032. Sayı (Temmuz 2011)

Uluslararası Kuzey Kafkasya Sempozyumu Sonuç Bidirgesi

17-18 Haziran 2011 tarihleri arasında İstanbul-Fatih’te Ali Emiri Kültür Merkezi’nde ve sekiz ülkeden yirmi tebliğci ile STK temsilcilerinin, ilim adamlarının, bürokrat ve ilgili halkın katıldığı “Uluslararası Kuzey Kafkasya Sempozyumu” tebliğcileri olarak aşağıdaki hususları Türkiye ve Rusya Federasyonu başta olmak üzere dünya kamuoyunun ve akademik çevrelerin dikkatine sunuyoruz:
1.      En az 6 bin yıldır Kafkasya’da yaşadığı belgelenmiş yerli halklar ile daha sonra bölgeye yerleşen Türk ve İran kökenli halklar ortak bir Kafkas kültürü oluşturmuştur. Bu halklar dilleri, müzikleri, kıyafetleri, efsaneleri, hayat tarzları ve ortak kaderleriyle akraba haline gelmiştir. Kafkas Halklarının güçlü akrabalık ilişkileri, sürgünler sonucunda oluşan büyük diasporada da varlığını sürdürmektedir.
2.      Çarlık Rusya’sının yürüttüğü ve 1864 Büyük Kafkas Sürgünü’yle sonuçlanan savaşlar hukuk dışı ve işgal amaçlı savaşlardır. Üç asırdan fazla süren Rus-Kafkas savaşları boyunca yaşanan soykırım ve sürgün, Çerkesler başta olmak üzere Kafkas halklarının sosyal yapısında onulmaz yaralar açmıştır. Tarihi trajedinin yıkıcı sonuçları bugün de gerek Kafkasya’da gerekse diyasporada etkisini sürdürmektedir.
3.      Bu trajedinin izlerini silmek yerine, Kafkasya’nın yine savaşlar ve sadece enerji politikaları bağlamında gündemde tutulması üzüntü vericidir. Gelecekte Kafkasya’nın, kültürel, insani ve tarihi değerleriyle dünyaya vereceği katkılarla anılmasını gerekir. Kafkas halklarının da güvenlik içinde huzurlu bir şekilde yaşamaya, kültürel kimliklerini korumaya hakları vardır. Bütün evrensel hukuk sözleşmeleri ve hukukun genel ilkeleri bu hakların teminatıdır.
4.      Arkasında duran kim olursa olsun, bölgede artan şiddet ve ölçüsüz güç kullanımı kabul edilemez. Şiddet her türlü aşırılık ve hak ihlalini daha fazla körüklemektedir. Bölgenin normalleşmesi için askeri yaklaşımların dışında entelektüel, ekonomik ve sosyal girişimler acilen hayata geçirilmelidir.
5.      Çeçenya’da başlayıp diğer bölgelere de yayılma eğilimi gösteren savaşlarla derin acıları bir kez daha yaşayan Kafkasya, son yıllarda dinî ve milliyetçi restleşmelerle tekrar çatışma ortamına sürüklenmektedir. Sorunlara askeri değil sivil ve insani yaklaşımlar geliştirmek bütün taraflar için en makul yol olarak görülmelidir.
6.      Kuzey Kafkasya’da SSCB’den devralınan etnik sürtüşmeler ve toprak anlaşmazlıkları hukuk çerçevesinde, halkların karşılıklı rıza ve çıkarları gözetilerek çözülmelidir. Aksi halde, daha fazla gerilim ve çatışma olacağı aşikârdır.
7.      Kafkas halkları arasında düşmanlığa yol açan zorunlu iskân politikalarına son verilmeli, geçmişte bu uygulamaların yol açtığı yaralar hakkaniyetle sarılmalıdır.
8.      Federal cumhuriyetlerin SSCB dağılırken elde ettikleri hakları bertaraf etmeye yönelik politikalardan vazgeçilmelidir. Federasyonu oluşturan cumhuriyetlerin yöneticilerini atama ve re’sen görevden alma gibi anti-demokratik uygulamalar terk edilmeli, Kafkas halklarının kendi yöneticilerini demokratik seçimlerle seçme hakları iade edilmelidir.
9.      Bölge çıkarları, çatışan güçler arasında karşılıklı propaganda malzemesi olmaktan çıkarılmalıdır.
10.  Kafkasya, petrol ve boru hatları mücadelesi ile enerji savaşları bağlamından kurtarılmalıdır. Bunun için Rusya Federasyonu sorumluluğunu üstlenmeli, milletlerarası toplum da konuya çıkar çatışmaları dışında insani boyutuyla yaklaşmalıdır. Rus hükümeti, SSCB’nin son dönemlerinde olduğu gibi cesur açılımlarla insanlık adına bu basireti göstermelidir.
11. Kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla Rusya ve Türkiye’nin yanı sıra Kafkas halklarının birbirleriyle sıcak diyaloglar geliştirip barışçıl çözüm yollarını araması gerekmektedir.
12.                Türkiye ile Rusya Federasyonu’nun vizeleri kaldırması bütün Rusya halkıyla olduğu gibi, Kafkasya ile diaspora arasındaki ilişkilerin gelişmesi açısından son derece olumlu bir adımdır. Ancak, Türkiye’de yaşayan Kafkas kökenli insanların anavatanlarıyla akrabalık, kültürel ve ekonomik ilişkilerini geliştirmek için kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılması elzemdir.
13.                Kuzey Kafkasya’nın daha insani şartlarda gelişmesini sağlamak için “Kafkas Halkları Konseyi” kurulmalıdır. Bu organizasyon, Rusya ve diğer ilgili devletlerle diyalog içerisinde Kafkas halklarının dillerini ve kültürlerini korumak için etkin çözüm yolları aramalıdır. 
14.                Kafkasya’da çok kültürlü yapının korunması, birlikte yaşama kültürünün desteklenmesi ve anadilde eğitime ağrılık verilmesi gerekmektedir. Kafkas dillerinde kesintisiz radyo, televizyon ve gazete yayını yapılması önemlidir. Halkın demokratik yollarla örgütlenmesinin; dernek ve vakıflar başta olmak üzere sivil toplum örgütleri kurmalarının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
15.                Kafkasya’da insanlar dinlerini tam olarak öğrenme imkânlarından yoksundur. Bu sebeple, sade bir din eğitimi için örgün ve yaygın eğitim çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
16.                Aile ve din kurumları başta olmak üzere, SSCB döneminde tahrip edilen temel sosyal müesseseleri güçlendirmek, Kafkas halklarının bekası için hayati bir önem taşımaktadır. Rusya Federasyonu başta olmak üzere, Kafkas kökenli vatandaşı bulunan devletlerin, bu amaca hizmet edecek sosyal politikalar geliştirmeleri elzemdir.
17.                Bir arada yaşayan toplumlar hakkında, çatışmaya yol açacak, genellemeci ve önyargı oluşturacak yayınlar mutlaka engellenmelidir.
18.                Kafkasyalılar ana vatanlarını ve özgürlüklerini korurken edindikleri ‘savaşçı’ imajıyla değil, tarihi ve kültürel miraslarıyla öne çıkarılmalıdır. Kafkasya’nın görmezden gelinen binlerce yıllık medeniyet geçmişini gün yüzüne çıkaran bilimsel çalışmalar yapılmalıdır.
19.                Kafkas halkları arasında halk diplomasisinin, kültürel ve ulusal geleneklerin yeniden canlandırılması, barış ve huzur içinde bir arada yaşamak için son derece önemlidir.
20.                Her ne sebeple olursa olsun topraklarından uzak kalmış insanların yerlerine dönmeleri ve yurtlarında güvenli bir hayat sürmeleri sağlanmalıdır.
21.                Dünya kamuoyu ve uluslararası hukuk, devletlerin iç uygulamalarını da gözlemlemektedir. Milletlerarası camianın himayesine layık birçok topluluk bulunmakla birlikte, insanlık mirası için büyük önem taşıyan bir özgünlüğe sahip olması sebebiyle, Kafkas dillerinin ve kültürlerinin mutlaka korunması gerekmekte olup bunun birinci derece sorumlusu Rusya Federasyonu’dur.
22.                Kafkasya dışında yaşayan Kafkasyalıların, dillerini ve kültürlerini büsbütün yitirmemeleri için Birleşmiş Milletler ve Kafkas kökenli vatandaşı olan ülkeler tarafından desteklenmeleri gerekmektedir.

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner