Image

Mansur Balcı (Bağatır)

info@jinepsgazetesi.com

14 Nisan 2015, Salı

Nalçik’ te yaşamamak...

Bahar aylarının başladığı bu sıralarda, yoğun gündem konusu olan siyaset ve seçimleri konuşmaya-düşünmeye küçük bir ara verip, biraz yazla ilgili düşünelim istedim...

Çok merak ediyorum. Sayısı milyonları bulan diaspora Cerkeslerinin her yaş grubundan acaba kaç kişi bu yaz tatil için anavatanı düşünüyor? Kaç aile çocuklarının karne ya da diploma başarısını ödüllendirmek için anavatan tatilini ödül olarak düşünmektedir? Kayseri’den, Maraş’tan, İstanbul’dan Bodrum’a ya da Marmaris’e gitmekten kolay, daha az riskli olan bu coğrafyada tatil akıllarına gelmiyor mu acaba? Her keseye uygun, konforlu otel ve pansiyonların olduğu şehirlerin, kırsal alanların doğa cenneti olduğunu biliyorlar mı acaba? Köylerine yapılan gezilerin, hafta sonları kentlerdeki derneklerde yaşanan ve öncekinin tekrarı olan geleneksel etkinliklerle; doğal etkileşim-ilişki olacak Kafkasya tatilinin karşılaştırılamaz olduğunu bildiklerini sanmıyorum. Kurgulanmış ve tekrara dayalı, sürekli aynı kişilerle sınırlı hafta sonu dernek etkinlikleri ile karşılaştırılamayacak kadar anlamlı ve uzun sure unutulmayacak anıların biriktirileceği bir anavatan tatilini düşünenler sayıca ne kadardır? İnternet üzerinden sosyal paylaşım sitelerinde methiyeler sıralanan anavatan ziyaretinin çok kolay ve herhangi bir başka tatilden pahalı olmayacağını bilen ve düşünenlerin sayısı neden az acaba?

Haziranda okullar kapanıyor. Secim de yapılmış olacak. İş siyaset, ya da eğitim yoğunluğundan yorulanlar, gelin bu yaz tatil için anavatanı tercih ediniz. Pişman olarak dönen olmadı...

Başlangıç olarak neden Nalçik olmasın?

İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan, Nalçik’e doksan km. uzaklıktaki Mineralnye Vody şehrine haftada üç gün ucak seferi yapılmaktadır. Zamanında alınırsa, geliş-donuş kişi başına yüz dolara bilet bulunabilinir. Havaalanı çıkışında Cerkes taksiciler karşılar. Nalçik’e iki bin rubleye geliyorlar. Sabaha karşı saat üçte pahalı sayılmaz. Dört kişi birleşip gelen olduğu zaman kişi başına dokuz dolar civarında bir para... Ayrıca haftada iki gün Nalçik üzerinden Maykop’a otobüs seferleri yapılıyor. Daha uzun yolu göze alabilecek olanlar, Gürcistan’ı da geçerken görmek isteyenler için bu seçenek de yabana atılmayabilir... Kalacak yer rezervasyonu için ya da bu bilgilerde yanıltıcı şeyler olursa hesap sormak için iletişim bilgilerini yazının sonunda görebilirsiniz.

Nalçik şehri de Efes Antik Kent’te ortaya çıkan ızgara planlı kent yapısı özelliği dışında değil. 20. yüzyıl kentlerinin temel özellikleri benzerdir. Merkezde meydan ( agora), yönetim binaları ve kenara doğru yayılan yaşam alanları. Mahalleler, semtler, banliyöler... Askeri bir kaleden büyüyerek kentleşen Nalçik’in tarihi o kadar eski değil. Klasik kent orta meydanı yoktur. Geleneksel yapının yanında, çağdaş kent özelliklerinin de uyarlandığı bir kent diyebiliriz. Plan yapısına bakıldığında kentsel yapılanmanın kısmen ideolojik alt kaygıları da taşıdığı söylenebilir. Büyük kitlelerin toplanacağı meydanı olmadığı gibi; direniş barikatlarıyla kapatılamayacak kadar geniş cadde ve sokakları özgündür. Kenti hemen hemen tam ortadan bölen demiryolu çok kentlerde olmaz. Demir yolu istasyonları genelde kentin girişinde biter. (Zamanla, kentin hızlı büyüyerek istasyonu içine aldığı kentler var). Ama örneğin Paris’te hala dört yonun adını taşıyan dört istasyon, kent girişidir. Ama, aşağıdan yukarı uzanan Lenincaddesi, Şanzelize örnek alınarak oluşturulmuş gibi. Paris kent planı ve mantığının örnek alındığını hissettirecek çok öge var. Hatta kentin Şegem girişinde Şanzelize bitimindeki Zafer Anıtı kapısının bir benzer minyatürünü görebilirsiniz. Kentin kentsel özellikleri başka bir yazının konusu olsun. Bu yazıda daha pratik ve ampirik gözlemlerle yetinmek gerek sanırım...

Nalçik’te şehrin tam ortasında, Lenin caddesinde yukarı doğru çıkarken düz, aşağı doğru yürürken yokuş aşağı yürür gibisiniz. Bu durum pek şaşırtıcı değil. Hissedersiniz. Altmış metre genişliği ve kaldırımda iki sıra boyunca dizilmiş kestane ağaçlarıyla, çimen ve çiçeklerle harika kokuların içinde yürünecek bir cadde. Caddenin iki tarafında uzanan maksimum dört katı geçmeyen klasik mimari konutlar ve bu konutların yola bakan dairelerinden bozulup uyarlanmış iş ve alışveriş mekanları çok rahatsız etmez. Ürününü satmak için kapı önünde satıcı, kaldırımlarda işportacılar görmezsiniz. İki devasa pazar bu işi yapıyor. Zelona ve Dupkiy pazarları. Pazarlarda da kimse bağırarak bir şey satmaz. Dikkatli ve gözlemci olan hemen görür. Hemen hemen her evin kösesinde, ulusal ya da uluslararası üne sahip kişilerin, kahramanların bu evlerde yaşadığını anlatan rölyef ya da kitabemsi plaket-yazı bulunur. Ayrıca çok yaygın olarak, 2. Dünya Savaşı’nda ölenler için konulan mavi zemin üzerinde yıldız ve iki şeritli plaketler bulunur ki; bu evlerde savaş sonrası yaşanan derin acı ve yası düşünmeden edemezsiniz. Nalçik’te sokak yoktur. Ana caddeler en az altmış metre genişliğinde ve biraz daha dar, ki; en az otuz metre tali caddeler. Ve tüm caddeler birbirini dik keser. Çıkmaz sokak ise hiç aramayın. Şehrin ortasındaki Lenin caddesi boyunca, Abhaz Özgürlük Meydanı’nda hafta sonları kısa bir düğün yapan gelin alayı duraksamalarıyla karşılaşabilirsiniz. Sağ tarafı boylu boyunca Nalçik parkı ki, içinde oturma bankları, gezinti alanları yanında, şık kafeler, lokantalar var. Tercihin onlar olmazsa, Şowgencuk Ali Tiyatrosu’nda anadilinde bir de oyun izleyebilirsin. Oyundan sonra caddede yürümeye devam edersen, Ulusal Parlamento’nun önüne gelirsin. On bir basamak merdiven çıkarsan parlamentoya girebilirsin. Yüksek duvarlar, aşılmaz kapılar ürkütücü güvenlik-kimlik kontrolleri ile halktan izole edilmiş bir parlamento değil burası. İşin varsa içeri girersin... Parlamentonun kapısına sırtını donup ileri bakarsan, devasa boyutlu Lenin heykelini görebilirsin.

Parlamento girişinden yüz metre ileri taşınmış olsa da sosyalist donemde Çerkeslere yazılı dil, yazılı edebiyat ve bir devlet biçiminde örgütlenme olanağının sağlanmasından olsa gerek; Lenin heykelleri hatta hiç bir heykel ne yıkıldı ne de başka yerlerde olduğu gibi kazma, çekiç, hilti gibi aletlerle parçalanmadı; kimse ayakkabılarıyla yıkılmış heykelleri dövmedi... Caddede yürümeye devam edersen, sağda kültür merkezi, solda sinema salonunu geçince, ulusal oyuksu olan Marina Heykeli’nin karşısında unlu Rusya Oteli’ni görürsün. İsteyen için meydana yakın mesafede yerel müzisyenlerden ulusal ya da evrensel klasik müzik konseri dinleme şansına denk gelmiş de olabilirsin.İlerlemeye devam edersen, Belediye Meclis Salonu’nu geçerek şehri ortadan bölen demiryolunun istasyonuna çıkarsın. Bu istasyondan, Moskova’dan Sibirya’ya, hatta Cin’e kadar her yere trenle gidebilirsiniz. Trafik sorunu yoktur. Hemen hemen her yere dolmuş, ve troleybüs ile gidebileceğiniz gibi; taksi tercih ederseniz mutlaka fiyatını konuşun. Taksimetre pek kullanılmıyor olup fiyatlar göreceli olarak karşılaştırılamayacak kadar daha ucuzdur.

Nalçik’te onlarca irili ufaklı park var. Tamamen dev ceviz ağaçlarından oluşan Cevizli Park’tan tutun, son derece bakımlı ve çiçekli parklar. Hatta, mahalle aralarında yolda yürürken kaldırımdaki ceviz, elma, erik ağaçlarından mevsiminde meyve koparıp yiyebilirsiniz de... Kent merkezinde turizm danışma ofisleri dışında, Türkiye’den dönerek Nalçik’e yerleşenlerin işlettikleri Tamaris Kafe, Leyla Kafe gibi kafeler de gönüllü turizm danışma ofisleri gibidirler. Yeteri kadar ilgi göreceğinizin kefiliyim. İsterseniz, akrabalarınızı bulmada yardımcı da olurlar. Kaldırımlarında yürürken yanınızdan geçenlerin ana dilinizde konuştukları, troleybüs duraklarındaki Adıgece ayaküstü sohbetler ya da şakalaşmalar, kafelerdeki Adıgece derin muhabbetler, kafede ana dilinle sipariş vermek ya da markette-AVM’de (ki çok var) Adıgeceyi kullanarak alışveriş yapmak hoş duygular yaratmaz mı?  Günlük gidiş donuş mesafesinde yer alan yüzlerce doğa harikası kanyon, gol, kayak merkezi, onlarca yataklı-masaj salonlu kaplıca tesisleri (burada sanatoryum dediğimiz) gibi yüzlerce gezilecek-görülecek-kalınabilecek yerler dışında kolayca gidebileceğiniz her köyde herhangi bir kapıyı çalsanız sizi akraba gibi karşılarlar ve istediğiniz sohbeti istediğiniz sure yapabilir, tanışıp dost-arkadaş olabilirsiniz.

Bahar geldi geliyor.

Kıştan kalma eksikliklerin tamamlandığını, gerekli bakımların yapılmaya başladığını görüyorum her gün.

Yani biz hazırız.

Baharda ve bu yaz, isteyen herkesi Nalçik’e bekliyoruz.

mansurbalci@gmail.com

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner