Image

Jiy Zafer Süren
Lagarta
zafersuren@yahoo.co.uk
Tüm Yazıları

01 Eylül 2016, Perşembe

GEÇMİŞ ZAMAN HEKİMLERİ

 

 

            Voçaça’lar aşağıda düzlükte toplanmışlardı. Sevinçli, mutlu bekleşiyorlardı. Yeni yarış atlarını özenle beslemişler, yetiştirmişler çeşitli sınamalardan geçirmişlerdi. Asıl sınav bugündü. İki seyis atı birer tarafından tutarak getirdiler. Son kontrollerde yapıldı. At sınava hazırdı. Bazı meraklı Maşukiyeliler de koşu alanındaydılar. Voçaçalar önceden kararlaştırmışlardı, ata Voçaça Recep binecekti. Henüz on iki yaşındaydı. Vakur ve cesaretli bir şekilde ata bindi. İşareti bekledi. İşaretle birlikte atı mahmuzladı, at yıldırım gibi ileri fırladı.

            Birinci turu kısa bir zaman içinde tamamladı. Seyirciler maşallah sözünü sürekli tekrarlanıyordu. Yarım tur daha tamamlanmıştı ki at nasıl olduysa kapaklandı, Voçaça Recep atın altında kaldı. Çığlığını duyan Voçaçalar ve seyirciler ona doğru koşuşturdular. Onlar oraya varana kadar at ayağa kalktı. Voçaça Recep’ten ise ses çıkmıyordu. Bayılmıştı. Amcası eğildi, ayıltmaya çalıştı. Ayıldığında tekrar bayıldı. Amcası orasını burasını yokladı, sağ ayağının dizinde kanama olduğunu gördü, yokladı. Diz kapağı kırılmış, paramparça olmuştu. Recep’i baygın bir şekilde eve taşıdılar.

            Kime gösterdilerse bacağının kesilmesi gerektiğini söylüyorlardı. Sonunda komşu köylerin Thamadelerinin de katıldığı bir istişare toplantısı yapıldı. Recep’in,  Hamitehable de Dipşov İbrahim’e götürülmesine karar verildi. Namı almış yürümüştü,” Hekimoğlu” diyorlardı.

            Dipşov İbrahim’e vardıklarında, o önce ellerini halis zeytinyağı sabunuyla, sıcak su ile güzelce yıkadı. Recep’in kırık bacağını tüm dikkati ile inceledi, sonra teşhisini Voçaçalar’a bildirdi:”iyi olur fakat eskisi gibi rahat kullanamaz” dedi.

            Gerekli malzeme listesini verdi. Bunların içinde beş aylık bir tay da vardı. Onun diz kapağını kullanacaktı.

            Dipşov İbrahim büyük bir titizlikle Recep’in kırılan ayağına gerekli bakımı yaptı, iki aya yakın orada kaldılar. İyileşince geri döndüler. Voçaça İbrahim daha sonra Suriye de Fransız Lejyonun da Çerkes üniformasıyla yıllarca askerlik yaptı.

---.----

            Seybet hasta kızı Nasıphan’ın başından ayrılmıyordu. En ufak bir rahatsızlığında Nasıphan’ın boğazı, bademcikleri şişiyor, korkunç ağrılar çekiyordu. Seybet’in artık canına tak demişti, A’kaze* Mısanauh’a gitmeye karar verdi. Papa Aziz’in hanımı Mısanauh hekimliği ile nam salmıştı. Anlatılanlara göre firengi dahil iyileştiremediği hastalık yoktu.

            A’kaze Mısanauh, Nasıphan’ın boğazına söyle bir baktı. Onlara üzülmemelerini söyledi. Yapacağı ilaçtan sonra bir daha boğazının ağrımayacağını inançlı bir şekilde belirtti. Evine gidip çeşitli otlar getirdi. Onlardan bir karışım yaparak toz haline getirdi. Bir karış uzunluğunda içi boş bir otu sıcak sudan geçirdi. İçine su çekip birkaç kez püskürtü. İyice silkeledi, ateşte yakmamaya özen göstererek kuruttu.

Dövüp toz haline getirdiği bitkisel karışımı itinayla borunun içine doldurdu. Yeteri kadar doldurduğuna emin olunca, Nasıphan’ı arkası duvara gelecek şekilde oturtup ağzını iyice açtırdı. Boruyu ağzına alıp içindeki karışımı itinayla Nasıphan’ın boğazına, bademciklerine üfleyerek boşaltı. “Hadi geçmiş olsun kızım, üç güne bir şeyciklerin kalmaz” deyip gitti.

Üç gün sonra Nasıphan iyileşti. O günden sonra bir daha Nasıphan’ın boğazı ve bademciği şişip ağrımadı.

----.-----

Mehmet’in tek ineği vardı. İyi bir cins olduğundan, bolca süt veriyordu. Bir gün ahıra girdiğinde bütün bağırsaklarının dışarı çıkmış olduğunu gördü. Alıp şehre götürdü. Gösterdiği veteriner kasaba verip kestirmesini söyledi. Kıyamadı, tek varlığıydı ve bunu kaybederse yerine yenisini alamayacaktı.

Danıştığı yaşlı kişiler ona Karaağaç köyünde Hekimoğlu İbrahim’e götürmesini tavsiye ettiler. Soluğu ineği ile beraber Karaağaç köyünde alır. Dipşov İbrahim ineğin etrafında şöyle bir dolaşır, sağrısını, orasını burasını kontrol eder. Sonra Mehmet’e dönerek : ”İyileşir” der.

Dipşov İbrahim hanımına sıcak su hazırlamasını söyler. Sıcak su hazırlanınca, önce her zamanki gibi ellerini sabunla güzelce yıkar. Sonra ineğin dışarı çıkmış bağırsaklarını sabunla, itinayla iki sefer yıkar. İyice dezenfekte olduğuna kanaat getirince, bağırsakları yavaş yavaş içeri geri yerleştirir. Dezenfekte ettiği iğne ile ineğin gerisini diker.

Mehmet’e ineğe üç gün, kesinlikle yem ve su vermemesini, üç gün sonra tekrar kontrole getirmesini söyler. Süre dolduğunda Mehmet ineği ile gelir. Dipşov İbrahim gerekli kontrolleri yaptıktan sonra dikişi keser ve temizler. Azar azar yemlemesini, gösterdiği miktarlarda su vermesini, bu uygulamayı bir hafta devam ettirmesini söyleyerek Mehmet’i köyüne yollar.

Mehmet ve tek geçim kaynağı ineği mutlu ve sağlıklı olarak köylerine dönerler.

 

---

Bunların benzeri çok anlatılar duymuşuzdur. Bu işi yapanlar için öyle bir zaman geldi ki hünerlerini gelecek kuşaklara aktaramadılar. Onlar geçmişin doktorlarıydılar. El vermeden, dağarcıklarındaki bilgi birikimlerini aktaramadan gittiler. Şüphesiz ki onlarla beraber çok bilgilerde yok olup gitti.

Bugün çiçek aşısının Çerkesler tarafından ilk uygulandığı herkesçe biliniyor. Şüphesiz ki bunun gibi ne kadar çok bilgi bu A’kaze’lerle beraber yok oldu gitti.

 

------

*A’kaze: Doktor anlamında da(Abaza / Aşkaruva)  kullanılır.

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner