Ne apoletli ne sivil! Darbe, cunta ve diktaya hayır

Baştan belirtelim; darbelere, nereden nasıl gelirse gelsin karşıyız. Türkiye’de yaşanan darbelerin neler yaptığını, ne çok can yaktığını, ülkeye ve halka nelere mal olduğunu çok iyi biliyoruz.

Baştan belirtelim; darbelere, nereden nasıl gelirse gelsin karşıyız. Türkiye’de yaşanan darbelerin neler yaptığını, ne çok can yaktığını, ülkeye ve halka nelere mal olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu konuda tutumumuz nettir; evrensel insan haklarını çiğneyen her tür anti-demokratik uygulamaya karşıyız, elbette darbelere de.

Darbeye karşı olmakla iktidarı eleştirmemek ve hatta savunmak eşitlenmek isteniyor ki işte buna da karşıyız. Temsili demokrasinin en zayıf demokrasi uygulamalarından biri olmasına karşın TBMM’ye bomba yağdırılmasına, işlevsiz bırakılmasına, partilerin kapatılmasına, vekillerin kürsü dokunulmazlık haklarının gaspedilmesine de karşıyız.

15 Temmuz’a kadar;

-“Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorum”, “Halkın seçtiği cumhurbaşkanı fiili bir durumdur, yasalar buna uydurulmalıdır” örneği yaklaşımlarla aslında fiilen sivil darbe yapan,

-Demokrasiyi tramvaya benzetip uygun durakta ineceğini açıkça deklare eden,

-Demokrasinin olmazsa olmazı “kuvvetler ayrılığı” ilkesini ayak bağı gören,

-Çoğulculuğu yadsıyan,

-Milli iradeyi oy çokluğuna bağlayan ve oy aldığı çevrelerle sınırlayan,

-Anayasal ve yasal birçok düzenleme yapmasına karşın anti-demokratik genel seçim ve partiler yasasını uygulaya gelen,

-Düşüncenin özgürce ifadesini her şart altında engellemek için özel çaba gösteren,

-Gazetecileri hapse atan,

-Akademisyenlere baskı kuran,

kısa ve öz demokrasi ile arasına önemli mesafe koyan bir iktidar olduğu gerçeği ortadadır.

İktidarın 2013 yılına kadar işbirliği yaptığı Gülen cemaati ile ilgili pratikleri de ortadadır.

-“Gel bitsin bu hasret” ile başlayan çağrıların “Ne istediler de vermedik” isyanına nasıl vardığı hafızalardadır.

-“KPSS soruları çalındı” şikâyetine “başarılı, temiz, sorunsuz” diyen de, “14 yıldır sorular çalınıyordu” diyen de bu iktidardır.

-Kadrolaşma uyarılarına karşın “Buna kargalar bile güler” diyen de, “Devlete sızmış ve paralel devler kurmuşlar” diyen de bu iktidardır,

-“Askeri vesayeti ortadan kaldırıyoruz” mesajı ile başlatılan Ergenekon ve Balyoz sürecinde bir kumpas olduğu ve varsa darbecilerin ayıklanmasında özenli davranılmalı uyarılarına “Davanın savcısı benim” diyen de, “Evet kumpasmış” diyen de bu iktidardır.

Kısa ve öz “kandırıldık” masumiyeti ile açıklanamayacak suç ortaklığının ve anti-demokratik uygulamalardaki dahlin itiraf edilmesi gerekir.

Darbe girişimcileri bildirilerinde “Yüce Atatürk’ün önderliğinde” diyor; diğer yandan girişimin bastırılması sonrası “iki ayyaş” atfını sümen altı eden iktidar yönetim binalarına Atatürk posterleri asıyor. Takiyyenin, illüzyonun devam ettiğinin açık kanıtıdır. Gezi isyanında ellerinde Atatürklü bayrak taşıyanlara atfen evde zor tuttuğunu söyledikleri yandaşlarına yönelik “Siz hangi bayrağı alıp almayacağınızı iyi bilirsiniz” mesajı daha yeni verilmişti üstelik.   

“Alnı secdeye değenden zarar gelmez” referansı ile hareket eden, “Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz” mesajı veren bir iktidarın demokrasi anlayışı elbette ki sorgulanacaktır.

Demokratik siyaset alanını tıkayan, daraltan ve her tür anti-demokratik harekete alan açan ve yukarıdaki örneklerden anlaşıldığı üzere iktidar olarak kendisi anti-demokratik uygulamalar yapan iktidar askeri vesayete alan açmıştır.  

15 Temmuz’un birinci dereceden sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir, iktidardır. Bu bilincimize karşın darbeye karşı onları da korumak isteriz.

Demokrasi fukaralığına karşın demokrasiye sahip çıkmak için tek başına darbe karşıtı olmak yetmez. Nasıl karşı çıktığınız, ne yaptığınız, ağzınızdan çıkan sözler, sloganlarınız, eyleminiz, hal ve davranışlarınız, neyi savunduğunuz önemlidir.

Nicedir eşitlik istemek, demokrasi, özgürlük, adalet ve barış istemek bölücülük ile eşdeğer tutuluyor, terörist yaftası yapıştırılıveriyor.

Şimdi de iki emir-komuta zinciri arasına sıkıştırılıyoruz. Biri askeri, diğeri sivil. İki ucu pis bir değnek söz konusu, bir tarafını tutmamız isteniyor. Tutmayacağız. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek istiyorlar. Razı olmayacağız.

12 Eylül 1980 öncesinden iyi biliyoruz ki toplumsal muhalefeti bastırmak için sivil güçleri devreye alma testindeler. Dikkatli olacağız.

Şairin söylediği gibi vatan hainliği eşitlik, özgürlük, demokrasi daha fazla demokrasi, adalet, barış istemekse; inadına istemeye, üstelik omuzlarımız daha bir sıkı birbirine değerek istemeye devam edeceğiz. 

Jıneps Gazetesi Yayın Kurulu

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner

KÖŞE YAZILARI