Bush Yönetimi Karadeniz’i Yeni Saldırılarının Üssü Haline Getirmek İstiyor

0
10

ABD DONANMASI ‘ALTIN POST’UN PEŞİNDE
 
Geride bıraktığımız Mart ayı içinde Türkiye basınına yansıyan haberler ABD Donanması’nın Karadeniz’e sokulması için düğmeye basıldığının sinyalini verdi. Bu girişim için de “terörizmle mücadele” mazeretini yineleyen ABD yönetiminin gerçek amacının ise bambaşka olduğu konusunda askeri uzmanlar hemfikir… ABD Donanması’nın Karadeniz’e girmesinin başta Abhazya olmak üzere Kafkasya’nın bütünü için yeni bir istikrarsızlık ve tehdit unsuru olacağı söyleniyor.
ABD’nin Karadeniz’e donanma sokma çabaları yakın zamanda gerçekleştirilen NATO toplantılarında, İtalya ve İspanya’nın, Karadeniz’in güvenliğinin çok uluslu NATO güçleri tarafından sağlanması talebini gündeme getirmeleriyle başladı. Koroya sonra, NATO içinde güçlü bir yer edinmek isteyen Bulgaristan ve Romanya ile üyelik peşindeki Gürcistan katıldı. Talepleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasındaki anlaşmalarından biri olan Montrö Sözleşmesi’nin sulandırılması ve böylelikle, Çanakkale ve İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e çıkacak savaş gemilerine getirilen kısıtlamaların ortadan kalkmasıydı. Türkiye bu talebi reddetti. Baskı arttı… Anlaşıldı ki Montrö Sözleşmesi’ ni ortadan kaldırıp, Karadeniz’e kalıcı donanma sokmak isteyen asıl güç Amerika’ydı…
Terör bahane
Bu arada ABD; Romanya ve Bulgaristan’dan yine ‘‘terör’’ bahanesiyle üs istedi. Her iki ülke de ABD Genelkurmay Başkanı’nın ifadesine göre ‘‘Bu üs konusunda oldukça istekli davrandı’’.
Şimdi sorun; Bulgaristan ve Romanya’da üs edinen Amerika’nın, Boğazlar’dan sorgusuz sualsiz ve hiçbir kısıtlama olmaksızın istediği kadar gemi geçirmesine ve bu gemileri Karadeniz’de yine kısıtlama olmaksızın süresiz bulundurması noktasına geldi.
Türk-Amerikan ilişkileri açısından Karadeniz’deki kritik dönüm noktası ise, Türkiye’nin önce, Karadeniz’e sahili olan tüm ülkeleri kapsayan Blackseafor’u, yani, ‘Karadeniz’in güvenliğini bölge ülkelerinin sağlamasını hedefleyen bölgesel askeri işbirliği gücü’nü kurması, özellikle de Rusya ile Karadeniz zeminli askeri stratejik ittifakı geliştirmesi oldu. Türkiye ve Rusya Federasyonu donanmaları arasındaki iletişim şu anda saatlik dilimlere inmiş durumda. Rusya Federasyonu da, Montrö Anlaşması’nın çiğnenip, Karadeniz’e yabancı donanmaların girmesine, Türkiye gibi karşı…
İran da rahatsız, Abhazya da
MSI (Military Science & Intellegence) dergisinin uzman editörü Sami Atalan’a göre, Amerika dünyada yeniden silahlanma yarışı başlatma endişesi yaratan kıtalar arası anti-balistik füze savunma sistemini geliştirmekte kararlı. Bu politika, Rusya ile son 14 yılda imzalamış olduğu tüm nükleer silahsızlanma anlaşmalarının da rafa kalkması anlamına geliyor. Putin ile Bush, son olarak Bratislava’da bunu tartıştılar… Eğer bu sistem devreye girerse, Amerikan anti-balistik füzelerin yerleştirileceği iki ana nokta var: Birincisi Polonya, ikincisi Karadeniz’de konuşlanacak yüksek tonajlı Amerikan donanması… Bu plana göre Amerika, donanmasını Karadeniz’e sokmak ve orada kalıcı kılmak zorunda. Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Gazetesine beyanat veren ABD’nin Ankara Büyükelçisi Wilson, bu hedeflerini doğrular biçimde, Montrö Sözleşmesi’ nin, uluslar arası bir su olan Karadeniz’e askeri güç girmesi konusunda açık olduğunu iddia ederek “Biz Karadeniz’in uluslararası su konumunda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz” diye konuştu.
Uzmanlar, Karadeniz’in ABD Donanması’nın yeni seyr-ü sefer sahası haline gelmesini başta Abhazya ve Güney Osetya olmak üzere Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri’nin aleyhinde bir gelişme olarak yorumluyor. Aynı uzmanlar ABD yanlısı Gürcistan yönetiminin, ABD deniz piyadelerinin ve uçak gemilerinden havalanacak savaş uçaklarının desteğinde, bu iki Kafkas ülkesine karşı yeni maceralara girişebileceğine dikkat çekiyor. Bu gelişmenin İran açısından da olumlu karşılanmadığı ve İran’a yönelik olası bir ABD saldırısının, Karadeniz’de konuşlanacak bir donamadan desteklenmesi durumunun İran tarafından kabul edilemez olduğu ifade ediliyor. 
Kutu
Montrö Sözleşmesi’ne göre
Karadeniz’e ABD donanması girebilir mi?
20 Temmuz 1936’da Montreux Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştı. Sözleşme’ye ek olan protokol hükümleri gereğince aynı gün gece yarısı 30 bin kişilik bir Türk askeri gücü Boğazlar Bölgesi’ne girdi. O tarihten beri Türk Boğazları olarak da adlandırılan İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nda geçiş rejimi bu sözleşme ile sağlanıyor. Montrö Sözleşmesi 29 maddeden oluşur. Bu 29 maddeden 22’si; askeri gemiler ve askeri konularla ilgili hükümleri içerirken, sadece 7’si ticari gemilerin geçişini düzenler. Bu sözleşme uyarınca savaş gemileri dışında kalan tüm gemilere, Türk Boğazları’ndan geçiş serbestisi tanınıyor. Geçiş serbestisi, gece ve gündüz, yükü ve bayrağı ne olursa olsun tanınan bir özgürlük. Kılavuzluk ve römorkör alma konuları geçiş yapan gemilerin isteğine bırakılıyor. Ancak savaş gemileri için bir çok kısıtlama mevcut. İşte bu kısıtlamalardan Karadeniz’e sokulmak istenen ABD donanmasını ilgilendirenler:
Savaş Gemileri/Barış Zamanı:
*Gemilerde uçak varsa bunlar kullanılmayacak.
*Geçiş yapacak bütün yabancı gemilerin adedi 9’u ve tonajı 15.000 tonu aşmayacak. Boğazlar’daki bir liman ziyareti söz konusu ise bu tonaja ve sayıya dahil edilmez.
*Karadeniz’e kıyıdaş olmayan devletlerin Karadeniz’de bulundurabilecekleri tonajın toplam büyüklüğü 30 bin tonu geçmeyecektir. (Ancak koşula bağlı maddeyle bu sınır bugün için 45 bin tondur)
*Karadeniz’e kıyıdaş olmayan devletlerin sadece hafif su üstü gemileri, küçük savaş gemileri ve yardımcı gemileri Boğazlar’dan kuzeye geçip Karadeniz’e açılabilir. Bunların dışında kalan savaş gemileri; örneğin uçak gemileri ve denizaltılar; Karadeniz’e çıkamazlar.
*Kıyıdaş olmayan gemilerin savaş gemileri; ne amaçla olursa olsun; Karadeniz’de 21 günden fazla kalamaz.
Savaş Gemileri/Savaş Zamanı, Türkiye Tarafsız:
*Savaş zamanı, eğer Türkiye tarafsız ise; savaş gemileri yine barış zamanında öngörülen koşullar çerçevesinde Boğazlar’dan geçebileceklerdir.
*Ancak; SAVAŞAN DEVLETLERİN GEMİLERİ BOĞAZLARDAN GEÇEMEZ.(Yani İran’a veya Abhazya’ya saldıran bir ABD’nin donanmasının Karadeniz’den geçmesi hukuk dışı olacaktır)
Bu kuralın iki istisnası var:
1. BM Güvenlik Konseyi’nin almış olduğu bir kararla hareket eden savaş gemileri; savaşan devletlere ait olsalar bile Boğazlar’dan geçebilirler.
2. Türkiye’yi bağlayan bir karşılıklı yardım anlaşması varsa, bu takdirde savaşan bu devletin gemileri Boğazlar’dan geçebilir.
Savaş Gemileri/Savaş Zamanı, Türkiye Savaşıyorsa:
*Bu durumda; gerek barış zamanı kıyıdaş devletlere verilen haklar, gerek savaş gemileri konusunda barış zamanı için getirilmiş bulunan düzen uygulanmaz. Türkiye Hükümeti; Boğazlar’dan dilediği savaş gemisini geçirebilir; dilediğini yasaklayabilir.
Savaş Gemileri/Yakın Savaş Tehdidi:
Eğer; Türkiye kendisini yakın bir savaş tehdidi altında görür ise;
*Bu durumda; "savaş zamanı" için konulan hükümler savaş gemilerine uygulanır.
*Türkiye; önceden üslerinden ayrılmış ülkelerin gemilerinin üs ve limanlarına dönmesine izin verir. Ancak; yakın savaş tehlikesinin söz konusu olduğu devlete dilerse bu hakkı vermeyebilir.
*Türkiye akit devletlere ve BM Genel Sekreteri’ne, kendisini yakın savaş tehdidinde gördüğünü ve bu hakkını kullanacağını beyan etmelidir. BM; Türkiye’nin yakın savaş tehdidinde olmadığına karar verirse, Türkiye de yakın savaş tehdidi halini kaldırır.
 
 

Sayı : 2006 04

Yayınlanma Tarihi: 2006-04-01 00:00:00