Kültür Mirasımız Bizi Tanımlamada En Doğru Araçtır.

0
6

Hakan Metin Mercan
Kuzey Kafkasya tarihine bir bakın; Kuzey Kafkasya Halkları’ nın tarih sahnesine çıktığından bugüne hep savaşmış olduğunu görürsünüz. Öyle ki, çoğu zaman bu savaşlar aralıksız 200 yıl, 300 yıl süren savaşlardır. Dolayısıyla 4000 yıllık Kuzey Kafkasya Halkları tarihi genelde savaşlar tarihi olmuştur. Kültürün, halk oyunlarının doğal yaşam ortamından beslenerek oluştuğunu dikkate alırsak, halk danslarımızın çoğunluğunun savaş dansı, müziklerimizin çoğunluğunun acıya ağıt ve zafere coşku dolu nağmeler içermesi boşuna değildir. Geleneksel giysilerimiz savaşçı kıyafetine dönüşmüş ve dededen toruna savaşçılık bir miras olarak kalmıştır. İşte o yüzden toplumda “Kuzey Kafkasya Halkları savaşçı halklardır” yargısı oluşmuştur.
Ancak, Kuzey Kafkasya Halkları tarihini yakından incelerseniz çok önemli bir gerçek ortaya çıkmaktadır; Kuzey Kafkasya Halkları, tarih boyunca hiçbir zaman başka bir halkı egemenliği altına almak için ya da başka toprakları fethetmek için savaşmamışlardır. Aksine, 4000 yıllık savaş tarihimiz hep topraklarımızı savunma, halklarımızı egemenlik altına alma sevdası güden işgalci güçlere karşı direniş savaşları tarihi olmuştur. Elbette bunun özünde Kuzey Kafkasya topraklarının stratejik konumu, doğudan batıya göç yolunda önemli bir kavşak olması ve giderek yer altı ve yer üstü kaynaklarının zenginliği yatmaktadır. Dolayısıyla bugün de olduğu gibi, tüm tarih boyunca Kuzey Kafkasya Halkları’ nın yegane düşmanı emperyal güçler olmuştur. İşte bundan dolayı en temel noktadan hareketle Kuzey Kafkasya Halkları anti-emperyalisttir.
Kuzey Kafkasya, bugün dahi yaşayan/konuşulan 80 dolayında dil ile yerküremizin en renkli kültürel mozaiğine sahip coğrafyaların başında gelir. Otokton halkların çeşitliliği ve yüzlerce, binlerce yıl önce bu coğrafyaya yerleşip kabul gören halkların çokluğu bu kültürel zenginliği ortaya çıkarmıştır. Kuzey Kafkasya’da yaşayan her halk kendi kültürünü yaşamada halklar arası doğal bir serbestliğe ve özgürlüğe sahiptir. Diliyle, gelenekleriyle, müziğiyle binlerce yıldır olduğu gibi bugün de bu çeşitlilik ayrılık değil, mozaiğin olmazsa olmaz renkli taşlarını oluşturmaktadır. Hegemonya kurmaya çalışan emperyal güçlerin haricinde otokton halkların bir diğer halka karşı düşmanlığı ya da bir halkın diğer bir halkı asimile etme çabası başta her iki halkın üyeleri olmak üzere tüm bölge halklarının karşıtlığını doğurur. Çünkü bilinir ki, bugün ona yapılana dur denilmezse, yarın sıra kendisine gelecektir. Bu yüzden Kuzey Kafkasya Halkları içerisinde faşizan eğilimler ve ırkçılık asla taban bulamamıştır ve bulamaz. Buna en güzel örneği bir Abhaz sabah duasından alıntıyla verebiliriz: “Tanrı tüm dünyadaki halkları korusun. Bizim gibi küçük halkları da unutmasın” İşte bu kültürden dolayı Kuzey Kafkasya Halkları anti-ırkçı ve anti-faşisttir.
Bununla beraber Kuzey Kafkasya Halkları tarih boyunca günümüzde olduğu gibi halklar arası bir dayanışma sergilemişlerdir. Başta bölge halkları kendi aralarında dayanışma ve birlikte mücadele geleneğini oluşturmuş, ortak düşman olan işgalci güçlere karşı birlikte mücadele etmişlerdir. Güçlerinin yetmediği yerde de onurlu bir şekilde tüm dünya halklarına dayanışma, destek ve yardım istemlerini ulaştırmışlar ve bu istemleri o dönemin koşulları oranında kabul görmüştür. Buna en güzel örnek tarih arşivlerinde yerini alan, 1850’lerde Çarlık Rusya’nın işgal girişimine karşı tüm dünya halklarına yapılan çağrı metnidir. Bu metin Kuzey Kafkasya Halkları’ nın enternasyonal dayanışmanın önemini yüzyıllar öncesi bildiğine en temel örnektir. Kısacası Kuzey Kafkasya Halkları enternasyonalisttir.
Binlerce yıllık geçmişe dayanan toplumsal yaşam gelenekleri ve kuralları ele alındığında bireyi ve toplumsal yaşamı şekillendiren kurallar dizini geçmişte ve günümüzde her zaman diğer toplumların gelişim süreçlerine oranla hep ileri düzeyde seyretmiştir. Başta kadın – erkek ilişkisi, düğün – cenaze organizasyonları/görev dağılımı ve klasik mahkemeler/anayasalar yerine toplu katılımla karar altına alınan ceza/ödül gelenekleri Kuzey Kafkasya Halkları’ nın demokratik geleneklere sahip olduğunu gösteren olgulardır. Bu geleneklerden dolayı doğallıkla Kuzey Kafkasya Halkları demokratik halklardır.
Bu özelliklerin ışığında oluşan kültür bir yurtseverlik olgusunu da beraberinde getirmiştir. 4000 yıl topraklarını işgal edenlere karşı savaşan halklardan da yurtseverlik dışında başka bir yaklaşım beklenemez. Öyle ki oluşan Kuzey Kafkasya ana diasporasında yaşayanlarımız, misafir psikolojisini kısa sürede üzerlerinden atıp geldikleri toprakları da yurt olarak kabul etmişler, yurtseverlik noktasında başta Türkiye olmak üzere Suriye, Ürdün gibi ana diasporada yurtseverliğin gereklerini layıkıyla yerine getirmişler ve getireceklerdir. Bu gelenek bakidir. Değişmez. Kuzey Kafkasya Halkları yurtseverdir.
Tarih boyunca Kuzey Kafkasya Halkları dini inanışlarını yaşam içerisinde oluşan kültürleriyle iç içe yaşamış, birini diğerinin önüne koymamıştır. Tek tanrılı dinlerin yayılışıyla birlikte sırasıyla Hristiyanlık ve Müslümanlık da bu topraklarda kabul görmüş, ancak kültürel mirasın gereği bugüne kadar Kuzey Kafkasya Halkları arasında dine dayalı bir ayrışma veya çatışma yaşanmamıştır. Aksine komşusu Hristiyan, karısı Müslüman, kendisi ateist gibi örneklere vb. durumlara Kuzey Kafkasya’da sıkça rastlanmaktadır. Temellerinde insana saygı olan gelenekler bu ortama doğal bir zemin hazırlamıştır. Bu geleneklerden dolayı Kuzey Kafkasya Halkları inanç özgürlüğüne sahiptir ve bunu savunur.
Yine tarihe bir göz attığımızda anavatanı Hazar Denizi ve Karadeniz arasında kalan topraklar olan Kuzey Kafkasya Halkları’ nın yaşam alanları oldukça geniş bir sınıra sahiptir. Tarih boyunca çeşitli nedenlerden dolayı göç yollarına dökülen Kuzey Kafkasya Halkları, kuzeyde Rusya steplerinden başlamak üzere Türkiye, Suriye, Ürdün, İsrail ve Mısır’ a kadar uzanan bir coğrafyaya yerleşmişlerdir. Bu yerleşimler yalnızca yakın tarihte gerçekleşen yerleşimler değildir. Çerkes-Memluklular gerçeğinden hareketle Kuzey Kafkasyalılar’ ın binlerce yıldır bu coğrafyadaki diğer halklarla iç içe sorunsuz yaşadıklarını ve yurtseverliklerini layıkıyla yerine getirdiklerini söyleyebiliriz. Bir diğer noktada; Ortadoğu betimlemesinin sınırlarını doğru koymak gerekir. Bu kavramı ilk kullanan İngilizler Ortadoğu’nun sınırlarını ‘Balkanlar’ dan Kafkaslar’ a, Kafkaslar’ dan ArapYarımadasın’ a Ortadoğu’ olarak belirlemişlerdir. Dolayısıyla Kafkaslar Ortadoğu’nun bir bölgesidir. Bu, Kuzey Kafkasya Halkları için hem coğrafi tanım olarak, hem de binlerce yıllık yaşam alanları olarak kendilerine en yakın (kültür/yaşam) buldukları alandır. Çerkes – Memluklulardan bu yana tüm tarih boyunca Ortadoğu diye adlandırılan bu coğrafyada yaşamışlar, toplumlar tarihinin ve günümüz insanlık mirasının oluşumunda katkılarını diğer kardeş halklar gibi ortaya koymuşlardır. Bu gerçeklerden hareketle Kuzey Kafkasya Halkları bu yönüyle de Ortadoğulu’ dur.
Objektifi biraz daraltıp Türkiye’de yaşayan Kuzey Kafkasya Halkları’ na baktığımızda yüzyıllardır anavatanla ilişkilerin devamlılığına karşın bir Türkiyelilik olgusu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bunu kimse yadsıyamaz. 17. yüzyıldan itibaren önce Osmanlı İmparatorluğu sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde kök salmış, her iki devletin alt yapısından üst yapısına çeşitli kademelerde görevler almış, yurtseverliğinin gereklerini her zaman layıkıyla yerine getirmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin asli kurucu öğelerinden bir kültürün üyeleriyiz. Kültürel mirasımızı dikkate aldığımızda tereddütsüz Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşıyız.  
Bütün bunların ışığında kültür mirasımızdan ortaya çıkan sarsılmaz kült; Biz; Anti-Emperyalist, Anti-Irkçı, Anti-Faşist, Enternasyonalist, Demokratik, Yurtsever, İnanç Özgürlüğünden Yana, Ortadoğulu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Vatandaşı Kuzey Kafkasyalılarız.
Her zaman bu mirasa sahip çıkmak ve onun gereklerini yerine getirmek gerekir…

Sayı : 2006 04

Yayınlanma Tarihi: 2006-04-01 00:00:00