Kafkaslar’da Gürcistan Bilmecesi

0
9

Cumhuriyet Gazetesi Strateji ekinde, 28 Ağustos ve 12 Eylül tarihlerinde yayınlanan, Dr. Mitat ÇELİKPALA’ nın (HÜ Uluslararası İlişkiler Anabilimdalı ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniv.) kaleme aldığı yazılardan okuyucularımız için bir derleme yaptık. 
Son dönemde Türkiye’nin Kafkasya’daki stratejik ortağı olarak ön plana çıkan Gürcistan’da geçtiğimiz ay yaşananlar Kafkasya’da Gürcistan merkezli olmak üzere yeniden bir çatışma başlar mı tartışmalarının doğmasına yol açtı. Bölgede 1990’lı yıllar boyunca yaşananlara ve var olan anlaşmazlıkların hâlihazırdaki durumlarına bakıldığında bu korkunun ya da potansiyelin aslında hiç bir zaman ortadan kalkmadığı, sadece dondurulduğu hatta görmezden gelindiği söylenebilir. Amerika’nın planlaması ve NATO üyeliği perspektifinde Türkiye’nin de desteğiyle yeniden şekillendirilen Gürcü ordusunun bölgedeki dengeleri değiştirip değiştiremeyeceği; Rusya’nın buna nasıl tepki göstereceği; gelişmelerin Türkiye’ye yansımaları; BTC projesi merkezli olmak üzere diğer enerji projelerine etkileri bu çerçevede değerlendirilmesi gereken alt başlıklar olarak belirginleşmekte.
(..) NATO çerçevesinde ABD desteği ve Türkiye’nin katkısıyla ordusunu yenileyerek modernleştiren Gürcistan bu yeni haliyle bölgesel dengeler anlamında bir tehdit olarak görülmekte. Ermenistan açısından Gürcistan’ın başta Türkiye olmak üzere Azerbaycan ve Batı dünyası ile yakınlaşması rahatsız edici bulunmakta. (..) Güçlenen Gürcistan fiili (de facto) bağımsızlıklarını elde ederek her geçen gün kendi devlet yapılanmalarını sağlamlaştıran Abhazya ve Güney Osetya yönetimlerince de korkuyla izleniyor. Nitekim Saakaşvili’nin 2007 yılbaşını Güney Osetya’nın başkenti Tskhinvali’de kutlayacağı türünde söylemleri bu korkuyu pekiştirmekten başka bir fayda sağlamıyor. (..)
(..)Osetler Güney Osetya’nın başkenti Tskhinvali’de Temmuz ayında meydana gelen ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan art arda patlamalardan Saakaşvili yönetimini sorumlu tutmaktadırlar. Benzer biçimde Abhaz yetkilikler de yine geçtiğimiz ay 300 kişilik milis gücü olduğu söylenen ayrılıkçı lider Emzar Kvitsiani’nin yakalanması amacıyla Kodor vadisine düzenlenen operasyona benzer biçimde tepkiyle yaklaşarak silahlı güçlerini harekete geçirdiler. (..)Gürcistan’ın iç gelişmelerinde de bir takım sıkıntılar bulunmaktadır. Devrim sonrası dengelerde değişmeler olduğu, bir takım eski müttefiklerin farklı sebeplerle de olsa Saakaşvili’yle ters düştükleri gözlemlenmektedir. Bu bir kısım grupları isteksizce de olsa Rusya’ya yakınlaştırmaktadır. (..)
(..) Gürcistan’ın politik tercihlerinin merkezine, dönemsel olarak karşı karşıya kalınan sıkıntılara bağlı biçimde geri çekilmeler olsa da Batı dünyasına yakınlaşma politikasını yerleştirmesi Rusya’nın Gürcistan’a sürekli kuşkuyla ve tepkiyle yaklaşmasına neden olmuştur. (..) ABD başta olmak üzere Batı dünyasının Gürcistan’a yakınlaşmasının Gürcistan’ın Rusya’ya karşı daha sert bir duruş takınmasına yol açtığını görmekteyiz. (..)
Rusya bir yandan Abhazya’nın dünyaya açılan kapısı olurken diğer yandan askeri varlığıyla ve kontrollü olarak uyguladığı ambargoyla hâlihazırdaki fiili durumun en azından devamını sağlamaktadır. Her iki bölge halklarına vatandaşlık vererek bir yandan etkinliğini artırırken diğer yandan da bunu koz olarak kullanarak Gürcistan’ı baskı altına almaktadır. (..)
Bu çerçevede Gürcistan’ın toprak bütünlüğü ve üniter devlet yapısını sağlamak adına bölgedeki fiili duruma askeri müdahaleye kalkışması bölgeyi yeniden büyük bir kargaşa ortamına taşıyacaktır. Bu türde bir müdahaleye Rusya’nın tepkisiz kalması beklenemez. (..)Rusya’nın bu çatışmada Gürcistan’ın karşısında duracak gruplara ya da halklara her türlü desteği vereceği, tüm ağırlığını kullanarak uluslararası mekanizmaları bu yönde harekete geçirerek Gürcistan’ı yıpratmak isteyeceği de aşikârdır. Geçtiğimiz hafta Kuzey Kafkasya halklarından gelen peş peşe açıklamalar bu yönde dikkat çekmektedir.
Bölgede bu türde istenmeyen bir savaş durumunun son dönemde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığı varsayılan Türk-Gürcü ilişkilerine çeşitli boyutlarda olumsuz etkileri olacaktır. (..) sadece Türkiye’yi değil küresel güçleri de oyunun içine çekerek belki de Ortadoğu’dan daha karışık ve sıkıntılı bir sürece yol açabilir. (..)
Sorunun Türkiye’yi etkileyebilecek diğer bir boyutu ise Kafkas kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve sivil toplum örgütlerinin tepkileri olacaktır. Abhazya ve Abhaz sorunu bu anlamda sürekli olarak Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir sorun olagelmiştir. (..)
Zayıf ve çatışmaların hâkim olduğu bir Gürcistan ne Türkiye’nin ne de diğer güçlerin çıkarına hizmet eder. Bu nedenle Gürcistan’la fiili olarak bağımsızlıklarını ilan eden yapılar arasında savaşa varmadan bir uzlaşmaya gidilmesi yönündeki çabalar artırılarak devam ettirilmeli ve anlaşmazlıklar barışçı bir biçimde sonuçlandırılmalıdır. (..)(28.08.2006)
Kafkasya’dan çatışma sinyalleri geliyor
Spotlar: (1)Gürcistan’da taraflar olarak niteleyebileceğimiz Osetler ve Gürcüler arasında ilişkilerin gerginleşmesi zaman içerisinde Abhazya’yı da kapsayacak bir büyük yıkıma neden olabilir. Çok basit bir neden, bahsedilen bu ortam içinde fitili ateşlemeye yeterli gözükmekte.
(2) Gürcistan Batı dünyası açısından güvenilir siyasi, ekonomik ve askeri bir yapıya kavuşturularak bir aciz devlet durumuna düşmekten kurtarılmaya çalışıldı.
(3) Sürekli olarak karşı tarafı suçlamakla, donmuş ilişkiler yaratmakla ve zaman zaman çatışmaları yeniden canlandırmakla istikrarlı bir ortam yaratmak mümkün gözükmüyor.
(4) Çözüm silahlanmak ve silahlı çözüm üretmeye kalkışmaktan çok uzlaşmak ve anlaşmak olmalıdır.
3Eylül’de içerisinde Gürcistan’ın Savunma Bakanı Irakli Okruaşvili ve Genelkurmay Başkanı Levan Nikoleişvili’nin de bulunduğu Gürcistan’ın batısındaki Senaki’ye giden Mi-8 tipi bir askeri kargo helikopterinin Güney Osetya’dan açılan ateş nedeniyle acil iniş yapmak zorunda kalmasıyla Gürcistan’da yeniden bir hareketlilik gözlenmeye başladı. (..)
ÇATIŞMA SİNYALİ
(..) Gürcistan’ın sıcak, uzun soluklu ve 1990’lı yılların başındaki savaşlarla kıyaslandığında daha kanlı ve tehlikeli bir sıcak çatışmanın eşiğinde olduğu rahatlıkla söylenebilir. Gürcistan’da taraflar olarak niteleyebileceğimiz Osetler ve Gürcüler arasında ilişkilerin gerginleşmesi zaman içerisinde Abhazya’yı da kapsayacak bir büyük yıkıma neden olabilir. Çok basit bir neden, bahsedilen bu ortam içinde fitili ateşlemeye yeterli gözükmekte. (..) gerek Rusya ve Türkiye gibi bölge ülkelerine, gerekse çatışmanın unsurları olan taraflara büyük sorumluluklar ve görevler düşüyor. Buna AB ve ABD gibi bölge ve olaylarla yakından ilgili diğer aktörler de eklenmelidir. (..)
 FİİLİ DEVLETLER VE GÜRCİSTAN
Kafkasya’daki potansiyel patlama merkezlerinin en hassası durumundaki Gürcistan, bilindiği üzere bir yandan da özellikle petrol ve doğalgazın uluslararası pazarlara ulaştırılması çerçevesinde yürütülen küresel projeler bağlamında bölgedeki kilit ülke durumunda. Bu konumu nedeniyle Gürcistan Batı dünyası açısından güvenilir siyasi, ekonomik ve askeri bir yapıya kavuşturularak bir aciz devlet durumuna düşmekten kurtarılmaya çalışıldı. (..) Gürcü yönetiminin tercihi gerek Abhazya’da gerekse Güney Osetya’daki sorunları dondurarak gerekli koşulların oluştuğu ve Gürcistan’ın kendisini güçlü hissettiği anda askeri yolla çözmek bağlamında şekillendi. Fakat bu süreçte Abhazya ve Osetya’da karşımıza fiilen bağımsız her geçen gün devlet yapılarını ve varlıklarını sağlamlaştıran, Batı dünyasına karşı arkasına Rusya’nın desteğini alan yeni fiili devletler çıktı. Gürcistan’ın muhtemel AB ve NATO üyeliği bağlamında Batı dünyasıyla birlikte hareket ederek üniter bir Gürcistan yaratma projesi bu bağlamda çözümsüzlüklerin devamını ve anlaşmazlıkların her an bir çatışmaya dönüşmesi ihtimalini doğurmakta. (..)Gürcü yönetimlerinin Abhazya ve Osetya’nın fiili durumlarını kabullenmeyerek tartışmaya açması ve buna bağlı olarak anlaşmazlıkların sonlandırılarak potansiyel bölgesel tehdidin ortadan kalkması bağlamında çözümler ya da alternatifler üretmemesi Gürcistan’ı tek taraflı olarak haklı kılmıyor. (..)Sürekli olarak karşı tarafı suçlamakla, donmuş ilişkiler yaratmakla ve zaman zaman çatışmaları yeniden canlandırmakla istikrarlı bir ortam yaratmak mümkün gözükmüyor. (..) Bu anlayış Gürcistan’ın yüzünü döndüğü Batı dünyası ve Atlantik İttifakı içerisinde kurumsal olarak yer alabilmesinin önüne de set çekiyor. Nitekim gerek AB gerekse NATO yetkililerinin yaptıkları açıklamalara bakıldığında çok uzakta duran AB üyeliğinin ötesinde Gürcistan’ın NATO’ya üyeliği 2010’dan önce pek de olanaklı gözükmüyor. (..)
(..)
 RUSYA KİLİT ÜLKE
Bu noktada özellikle vurgulanması gereken hali hazırdaki durumun tarafların hiçbirinin çıkarına hizmet etmediğidir. İstikrasızlığın devamı, tarafların bir birlerine karşı duydukları güvensizliğin devamı, işin içine diğer aktörleri sokmakta ve tamamen içinden çıkılamaz bir duruma taşımakta. Bu bağlamda karşımıza çıkan ilk aktör Rusya’dır. Rusya bu anlaşmazlıkların olduğu gibi devamı, durdurulması ya da çatışmaların yeniden tetiklenmesi bağlamında kilit ülke konumundadır. (..) Rusya’nın bölgedeki anlaşmazlıkların dondurularak çözümlenmemesinden birinci derecede sorumlu ülke olduğu sadece Gürcistan’ın değil Batı dünyası başta olmak üzere AGİT ve benzeri bölgesel anlaşmazlıklarla yakından ilgili tüm unsurların vurguladığı bir durum. Bunun Abhaz ve Oset yönetimlerince de açıkça belirtilmese de değerlendirildiği belirtilebilir. Ancak bu unsurların Gürcistan karşısında varlıklarının devamı ve çıkarlarının korunması anlamında bir zorunluluk olduğu aşikâr. Bu koşullarda, (..) Rusya’nın dengelenmesi bölge devletlerini aşan bir hal alıyor. Gürcü yetkililerin de bu yaklaşımla bir yandan Batı dünyasıyla ilişkileri sıkılaştırırken, Abhazya ve Osetya’da tarafları tatmin edecek uzlaşmayı yaratarak Rusya’nın varlığını gereksizleştirme politikası gütmesi daha akılcı olacaktır.
ABD VE AB’NİN TUTUMU
Bu karşımıza oyunun diğer aktörleri olan ABD ve AB’yi çıkarmaktadır. Hazar ve Orta Asya enerji kaynaklarının alternatif rotalar aracılığıyla daha güvenilir biçim ve koşullarda uluslararası pazarlara taşınması ve bunun güvence altına alınması AB ve ABD’nin önceliğidir. Bu güçler öncelikleri çerçevesinde gerek Gürcistan’ın güçlendirilmesi gerekse Kafkasya’daki tüm anlaşmazlık ve çatışmaların çözümlenerek istikrarın sağlanması yönünde çalışıyorlar. NATO bu bağlamda bölgesel güvenlik şemsiyesi olarak öne çıkartılırken, AB Komşuluk Politikası çerçevesinde Kafkasya ülkelerinde büyük boyutlu projeler yürütmekte. (..) Gürcistan en azından bir takım şahin liderlerin hayallerinin ötesinde kabul edilebilir, akılcı çözümler bulmak zorundadır. Aksi takdirde üniter yapı derken daha da parçalanmış bir ülke karşımıza çıkabilir.
 TÜRKİYE ÇÖZÜME YARDIMCI OLMALI
(..) Türkiye Gürcistan’ın en büyük ticari ortağı olma yönünde ilerlemekte. Gürcistan ithalatının yüzde 27’si Türkiye’den yapılmakta. (..) Hepsinden önemlisi Baku-Tiflis-Ceyhan ya da Baku-Tiflis-Erzurum gibi büyük boyutlu projelerin aksaması sadece Türkiye için değil, küresel dengeler açısından kabul edilemez bir durum. (..) Bu noktada çözüm silahlanmak ve silahlı çözüm üretmeye kalkışmaktan çok uzlaşmak ve anlaşmak olmalıdır. (..) Yapılması gereken var olan ilişkileri kullanarak Gürcistan’ın barışçıl yollarla sorunun çözülmesine katkıda bulunmaya ikna edilmesi, desteklenmesidir. (..) (12.09.2006)

Sayı : 2006 10

Yayınlanma Tarihi: 2006-10-01 00:00:00