Çerkes Müziği ve Enstrumanları

0
8

            Eski dünyanın tarih bilincinde Kafkaslar’da yaşayan halklar ve bunların yaşamları kalıcı izler bırakmıştır. Bu coğrafyanın otokhton halkları olan ve genelde Çerkes olarak adlandırılan toplumun yaşamı sözlü olarak/söylenceler yolu ile günümüze gelebilmiştir.
Bu anlamda Çerkes müziğinin günümüze aktarımında en önemli kültürel kalıntı Nart Destanları’dır. Nart Destanları’nın genel yapısı, kahramanların günlük yaşamları ve çalışmaları hakkında bizlere önemli bilgiler vermektedir.
Halk yaşamının söylenceler yolu ile sonraki kuşaklara aktarılmasında köy köy, meclis meclis dolaşan “Ceguak’o” adındaki profesyonel müzik topluluklarının katkısı çok büyük olmuştur. “Ceguak’o”ler, çok sesli koro ile yaylı ve telli enstrumanlardan oluşmuşlardır ve bölge bölge gezerek halkın bir anlamda haber kaynağı da olmuşlardır.
Toplum yaşamının sözlü hukuk kuralları bütünü olan “Xabze”ye ve dolayısıyla toplantılarında bir başkan yönetiminde, gerektiği yerde ve ölçüde söylence ve hitabet sanatına bağlandığı Çerkes toplumunda, halk müziğini ifade eden şarkıları şu şekilde gruplandırmak mümkündür:
1-(Huaho) Dua ve dilek şarkıları : Özellikle çok tanrılı dönemlerde tanrılara yakarış ifadesi olmuştur. Buna tipik bir örnek olarak “Hanse Guaşe” adlı yağmur duası gösterilebilir.
2-Tarımsal çalışma ve iş şarkıları : Özellikle kolektif üretim sürecine ilişkin şarkılardır. Günümüzde de yakın zamana dek korunan köy yaşamının imece usulü çalışmalarında, bu kolektif üretim şarkılarının yeri oldukça önemlidir. Mısır çapalama, ot biçme, buğday öğütme gibi tarımsal amaç ve niteliği ön planda bulunan şarkılar şeklinde örneklendirilebilir.
3-Çoban şarkıları : Çobanların hayvanlarla bir şekilde diyalog kurmasına yardımcı olan şarkılardır.
4-Avcılık şarkıları : Temelinde orman tanrısına yapılan huaho niteliğinde şarkılardandır.
5-Aile içi çalışma şarkıları : Yün eğirirken, dikiş dikerken söylenen şarkılardır.
6-Aile kurumu ile ilgili şarkılar : Gelin getirirken, damadın sağdıcın evinden kendi evine getirilişi sırasında, doğan çocuklar için söylenen şarkılar, çocuklara söylenen tekerlemeler ve ninnilerdir.
7-Demircilik şarkıları : Demirciler Tanrısı Nart Tlepş’den bugüne, demircilik ile uğraşanların söyledikleri üretim şarkılarıdır.
8-Tedavi amaçlı şarkılar : Kemik kırığı, yaralanma, alerjik hastalıklarda, hastaların iyileşmesine yardımcı olmak amacı ile söylenen şarkılardır. Hastalar için düzenlenen eğlencelerde, hasta kişinin moralinin düzelmesi için oyunlar oynanır ve şarkılar söylenirdi. Ayrıca Çerkes kültüründe suda boğulanları aramak için söylenen şarkılar ve çalınan ezgiler de mevcuttu.
9-Kahramanlık şarkıları ve ağıtlar :Buşarkılar, kahramanları anma ve yüceltme amacıyla söylenen şarkılar ve ağıtlar olmak üzere iki ana grupta değerlendirilebilmektedir. Çerkes tarihinde gerek yurt savunmasında gösterdiği kahramanlıklar, gerekse bireysel yaşamında ardında iz bırakan davranışlarıyla toplumun takdirini toplayan kişiler adına söylenen şarkılar çoğunluktadır.
Çerkes halk şarkıları temelde insan sesiyle şekillenmekte olup, ezgiye çok seslilik hakimdir. Ezgilere vücut veren diğer unsur da kullanılan enstrumanlardır. Çerkes müzik aletlerini şu şekilde gruplandırmak mümkündür:
A-TELLİ ÇALGILAR :
1-Şıç’epşıne : Adıge dilinde Şıç’epşıne, Abhaz dilinde Aphartsa, Oset dilinde Fandır olarak adlandırılan, en eski hali ile iki , günümüzde dört telli olarak üretilen ve kullanılan yaylı bir enstrumandır. Özellikle Abhaz halkınca bu enstruman eşliğinde daha çok epik, kahramanlık özelliği taşıyan şarkılar söyleniyordu. Bu gün de halk müziği içinde kullanılmaktadır.
2-Pşınetark’u : Adıge dilinde Pşınatark’u, Abhaz dilinde Ayümaa, Oset dilinde Dıuadastanon fandır olarak adlandırılan köşeli bir arptır.Ihlamur ağacından yapılan bu enstruman üzerinde 12 – 18 tel bulunmaktadır. Bugün de halk müziği içinde yaşatılmaya çalışılmaktadır.
3-Ahımaa : Abhaz halk çalgılarından biridir.Eski bir arp çeşididir. Çerçevesi trapez şeklindedir. Ortasından da­yanak kirişlerine dikey olarak ağaç bir lata geçer. Bunun altına da gövde yer­leştirilir. Gövde, ağaç kapakla kapatılmış düz bir kutu görünümündedir. Üst gövde kapağının üzerinde çapı 1 cm. olan küçük delikler bulunur. Göv­de üzerindeki latada ve çerçevenin yan taraflarında tellerin tutturulduğu kü­çük ağaç çubuklar (burgular) çakılıdır. Orijinalinde teller aslında at kılındandır, fakat şimdi metal teller kul­lanılmaktadır. Teller her iki tarafta da­yanak kirişlerine paraleldir. (Her iki tarafta 14’er tane). Sağ tarafta teller kalınperdeyi, sağ tarafta ise yüksek per­deyi oluşturur. Ahımaa, dar tarafı çalanın tarafında olacak şekilde dizlerin üzerine konur, her iki elin parmaklarıyla tel­lere dokunularak çalınırdı.
Bu çalgının kökeni hakkında İ.A. Acincal’ın kaydettiği bir efsaneye göre ‘ahımaa’, acıyı ifade etmek için bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Kazayla oğlunu öl­düren bir baba, küçükken çocuğu yı­kadıkları teknenin üzerine at kılları germiş. Teknenin bir ucu yıkarken çocuğun başını koyması için geniş yapılmış, bu­nun üzerinde de üç sap varmış. Bu yüzden bu çalgıya "üç saplı" an­lamına gelen ahımaa adını vermişler. Zamanla bu alet gelişerek eşkenar trapez biçiminde bir çerçevenin or­tasına oturtulmuş ve o şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
4-Phuante pşıne : Adıge halk çalgılarından biridir.Kutu, sandık enstruman anlamına gelir.Dört köşeli bir kutu şeklinde, üzerinde yedi adet tel bulunan bir müzik aletidir. Bu enstruman ile ilgili pek fazla bilgi bulunmamakla birlikte, 1985 yılı Kasım ayında Saint Petersburg’da düzenlenen, Dünya’da kullanılan müzik aletleri ile ilgili konferansta yaptığı konuşmada bu müzik aletinden ilk defa bahseden kişi Staş Yusuf olmuştur. Staş Yusuf ‘un verdiği bilgiler ışığında, bu müzik aleti, Adıgey Cumhuriyeti’nin başkenti Maykop yakınlarında bir anıt mezar içerisinde bulunmuştur. Bu anıt mezar, bir kadına aittir. 30 yaşlarında olan kadın ile beraber, bir çok altın, gümüş ve değerli eşyanın yanı sıra, bu müzik aleti de gömülmüştür. Kadınların kullandıkları müzik aleti ile birlikte gömülmeleri adeti, İ.Ö. 3000 yıllarındaki bronz çağda yaşayan anaerkil toplumlara ait bir gelenektir.Bu bulgular, telli çalgıların kullanıldığı tarihi, günümüzden 5000 yıl öncesine götürmektedir.
5-Apepşıne : Adıge dilinde Apepşıne, Abhaz dilinde Açamgur olarak adlandırılan bu enstrumanın alttan kesik armut bi­çimindeki gövdesi ince uzun bir sap şeklinde devam ederek helezon bir kıvrımla sona erer. Gövdenin üzeri ince ağaç kapakla ka­patılmıştır. Gövde kapağının üzerine birçok küçük, yuvarlak ses deliği açıl­mıştır. At kılından dört tel, bir uç­larından deri parçasıyla gövdeye tutturulmuştur. Diğer uçlarından ise, üç tanesi baş kısmının sapla birleştiği yerdeki deliklerden geçirilerek başın yan taraflarına çakılmış (ikisi bir ta­rafta, üçüncüsü karşıda), ağaç çubuklara sarılmıştır. Kısa olan dör­düncü tel de aynı şekilde, sapın hemen hemen ortasındaki bir de­likten geçirilerek yanda bulunan çubuğa sarılmıştır. Tellerin altındaki göv­de kapağının üzerinde dört kertikli yüksek bir eşik bulunur.Tellerin düzeni farklıdır ve çalınan parçanın perdesine bağlıdır. Enstruman kısa tele göre akort edilir. Teller bi­rinciden kısa olana doğru derece derece incelir. Oturarak çalınan bu müzik aleti, boynu yukarı gelecek şekilde tu­tulur ve gövde sağ bacağa da­yanır. Tellerine, boynun göv­deyle birleştiği yerden vurularak çalınır; bu da ayrı bir tarafta duran kısa tele gerek kalmadan çalmaya ya­rar.
Abhaz halk geleneğinde kız çocuğun ilk kez kesilen tır­nakları bu enstrumanın içine atı­lırdı. Gerçekten de bu müzik aletini ça­lanlar istisnasız kadınlardır ve ge­nellikle çaldıklarına söyledikleri şarkıyla eşlik ederler.Bu çalgı ayrıca, boğulan birinin ruhunu bulma gibi ayinlerde, ölüyü gömdükten sonra yapılan ye­mekli törenlerde, hastanın ba­ş ucunda geceyi geçirme sırasında da ça­lınırdı.Bugün de halk müziği içerisinde kullanılmaktadır.
B-ÜFLEMELİ ÇALGILAR :
1-Kamılh :Adığe dilinde Kamılh, Abhaz dilinde Açarpın, Oset dilinde Uadınz olarak adlandırılan bu müzik aleti, sert bir bitki olan kamıştan üretilir. Kullanmadan önce , bo­rusunun içine 2-3 kez su dökülerek ıs­latılır. Uzunlamasına tutularak ve her iki elin parmaklarıyla sırayla iki ses deliğini kapatarak çalınır. İlk ses deliği sol elin par­maklarıyla, üçüncüsü sağ elin, ikincisi ise hem sol hem de sağ elin parmaklarıyla kapatılır. Çalma sırasında çalgının başı ağzın sol köşesinde, dudakların arasında tutulur. Deliğin bir yarısı üst dudakla, diğer yarısı da dille kapatılır. Çalma sırasında çalgıcının kendisi de alçak burdo ses çıkarır, bu şekilde iki seslilik elde edilir. Gelişmiş bir çoban kavalıdır. Nart mitolojisi kahramanlarından Badinok’o, kamılh çalarak ormanlarda sürülerini otlatan, doğa aşığı bir kahraman olarak tanıtılır.Bugün halen Çerkes halk dansları içerisinde yaygın olarak yaşayan Kafe, Zefak’o ya da Guaşemahue olarak adlandırılan dansın doğumu da Nart söylencelerinde şu şekilde anlatılmaktadır:
Nart Badinok’o, Kuban nehrinin yukarı yamaçlarında sürüsünü otlatmaktadır. Çevredeki toprak ve yaylalar varlıklı bir prensin elindedir. Prensin genç kızı uzun zamandır, melankolik bir hastalıktan kurtulamamaktadır. Prens kızını bu hastalıktan kurtaracak kişiye kızını vereceğini ve mülkünün yarısını da bağışlayacağını vaad eder. Nart yurdunun dört bir yanından gelenler türlü maharetler sergileseler de genç kızı karanlık dünyasından kurtaramazlar. Nart Badinok’o ise, sürüsünü suya saldıktan sonra bir ağacın altına çekilerek kamılh pşınesini tüm ustalığı ile çalmaya başlar. Sesleri duyan genç kız, yerinden kalkar ve o güne dek görülmemiş incelikte, kuş gibi uçarcasına dans etmeye başlar ve hayata döner. Bu dans günümüzde halen Çerkes halk dansları içerisinde canlılığını korumaktadır.
Nart Badinok’o ile genç kız evlenmiş midir, bilinmez. Badinok’o müzik ile olan ilişkisi açısından, Grek mitolojisi kahramanı Pan, Latin mitolojisi kahramanı Faunus ile benzerlik göstermektedir.Pan, küçükbaş hayvanların ve çobanların koruyucusudur. Keçi ayaklı ve insan başlı olarak tasvir edilir. Adıgey Cumhuriyeti başkenti Maykop şehrinde bulunan Maykop kurganlarında yapılan kazılarda çıkarılan altın kaplamalı tabletlerde de bu tasvire uyan kabartmalar elde edilmiştir.
2-Bjamiy : Adığe halk çalgılarından biridir. Boynuz, sinyal, işaret anlamlarını taşımaktadır. Öküz boynuzundan yapılan bir enstrumandır. Nart mitolojisinde Aşemez adlı kahraman tarafından çalınan bu enstrumanın bir tarafı beyaz, bir tarafı siyah renktedir.Aşemez beyaz tarafı üflediğinde bolluk, bereket olduğu, çiçekler açtığı, doğanın canlandığı; siyah tarafı üflediğinde ise dünyanın karardığı, fırtınalar koptuğu, Nart söylencelerinde yer almaktadır.
            C-VURMALI ÇALGILAR :
            1-Phaç’ıç : Adıge dilinde Phaç’ıç, Abhaz dilinde Ainkaga ya da Akapkap, Oset dilinde Kartsganak olarak adlandırılanenstruman, kü­rek biçiminde, incir ağacından ya­pılmış, biri dar, yuvarlak bir sapla biten 12 plakadan oluşur. Bu plakalar sapın iki tarafına açılmış de­liklerden geçirilen deri bir sicimle bir­birine bağlanır. Bu enstruman, çalınırken sapından tu­tulur ve elin sert veya yumuşak ha­reketleriyle ritmik vuruşlar yapılır, oyunlara eşlik etmek için ça­lınır.Bugün halen düğünlerde kullanılmakta olan ayaklı bir tahtaya, daha küçük sopalarla vurularak ritm elde etmeye yarayan sistemden uyarlanarak elde edilmiş bir enstrumandır. Adığe ve Abhazların inançlarına göre, bu tür aletlerin yardımıyla gürültü çı­karılarak kötü ruhlar kovulurdu. Bunların koruyucu gücünü artırmak için üzerleri süslenirdi. Tempo tutmaya ve ses çıkarmaya yarayan aletler en eski ve ilkel vurmalı çalgılar olarak kabul edilebilir.
2-Adaul : Abhaz dilinde Adaul, Adıge dilinde Şotırp olarak adlandırılan bu çalgı,bükülerek birleştirilmiş tahta bir kas­nağın üzerine keçi derisi geçirilerek ya­pılır. Deri önceden suda bekletilir, sonra güneşte kurutulur. Ağaç kasnak üzerinde delikler vardır. Enstruman kaşık biçiminde sopalarla çalınır.Bugün Kuzey Kafkasya’da dans müzikleri çalınırken iki taraflı, ağaç kasnaklı davul kullanılır. Derisi dana ya da ko­yun derisindendir ve bir tarafındaki deri diğerinden oldukça kalındır. Deri, ipler yardımıyla gerilir. Kasnak genellikle kır­mızıya boyanır. Ölçüleri farklı olabilir. (örn. eni 300-400 mm., çapı 340-500 mm.) Her iki elin parmaklarıyla ve avuç içleriyle çalınır. Bu tür davullar Kuzey Kafkasya’daki çeşitli halk dansları ekip­lerinde geniş ölçüde kullanılmaktadır. Phaç’ıç ile birlikte en yaygın olarak kullanılan vurmalı çalgıdır.
D-TUŞLU ÇALGILAR :
Pşıne : Adıge dilinde Pşıne, Abhaz dilinde Amırzakan, Oset dilinde Fandır olarak adlandırılan enstruman, aynı zamanda bu dillerde genel anlamda çalgı kavramını da ifade etmektedir. Günümüzün akordeonuna benzer olup, onun temelini oluşturan, klavye sistemli akordeondan farklı olarak, tuşlu bir enstrumandır. Literatürde Çerkes mızıkası olarak yer almakta olan bu çalgı, tuşlarının kapanan körük hareketinde farklı, açılan körük hareketlerinde farklı ses vermesi itibariyle zengin bir ses yapısına sahiptir. Diğer otantik çalgılardan çok sonraları Çerkes müziğine katılmış olmakla birlikte, bugün Çerkes halk müziğinde mızıkanın yanı sıra akordeon ve garmon da yaygın olarak kullanılmaktadır.
Nart söylencelerinden bugüne dek Çerkes halk müziğinde insan sesi, kullanılan diğer enstrumanlar yanında, önemini hiçbir zaman yitirmemiş ve söylenen şarkılara çok sesli vokaller yardımıyla adeta enstruman tadında eşlik etmiştir. Bugün de halk müziğinde yer yer sadece çok sesli vokallerden oluşan insan sesi ile ezgilerin oluşturulduğunu görmek mümkündür. Bu da Çerkes kültürünün ve müziğinin binlerce yıllık bir mirası bugüne taşıdığının göstergesidir.
Derleyen : Rahşan Erdoğan
 
Kaynaklar :
1-Mitoloji ve Nartlar                      : Yismeyl Özdemir Özbay-Kafdağı Yayınları 1990 – Ankara
2-Çerkes Kültürü Üzerine Etüd    : Dumanış Avledin- Kayseri Kafkas Derneği 2004 -Kayseri
3-Alaşara / Aylık Dergi                   : Sayı: 3 – 1995 – İstanbul

Sayı : 2006 06

Yayınlanma Tarihi: 2006-06-01 00:00:00