bize, bizim halkımızın sorunlarıyla uğraşacak kişiler lazım ama onlar kendi sözlerini dinletebilecekleri kişileri getiriyorlar, Çerkes olsalar bile” diyordu.
“Peki siz ne istiyorsunuz” diye hayretimi gizleyemeden, “Eğer Çerkesse doğru Çerkes olup olmadığına kim karar verecek, istenilen Çerkes olup olmadığının derecesini kim belirleyecek” diye sordum?
Şu şekilde açıkladı; “Bir pul koleksiyoncusu düşünün. Bu koleksiyoncuya herhangi bir pul değil değeri olan bir pul gereklidir. Aynı şekilde bizim için de değeri olan birisi lazım, ağırlığı olan birisi. KÇC de dengeyi bozucu çok ciddi gelişmeler oluyor. Karaçaylar çoğunluklarını kullanarak adım adım yönetimi ele geçiriyorlar ve bunu her alana yayıyorlar. Örneğin neden sürekli Cumhurbaşkanı Karaçaylardan seçiliyor, neden zengin Karaçaylar yollarda arabaları ile çok rahat geziyorlar ve polisler onları durdurmuyor bile? Neden bizim gariban Çerkes gençleri işsiz, parasız elleri boş geziyor? Ve bu nedenle onların aklına ‘Karaçayların bizden ne üstünlükleri var’ sorusu geliyor! ‘Neden Karaçaylar da biz değiliz?”
“Ama Çerkeslerin arasında fakir olmayanlar da çok değil mi, benim gördüğüm kadarıyla” diyerek itiraz etmek istiyorum, yanıt olarak bana “400 bin Çerkesin içinde topu topu 3 oligark var” diyor… “Çerkeslerin yönetimde aldığı birimler; Hükümet temsilciliği, Sosyal ve Çalışma Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Maliye-Finans Bakan Yardımcılığı ve Spor Komisyonu Başkanlığı. Bu Moskova için önemli olabilir ama tüm büyük birimler ve bankaların kontrolü onların elinde. Cumhuriyette yönetimde etnokratik otorite hakim. İşin garip yanı biz Rus otoritesini istiyoruz, Ruslar kabile değiller.” diyor. (Devam edecek)  
*Komsomomlskaya Pravda Muhabiri
Çeviri: Fatih Dinçer

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner

KÖŞE YAZILARI