İstanbul’daki Pazarda

0
12

… Satmazsa elinde ölecekti,
Daha kötüsüydü satmazsa,
Görüyordu geleceğini
Açlık, hastalık tanrılaşmıştı.
**********************
Duruyordu köşede bir yerde,
Herkesten önce gelmişti
Oraya istanbul’daki pazara
Duyuluyordu ananın sesi
*********************
-Çocuğum, elimde büyüttüm
Dal’da, ortasında güzel Abhazya’nın.
Kanımla ticaret yapmıyorum
Ucuz satıyorum…
********************
Biricik çocuğuna bakıyordu çaresiz
Bulamıyordu başka bir yol
Biliyordu, alan onu köle yapacaktı
Ama yerdi ya bir lokma ekmek.
********************
Çocuk duruyordu sakin
Anasına bakıyordu şaşkın
Onun gibi telaşlı
Sık sık soruyor annesine
*******************
-Anne niye Türkçe konuşuyorsun?
Bunlar Abhazca bilmiyor mu?
Niye gözyaşların akıyor sel gibi?
Anne eve gitmeyecek miyiz?
*******************
-Çocuğum, elimde büyüttüm
Dal’da, ortasında güzel abhazya’nın.
Kanımla ticaret yapmıyorum
Ucuz satıyorum…
*******************
-Anne niye Türkçe konuşuyorsun?
Niye ağlıyorsun çatlarcasına?
-Kanımla ticaret yapmıyorum
Ucuz satıyorum…
*******************
… Beride aç kalmamıştı,
Açlıktan ölmüştü karşıda.
Beride satmazlardı koyunlarını bile
Karşıda satılmıştı alın yazısı…
*******************
Beride ağarmamıştı saçları,
Karşıda ağarmıştı, bunamıştı.
Beride köprü yoktu sudan geçmeye
Karşıda yollar bitmişti.
******************
Muşni Laşriya, 1970.
Seçmeler, 38-39
Çev. Ajıba Faruk

Sayı : 2006 01

Yayınlanma Tarihi: 2006-01-01 00:00:00