Image
2011 Ekim

Türkiye Diyasporası Yayınlarından Seçmeler

MARJE – Şubat 1993
Oyununu Kuralına Göre Oynamak
Sönmez Baykan

Geçen ayki yazımızda* oyunun kura­llarından bahsetmiştik. Bu yazımızda da oyunu kurallarına göre oynamaktan bahsedeceğiz.
Şimdi Çerkesler Türkiye’de belirli bölge­lerde yoğunlaşmış olarak yaşıyorlar. Ayrıca metropollerde ve diğer kentlerde de azımsanmayacak sayıda bir Çerkes nüfusu var.
Bu insanların örgütlü oldukları tek yer Kaf­kas Kültür Dernekleri, Anavatanlarından sürüldüklerinden bu yana da en büyük ittifakı Abhazya ve Kafkasya konusunda yapmışlar.
Şimdi bu insanların siyasi partilerle olan ilişkilerine bakacak olursak şöyle bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz.
Türkiyeli Çerkesler çok partili döneme geçildikten sonra bir taraftan İnönü faktörü diğer taraftan tek partili dönemdeki uygula­malar ve Çerkes halkına yönelik baskılar, son olarak ta 2.Dünya Savaşı döneminde genel olarak yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle Türkiye’de yaşayan herkes gibi Menderes faktörüne ve Demokrat Parti’ye can simidi gibi sarıldılar. Böylece uzun yıllar sadakada süren merkez sağ partilere oy verme süreci başladı. Ta ki Çerkes Halkı kırsal bölgelerden kentlere akmaya başlayana kadar.
Özellikle 70’li 80’li dönemlerde Çerkes gençleri arasında radikal siyasi eğilimler görülmesine rağmen Türkiyeli Çerkesler geçen sayıdaki yazımızda da belirttiğimiz gibi genel olarak bugüne kadar merkez partilere oy verdiler. Merkez sağda Demokrat Parti ve onun devamı olan Adalet Partisi 12 Eylül’den sonra onların mirasını paylaşan Doğru Yol partisi ve Anavatan Partisi Merkez Solda CHP ve onun devamı olan Halkçı Parti, SODEP ve onların bileşkesi olan SHP. Bu son genel seçime kadar böyle devam etti.
Enteresandır, Türkiye Çerkeslerinin hiçbiri yıllarca sadakatle oy verdikleri bu partilerden hiçbir şey istememişlerdir, evet hiçbir şey isteme­mişlerdir. En küçüğünden en büyüğüne sivil­toplum örgütlerinin talepleri oy kaygısı ile ye­rine getirilirken kongrelerinde politikacılar boy gösterirken, Kafkas Kültür Dernekleri bırakınız toplumsal talepleri kendi üyeleri, hatta o derneklerin büyük yükünü çeken gençler için bir iş, bir tayin talebinde bile bu­lunmamışlar. Zaman zaman bu tür talepler kendilerine ulaşsa bile ilgili mercilere iletememişlerdir. Bunun aksini söyleyebilecek gelmiş geçmiş herhangi bir dernek yöneticisi varsa beri gelsin.
Şimdi bunun birinci sebebi, Çerkesler gu­rurlarına son derece düşkündürler. Başkaları için ellerinden gelen her şeyi yaparlar ama kendileri için kolay kolay bir şey istemezler. İkinci sebep ise politikadan sürekli uzak dur­maları, dahası politikayı bilmemeleri.
Peki ne oldu da bu gururlu insanlar bazı siyasi partilere tepki gösterip birdenbire politi­kayla yakından ilgilenmeye başladılar.
Bunun aslında temelde birçok sebebi vardır. Bunların en önemlisi Çerkes toplu­munda yaşanan ve giderek ivmesi artan bir kentleşme süreci. Ve bununla beraber gelen sosyo-ekonomik değişimler;
-Türkiye Çerkesleri 1983 yılından itibaren yoğun bir kentleşme sürecine girmişler,
-Sosyo-ekonomik yapılarında büyük değişiklikler olmaya başlamış,
-Öğrenim durumları çok hızlı bir şekilde yükselmiş,
-Yeni iş alanlarıyla tanışmaya başlamışlar,
-Kentleşme süreci sonucunda müteşebbis insanlar, yeni tip üst düzey bürokratlar, politikacılar yetişmiş,
-Değişen Türkiye’nin yeni koşullarına paralel olarak Türkiye’de olan bitenle ilgilenmeye başlamışlar,
-Dünya’da gelişen olayları, değişen denge­leri izlemeye başlamışlar,
-TV, telekomünikasyonla tanışmışlar,
-Yılardır yaşadıkları kapalı toplum yapısını kendi değerlerini kaybetmeden değiştirmeye başlamışlar,
-Politikayla ilgilenmeye başlamışlar,
-Üstelik bu insanların önemli bir kesimi bugün kendi toplumsal sorunlarıyla da yakından ilgileniyorlar,
       -Toplumun değişik dinamikleri toplumsal örgütlenmeyle ilgilenir olmuş.
Şimdi bugün Türkiye’de genel siyasi tab­loda bir takım değişiklikler var. Merkez sağda ve merkez solda çeşitli partiler kuruldu, bazı eski partiler yeniden siyaset sahnesinde. Bun­lar sağ ve sol tandanslarda birbirlerine yakın partiler. Türkiye’de yaşayan milyonlarca Çerkes’in yüzbinlerce oyu ilk seçimde yine bu partilere gidecek.
Kimse kimseyi aldatmasın, Çerkesler oy konusunda oldukça muhafazakârdırlar.
Kolay kolay oy verdikleri partileri değiştirmezler. Daha doğrusu oylarının rengi­ni değiştirmezler.
Değiştirmezler. Çünkü değiştirmeleri için bir sebep olmamış.
Değiştirmezler. Çünkü bu siyasi partiler tarafından hiç reddedilmemişler.
Reddedilmemişler. Çünkü oy verdikleri bu partilerden, toplumsal hiç bir talepte bulunmamışlar.
Fakat şimdi durum biraz karışık!...
Çerkes Halkı ve onun temsilcileri şimdi bu siyasi partilerden (iktidardaki ve muhalefette­ki) başta Abhazya olmak üzere kendi toplum­sal meselelerine sahip çıkmalarını istiyor. Hem de hemen şimdi istiyor.
Pekii!.. Mevcut siyasi partiler bu talepleri dikkate alıyorlar mı?
Yorum sizin.
Daha da ötesi bırakınız, bu toplumsal talep­leri, Çerkes Halkının kendisini dikkate alıyorlar mı?
Onlar açısından, bu yüzbinlerce oy bir değer ifade etmiyor mu?
Ediyor etmesine de!.. Onlar bu oyları çantada keklik olarak düşünüyorlar. Nasıl olsa ilk seçimde bu oylar yine bize gelecek diye düşünüyorlar.
Eh!.. Şimdiye kadarki duruma bakacak olursak pek de haksız sayılmazlar.
Öyle değil mi.
Peki, bu durumun değişmesi mümkün değil mi?
Bizce mümkün.
Gerekli olan tek şey.
Oyunu kuralına göre oynamak.
Şimdi Türkiye Çerkeslerinin önünde iki seçenek var. Aslında birçok seçenek var ama biz ikisinin üzerinde duracağız.
Birinci seçenek, bizim sorunlarımıza sahip çıkacak tek bir partiyi Türkiye genelinde yoğun olarak desteklemek. Bu oldukça zor bir yol. Ama biz yine de mantık yürütmeye devam edelim.     
Öncelikle, tercih edilecek bu siyasi partinin bizim meselelerimize sahip çıktığını ortaya koyması, ispatlaması gerekiyor.
-   Çerkeslere ve onların meselelerine yönelik politikalar oluşturması,
-   Kafkasya’daki Çerkes Cumhuriyetlerine yönelik politikalar oluşturması,
-   Türkiye’de bir Çerkes realitesinin de olduğu gerçeğini ortaya koyması,
-   Seçim döneminde Çerkeslerin yoğun ola­rak yaşadıkları bölgelerde adaylar konusunda onların tercihlerini dikkate alması, gibi.
İkinci seçenek ise daha kolay bir yol.
Bu yolla tek bir parti desteklenmiyor. Yerel olarak değişik partilerin desteklenmesi söz konusu. Bunu da ikiye ayırmak mümkün.
Birincisi, değişik bölgelerde değişik partileri direkt olarak desteklemek. Bu özellikle tek bir kişinin seçileceği yerel seçimlerde iyi bir yöntem olarak geliştirilebilir.
İkincisi, kimsenin oy rengini değiştirmesine gerek kalmayacağı, özellikle bir kaç bin oyun büyük önem kazandığı seçim bölgelerinde oldukça etkili bir yöntem.
Şimdi hem Merkez Sağ’da hem Merkez Sol’da birbirinin alternatifi olan partiler var. (ANAP ile DYP, SHP ile CHP gibi) bu parti­ler ilk seçimlerde birbirlerinin oylarını alabil­mek için büyük bir yarış içinde olacaklar.
Aynı seçim bölgesinde Sağ’da ve Sol’da iki parti birden desteklenebilir. Sağ’daki oylar Sağ’a, Sol’daki oylar Sol’a. Ama Parti terci­hini toplumsal çıkarlara göre kullanarak.
Geçen sayıdaki yazımızda Türkiye Çerkeslerinin birçok şeyde olduğu gibi, siya­si partilere de bakış açılarının değiştiğinden, bunun da dikkate alınması gerektiğinden bah­setmiştik.
Evet, Türkiye’deki bütün siyasi partiler bunu dikkate almalı.
Çünkü Türkiye Çerkesleri yoğun olarak yaşadıkları yerlerde, etkin ve örgütlü bir çalışmayla, oyunu kuralına göre oynayarak siyasi dengeleri değiştirebilecek potansiyel bir oy gücüne sahipler.
*Eylül sayımızda yayınlanmıştır.