27 Mayıs 2015, Çarşamba

ÇERKESLER VE KİMLİK MÜCADELELERİ

ÇERKESLER VE KİMLİK MÜCADELELERİ

Çerkesler diktatörlerin tetikçisi değildir. Hangi coğrafyada olursa olsun özgürlük savaşçısı olmuşlardır.

Sadakat, onlar için yok sayılana, ezilene, özgürlük yanlısına sadık kalmaktır. Ancak millet-i sadıka ve millet-i hakime gibi halkları sadık ve hakim ırklara bölenler, Çerkeslerin yüksek sadakat duygularını iktidar çıkarlarına malzeme yapmışlardır.

İhanete en çok maruz kalan duygu sadakattir.

Çerkesler, köle olarak götürüldükleri ülkede ezilenlerin iktidarını, Kölemenleri, Çerkes Memlüklüleri’ni kuran Mısır’ın Spartaküs’leridir. Kendi topraklarını ihanetle İsrail’e satan Suriye’nin Golan tepelerinde inatla savaşı sürdürenlerdir. Üzerlerine oyun oynanmadığı sürece sadık kaldıkları yer haklının ve halkların yanıdır.

Sadakat duygunuzu, dayanışma gücünüzü özgürlükten, emekten, halklardan ve barıştan yana koyduğunuzda savaş baronları rahatsız olacaktır. Emek sömürüsünden beslenen egemenler, iktidarların her türlü argümanı ile sizlerin duygularını tekrar dizayn edeceklerdir. Halkınıza küfür etmenizi sağlayacaklardır.

“Sadakat” duyguları “bölünmez bütünlük” söylemleri ile dizayn edilecektir. O “bölünmez bütünlük” diye yutturulan; sakladıkları paranın bölünmesinden korkanların icadıdır.

 Ekmeği de bölüp yiyeceğiz, mutlulukları da pay edeceğiz.

Şu “yediğimiz kaba pislemek” teranesi, önüne kap koyulduğunu düşünen, öğretilmiş acizliklerin kurbanı insanların ruh halidir.

Emeğinin kat kat altında çorbasını kaynatanlara, helal lokma yiyenlere, “yediğiniz kap” teranesi sökmez. Biz kendi kabımızdakini kendimiz yiyoruz. Onun için emeğimiz kadar dilimiz ve kimliğimize sahip çıkabiliyoruz, onun için başımız diktir, onun için halklarla hayatı paylaşacak kadar cesuruz. Çerkeslerin cesareti derin bir tarihi geçmiş ve hâlâ yaşatılmakta olan köklü bir geleneğin ürünüdür.

Vatanlarına olan bağlılıkları, özgürlük sevdaları ve destansı direnişlerine rağmen, Çarlık Rusya’sının uyguladığı sürgün ve soykırım 1864’te halkımızın yüreğine yerinden oynamayacak bir bıçak gibi saplanmıştır. Buna rağmen dünyanın değişik coğrafyalarına savrulan Çerkes halkının çocukları, yaşadıkları topraklardaki anti-emperyalist, anti-faşist, emek, kimlik ve inanç özgürlüğü mücadelelerinde etkin rol almışlardır.

Çerkes savaşçılar Abhazya’nın bağımsızlık mücadelesine katılmış, Tsıbe Efkan Çağlı’yı, Yeğoj Hanefi Aslan’ı Abhazya’ya şehit vermişlerdir.

Çerkesler, Osetya’nın bağımsızlığına, Çeçenistan’ın işgaline, faili meçhul Çeçen cinayetlerine sessiz kalınmamış, Türkiye diasporasındaki var oluş mücadelelerinde ise Tsey Mahmut Özden’i Ankara’da, Ali Öğün’ü Mersin’de 12 Eylül faşist saldırılarına şehit vermişlerdir.

Günümüzde ise değişik isim, grup ve demokratik kitle örgütlerinde yer alan Çerkes aktivistleri farklı yapılar, farklı çözümlemeler üzerine yoğunlaşsa da, öz itibari ile yürekleri birlikte ve aynı tarafta atmaktadır. Anavatana olan hassasiyetleri, faşizme, emperyalizme, emek, kimlik ve inanç özgürlüğüne karşı tutumları aynıdır.

Gözü ve kulağı anavatanlarında olan Çerkes aktivistleri ayrı şehir, ayrı ülkelerde yaşıyor, ayrı yapılar içerisinde yer alıyor olsalar da, onurlu bir duruşu birlikte büyütmüşlerdir.

Bir büyük bileşenin doğal birer parçasıdırlar.

Bu aşamadan sonra bahsedilen geçmişin mirasçıları olan Çerkes aktivistlerinden beklenen, farklı yaklaşımları birliktelik platformuna taşımak, halkların sesine gür bir ses katmaktır. Önce birbirimizin bileşeni olmak, sonra Çerkes kimlikleri ile halkların demokrasi mücadelesinde bir bütün olarak yer almaktır. Siyasallaşmaktır.

 Yaşamı boyunca Çerkesliğini nesne olarak görenlerin, halkına “asaletin nezaketin timsali” süs biberi muamelesi yapanların; “Çerkesliği Siyasete alet etmeyin” demeleri normaldir.

 Çerkeslik onlar için vitrin malzemesi, yaldızlı fişekler, parıltılı kamalardır. Vitrin malzemesinin sorunu olmaz. Tırnağının ucu dahi incinmez. Sizin Çerkesliğiniz horoz şekeri ise siyasallaşan Çerkeslerinki kavgadır. Hayatın ve siyasetin kendisidir. Nesne değil, öznedir.

Henüz kimliğini ifade konusunda yolun başında olan Çerkesler kendine güvenmelidir. Güvensizlikten, örgütlenemedik serzenişinden vazgeçip ileriye bakmalıdırlar.

Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin sadece bir federasyonunun 53 üye derneği vardır. 40’ın üzerinde şehirde örgütlüdür.

 Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin dernekler dışındaki franksiyonel grupları ve gençlik kadroları kendi iç tartışmalarını uzun yıllardır hararetle sürdürmektedir.

Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin Dünya Çerkes Birliği, Avrupa Çerkes Dernekleri Federasyonu gibi yapıları, Avrupa Parlementosu’nun Çerkes günlerinde yükselen sesleri vardır.

Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin Birleşmiş Milletler düzeyinde Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Organizasyonu’nda (UNPO) üst düzey ilişkileri ve temsilcileri vardır.

Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin 1908’den beri örgütleri, 1911’den beri kesintilerle süren yayın organları, gazetesi, çok sayıda dergisi, haber siteleri, haber ajansları vardır.

 Dünyanın haberdar olmadığı bütün bu varoluş mücadelesi içinde; Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin kendi örgütlerinde yetiştirdiği kararlı aktivistleri, demokratik kitle örgütü yönetmiş tecrübeli gençleri, Abhaz bağımsızlık savaşı, Çeçen savaşı karşısında insan hakları ve aidiyet duygusu ile hemen organize olma yetenekleri ve kadroları vardır.

Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin üniversite kürsüsü gibi çalışan, yüzlerce kitap basan vakıfları, Çerkes halkının içinden çıkan akademisyenlerden oluşan bilim kurulları, aydınları vardır.

Örgütlenemedik diyen Çerkeslerin gazetecileri, yazarları, Çerkes kimliğini gururla taşıyan yazarlarının oluşturduğu dernekleri vardır.

 Yeter mi?

Yetmez.

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner