Ekolojik Algılama (Çevre Bilinci)

0
14

Neredeyiz? Bu soru bizi etkileyen, etkilendiğimiz ortama-çevreye götürür. Cansız (fiziksel), canlı (biyolojik) ve sosyal (kültürel ve toplumsal) çevre öğeleri birbirlerine karşılıklı ilişkilerle bağlıdırlar.
Bu çevre içerisinde, ortam ve ilişkiler ekosistemi oluşturur. Buradaki ilişkiler karşılıklı fayda ve sürekliliği sağlayıcı biçimdedir. Ekosistemdeki her canlı türü popülasyonu oluşturur. Canlıların yaşam alanına da habitat diyoruz.
Ekosisteme insan merkezli bakış bugün artık yeterli değildir. Bunun yerine, insan-doğa merkezli bakış daha önemlidir.
Çevre sorunları ve nedenleri:
Burada doğal çevre sorunlarından değil, insanın eylemlerinden kaynaklanan çevredeki bozulmalardan bahsediyoruz. 
Bir organizma için en önemli çevre kendi yaşamsal, ruhsal ve toplumsal hayatını sağlıklı bir biçimde sürdürebileceği ortamdır. Bu ortamda yer alan öğelerde ve öğeler arasındaki ilişkilerde organizmanın yaşamını olumsuz yönde etkileyecek her değişme, bir çevre sorunu olarak görülebilir.
19. yy. sonlarında yoğunlaşan sanayileşmeyle beliren çevre sorunları, bugün dünya ölçeğine ulaşmıştır. Günümüzde yeryüzünde çevre sorunlarından etkilenmeyen canlı kalmamıştır. Bu sorunları başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz.
·        Küresel ısınma
·        Ozon tabakasının incelmesi
·        Zehirli ve nükleer atıklar
·        Nüfus artışının doğurabileceği sorunlar
·        Uygulanan yanlış kalkınma politikaları(küreselleşme vb) nedeniyle kaynakların plansız ve adaletsiz tüketimi
·        Hava, su ve toprak kirlenmesi
·        Erozyon
·        Hayvan ve bitki türlerinin yok olması
·        Orman yangınları ve tahribatı
·        Plansız kentleşmeye bağlı sorunlar
·        Nükleer enerji üretimi, tarımsal ilaç ve gübre kullanımı
·        Nükleer, kimyasal ve biyolojik silah denemeleri ve kullanımı
·        Dünyada yaşanan savaşlar
·        Çevreyi kirleten kapitalizmin üretim biçimi ve kar hırsı. Kar hırsı, doğayı ve insanı bir meta olarak görmekte, doğal kaynakları tükenmeyecekmiş gibi düşünerek ihtiyacı için değil, kar için tüketim yapmaktadır.
Bunun yerine, insanın doğanın bir parçası olduğundan hareketle ihtiyaca yönelik, sürdürebilir üretim tercih edilmelidir.
Bu yazıyla temel ekolojik problemleri ortaya koyduk. Bunları kısaca açarsak; dünyada sanayileşmeyle gelen yoğun üretim, reklamlarla desteklenen aşırı tüketim ve savurganlık, kaynakların hızla yok olmasını doğurmuştur. Kaynakların dünya üzerinde dağılışı ve sınırlı oluşu, bunlar üzerinde kontrol isteği, rekabet ve silahlanmayı, beraberinde de savaşları doğurmuştur. Savaşlarda kullanılan nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar, başta savaş araçlarının yarattığı kirlilik, trafik, sanayileşme, tercih edilen yaşam biçiminin yarattığı küresel ısınma en büyük tehlike olarak ortaya çıkmakta.
 “Gelişmiş ülkeler” kaynakların kontrolünü sağlamak adına, dünyanın büyük bölümünü sömürerek kirletmektedir. Aslında doğal kirlenmeyi yaratan, düşünsel-kültürel anlayış ve yaklaşımlardır. Yani kısaca kapitalist üretim ilişkileridir.
Ekonomik ve siyasal sınırları kaldırıp, kültürel emperyalizmle beraber yeni sömürü alanları ve ucuz emek yaratmaya çalışan “küreselleşen dünya”, yarın daha da büyüyecek olan çevre sorunlarıyla karşı karşıyadır.
İnsanın fosil yakıtları (kömür, petrol, odun, vb.) kullanmasıyla yılda ortalama 6,5 milyar ton dolayında zehirli atık ortama salınıyor.
Dünyanın sınırlı kaynakları ve hassas ekolojik dengesinin en büyük tehdidi, insanın kendisi ve insan sayısıdır. Özellikle nüfus miktarı ve nüfus artış hızı en ciddi çevre sorununu oluşturmakla beraber diğer çevre sorunlarının da tetikleyicisi konumundadır. Özellikle nüfusun yoğun olduğu kentlerde rekabete dayalı istihdam ve ekonomi ilişkileri insan ilişkilerine yansımakta ve paylaşımcı, dayanışmayı güçlendiren insani yaklaşım yok olmaktadır. Bu durum karşımıza kültürel kirlilik olarak çıkmaktadır.
Diğer bir çevre kirliği ise, ses ve ışık kirliliğidir.
Yine verimli tarım alanlarının sanayi, ulaşım ve yerleşime açılarak yok edilmesi, kirlenmenin bir başka boyutudur.
İnsanın yüzyıllardır savaşlar, tarım arazisi oluşturmak, yakacak temini, konut yapımı, sanayi hammaddesi oluşturmak için ormanı yok edişi ise katliam düzeyindedir. 
Haldun Özkan
 

Sayı : 2006 07

Yayınlanma Tarihi: 2006-07-01 00:00:00