034. Sayı (Eylül 2011)

Kuzey Kafkasya neden bu kadar karışık?

Liz Fuller*
Kuzey Kafkasya 15 yılı aşkın süredir savaş, yıkım, insan hakkı ihlalleri, yargısız infaz, yolsuzluk, ekonomik çöküş ve İslamcı terörizmin simgesi haline geldi. Geçtiğimiz yıl düşük düzeyli çatışmalarda 754 kişi öldürüldü, yani günde ortalama 2 kişi hayatını kaybetti.
12 Ağustos’ta Çeçenya sınırındaki Dağıstan şehri Hasavyurt’ta silahlı kişiler Cuma namazından sonra 2 polis öldürdü. Bir gün sonra ise bir itfaiye şefi aracıyla hareket halindeyken Kurush köyü yakınlarında öldürüldü.
Bölge yanmaya hazır bir çıra olmasının yanı sıra Rusya Federasyonu camiasının belası, istikrar ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmeyi amaçlayan milyarlarca rubleyi hiç iz bırakmadan emen finansal bir kara deliktir.
Çoğunluğu kırsal ve dağlık olan ve 10 milyondan az nüfusa sahip bölge nasıl oldu da bu kadar hızla bozularak kaosun, sefaletin, bitmek bilmeyen katliamların, dinsel ve toplumsal kutuplaşmanın içine çekildi?
Bu süreç bir avuç insanın basiretsiz, yanlış, kendine hizmet eden, ahlak dışı eylemleriyle tetiklendi ve sürdürüldü. Bir yandan Rusya’nın liderleriyle yerel valileri kariyer ve itibarları için öncelikle Çeçenya ve sonrasında da tüm Kuzey Kafkasya’da kontrolü ellerinde bulundurmaya takılı kaldılar. Diğer taraftan yerel halk onlara karşı önce Çeçenlerin bağımsızlığı adına ama şimdi de İslam pankartı altında silaha sarıldı.
 ‘Anayasal Düzeni Sağlamak’
Mücadele Boris Yeltsin’in Aralık 1994’te ‘anayasal düzeni sağlamak’ için Rus ordusunu Çeçenya’ya göndermesiyle başladı. Sovyet Hava Kuvvetleri eski generallerinden olan Çeçenya Cumhurbaşkanı Cahar Dudayev Kasım 1990’da egemenlik bildirgesini imzalamıştı. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Çeçenya 3 yıl süreyle Moskova’dan bağımsız olarak faaliyetlerini yürütmüştü.
Yeltsin’in Savunma Bakanı Pavel Grachev, Dudayev’in devrilebileceği ve Çeçenya’nın ‘küçük bir zafer savaşı’ ile dize getirilebileceğiyle övünüyordu. Ancak 1944’te Stalin tarafından halkın tamamının Orta Asya’ya sürülmesine dair bellekleri nedeniyle psikolojik bakımdan yaralanmış Çeçenler hep birlikte seferber oldu ve mücadele etti. Nisan 1996’da Dudayev öldürüldü, ancak aynı yılın Ağustos ayında birkaç yüz Çeçen savaşçı başkent Grozni’yi geri almayı başararak Moskova’yı anlaşma imzalamaya ve mağlup birliklerini geri çekmeye mecbur etmişti.
Ama barış kısa sürdü. Yeltsin, Mayıs 1990’da Dudayev’in halefi Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov’la Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’yı ‘devlet’ olarak adlandıran ve Moskova’nın ilişkileri ‘uluslararası hukukun evrensel prensip ve normlarına uygun olarak’ yapılandıracağını taahhüt eden bir anlaşma imzalamıştı. Ancak Moskova, ülkenin harap olmuş altyapısını düzeltip iş imkanları yaratmak için fon sağlayamadı. Bu ihmal, soygun ve rehine alma işlerine yönelen eski Çeçen savaşçıların ekmeğine yağ sürdü, ülke giderek tasfiyeci Selefi İslamcıların altında toplandı.
Radikal İslamcı grubun başında Haziran 1995’te Güney Rusya kasabası Budyonnovsk’ta yüzlerce kişinin rehin alınması olayının fikir babası saha komutanı Şamil Basayev ve Suudi cihatçı Hattab vardı. Ağustos 1999’da komşu Dağıstan’a saldırarak bağımsız bir Kuzey Kafkasya devletini ilan ettiler. Bu akın Rusya yetkililerine ikinci savaş için bekledikleri bahaneyi sundu ve Vladimir Putin’in Yeltsin’in yerine Cumhurbaşkanı olmasını kolaylaştırdı. 
Çeçenya’yı ‘İstikrarlılaştırma’
Rus ordusu ikinci gelişinde ilk savaşta yaptığı taktik hatalarından kaçındı. Çeçen direniş güçleri, birkaç ay sonra bir gece karlarla kaplı mayın alanlarında yüzlerce kayba uğrayarak Grozni’den güneydeki dağlara çekildi. Hala oradalar ve Rus birliklerine saldırmak için zaman zaman ortaya çıkıyorlar.
Putin’in, direnişin son izlerini yok edip savaş sonrası kalkınma için sınırsız fonlar sağlayarak Çeçenya’yı ‘istikrarlaştırma’ planı eski müftü Hacı Ahmet Kadirov’un yönettiği Moskova yanlısı devlete bağlıydı. Putin, Kadirov Mayıs 2004’te öldürülünce oğlu Ramazan Kadirov’u destekledi.
Kadirov, 30 yaşında Çeçenya Cumhuriyeti başkanı olduğu Mart 2007’den bu yana Grozni’yi moloz yığınından faal bir şehir haline dönüştüren büyük çaplı yeniden inşa projesini yönetti. Ama İslamcı isyancıları desteklediğinden şüphe duyulanlara karşı sürekli kaba kuvvete bel bağlaması, kronik yoksulluk ve yoksunluk karşısında sürdürdüğü lüks yaşam tarzı onu Çeçenya’nın en nefret edilen ve korkulan adamı haline getirdi.
Bu arada Çeçenya dışındaki İslamcı şüphelilere yapılan ‘önleyici saldırılar’ öfkeli ve yabancılaştırılmış genç erkekleri isyancı saflarına katılmaya daha da sevketti. Bu durum komşu cumhuriyetlerin içine yayılmalarına sebep oldu ve 1994-95 savaşı başladı.
Putin’in FSB’den eski dostu Murat Zyazikov, İnguşetya’da yüzlerce masum gencin kaçırılması ve yargısız infaz edilmesine yeşil ışık yakınca Şamil Basayev’in bayrağı altında savaşmak için toplanan arkadaşları misilleme yaptı. Haziran 2004’teki intikam saldırısında bir gecede yaklaşık 80 polis ve emniyet görevlisini öldürdüler.
Daha batıdaki Kabardey-Balkar’da yerel polis dini vecibelerini yerine getiren Müslüman gençlere sistematik olarak taciz, gözaltı ve işkence uyguladı. Basayev de onları silah altına aldı. Basayev’in savaşçıları Moskova’ya uyarı olarak Ekim 2005’te Nalçik’te benzer saldırılar başlattı.
Yeni İdeoloji İslam
Direnişin alevleri yayıldıkça başlangıçtaki ulusal kurtuluş ideolojisinin yerini giderek İslam almaya başladı. Eski Cumhurbaşkanı ve direniş komutanı Doku Umarov, 2007’nin sonlarında Çeçen bağımsızlığı davasını resmen inkar ederek kendisini sanal Kafkas Emirliği’nin lideri ilan etti. Geçmişte Müslümanların yaşadığı Kafkasya’yı Rus topraklarından ‘kurtarma’ sözü verdi.
Umarov’un, direnişi evrensel cihadın bir parçası olarak konumlandırması Moskova’ya Kuzey Kafkasya’da sürdürdüğü gelişigüzel misillemelerin teröre karşı savaşın bir parçası olduğu bahanesine sığınma şansını verdi. Böylece militan saflarında silah altına girenlere yenileri katıldı ve saldırılar başladı. Sonradan Müslüman olmuş, sevilen cihad ideologlarından Buryatyalı Aleksandr Tikhomirov (Said Buryatski) 2009 yılında İnguşetya’da iki arabaya bombalı saldırı düzenledi. Saldırıların birinden Zyazikov’dan sonra cumhurbaşkanı olan Yunus-Bek Yevkurov kıl payı kurtuldu.
Yevkurov ve Dağıstan Cumhurbaşkanı Magomedov birçek kez genç savaşçılara silahlarını bırakıp normal yaşama dönmeleri çağrısında bulundu. Ama bu çağrıyı sadece birkaç düzine genç değerlendirdi, direnişçi saflarına katılmak için ‘ormana yönelenler’in sayısı çok daha fazlaydı. Yılın ilk 6 ayında Dağıstan’da 96 direnişçi öldürülmüştü, bu sayı Kabardey-Balkar’da 53, Çeçenya’da ise 27 oldu. Magomedov’un dediği gibi; “2 tanesini öldürüyorsunuz, onun yerini alacak 4 kişi yetişiyor.”
Kuzey Kafkasya’nın karşı karşıya olduğu tek problem şüphesiz ki direniş değildir. Ama en görünürü olduğu için diğerlerini gölgede bırakmaktadır. Kremlin’in fonlarını ekonomi ve altyapıyı düzeltip yeni iş imkanları yaratmaya değil onlarla savaşmaya kanalize etmesinin bir nedeni de budur.
2004-2007 yılları arasında Putin’in Kuzey Kafkasya’daki temsilciliği görevini yürüten entelektüel ve sezgileri güçlü Dimitri Kozak; kemikleşmiş rüşvetçi elitler, suç, insan hakkı ihlalleri, etnik gruplar arası gerilim, toprak kullanımında anlaşmazlıklar, ekonomik durgunluk gibi bölgeyi rahatsız eden diğer sorunlara atıfta bulunduğunda dikkate alınmadı.
Ancak odak noktası Medvedev cumhurbaşkanı olunca değişti. Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi Valisi Hloponin’in açıkladığı bölgenin turizm potansiyelinden yarar sağlamasıyla ilgili, görkemli 15 yıllık planın işe yarayıp yaramayacağı konusunda gözlemcilerin çoğu tereddütlü. Zaten terör endişesi yatırımcıların çoğunun şimdiye kadar direniş saldırılarının en az yaşandığı Kuzey Osetya, Karaçay-Çerkes ve Adıgey gibi bölgelere yatırım yapmasını bile engellemektedir. Dahası bölgeyi rahatsız eden illetlerin ‘kestirme bir çözüm’ü de yoktur.
Rus milliyetçilerinin çoğu Kuzey Kafkasya’nın üyelikten ayrılmasına izin verilmesini desteklemektedir. Bu da sanal Kafkasya Emirliği’ni işler hale getirmek isteyen İslamcı militanların ekmeğine yağ sürecektir. Moskova’nın en azından önümüzdeki birkaç sene boyunca bölgeyi elde tutma mücadelesini bırakmamak dışında bir seçeneği yoktur. Ancak bu mücadelenin gerekçesi milyonlarca Rusya vatandaşının kaderi adına duyulan endişeden ziyade emperyal zihniyetin artığıdır. (rferl.org)
*Radio Free Liberty’nin (Özgür Avrupa Radyosu) Kafkasya analisti İngiliz gazeteci.
Çeviri: Serap Canbek
 

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner