mayıs 2015

SOYKIRIM 21 Mayıs’tan 24 Nisan’a

Yani 1864 21 Mayıs’ından 1915 24 Nisan’ına..

Stephen D. Shenfield makalesinden alıntıyla (1); “Henze‘Bu büyük göç modern zamanlarda dünyanın bu bölümünde yaşanan şiddete dayalı kitlesel nüfus hareketlerinin birincisiydi’ demişti. Çerkes sürgününün Ermeni soykırımına örnek teşkil ettiğinden hareketle ‘Çerkeslerin başına gelenin en hafif ifadeyle soykırımla mukayese edilebileceğini’ söylemişti. (Henze, Circassian Resistance, s.111).”

Patrikhane nüfus sayımına göre; 1882 yılı Osmanlı topraklarında yaşayan toplam Ermeni nüfusu 2.660.000. Sadece altı vilayetteki (Erzurum, Van, Bitlis, Harput, Sivas ve Diyarbakır) nüfus 1.630.000. 1912’de yenilenen sayıma göre toplam nüfus 2.100.000 (2). Yirmi yılda nüfus artmamış, aksine 560.000 azalmış. Şimdi ne kadar? İstanbul’da yaşayan 60 bin civarı Ermeni. Ne oldu binlerce insana?

Soykırım ve sürgün öncesi Kafkasya’nın en kalabalık halkı Adıgeler idi. Şimdi Kuzeybatı Kafkasya’daki Adıge nüfusu 200.000’i bulmuyor. Kemal Karpat’ın tespitlerine göre 1.900.000 insan sürgün edildi. Bu sayı 1 milyon olsa bir şeyler değişir miydi? Kadim topraklarında yaşayan binlerce insan neden öldürüldü sonra da sürgün edildi?

Çerkeslerin ve Ermenilerin 19. ve 20. yüzyılda yaşadıkları felaketler birbirine benziyor. Sadece o kadar mı? Ermenistan’dan, Türkiye’den ve diasporanın diğer ülkelerinden (ABD; Fransa..) Ermenilerin sorunlarının tespitindeki yaklaşımları; anavatan Kafkasya’dan, Türkiye’den ve diğer ülkelerdeki Çerkeslerin yaklaşımları ile de benzeşiyor. Şahinler ve güvercinler var. Benzerliği Ece Temelkuran’ın kitabını (3) okurken mırıldandığımı hatırlarım. Bir diaspora Ermenisinin “Ağrı sizin için bir yükselti ama bizim için derinlik” lafını da hatırlarım, muhtemel Elbruz ya da Kazbek dağını düşündürmüştür.

SSCB lideri Stalin’in emriyle, 1940’ta Kızılordu’nun esir aldığı 22 bin savaş esirinin öldürülmesi (Katin katliamı) nedeniyle Polonyalılardan özür dileyen dönemin Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Stalin döneminde çok sayıda insanın rejim kurbanı olduğunu belirterek “Ölenler, tarihin büyük yalan yarasının uzlaşmayla aydınlatılması için bekliyorlar” demişti. 2015 yılının Nisanında Putin bu kez 1915 yılında Ermenilere soykırım yapıldığını açıkladı. Ne iyi yaptı. Ama bu yaklaşım neden bana Gürcistan’ın 1860’lı yıllarda Çerkeslere soykırım yapıldığını kabul ettiğini hatırlattı?

Yeri gelmişken ifade etmeliyim, Çerkes soykırımının Rus halkının vicdanında yer etmesi, Putin’in soykırım özründen çok daha değerlidir. Polovinkina (4) ve Gordin (5) gibi Rus aydınlarının bu gerçeği dile getiriyor olması çok daha değerlidir.

“Soykırım” sözcüğünü ilk kez kullanan Yahudi avukat Rafael Lemkin’di. 1915’de Osmanlı’da yaşanan katliamı gerçekleştirenlerin yargılanmasını gerektirecek uluslararası hukuk kuralının bulunmadığını öğrenmesi, onu konuyla ilgili çalışmaya sevk etti. Nazi Almanyasının Yahudilere soykırım yapması, Lemkin’in çalışmasına uluslararası destek de sağladı. Soykırımın suç olarak işlenmesinin önlenmesi ve cezalandırılmasına yönelik çabalar, 1948 yılında BM Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi ile sonuçlandı. Ölçü bu sözleşmedir kısaca. Herkesin bulunduğu yerden söylediklerinin bir değeri yoktur.

Hayko Bağdat der ki (6); “Almanya, Avusturya, Obama, Erdoğan, Davutoğlu… Sokaktaki komşuma mahcup ettiler beni. Bütün dünya toplanıp ona katil dedi, dedesini cani ilan etti, çocuğunun anlına kara bir leke sürüldü gibi hissetti benim komşum. Bütün o gürültü içerisinde sesimi duyuramadım ona. Teselli edemedim.

‘Senin suçun değil be arkadaş, zulmeden ne zaman bizden oldu ki katil sana benzesin? Vatan diye üzerine bastığımız toprakların altında ölülerimiz var, senin bir fatihandır ihtiyacımız olan’ diyemedim…

Sokaktaki komşum mahcup oldu bana. Bütün siyasetçiler toplanıp ‘kalanları deport etmedik işte. Hem zengin bunlar hâlâ, bak paralarını da almıyoruz işte’ diyerek annemin geceleri kapılarını iki kere kilitlemesine yol açanların hoyrat sesleri arasında sesini duyuramadı bana.

Doya doya, haykıra haykıra ‘lanet olsun bu zulmü yapan canilere. 100 yıldır cinayetin ortağı yazdılar bizleri. Ölenin öldürülmeyi hak ettiğine inandırdılar bizleri. Hâlâ aynı öfkeyle öldürüyorlar çocuklarımızı’ diyemedi…”

Empati yapabiliriz. Rusya Federasyonu içindeki Çerkeslerimizden böyle bir sesin yükselmesi gibi bir empati.

Genel Seçim

Kimlikle ilgili bir derdimizin olduğunu dile getiriyorsak boşa oy vermemeli. Ölçülerimiz olmalı.

Dikkatlerimizi “21 Mayıs ve Çerkesler” özelinde parti yetkili ağızlarından çıkacak/çıkmayacak cümlelere çevirelim örneğin. Bir oy verme ölçümüz de bu olsun.

Söyleşiler yapmak istedik üç parti ile. İki parti, CHP ve HDP olumlu yanıt verdi. HDP parti eşbaşkanı (7), CHP parti genel başkan yardımcısı (8) düzeyinde sorularımızı yanıtladı. Yanıtların içinde çok şey var. Bize dair, sürgüne, soykırıma, Abhazya’ya, Güney Osetya’ya dair. Bakmalı ve oy verme ölçümüz olmalı. İktidar partisi ise söyleşi önerimize yanıt verme gereği duymadı. İlettiğimiz soruları yazılı yanıtlama gereği bile duymadı. Ötesinde “Çerkes asıllı” aday adayları, tespit edebildiğimiz bir kişi hariç elemişler. Tesadüf olabilir mi?

 Mevcut iktidarın en çok abandığı parti HDP. Bunun bir nedeni olmalı. Bugünden hoşnutsuzların, demokrasi daha fazla demokrasi talep edenlerin bu seçimdeki oy adresi çok net aslında.

----

 (1) (Sürgün 147. Yıl – Kafdav Y. - 2011) (2) 1915 Bir Ölüm Yolculuğu-KrikorZohrab-Pencere Y.-Nesim Ovadyaİzrail (3) Ağrı’nın Derinliği - Everest Y. (4) Çerkesya Gönül Yaram – Kafdav Y. - Tamara Polovinkina (5) Kafkas Atlantisi– CSA – YakovGordin (6) http://www.taraf.com.tr/yazarlar/bugun-25-nisan/ (7)http://www.jinepsgazetesi.com/egemenligi-tun-halklar-paylasmalidir-13717. html (8) http://www.jinepsgazetesi.com/kurt-meselesinin-temelinde-esit-yurttaslik-sorunu-var-13712.html

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner

KÖŞE YAZILARI