034. Sayı (Eylül 2011)

‘DUMA’ analizine bir ekleme…

Jıneps’in Ağustos sayısında yayınlanan ‘Analiz’ başlıklı yazıda Yaşar Güven soruyor, ‘‘doğrusu ne acep?’’ Konu 16 Mayıs ‘DUMA’’ toplantısı. UÇB delegelerinin oradaki tavırları. Tipik dağınıklığımız. Sonradan da, halkımızın diyaspora ve anavatanda doğru olanı yapana sahip çıkışıyla ‘EZBERLERİN BOZULMASI’. Hatırlanacağı gibi toplantılarda, internet platformlarında ve Jıneps’te bu önemli toplantı ile ilgili değerlendirmeler yapıldı.                              
Politika ve Biz                                                                                                                                                                                              Politikasızlığımız üzerine çok şey yazılmalı ve tartışılmalı. Geçmişimizdeki ‘Soçi ikinci xase toplantısı’ ve Çar Aleksandır’ın oraya gelişi, ondan önce İmam Şamilin teslim oluşu, Muhammed Emin’in silah bırakması. Bu kararların sorgulanmamasından ötürü aynı davranışları 150-200 yıldır tekrarlayıp duruyoruz. Ezberi bozan Çiçek D.C’nin uluslararası kuruluşların oluşturduğu, Hukuksal Hak temelli argümanları, Yerli Halklar Hakları Deklarasyonu temelinde TALEPLERİ oldu. Ve bu taleplere halkımızın destek vermesi, sahip çıkması ezberleri bozdu..                                                                                                                                     
Politikasızlığa Halkımız Artık Tepki Gösteriyor                                                                    DUMA toplantısındaki birlik dışı, politikasız, ilkesiz ve programsızlıklarını UÇB ve katılımcılar gizleyemediler. Gizleme çabaları başarılı olamayınca (Ürdün, Türkiye, İsrail’de toplantı,gazete, internet platformlarında, konu ayrıntılı olarak tartışıldığından gizlenemedi) ‘‘ÇARK’’ etmeler başlamış olmalı Sn. Y. Güven. Şimdi de daha ciddi ‘çark’lara gereksinimimiz var. UÇB’nin ve net, ilkeli politikası olmayan kurumlarımızdaki insanlarımızın, düşüncelerinin değişimi gerekli....                                                                                                                                 
Hiç Kimse Sadece Haklı Olduğu İçin Kazanmamıştır                                                           Bazen objektif şartlar, umulmadık subjektif gelişmeler nedeniyle olgunlaşabiliyor. Abhazya savaşında bölgesel dayanışmanın en üst düzeye çıkması, Soçi olimpiyatlarının anavatan ve diyasporada tepki çekmesi vbg. Ancak objektif şartlar olgunlaşsa da, subjektif olarak insanları, toplumları doğru organize edip doğru yönlendirecek, doğru önderlik-öncülük- olmaz ise; olaylar, objektif gelişmeler öncüleri, toplumları EZER geçer ve kendi bildiğini okur. Elbette bu çok ayrıntılandırılabilecek bir konu. Ancak subjektif olarak diyasporada ve anavatanda ‘öncü’ kurumlarımızın kitleleri sürükleyebilecek--onlara doğru önderlik yapabilecek-- bir yapı ve donanımda olmadığı konusu çoğunluğumuzun paylaştığı bir tespit. Bu tespit ve yukarıdaki denklem bizleri daha çok çalışmak ve konunun üzerinde çok daha dikkatli durmak durumunda bırakıyor. Birbirini etkileyen ve böylesi ‘durumlarda’ süreci hızlandıran objektif, subjektif etmenlerin uzun sosyal-felsefi tartışması bu yazının konusu değil. Ancak sorumluluk duyan herkesin, insanlarımızın çoğunluğunu bu çabanın bir biçimde içine çekilmesinde katkıda bulunması gerek              
Her Kesim İçin Mücadelenin Hukuksal Temelleri Var                                                     Rusya’nın anavatan ve diyasporadaki halkımıza yönelik yakın gelecekte daha da olumsuz planları var. Bazı bölgeleri insansızlaştırmak, Cumhuriyetleri ve federatif sistemin-kalan-tüm avantajlarını kaldırmak, ekonomik olarak her türlü faaliyet ve projelerde merkezle paylaşanlar haricindekilere alan bırakmamak vbg. Tüm bunlar halkımızı bitirmenin safha-safha planlarıdır. Bunlara karşı mücadelenin RF anayasasına ve Uluslararası anlaşmalar ve Hukuk kurallarına göre temelleri vardır. Kuzey Kafkasya’nın Yerli Halkı olarak Hukuksal haklarımızı ulusal ve uluslararası düzeylerde savunacak ve kazanacak yapıları oluşturmak bizlerin görevidir. Her türlü yasa, anlaşma, madde vbg. Biz bunlarla ilgili her alanda çalışma yürütmedikçe, hiçbir uluslararası anlaşma, hiçbir ülkenin anayasası ve kanunları bunları bize vermez!!                        
Bence sadece yanlış yapanlar değil, bir şey yapmayanlar da, cesareti kırık olanlar da ‘ÇARK’ etmeli..
Ümit Duman                                                                                                                                                                                                            umitduman1@gmail.com
umitduman1@gmail.com
 
      

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner