Image
82

"Fikirlerimi kendi dilimde ve en sevdiğim yöntem ile beyan ederek ‘farkındalık’ yaratmak istedim"

İnternette tesadüfen Xase albümüne rastlayıp dinlemeye başladığımda aklıma en son gelecek şey rap müzikle karşılaşmak olurdu ama başıma geldi. Uzak olduğum bir müzik tarzı olsa da Adıgece olması ilginç ve sevimli geldi. Şarkıları seslendiren Surhay’a ulaştığımda ise henüz 17 yaşında olduğunu öğrendim. 17 yaşındaki bir gencimizin Adıgece şarkı sözü yazıyor olması ise diaspora adına değerli ve anlamlı değil mi?

Serap Canbek

İnternette tesadüfen Xase albümüne rastlayıp dinlemeye başladığımda aklıma en son gelecek şey rap müzikle karşılaşmak olurdu ama başıma geldi. Uzak olduğum bir müzik tarzı olsa da Adıgece olması ilginç ve sevimli geldi. Şarkıları seslendiren Surhay’a ulaştığımda ise henüz 17 yaşında olduğunu öğrendim. 17 yaşındaki bir gencimizin Adıgece şarkı sözü yazıyor olması ise diaspora adına değerli ve anlamlı değil mi?

1998 yılında Kayseri’de doğan КуIыж Surhay, Kayseri-Pınarbaşı Pazarsu köyünden... Lise son sınıf dil bölümü öğrencisi olan ve bir seneyi aşkın süredir müzikle uğraşan Surhay’la şarkıları hakkında konuştuk.

-Müziğe ilgini ya da bu yeteneğini nasıl keşfettin?

Kısaca bahsetmem gerekirse, kendimi tam anlamıyla bildim bileli her zaman içli dışlı olmuşumdur rap müzikle. Küçük yaşlarımdan itibaren müzisyen Ceza ile başladım dinlemeye. Sürekli dinliyordum, elimden geldiğince şarkılara eşlik ediyordum. Ama hiç kendi şarkılarımı yazmak; bir şeyler icra etmek gelmezdi aklıma.

Lisenin ilk yıllarında kendi çapımda bir şeyler karalamaya başladım. Lakin müzik yine işin içinde yoktu henüz. Yazdıklarım kuralsız, başına buyruk ve basit birkaç şiirden ibaretti yalnızca. Ama çevremdekiler beğenmişlerdi yazdıklarımı, beni de tatmin etmişti tabi. Bir müddet sonra yazdığım şiirlerden bazılarını elimdeki altyapı müziklerinin üzerine ritmik bir şekilde okumaya başladım ve aslında bir şeyler yapabileceğimi fark ettim.

İlk şarkımı tamamladım ve kaydını aldık. 19 Haziran 2014’te yayınladığım “Mizan” ile bir ‘ilk şarkı’ için kâfi görülebilecek bir ilgiyle karşılaştım ve o günden sonra bir parçam oldu rap.

-Xase albümüne dair fikir nasıl oluştu? Albümün hazırlık ve kayıt evresi sürecini anlatır mısın?

Bu sorunun cevabını biraz uzun tutmalıyım. Kayseri Kafkas Derneği’nin yönetim kurulunda faaliyet gösteren ve aynı zamanda Din Kültürü öğretmenim olan Harun Akkaya bir gün benden sürgün anısına düzenlenecek bir etkinlik için bir parça yazmamı istedi. Memnuniyetle kabul ettim tabi.

Bu, ‘ilk ciddi sahnem’ oldu aynı zamanda ve her şey bu noktadan itibaren şekillenmeye başladı.

Daha sonra düzenlenecek ilk etkinlikte de yine sahne almam istendi fakat bu sefer Adıgece yazacaktım.

Başlarda olup olmayacağı konusunda tereddütler yaşadım açıkçası. Fakat yazmaya başladıktan sonra çok da zorlanmadığımı fark ettim ve albüme de ismini veren Xase parçası çıktı ortaya.

Sahne aldığım gece ilk defa okudum orada ve oldukça tatminkar bir ilgiyle karşılaştım, çok beğenildi.
O süreçten sonra pek çok yeni insanla tanıştım, halk gayet sıcak yaklaştı bu fikre.

Sonrasında yönetim kurulu, sesimizi daha iyi duyurabilme gayesi ile birkaç parçalık küçük bir albüm yapmayı teklif etti. Adıgece bir parça daha yazdım ve çalışmalara başladık.

Albümün kayıtlarını Kayseri’de Gang Blood stüdyolarında iki günde tamamladık. Basım masrafları dernek tarafından karşılandı ve en nihayetinde “Xase” son halini aldı.

-Albümde 3 parça var. Hepsi Adıgece mi? Sözler kime ait?

İlk iki şarkı Adıgece, üçüncüsü ise Türkçe. Sözlerin hepsi bana ait.

-Şarkı isimleri Xase, Maze ve Tsitsekun. Tsitsekun ilgimi çekti çünkü Jıneps, soykırıma dair Ubıhça olan bu kelimenin kullanılmasını önermişti. Sen neden Tsitsekun’u seçtin?

Jıneps’e denk geldiğim ilk andan beri, internet üzerinden elimden geldiğince takip ediyor, okumaya gayret ediyorum.
Yine bir gün internet sayfasına göz atarken ‘Tsitsekun’ başlığına takıldım, yazıya bir göz attım ve şu kısım dikkatimi çekti açıkçası:

“Çerkes Soykırım ve Sürgünü’nün 150. yıldönümünde; Çerkeslerin 1864’te uğradığı soykırımı, yok olan Ubıh dilinde bir kelimeyle simgeleştirmek istedik. Bundan böyle soykırım yerine bu kelimeyi kullanmayı tercih edeceğiz.”

“Belki ben de şarkının ismini gören insanların aklına bir soru işareti düşürür ve ‘Tsitsekun’un ne olduğunu araştırmaya yönlendiririm” düşüncesi ile seçtim bu ismi. Parçanın içeriği ile de gayet örtüşen bir isim oldu.

-Şarkılarda ne anlatıyorsun ve bu sözlerinle ne amaçladın?

Takdir edersiniz ki ortalama standartlarda bir rap albümünden de bekleneceği üzere ‘sosyal mesaj’ ağırlıklı bir albüm oldu.

Adıgece olan ilk iki şarkıda ‘Xabze, dil, kültür, asimilasyon’ gibi belli başlı konulardan dem vurdum.

Türkçe ve albümün son parçası olan Tsitsekun’da ise tamamı ile ‘sürgün’ü işledim.

Fikirlerimi kendi dilimde ve en sevdiğim yöntem ile beyan etmenin heyecanını duydum ve her şarkımda olduğu gibi kısmi de olsa bir ‘farkındalık’ yaratmayı amaçladım diyebilirim.

-Şarkılar (rap tarzında olması nedeniyle) bazı kişilere uzak görünebilir ama dinlettiğin insanlardan ne gibi yorumlar aldın?

Eskiye nazaran büyük ölçüde azalmış olsa da, ne yazık ki Türkiye’de halkın genel kesiminde hala rap müziğe karşı tuhaf bir önyargının hakim olduğunu söyleyebiliriz. Çerkes toplumunda bu konudaki düşüncelerin ne yönde olduğunu tam anlamıyla analiz ettiğim söylenemez.

Ama neyse ki şu ana kadar bazı ufak tefek ‘yapıcı’ eleştiriler dışında hiçbir olumsuz düşünce ile karşılaşmadım. Dinleyenlerin geneli -Çerkes olsun veya olmasın- Adıgece Rap’i ilgi çekici ve gelecek vaat eden bir fikir olarak buldu.

İlerleyen zamanlarda bazı küçük olumsuzluklarla, seviyesiz ithamlarla da karşılaşabiliriz belki kimbilir?
Hiç mühim değil, ben bunlara her zaman hazırım.

Hem şu an aramızda bu röportaj gerçekleşiyorsa bu, birilerinin Adıgece rapi çoktan benimsediğinin ve bize omuz verdiğinin göstergesidir zaten.

-Çok gençsin, anadiline hakimsin ve görünen o ki kimlik bilincine de sahipsin? Bu durumda olmanın en önemli nedenleri ve etkenleri sence neler?

Kendi dilimin konuşulduğu, kültürümün yaşatıldığı ve mutfağında Çerkes yemeklerinin piştiği bir evde yetişmiş olmam.

Tek kelimeyle özetlersek, ailem.

Ama dile ve kültüre olan bu düşkünlüğüm milliyetçilikle veya bazı şovenist tutumlarla karıştırılmasın lütfen.

“Benim kültürüm olağanüstü. Ben hepinizden farklıyım, diğerlerinden üstünüm” diyen bir dünya görüşü değil.

“Ben de kültürümü yaşayıp, dilimi konuşayım. Ben de var olayım ve yarınlara uzanayım ” diyen bir dünya görüşü.

Sizin de dediğiniz gibi, en sağlıklı tanımı ile ‘kimlik bilinci’ yani.

-Adıgece şarkı çalışmalarını sürdürecek misin?

Kalemim oynamaya devam ettiği müddetçe evet.

-Albümü nerelerden alabiliriz?

Eğer ikamet ettiğiniz şehirde bir Kafkas Derneği varsa ve oraya tarafımızdan albüm gönderilmişse oradan; yoksa, internet üzerinden bana ulaşıp kargo yolu ile bizzat benden alabilirsiniz.

 -Diğer ilgi alanların neler?

Müzik dışında edebiyat ve sporun hayatımda çok geniş bir yer edindiğini söyleyebilirim.

-Geleceğe dair hayallerin ve hedeflerinden bahseder misin?

Fazla uzun vadeli planların hayal kırıklığı getirebileceği kanaati ile bu konuda biraz yüzeysel davranıyorum.

Öncelikle iyi denilebilecek bir üniversite bitirip, emekli olana kadar beni mutlu edecek bir işte çalışmak. (Bunlar mevcut düzenin dayattığı hayaller. )

Bir ikincisi; kendi stüdyomu kurup, müzikte ulaşabileceğim en uç noktaya kadar ulaşıp arkamda elle tutulur bir şeyler bırakmak. (Bunlar ise kendi özgür hayallerim. )

-Son olarak okurlarımıza söylemek istediğin bir şey var mı?

Barış.

Mail adresim: surhaygoc@gmail. com

Youtube kanalım: youtube. com/surhay1903


 

 

 

 

 

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner