29 Mayıs 2015, Cuma

ÇERKESLER İÇİN NEDEN HDP- Selahattin Bilici

ÇERKESLER İÇİN NEDEN HDP

Selahattin Bilici

 

Bütün ülke açısından kritik bir öneme sahip olan 7 Haziran seçimleri, neden Çerkesler için de birlik olma özelliğini bünyesinde barındırmasın? Bu sorunun doğru olarak cevaplandırılması, Çerkeslerin ülkede ki mevcut siyasal yapı içerisinde daha belirgin olarak rol almasının onunu de açabilir. Şimdiye kadar yapılan bütün genel secimler, bizler acısından konu mankenleri olduğumuz bir orta oyunundan ibaretti. Sağ partiler kendileri için bir oy deposu olarak gördükleri Çerkesleri şöyle bir pohpohlar, sırtını sıvazlayıp geçer giderdi. Hani o hiç tutulmayan sözler var ya, onlar bile çok görülürdü bize. Oysa Çerkeslerin, bütün ülkenin yaşadığı ortak sorunların yanı sıra, çözüm bekleyen, kendilerine has sorunları da söz konusuydu. Etnik kimliğin korunması, kültürel değerlerin yaşatılması, giderek yok olan anadilin varlığını devam ettirebilmesi, Abhazya ve Güney Osetya’nın resmi olarak tanınması, sürgünün bir soykırım olarak kabul edilmesi bunların en başında gelenleri. Tüm bu çözülmesi noktasında siyasal bir kararlık beklediğimiz hususlarda, kimin ne dediğine bakmak sanırım faydalı olacaktır.

 

Öncelikle somut verilerden yola çıkılarak konuşulması gerekiyor. Çerkeslerin öne sürdükleri taleplerin, nerelerde, nasıl karşılık bulduğunu anlamak için, soyutlamalardan ziyade buna daha çok ihtiyaç olduğu görülüyor. Şunu bir kenara not etmek gerek. Şimdiye kadar yaşadığımız asimilasyon politikalarının, UNESCO’nun Türkiye’de yok olmakta olan diller listesine girmesine vesile olan Abhazca, Adıge, Kabar-Çerkes dilleri ve çoktan tarih sahnesinden silinmiş olan Ubıhca’nın vebali, şimdiye kadar gelmiş geçmiş tüm iktidarların sırtındadır. Bu gerçeği bütün Çerkeslerin aklının bir kösesinde tutmasında fayda var.

7 Mart 2015 tarihinde Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) tarafından ‘’Çerkesler ve Genel Secimler’’ konulu bir konferans gerçekleştirildi. Konferansa mecliste grubu bulunan tüm siyasi partiler çağrıldıkları halde sadece CHP ve HDP temsilcileri katıldı. KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya yaptığı konuşmada, Çerkeslerin taleplerini Türkiyeli Çerkeslerin Demokratik Talepleri başlığı adı altında özetledi.

Toplam 8 maddeden oluşan bu talepler şöyleydi:

1. İnsana saygılı yeni bir anayasanın hazırlanması

2. Kimlik ve kültürel hakların güvence altına alınması

3. Anadili eğitiminin yaygınlaştırılması ve Anadilde eğitimin hayata geçmesi

4. Çerkesce televizyon ve radyo yayınlarının yapılması

5. Çerkes kültürüne yönelik sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi

6. Donuş hakkının tanınması

7. Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri ile ilişkilerin güçlendirilmesi

8. Abhazya ve Güney Osetya’nın tanınması

 

Konferansta söz alan HDP Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs, bildirgede yer alan 8 talebin tamamını desteklediklerini ve sahiplendiklerini ifade etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik ise, partisi adına konuşmaktan kaçınarak, daha çok kendi kişisel düşüncelerini dile getirdi. Taleplerin karşılanması noktasında gerekli girişimlerin yapılması gerektiğine inandığını belirterek, direkt olarak bildirgeyi desteklemek ve sahiplenmekten imtina etti.

 

Sözkonusu talepler incelendiğinde tamamının oldukça makul ve en temel hakları içerdiği rahatça görülmektedir. Çerkeslerin varlıklarını devam ettirebilme adına ileri sürdükleri bu talepler sadece HDP tarafından kabul edilmiş, kabul edilmekle kalmamış sahiplenilmiştir.

 

HDP Mardin milletvekili Gülser Yıldırım, Dünya Anadil Günü nedeniyle meclise sekiz dilde soru önergesi verdi. Yıldırım, Türkiye’de 18 dilin yok olma tehlikesi altında olduğunu belirterek, hükûmetin bu dillerin korunup, geliştirilmesi için hangi önlemleri aldığını soruyordu. Önergede yer alan dillerden bir tanesi de Çerkesce idi. Yine Dünya Anadil Günü dolayısıyla, sosyalistinden en milliyetçisine kadar hiç bir kesimden ses çıkmazken, HDP Çerkesler dahil bütün etnik kimliklerin yok olmasına karşı eylemlilikler düzenlemiştir.

 

Çerkeslerin bağımsız sesi olan Jıneps Gazetesi, HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile bir röportaj gerçekleştirdi. Demirtaş bu röportajda çok acık bir şekilde; Çerkeslerin anadillerinin korunmasına ilişkin alınması gereken tedbirlerden, sürgünün soykırım olarak kabul edilmesine, Abhazya ve Güney Osetya’nın tanınmasından, Çerkeslerin anavatanları ile kuracakları bağın olanaklarının yaratılmasına kadar pek çok konuda düşüncelerini dile getirdi. Ve bu düşüncelerin hepsi, bir Çerkesin düşüncelerinden farklı değildi.

 

2014 Kış Olimpiyatları için seçilen yer Soçi kentiydi. Birçokları için anlam ifade etmeyen bu kentin Çerkesler için anlamı çok farklıdır. Soçi 1864 öncesi Çerkesya’nın başkentidir. Bir halkın yenildikten sonra topluca sürüldüğü, soykırıma uğradığı adrestir. Soykırımın 150. yılında, 2014 Kış Olimpiyat Oyunlarının Rusya’nın ev sahipliğinde Soçi’de yapılıyor olması, Rusya İmparatorluğu’nun Çerkes halkına yaptığı zulmün ve sistematik katliamın daimi merasiminin temsili ve soykırımın devamı anlamını taşımakta; soykırım kurbanlarının toplu mezarları üzerine olimpik koy kurulması, yapılan bu vahşeti belleklerden silme cabasını sembolize etmektedir. Yukarıdaki paragrafta gecen sözler, HDP Eş Başkan Yardımcısı Hatice Altınışık’a aittir. Altınışık açıklamasının devamında, Türkiye’nin Soçi Olimpiyatlarına katılmasını kınadıklarını, bunun Türkiye’de yaşayan milyonlarca Çerkesin acısını görmezden gelmek demek olduğunu belirtmiştir. Bu anlamda Türkiye’nin Soçi Olimpiyatları’na katılma kararından vazgeçmeye çağırmıştır.

 

Yine, Çerkes halkının yaşadığı sorunların araştırılması amacıyla meclise verilmiş olan bir soru önergesi var. Önerge ile Çerkeslerin yaşadıkları soykırım ve sürgün konusunda bilgi verildikten sonra, Çerkeslerin diasporada yaşadıkları sorunlara ve demokratik taleplerine değiniliyordu. Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin toplumsal ve sosyal yaşamda karşılaştıkları zorlukların araştırılması ve alınacak tedbirlerin tespit edilmesi için verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin bütün siyasi partiler tarafından desteklenmesi talep ediliyordu.

 

Bu önerge hangi parti tarafından verilmiş olabilir? Evet, işin içinde yine HDP var. Önergenin sahibi HDP Iğdır Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Pervin Buldan.

1922 yılında başlayıp 1923 yılında devam eden ve Cumhuriyet’in ilk sürgünü olma niteliğini taşıyan Gönen-Manyas Çerkeslerinin sürgünü hakkında, mecliste yer alan bir parti tarafından yapılan ilk açıklama yine HDP’den geliyordu. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Hatice Altınışık, Ethem Bey’in yanında mücadele etmiş olan Gönen-Manyas Çerkeslerinin, Ethem Bey’in tasfiye edilmesinin ardından cezalandırılarak, sürgün edildiğini soyluyordu. Bu amaçla sürgünle ilgili arşivlerin açılarak, tüm belge, bilgi ve kayıtların kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyordu.

 

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yaptığı KAFFED ziyaretinde, ‘’Acılı bir geçmişe sahip olan, soykırıma uğrayarak dünyanın farklı ülkelerine göç etmek zorunda kalan Çerkes halkının var olma mücadelesi veren onurlu halklardan biri olduğunu ifade ediyordu. Demirtaş açıklamasının devamında ‘’Türkiye’de kalıcı bir demokratik reform gerçekleşecekse sizler gibi federasyonların katkısı alınmadan birlikte yaşamı gerçekleştirmek kolay olmayacak. Yeni anayasa ile sorunların çözüleceğine inanıyoruz. Türkiye’de inançların ve kimliklerin birbirileri ile sorunları yok. Tüm sorunlar devletin yanlış politikaları nedeni ile açığa çıktı. Renkli çiçek bahçesi gri, tek renkten oluşan bir enkaza dönüştürülmek isteniyor. Farklılıkları artık öfke, ayrılık nedeni olmaktan çıkarıp onurlu birer yurttaş olarak birlikte gerçekleştireceğimiz anayasa ile başarabileceğimizi düşünüyorum. Bunu yapabilirsek birlikte tarihi bir adım atmış oluruz” diyordu.

 

Bütün bu ortaya konulan somut veriler, HDP’nin Çerkeslere yönelik tutum ve politikaları hakkında yeterince aydınlatıcı. Şunu da göz ardı etmemek gerekir ki, söz konusu söylemler sadece ağızdan çıkıp, sonrasında unutulacak bir tarzın karşılığı değildir. Bizzat parti programında yer alan, partinin kuruluş felsefesini açığa çıkaran politikalardır. Ayrıca bu politikalar sadece Çerkesler için değil, bu ülkede yaşayan diğer bütün halklar için de geçerlilik taşır. Zira eşitliğin temelinde, uyguladığınız politikaların toplumun bütün kesimlerini kapsaması yatar.

 

Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım. En solundan en sağına bütün partileri inci taneleri gibi bir sıraya dizsek, hangisi şimdiye kadar Çerkesler için en ufak bir şey yapmışlardır? Söz gelimi sorunlarımız ile ilgili soru önergesi mi vermişlerdir? Anadilin korunmasına yönelik politikalar mı geliştirmişlerdir? Ya da Soçi olimpiyatlarında tutumları ne olmuştur? Veya Gönen- Manyas sürgünü hakkında ne düşünüyorlar? Dünya Anadil Günün’de bizimle birlikte sokaklarda mıydılar? Benim bir bilgim yok. Bilgisi olan varsa, çıksın şu parti, şunu yapmıştır desin. Biz de yanlış düşündüğümüzün farkına varalım. Sadece mecliste olan partiler değil. Meclis dışında olan, sosyalisti de dahil hangisinin ağzından Çerkes lafı çıkmıştır?

 

MHP’yi ele alalım. Tek dilci, tek milletçi, şoven bir parti. Renklerin bir arada özgürce yaşamasını değil, hepsinin tez zamanda yok olmasından yana. Ne parti programında ne de söylemlerinde Çerkeslerin taleplerine ilişkin en ufak bir söz yok. Bırakın bir sözleri olmasını, tam aksine asimilasyon politikalarını devam ettireceklerini acık seçik beyan ediyorlar. Beni yok sayan, varlığımı inkar eden bir partiye bırakın oy vermeyi, tam cepheden karşısında olurum. Kendisini milliyetçi olarak ifade eden bazı Çerkeslerin, milliyetini yok sayan bir partinin yanında yer almaları, onun savunuculuğuna soyunmaları açıklanabilecek bir tutum değildir.

 

Peki, CHP’ye ne demeli? Tek başına iktidarda olduğu donem boyunca asimilasyon politikalarının yürütücüsü olan parti. Gönen-Manyas sürgününü gerçekleştiren, adlarımızı değiştiren, dilimizi unutturmak için elinden geleni ardına koymayan, bu gün içinde bulunduğumuz durumun baş sorumlusu. Hadi tüm bunları geçtik. O zaman ki CHP ile şimdiki CHP aynı değil iddiası ortaya atılabilir. Tamam o zaman. O zamandan bugüne CHP bir dönem hariç hep mecliste oldu. Var mı Çerkes halkı için dile getirilmiş en ufak bir söylem? Hadi şunu yapmıştır, şu soru önergesini vermiştir, şu taleplerin yanında olmuştur deyin? Şimdi siyasal konjonktür gereği vekilleri dernek toplantılarına katılıp, yanınızdayız diyorlar. Bunu bile partileri adına söylemeye cesaret etmeyip, kendi kişisel düşünceleri olarak sunuyorlar.

Bize kişisel düşüncelerden çok, somut şeyler lazım. Kim tutuyor sizi? Parti programınıza koyun ne soyluyorsanız. Madem öyle, madem siyasetçilere olan güven azaldığı için, noterden tasdikli kağıtlar gösteriyorsunuz, bize de aynısın yapın. Hem biz noter tasdiki de istemiyoruz.

Programınızda olsun yeter. Deyin ki, biz halkların kendi anadillerinde eğitimlerine imkan sağlayacağız. Radyo ve televizyon yayını ile kültürel yapılarına katkı da bulunacağız. Anavatanları ile daha yakın ilişki kurmalarının onunu açacağız. Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıyacağız. Bunlar söylemek için onunuzda duran engel ne? Engel şu ki; Çerkesler CHP’nin zerre kadar umurunda değil. Partinin yapısı ve dayandığı ideolojik zemin buna imkan vermez. Ancak seçimlerden önce birkaç kelam edilir. Ardından unutulur gider. CHP bildiğiniz CHP. Vitrin değişti ama özü aynı.

 

AKP’den bahsetmek bile yersiz. Şu an için ortaya konulan farklı kimliklere saygı konsepti, içselleştirilmiş bir tavrın değil, zorunluluğun gereğidir. AKP pragmatist bir siyasal oluşum. Kendi çıkarları ile denk düştüğü surece bazı şeylerin yanında olabiliyor. Onun bu yapısı kesinlikle güvenilmez olduğunu gösteriyor. Soçi Olimpiyatları’na şevkle katıldı. Yıllardır iktidarda olduğu halde Abhazya ve Güney Osetya’yı tanımadı. Sürgünü soykırım olarak kabul etmedi. Abhazya seçimleri için Türkiye’de kurulan sandıklara el koydu. Çeçenlere mültecilik statüsü tanımadı. Bunlar şimdiye kadar yaptıkları. AKP’nin gündeminde kimliğimizin yaşatılması gibi bir sorun yok. Ancak buna zorlanırsa bazı adımları atmak durumunda kalıyor. Bunun için de birleşik bir mücadele kendisini zorunluluk olarak dayatıyor.

 

Sorun sadece meclise bir kaç Çerkesin girmesi meselesi değil. Çerkeslerin taleplerinin meclise girmesi. Daha da önemlisi Çerkeslerin bir bütün olarak, birlikte hareket edebilme refleksi kazanabilmesi. Bu şekilde bir güç olarak, taleplerinin arkasında durabilirler. Bu şekilde varlıklarını kabul ettirebilirler. HDP adını duyunca bazıları oldukça rahatsız olabilir. Artık duymaktan usandığımız, bölücülerle kol kola sözlerini tekrar edebilirler. Ancak şunu unutmamaları gerekir ki, dilini, kültürünü, ulusal benliğini yaşatma mücadelesi bölücülük değildir. Kürtler bunu becerebildilerse, mücadele ettikleri içindir. Şimdi hala vaktimiz varken, biz neden bu iradeyi göstermeyelim. Yıllardır sağ partilerin oy deposu olduk. Karşılığında asil halksınız vesselam, sizinle gurur duyuyoruz teranesi dışında bir şey görmedik. Asaletiniz de sizin olsun, gururunuz da. Asalet ve gurur, kendi kimliğini yaşatmaya çalışmakla olur. Sırt sıvazlama ile değil.

 

Ben bu seçimlerde bir Çerkes olarak oyumu gönül rahatlığı HDP’ye vereceğim. Bunun için yeterli gerekçelerim, sahip olduğum somut verilerim var. Selahattin Demirtaş’ın her konuşmasında Çerkeslerin adını anmasından büyük mutluluk duyuyorum. HDP’nin şu kısacık ömründe, diğer partilerin on yıllar boyunca yapamadığını yapmasını keyifle izliyorum. Demokrasi, hak ve özgürlükleri herkes için istemesini, bunun için yaptığı samimi çağrıları yürekten destekliyorum. Halklara özgürlük diyen bir partinin varlığı beni umutlandırıyor. Yalnız olmadığım hissini güçlendiriyor. Evet, ne ben, ne bizler yalnız değiliz. Yaşamakta olduğumuz kısır döngüden, içine kapanıklıktan kurtulmak için bir fırsat hemen onumuzda duruyor. Elimizi uzatmamız yeterli. Ben kendi adıma bana uzatılan bu kardeşlik elini, aynı duygularla sıkıyorum. Kardeşlerimle omuz omuza mücadele etmekten, aynı safta olmaktan onur duyuyorum. Yerleşik yargılarını aşamamış olan, gerçeklerden bihaber kesimlerin histerik çığlıklarına kulaklarım kapalı. Şu an bir kardeşlik şarkısı söyleniyor.

Herkes dikkatini oraya versin. Bu şarkıya katılsın. Birleşirsek nasıl bir güç olacağımızın ayrımına varalım. Şu anki koşullar içinde, tüm Çerkeslerin bağnazlık duvarlarını yıkarak aynı tavrı göstermeleri gerekiyor.

Bir renk bahçesi olan bu ülkede kendi rengimiz ile var olabilmek içinbaşka alternatif yok.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner