01 Temmuz 2016, Cuma

Yine Lazca konuşanlar geldi – Haziran 2016 Notları

1. Pazar'da bir elektrik dükkânında Lazca olarak telefon kablosu istedim. Satıcı direkt "Lazca konuşma" uyarısında bulundu. Affedersiniz, dilim sürçtü.
 
2. Bir eczanede Lazca derdimi anlatıp ilaç istedim. Eczacı ilacı verdi. Kasada oturan orta yaşlı hanıma Lazca kaç para vereceğimi sordum. Hiçbir şey anlamadığı bakışlarındaki şaşkınlıktan anlaşılıyordu. Lazcayı hayatında ilk kez duymuş gibiydi. Çaresizce eczacı hanıma baktı. 
İlacın ambalajını açmaya çalıştım ama beceremeyince yardım ister misin diye sordular. Lazca evet dedim. Acil bir çeviri geldi.
Hangi köyden olduğumu sordular. Lazca konuştuğuma göre gün yüzü görmemiş bir köyden olmalıydım. 
 
3. Lazca konuştuğunu hiç duymadığım kendi köyümden bir adamla karşılaştım. Selamlaştık. O Türkçe ben Lazca konuştum. Benden iyi Lazca konuşuyorsun dedi. 
- Sen hiç Lazca konuşuyor musun? diye sordum. 
- Çok iyi biliyorum ve konuşabiliyorum ama konuşmuyorum dedi.
- Neden?
- Böyle alıştım dedi ve ekledi…
- Çocuklarımı annem büyüttü. Babam da, ben de çocuklara Lazca konuşmaması için annemi tembihlerdik. Annem çocukla Türkçe konuşmaya başlar, birkaç cümle sonra Lazcaya dönerdi. Türkçeye dili dönmüyordu.
- Şimdi çocukların Lazca biliyor mu?
- Anlıyorlar ama konuşmuyorlar. Evde Lazca konuşmuyoruz.
 
4. Kasabaya inerken arabaya bir kadın bindi. Kadın köyde, Lazca konuşulan bir ailenin geliniydi. Ben Lazca sohbete başladım. Kadın ağır bir Lazca aksanla hep Türkçe cevaplar verdi.
- Lazca biliyor musun? diye Lazca sordum.
- Biliyorum ama konuşmuyorum, diye Türkçe cevap verdi.
- Neden konuşmuyorsun?
- Çocuğumun öğretmeni ile konuşmak için okula gittim. Görüşmede öğretmenin dediklerini iyi anlayamadım. O gün sonra bir daha Lazca konuşmamaya karar verdim. Bu yüzden konuşmuyorum. İyi de oldu. Şimdi üç çocuğum üniversite okuyor.
 
5. Kendi köyümde, 85 yaşında, çay fabrikasından emekli bir amca ile sohbet ediyoruz. Her zaman olduğu gibi Lazca sohbet ederken yanımıza oğlum geldi. Oğlumla da Lazca konuşmaya devam ettim. Amca, müdahale etti. Lazca olarak;
- Çocukla Lazca konuşuyorsun ama okul okuyamayacak.
- Ben Lazca konuşuyorum ama okul okudum. Demek ki Lazca engel değil.
- Herkes senin gibi yapamaz, dedi.
 
6. Oldukça yaşlı ve hayatını köyde geçirmiş bir teyzeyle Lazca sohbet ediyoruz. Ben yanımdaki oğluma arada Lazca birşeyler söylüyorum. Teyze çocukla elinden geldiğince Türkçe konuşuyor.
- Neden çocukla Lazca konuşmuyorsun?
- Lazca ne işe yarayacak. Boşuna çocuğun dilini bozma.
 
7. Kasabamızdaki tanıdık berber dükkânındayız. Oğlum saç tıraşı olurken ben de bekliyorum. Çocukluk arkadaşım dükkâna giriyor. O, sırasını beklerken sohbet başlıyor. Konumuz arıcılık ve elbette ki sohbet dili Lazca.
Arada oğluma Lazca bir şeylersöylüyorum. Arkadaşım;
- Çocukla Lazca mı konuşuyorsun?
- Evet, çocuğun Lazca öğrenmesi lazım. Yoksa Lazca yok olup gidiyor.
- İyi ama sonra ne olacak?
- Ne olacak?
- Türkçesi bozulacak. Arkadaşları iyi Türkçe konuşurken bu konuşamayacak. Çocukla dalga geçecekler.
- Sen de iyi Türkçe konuşamıyorsun. Seninle dalga geçen oldu mu?
- Benimle dalga geçen olmadı. Ben hep burada yaşadım. Ama başka yerde dalga geçerler. Okulda da sıkıntı çeker.
 
8. Kasabamızda bir ayakkabıcı dükkânı. Oğluma köyde kullanması için lastik ayakkabı alacağız. Orta yaşlı dükkân sahibi kaç numara ayakkabı istediğimizi soruyor. Ben de oğluma dönerek Lazca kaç numara giydiğini soruyorum. Dükkân sahibi amcanın gözü açılıyor ve soruyor.
- Çocuğu alıştırmak için Lazca konuşuyorsun, değil mi?
 
Acaba adam beni tanıyor, Lazca hakkındaki tutumumu biliyor mu diye düşündüm. Bu yüzden de sordum. 
- Beni tanıyor musun?
- Hayır.
- Peki, neden böyle düşündün?
- Çünkü kimse çocuğuyla Lazca konuşmuyor. Arada konuşanlar çıkıyor. Onlar da çocuk Lazca öğrensin diye. Çok iyi yapıyorsunuz, tabii dilin kaybolmaması lazım. 
 
9. Kasabadaki nispeten büyük markette ailecek alışveriş yapıyoruz. İki oğlum rafların arasında koşuşturuyor. Ben de etraftan duyulur bir sesle çocuklara Lazca uyarılar yapıyorum. Markette çalışan kızın yorumu, “Gene Lazca konuşanlar geldi. Her sene geliyorlar”. 
 
Sonuç: UNESCO, 2008 yılında Lazcanın “ciddi tehlike altında bir dil” olduğunu rapor etti. 
 
 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner