1905 TARİHİNDE DAĞITILAN BEYANNAME

Osmanlı Devleti’nin hazırlayıp,1905 tarihinde Kazan ve Kafkasya da dağıtmış olduğu Gürcü ve Ermenilerle ilgili belge

1905 TARİHİNDE DAĞITILAN BEYANNAME

Osmanlı Devleti’nin hazırlayıp,1905 tarihinde Kazan ve Kafkasya da dağıtmış olduğu Gürcü ve Ermenilerle ilgili belge.

***

Bâb-ı Âlî

Daire-i Sadâret

Âmedî-i Divan-ı Hümâyûn

Aded: 1886

Kazan ile Kafkasya'nın her tarafında tevzi olunan beyânnâme nüshasının gönderildiğini ve Müslümanların Ermeniler hakkında besledikleri hissiyât-ı adâvet kârânenin sâyân-ı teessüf bir takım iğtisâsât zuhûruna bâdî olacağını şâmil Batum Başşehbenderliği'nden gelen tahrirâtın tercümesiyle melfûfu Hariciye Nezâret-i Celîlesi'nin tezkiresiyle beraber arz ve takdim kılındı, efendim.

Fî 12 Ramazan sene [1]323 ve 27 Tesrîn-i Evvel sene [1]321

Ferid

Sadrıazam

Ve Hüve'l-Bâkî

***

EY EHL-İ İSLÂM, DİN KARINDASLARIMIZ!

Birkaç senelerden beri etrafımızda bulunan Gürcü ve Ermeni komsularımız bir takım ehl-i fesadın teşvikiyle hukuk-ı devleti iddiaya kalkışıp ve bu vesile ile ittifak ederek zaten derûnlarında olan buğz ve adâveti islâm hakkında icraya başlayıp Bakü, Gence ve Erivan civarında nice bî-günah islâmı katledip bir takım vahşiliklere kalkışmış ve ehl-i islâm'ın ırz ve namusuna taarruz etmişlerdir. Bununla beraber lisânen ehl-i islâm'ı envâ‘-ı hile ile aldatıp mihnet ve felâketlere düşürmüşlerdir. Bunların etdiklerinden anlaşıldı ki bunlar islâm'ı ittifaka davet değil, islâm'ı devlet aleyhine teşvik ve devlet nazarından düşürmektedir. Bu ise ne isimize elverir ve ne namusumuza yarar ve elverişli değildir. Devlete isyan elimizden gelmediği gibi ve elden gelmediği şeye kıyâm dahi kâr-ı akıl değildir. Bu sebebden umumî islâm ittifakda bulunup bu makûle eşkıyanın şerrinden kendimizi muhafazaya her islâm borçluyuz.

Ey din karındaşlarımız! Size beyân ediyoruz ki gerek Gürcü ve gerek Ermeni'den uzak olup cemi‘-i zamanda bu gûne ittifaklarında ve müşâverelerinde bulunmayınız. Olur ki siz bizler kadar bu milletin hâlini bilmezsiniz. Bunlar yüze dost, kalbinde hâindirler. Bakınız Kur’ânımız ne buyurmus: "Yâ eyyühellezîne âmenû! Lâ tettahizü'l-Yehûde ve'n-Nasârâ evliyâ’e ba‘zuhüm evliyâ’ü ba‘zin ve men yetevellehüm minküm fe innehû minhüm. innallahe lâ yehdi'l-kavme'z-zâlimîn*". Yani, ey Mü’minler! Sizler, münâfıkları kendilerinize dost edinmeyin. Zira onlar birbirleriyle dost ve müttefik olup size muhâlifdirler. Sizden ol kimse ki onlar ile dostluk eder ise ol dahi onlardandır. El-hakîka, Allah Teâlâ düsmanına dostluk edenleri tarîk-ı Hakk'a hidâyet etmez. Bakınız ki bu zâlimler Nahçivan'da neler etdiler? Evvelâ Ermeniler biz Müslümanları güya kendilerine kardaş edip ittifaklarına çağırıp aldatıp ellerine fırsat geçirdikleri gibi güvendiğimiz, kardaş olduğumuz Ermeniler tabanca ve tüfek ile üzerlerimize hücum edip nice bî-günah islâmı katl, mallarını gâret edip nice ehl-i ismet hatunların ırz [ve] namusunu pây-mâl etdiler. Nice kız ve gelinleri nâ-hak yere katletdiler ve bunu bilesiniz ki bu işte Ermenilere dört yüz kadar Gürcüler de yardıma geldiler. Bunların ehl-i islâmı yaldatıp bir fırsat buldukça canına ve ırz ve namusuna kasdedecekleri şimdi anlaşıldı ve buna daha şübheniz olmasın, çünkü Bakü'de Ermeni-Müslüman kavgasında Hacı İsmail Efendi kapı komşuşu bulunan bir Ermeniyi familyasıyla kendi hânesinde saklayıp kurtarmış iken hemen o Ermeni gece yarısında kalkıp hacının kendi silahı ile bîçare hacıyı ve yedi hâne çocuklarını ve umumen ehl-i ıyâlini katletdi ve daha nice nice bu gibi hakaretler etdiler. Nice bî-günah islâmı ates ile yakdılar, fakat Hüdâ'ya hamdolsun böyle cânilerin haklarından geldik, kanımıza kan aldık ise de ne fâide ki bunlar bugüne kadar kendi tertibâtlarından geri durmayıp her gün silah ve cephâne tedârikindedirler. Biz islâmlar birbirlerimizden haberdar olmayıp ayrı ayrı efkârda bulunduğumuzdan olur ki ileride bu millet bizleri perişan eder. Buna sebeb alâ kadri'l-hâl biz islâmlar dahi ittifak ederek ayrıca hukuk-ı millet-i islâm idaresi teşkil etmişizdir ve tedârikinde bulunuyoruz. Bunun için Batum ve Kars islâmları'nı dahi bugünden itibaren ittifakımıza davet ediyoruz. Buyurun, din kardaşları el ele verip dinimizi, namusumuzu muhafazada hem-efkâr olalım, rahat yaşayalım. Bize, Din-i islâm'a ilişip dolaşmayanları dost-kardaş bilip hürmete riâyet edelim. Fi'l-vâki hakkımızda islâm aleyhine husûmet edenler olur ise öylelerine de haddini tanışdıralım. Kendinizi Gürcü ve Ermenilerin önüne düşürüp, yaldanmayıp her kimler ittifakımızdan ayrılıyor ve islâm aleyhine çalışıyor ise ve hîn-i hâcetde düşmanlarımız bulunan Ermeni ve Gürcü ile beraber olur ise o gibilerin katlini vâcib, malını helâl göreceğiz ve zaten bu makûlelerin rahmet-i ilâhî'den mahrum kalacakları da şübhesizdir ve biz islâmlar bunları islâm bilmeyip haklarında lâzım gelen hakareti dahi her islâm kendisine borç bilecekdir.

Ey ehl-i islâm! Sizler çoğunuz Gürcü, Ermeni gibi bir takım eşkıyadan korkarsanız, bu gibi münâfıklardan havf ve endişede olmayınız. Bunlara arslan gibi göğüs gererek vurusunuz. Yakın vakitde bunların başına gelecek belâya seyirci olacağız. Bu makûle eskıyadan, münâfıkdan ırağ olalım. Bunlara uymayalım. Kur’ân da buyurmusdur ki: "Yâ eyyühellezîne âmenû! Lâ tettahizü'l-kâfirîne evliyâ’e min-dûni'l-mü’minîne. [Etürîdûne] en tec‘alû lillahi aleyküm sultânen mübînâ* ". Yani, ey Mü’minler! Sizler ihvânınız, dostlarınızdan gayrı olan münâfıkları ve kâfirleri dost edinmeyiniz ki Hâlık'dan azâbına lâyık ve müstehak olursunuz! Şâyed beylerinizden, ağalarınızdan, hocalarınızdan Ermeni ve Gürcülere tâbi olanlarınız olur ise içinizden çıkarın. Ey ehl-i islâm! Gözümüzü açalım. Biz de tedârikde bulunalım. Tâbi olduğumuz devlet ve hükûmet aleyhine kalkışmayalım. Nâ-hak yere kimseyi katletmeyelim. Eskıyalık yapmayalım. Namusumuzu muhafaza edip eskıyalara uymayalım. Bize, islâm'a yakınlara diyelim ki min-ba‘d eğer bir islâmı öldürmek veya gâret etmek gibi hakaretde bulunup bir islâmın ırzına, canına kasdederler ise bire yüz intikam alıp ve haklarından gelelim. Birbirimize sahib, tâbi olduğumuz hükûmetlerimize sadık olalım.

Fî 12 Ramazan sene [1]323 ve 27 Tesrîn-i Evvel sene [1]321 / [10 Kasım 1905]

Lâilâhe illallah Muhammedü'r-Rasulullah

Hukuk-ı Millet-i İslâm İdaresi

______________

* Mâide/51.

* Nisâ/14

Belge: BOA. Y. A. HUS, 495/62

Kaynak: Osmanlı Belgelerinde KAZAN

T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü

Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No:72

Baskıya Hazırlayanlar: Murat Şener-Salih Dutoğlu

Ankara-2005

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner

KÖŞE YAZILARI