Kirletilen Tarih

0
13
Kurtuluş Savaşı’nda ve Cumhuriyet’in Kuruluşunda Rol Oynamış Çerkeslerden H. Rauf Orbay

                                  Haldun Dağlı 
 “20 tane Kurtuluş Savaşı Gazisi’nin de hazır bulunduğu resmi törende genç subay, “Hain Çerkes Etem ve Hain Çerkesler…” ibarelerini de içeren hararetli bir konuşma yapmaktadır. Oysa bilmiyor ki, 20 gaziden 11 tanesi Çerkesdir”. Varlık dergisi Temmuz 1984 sayısı.
Atilla İlhan ölmeden kısa süre önce “Cumhuriyet’in Kurucusu değil kurucularından bahsetmek gerekir. Burada ikinci kişi Mustafa Kemal’in yanındaki Rauf Orbay’dır” dediğinde kendi saflarından “Ulusal solcu” Türk Solu dergisinde kendisine büyük saldırılar gerçekleştirilmişti. H.Rauf Orbay ve diğer Kurtuluş Savaşı kahramanı Çerkesler, birçok tarihi kaynakta diğer bütün halklardan emektarlar gibi anılır, ancak başlarına Çerkes ibaresi getirilmez. Çünkü “resmi tarih” Cumhuriyet’in çocuklarına okullarında öyle öğretmektedir. Onları suçlayamayız. Ya bilim insanlarına, araştırmacı yazar ve gazetecilere ne demeli. Onlara bakılırsa Kurtuluş Savaşı’nda adı geçen tek Çerkes, pek de iyi anmadıkları, Çerkes Ethem’dir.
Bizce tarih, ancak onu etkileyen ve ondan etkilenen faktörler, tarihe yön veren öznelerce öngörülen amaçlarla, bu amaçlara ulaşabilmek için başvurulan araçlarla, yine bunu hızlandıran-yavaşlatan, olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen bütün faktörlerle birlikte ele alınırsa ve dönemler yerli yerine oturtulursa daha iyi kavranmış sayılabilir.
Bugün Türkiye’de yaşayan halkların mensupları olarak -Çerkesler dahil- yakın tarihi ne kadar biliyor ya da tarihi az önce belirttiğimiz temelde kavramaya çalışıyoruz? Diğer bir ifadeyle, tarih diye önümüze konanlarla, gerçekte halklara nasıl bir anlayış empoze edilmeye çalışılmaktadır diye sorguluyoruz.
Tarihi bilmek, geleceğe olduğu kadar kişiliklere de yön ve nitelik verecek güce sahip olmak demektir. Tarihi yasalarıyla birlikte doğru bir temele oturtarak kavramaya çalışmak, bugünü bilinçli bir şekilde yaşayarak, geçmişteki tehlikenin bugün ve gelecekte yeniden aynı olumsuz sonuca ulaşmasının önüne geçmek demektir.Yani tehlikelere karşı güçlü ve bilinçli bir donanıma ulaşmak demektir. Tarihi öğrenmek, tarihsel, toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel tüm gelişmelerdeki neden-sonuç ilişkisini bilimsel anlamda çözerek, varolmanın, korunmanın ve gelişmenin önündeki engellerin de görülüp, hak edilen yeri çağdaş dünyada aramaya çalışmak demektir. Bu arayış ise ancak ve ancak tarihsel kişiliklerin resmi tarihin ideolojik çarpıtmalarından sıyrılarak, bilimsel anlamda olması gereken doğru tarihsel bağlama oturtulmaları ile başarıya ulaşabilir.
Biz de bu amaçla Çerkes toplumunun bir bireyi olan H.Rauf Orbay’ı ve onun yaşadıklarını bir gazete yazısının sınırları çerçevesinde ele alacağız.
H. Rauf Orbay, Kafkasya’dan sürgün edilip İstanbul’a yerleşmiş olan Abaza boyundan Çinçe ailesine mensup olup, Mehmet Muzaffer Paşa’nın oğludur. Hem babası, hem de dedesi Osmanlı donanmasında Koramiral rütbesine kadar terfi edip donanma komutanlığı yapmışlardır. Babası ve dedesi gibi deniz subayı olan H.Rauf Bey özellikle Çanakkale Harbi’nde Hamidiye kruvazörünün süvarisi olarak Yüzbaşı rütbesinde iken haklı bir üne kavuşmuştur.
Rauf Bey, denizcilik bakanlığında müsteşar olarak çalışırken, 1.Dünya Savaşı’nın bitip, Enver Paşa ile arkadaşlarının ülkeyi terk etmesinden sonra kurulan İzzet Paşa kabinesinde Deniz İşleri Bakanı olarak atanır. Bu görevi esnasında, talihin kötü bir cilvesi olarak galip devletlerle yapılacak mütareke görüşmelerinde Osmanlı delagasyonu başkanlığı yapmış ve Mondros Mütarekesi’ni imzalama bahtsızlığına uğramıştır.
Galip devletlerin mütareke şartlarına uymaması sonucunda Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Refet Beylerle Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Anadolu’ya geçmiştir. Amasya Mülakatı, Sivas ve Erzurum Kongreleri’nde ikinci adam olarak bulunmuş Heyet-i Temsiliye üyesi olarak katıldığı son Meclis-i Mebusan toplantısında kurduğu Felah-ı Vatan grubuyla Misak-ı Milli’yi İstanbul’un son meclisine kabul ettirmiştir. Meclisin İngilizlerce basılıp kapatılmasını temin doğrultusundaki ikinci amaca da ulaştıktan hemen sonra İngilizlerce yakalanıp Malta’ya sürülmüştür. Malta dönüşü Meclis başkan vekili, Bakan ve Başbakan olarak görev almıştır. Kendisi Büyük Taarruz esnasında da başbakandı. Lozan Antlaşması’nda özellikle İngilizlere verilen ağır tavizler nedeniyle İsmet Paşa’yla ters düştüğü için Başbakanlık’tan ayrılmıştır.
Liberal görüşlü “Terakkiperver Cumhuriyetçi Parti”de Kazım Karabekir başkan, R.Orbay ikinci başkan olmuştur. Tedavi için yurtdışında olduğu sırada Atatürk’e İzmir’de suikast girişimiyle ilişkilendirilerek, gıyabında 10 yıl sürgün cezasına çarptırılmıştır. TBMM’ye gönderdiği savunma dikkate alınmamıştır. 1933’te Cumhuriyet’in 10’uncu yılı nedeniyle çıkarılan genel affa kadar Avrupa, Pakistan ve Hindistan’da sekiz yıl sürgün yaşamış, üç kez suikast girişiminden kurtulmuştur.
Affı kabul etmeyen H. Rauf Orbay iki yıl daha Mısır ve Suriye’de yaşamış, akraba ve arkadaşlarının ısrarı sonucu 1935’de İstanbul’a dönmüştür. 
Atatürk’ün ölümünden sonra, cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü’nün ısrarları sonunda mebusluğu kabul etmiş, Mahkeme ve Meclis tarafından itibarı iade edilmiştir.
İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli döneminde İngiltere’ye Büyükelçi atanır. Churchill’le olan dostluğu ve akılcı yaklaşımlarıyla ülkemizi savaşın dışında tutmaya büyük katkılar sunmuştur.
1944’de Londra büyükelçiliğinden emekli olur. ABD Büyükelçiliği ve parti kurma benzeri teklifleri geri çevirir. 1964 yılında öldü. Bu yazımızla “Hamidiye Kahramanı” sıfatı, Kurtuluş Savaşı’nın önderlerinden olması, Cumhuriyet’in kuruluşundaki önemli rolüne rağmen unutturulmaya çalışılan H.Rauf Orbay’ı bir nebze de olsa yeniden hatırlatabildik ise ne mutlu bize….
Kaynakca:1.Muhittin Ünal, Kurtuluş Savaşında Çerkeslerin Rolü.2.Sefer E.Berzeg,Türkiye Kurtuluş Savaşı’nda Çerkes Göçmenleri.

Sayı : 2006 01

Yayınlanma Tarihi: 2006-01-01 00:00:00