01 Ekim 2013, Salı

Çerkes aşkları

Aşkın kelamı edilmez bizde. 
Sevgi zor dillendirilir. 
Kızınız övülmez, oğul dahi sözle sevilmez. 
Aşka gelince, kamusal alandaki kadarıyla sınırlıdır. Toplumda ne kadar yaşıyorsan, o kadar yaşanır aşk. 
Bazen düğün otobüsünde şekere sarılı buluverirsiniz. Bazen bir çikolatayla “sizi soruyor” cümlesiyle gelir.
Bazen zulada iki kadeh attıktan sonra, çift gördüğün kızın diğer tekidir. Kimi zaman Pselux’ta en kıvrak zeka, kimi zaman sessiz sedasız, nazlı niyazlı bir biblodur. 
Bazen Gafe’den süzülüp sana doğru vuran rüzgar, bazen ver elini Kafkasya diyen ellerdir aşk. 
Dört nala koşturan atlar, şehirler arası otobüslere, hatta kara trenlere dönüşse de yüzyılımızda,  “Yüzyılın Aşları” olarak anılmasa da, muhacir hayatlardaki, “Şu Bizim Çerkesler”in  deli dolu aşkları var ya...
Hala dört naladır. 
Kaptığı gibi atın terkisine atmasa da aşkını, körüklü otobüsün terkisinde kaçırır. 
Metropol yaşamına bulaşmışsa sevginiz, bir bar taburesi aranacaksa, o bar yine Çerkeslerin gittiği mekan olarak seçilir. Yan masalara selamlarla oturulur, el ele tutuşulmaz, müziğin hiçbir türüyle dans edilmez, yavaşı hızlısı sizi çok bağlamaz.
Şehirler değiştirilir, ülkeler değiştirilir uğruna, el ele kaç ülke gezilir, savaşı bol olur.  Xıbzesi, woredi, özlemi, hasreti, mücadelesi boldur. 
“Sevda hep bize düşer usta”, hasret kadına. 
Kadın en çok mücadele eden olur. 
Dörtnala aşkların güçlü, mücadeleci kadınları. 
Yıllarca hapis yattı da, Bursa’da beklemedi mi Abaza kızı onu? Ankara’da öğrencilik, kaçak, göçek mahpus yılları, şimdi oğullarımız adaş, bir oğlu bir kızı, çok mutlular Bursa’da.   
Bir başkası, Abaza radyosu dinleyerek başlayan aşkı ile Kafkasya’da evlenmedi mi? 
Terki diyar edip memurluğunu, Adapazarı’na veda, ver elini Abhazya.
Alman güzelini İstanbul’da kapıp da Kafkasya’ya kaçan aşklarımız da oldu, aşkına hokkabazlarımız da. Hokus pokus şovlarıyla para kazanmadı oralarda. 
Bir başkası, bir not düştü küçük harflerle iç kapağa. Abhazya’ya yazılan kitabını, öldürülen aşkına adadı. No onu, ne Abhazya’yı hiç unutmadı. 
“Kurtarın pamuk tüccarına veriyorlar” mektubuna kız kaçırmaya Adana’ya gidenler, yeni bir aşkla geri dönmedi mi? 
Aşk olsun size Çerkesler, aşk olsun. 
Bu aşkların ne ismini verebiliriz, ne de bir daha söz edebiliriz. 
Kızmayınız. 
Densizliğime veriniz.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner