Image

Mansur Balcı (Bağatır)

info@jinepsgazetesi.com

07 Temmuz 2015, Salı

Üç milyon Ispartalı...

Üç milimetre, üç yüz ve üç milyon rakamları, karşılaştırılamayacak kadar farklı rakamlar. Bu rakamlar sıfatlarla birlikte gündemlişince etkileri, kendi ağırlığı aritmetik olarak değil, logaritmik olarak katlanıyor. Bu yazıyı Jıneps’e yollamam gereken tarihten hayli gecikerek göndermeme neden olan, üç milimetre boyunda bir kenenin beni ısırması. Isırması bir noktaya kadar sorun olmayabilirdi de, gittiğim hastahanede doktorun "çıkarttım" diye parçalaması. Doktoru uzaklaştıran hemşire, kalıntıları yararak temizlediğini, merak edecek durumun olmadığını söylemiş olsa da; Google’dan Kırım Kongo virüsü taşıyan kene ısırmasının olası sonuçlarına bakarsanız, hemşirenin telkinleri çok etkili olamıyor ne yazık ki... Bir ile on dört günlük kuluçka sonucunu beklemekten başka şimdilik yapacak şey yok gibi... Üç yüz Ispartalı, Persleri durdurmuştu. Yüz binle ifade edilen Pers Ordusunu durduran üç yüz Ispartalı da kendi özgül ağırlığının çok üstüne çıkmış, tarihte yer almışlardı... Üç milyonseçmen Ispartalı değil, ama secim sonuçlarını etkilemekle kalmamış, Türkiye’nin siyasi gidişatını değiştirmiştir. Yüzde 41’lik bir sonucu kilitlemiş, yüzde elli oy desteği ile böbürlenen hükûmeti yıkmıştır. Diktatör özentili tek adam iktidarı özlemini, aradaki zamanı silerek bugünü Osmanlıya bağlama safsatalarını yerle bir ederken, diktatör özentisini ensesinden yakalamış, tüm yolsuzluk, usulsüzlük ve hukuksuzluk süreçlerinin aktörlerinin uykularını kaçırmıştır. Bu seçmenleri iyi anlamak gerek. Sanırım sürekli karşımıza çıkacak gibiler...

Seçim kampanyası yürütülürken sürekli aklıma takılan bir soru oldu. Geleneksel adlandırılması ile ‘’kararsızlar’’ denilen; son güne kadar, son ana kadar kime oy vereceğine karar veremeyen seçmenler. Her parti kazanacağı taraftarı kazanmış, bütün olanaklarıyla bu ‘’ kararsızlar’’ denilen seçmenlerin peşinde koşuyor. Aklıma takılan soru şuydu; genel seçmen sayısı açısından çok küçük bir grup olan kararsızlar mı ülkenin siyasi geleceğini belirliyor... Öyle ya onca okumuş yazmışlar, onca zamandır onca siyasi yapılanmalar içinde olmuş seçmenler değil, patolojik denilebilecek kadar ‘’kararsız’’ olan seçmenler geleceği belirleyecek... Görünen odur ki, bu seçimlerden önceki seçimlerde belirleyici olanlar bu kararsızlar idi. Bu seçimde de öyle sanılıyordu. Öyle olmadığı seçime bir hafta kala anlaşıldı. AKP daha önce anlamış gibi görünüyorsa da genel eğilim ‘’ kararsızları kazanan, seçimi de kazanır’’ şeklinde idi.

Ancak, HDP bu durumu bozdu, değiştirdi. Kararsızlar denilen bu seçmen grubu çoğaldı ve en kararlı seçmenler olarak göründüler. Belki de, ’Gezi ruhu’’ denilen şeyin somutlaşmış biçimine dönüştü. HDP’nin oyunu ikiye katlayan üç milyon seçmen budur. HDP’nin kampanya sloganı ‘’seni başkan yaptırmayacağız’’ idi. Yani, AKP’yi ve RTE’nin gidişatını durdurmak. Bunun yolu, kararsız seçmenleri kazanmak için bir hükûmet programı değil, HDP’nin barajı aşmasıydı. Nitekim öyle de oldu. Yüzde altı buçuk oy olan bu oylar başka bir partiye aksa da AKP’nin tek başına iktidarını önleyemeyecekti. AKP de oyunu yüzde üç arttırsa da sonuç değişmeyecekti. Kilit mesele HDP’nin barajı aşmasıydı. AKP’yi durduran sonuç da, HDP’nin barajı aşmasıyla kazandığı fazladan vekiller. Üç yüz Ispartalı, Persleri durdurdular, durdurma süresi yok edilme süresi kadardır. Belki de amaç da o kadardı. Üç milyon seçmen de AKP’yi durdurdu, ancak matematiksel olarak AKP’yi geriletme olanağını da ortaya çıkardı. Şimdi, beklenti bu noktada.

Üç yüz Ispartalı, tarihte kaldı. Üç milyon seçmen de ortaya çıkardığı sonuca uygun politik sürecin yönetilmesini bekliyor. Uygun adımlar atılmaz ise, gelecek seçimlerde artık ‘’kararsız seçmenler’’ değil, tam tersi en kararlı seçmen olarak neler yapacağına, bu seçimlerde yaptıkları fikir verebilir gibi görünüyor. Bizim üç milimetrelik keneden de küçük olan taşıdığı virüs. Görünmez kadar, yani yok denecek kadar küçük olan bir virüsün insan bedeninde yarattığı, yaratabildiği yıkımı düşünürseniz, güç hacimle her zaman doğru orantılı olmamaktadır. Umudum, ısıran kenenin kötü cins olmaması. Aksi halde, bir sonraki Jıneps sayısına yazıyı yazamayacak olduğumu biliyorum...

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner