Kafkas Cumhuriyeteri; Şapsığya (KHIUŞÖ ŞAPSIĞE)

0
7

Bir zamanlar Karadeniz kıyısında ve Kuban boyunda yaşayan ve 700 bini bulan sayılarıyla en büyük Adıge topluluğu olan Şapsığlar,1864’te Ruslarca kitleler halinde Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakılmış ya da yok edilmişlerdir. Türkiye’ye gönderilmeyip Orta Kuban ve Orta Laba ırmakları boylarına sürülüp oralara yerleştirilen Şapsığlar’ın bir bölümü Kuban boyunda kalmış, Laba boyundakilerin bir kısmı da,1880 sonrasında Karadeniz kıyısındaki eski yerlerine dönerek günümüzdeki “Kıyıboyu Şapsığ” ya dagenel anlamda “Karadeniz Kıyısı Şapsığları” toplumunu oluşturmuşlardır. Adıgeler, günümüzde, kıyıdaki bu Şapsığ yerleşim yöresine, özel anlamda, “Kıyıboyu Şapsığya” (Khıuşö Şapsığe), Adıge Cumhuriyeti içinde merkezi Afıpsıp olan ve 4 köyü kapsayan Tahtamukay Rayonu’na bağlı ‘Şapsığ Bucağı’na da (sovet) “Kubanboyu Şapsığya” (Pşızeuşö Şapsığe) demektedirler. 

Şapsığ Köyleri, Özerkliğin Lağvedilmesi ve Nüfus Durumu

Karadeniz Kıyısı Şapsığları’ toplumsal parlamentosu Adıge-Khase Başkanı Mecid Çaçuh’un Mayıs 2006’da verdiği bilgiye göre, yörede 14 Şapsığ köyü vardır (Bu köylerin 9 tanesi Soçi metropolitan alanında: Hacuk, Kalej, Kodeşhap, Şehape, Şehekeytsuk, Şehekeyuşh, Şhafit, Şoceyuk, Thağepş; 5 tanesi de Tuapse rayonundadır: Aguy, Psıbe, Necıko, S’eps, Ş’oyuk). Şapsığların toplam sayısı da 12 bin kadardır. Soçi, Tuapse ve Lazarevsk kentlerine yerleşmiş Şapsığlar da vardır.

1922’de, Türkiye’den gidenhukukçu ve gazeteci Yusuf Suad Neğuç (doğum;Düzce-1877, ölüm; Afıpsıp-Adıgey-1930) ve Şapsığyalı Cambolet Neğuç’un önderliğinde Şapsığlar, Karadeniz kıyısında, sınırları kuzeyde Pşada ırmağından başlayıp güneyde Soçi’yi de içine alan bir alanda, 1864’te Türkiye’ye sürülmüş Çerkesler’i de geri getirmeyi kuruluş amaçları arasında sayan ve Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’ne katılma talebinde bulunan “Şapsığ Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti”nin kuruluşunu ilan ettiler. Şapsığ talebi, Moskova’da gündeme alındı. Ancak, Rus olmayan halkların haklarını ve eşitliğini destekleyen, azınlıklara Ruslar’ınkinden daha fazla haklar verilmesini, dengenin ancak bu şekilde küçükler lehine korunabileceğini savunan ve bu temelde demokratik bir devlet oluşturmaya çalışan devrimin önderi Lenin’in bir suikast sonucu yaralanıp kısmi felç geçirmesi, sağlığının bozulup yatağa düşmesi(1922) ve ardından da ölmesi(1924) üzerine,Lenin’in savaş açmış olduğu yozlaşma azgınlaştı. Rus milliyetçiliği de, şimdilerde olduğu gibi yeniden hortladı;konjonktür Rus olmayan milliyetler ve bu arada da Şapsığlar aleyhine döndü. Yetkiler gaddar ve kaba bir kişi, bir “Rus milliyetçisi” olan Stalin’in elinde toplandı. Aynı yıl, Şapsığ talebi,göstermelik bir düzeye indirilerek, rayon (ilçe) olarak “tanındı”.

Rus yazarı Yd. Filitsin’e göre 1880’de Kuban Oblastı’ndaki tüm Şapsığlar’ın sayısı 5241 idi(Bak. Adem Bek,”Adıge Ma’q gazetesi”, 03.12.1991). Bu sayının, normal artışa göre bugün için en azından 30.000’i bulması gerekirdi. Ancak, şimdilerde bildirilen sayı, 12.000’i Şapsığya’da, 5.000’den fazlası da Adıgey’de olmak üzere, 20.000 bile değildir.

Kuruluşu döneminde,Mirza Bala’ya göre, Karadeniz kıyısında toplamı 10 bin kadar olan Şapsığlar’ın 6.500 kadarı “Şapsığ Milli Nahiyesi” diye tanımladığı Şapsığ   rayonundaydı (Bak.İslam Ansiklopedisi,madde “Çerkesler”, Mirza Bala). Giderek sınırları iyice daraltılan rayondaki Şapsığ nüfusu sonunda 4.000’e düşürülmüştü.

Şapsığ Ulusal Rayonu’nun ilk merkezi Tuapse idi. Ardından merkez Aşe Irmağı boyundaki Kalej köyüne,daha sonra kıyıdaki Sovet Kvace köyüne,en sonunda da Lazarevsk’e taşınmıştı. Sınırları üzerinde “kedi-fare misali” sürekli oynanan Şapsığ  rayonu,sonunda, Şapsığlar’ın Adıge-Khase örgütü ilk başkanı Şhafit köylü Murdin Teşu’nun (Tvecu) verdiği bilgiye göre,1945’te,stratejik bir bölgede bulunması ve ilerisi için bir tehlike “oluşturabileceği”   mülahazasıyla kaldırıldı.

Özerkliğin kaldırılmasından sonra, kolonizasyona gidildi, Şapsığya’ya yoğun bir Rus ve Ermeni nüfusu getirilip yerleştirildi. Şapsığ nüfus da, belirtildiğine göre % 6 dolayına düştü.

Günümüzdeki Gelişmeler ve Son Durum:

1985’te Gorbaçov’un demokratik reformları başlatması ve baskı altındaki Rus olmayan halkların özgürlüklerini arttırmaya başlaması üzerine, Adıge-Khase çatısı altında örgütlenen Şapsığlar ,1 Aralık 1990’da Şapsığ Ulusal Rayonu’nun yeniden kuruluşunu ilan ettiler. Ama,toprağın yerlisi olan Şapsığlar’ın bu talebi,şimdilerde Adıgey’e de yapılmak istendiği gibi, ”bölge nüfusunun % 4 ya da 5’i olan Şapsığlar’a özerklik verirsek,daha fazla sayıda olan bölgedeki Rus,Ermeni ve Rumlar ne demez?” denilerek,dışarıdan getirilip yerleştirilen ve yerli olmayan   ithal nüfus çoğunluğu gerekçe gösterilerek, eski Krasnodar Krayı valisi Diyakonov tarafından geri çevrildi. Oysa, başka devletlerde farklı uygulama örnekleri de vardır. Örneğin, bölgelerinde Şapsığlar’a göre daha düşük bir oranda bulunan Maori yerli dili Yeni Zelanda’da (nüfusun %3 kadarı), Hawaii yerli dili de ABD’nin Hawaii eyaletinde (nüfusun %1.5 kadarı) İngilizce yanında resmi dil olarak tanınarak,bu dilleri konuşan topluluklar bu devletlerin “temel halkı” sayılarak, tam bir politik eşitliğe kavuşmuşlardır. Burada ise, Şapsığlar’ın karşısına yerli olmayan “ithal nüfus” çıkarılmaktadır. Yani, Şapsığlar için öne sürülen gerekçe,demokratik olmayıp,ırkçı ve sömürgeci bir anlayışıyansıtmaktadır. Daha sonra Şapsığlar,29 Nisan l999’da Federal Anayasa gereği çıkarılan “Rusya Federasyonu’nda öz topraklarında yaşayan küçük halkların haklarına ilişkin güvenceler”adlı bir Federal yasadan, Krasnodar krayının engellemeleri aşılarak, “yararlandırıldılar”.

Adıge-Khase (toplumsal parlamento) merkezi Lazarevsk’tedir. Lazarevsk (Psışuape),Soçi metropolitan alanı içinde bir sayfiye, plaj ve kültür kentidir. Lazarevsk’te, Şapsığ Ulusal Müzesi ile Maykop’taki Adıge Devlet Üniversitesi’nin Lazarevsk koluna bağlı 6 fakülte bulunmaktadır. Fakültelerden birinde Şapsığ okullarında anadili dersini okutacak olan öğretmenlerin yetiştirildiği bir bölüm de vardır (Adıge Devlet Üniversitesi,Lazarevsk dışında Novorossiysk (Svemez) kentinde üç, Azak Denizi kıyısındaki Yeysk kentinde de 1 fakülte açmıştır. Paralı olan,ama burs da verdiği belirtilen bu fakültelerin Rusya ölçütlerine göre kaliteli oldukları ve Rus öğrenciler tarafından da rağbet gördükleri söylenmektedir).        

Şapsığlar’a Rus ve Krasnodar bütçelerinden küçük bir yıllık tahsisat (yılda toplam 80 bin dolar kadar) ayrıldığından,kısıtlı ekonomik,sosyal ve kültürel çalışma yapılabilmektedir. Yine de Adıgey Devlet Başkanı Hazret Sovmen’in gerek devlet kaynaklı ve gerekse kişisel katkılarıyla kurulan bir özel Şapsığ folklor ekibi, ”Şapsugiya” (Şapsığya) adlı Rusça-Adıgece bir özel gazete ve bazı temsiller finanse edilmeye çalışılmaktadır. 1945 öncesinde,yani özerklik dönemindeyse,daha geniş haklar -örneğin Şapsığlar’ın bir Şapsığ edebiyat dili,okul eğitimi,gazete ve radyo yayınları- vardı. O zamanlar bütün bu etkinlikler devlet tarafından finanse ediliyordu.

Şapsığya’da yaz (deniz) turizmi gelişmiştir. Yaz mevsiminde plajlar dolmakta, ama turizm gelirinden Şapsığlar’a bir şey verilmemektedir. Daha önceleri Abhazlar’a da bir şey verilmiyordu. Şapsığya’da dağ turizminin de geliştirilmesine çalışılmaktadır. Eskiden Rus olmayan çoğu bölgelerde yapıldığı gibi,Şapsığlar’ın yönetimden ve turizm sektöründen hayli dışlandıkları ve yoksul duruma düşürüldükleri de görülmektedir. Bölgede Şapsığlar’a yönelik Krasnodar destekli gerici, faşist ve ayırımcı görüşlerin yaygın olduğu bilinmektedir. Nitekim,1992’deki ziyaretim sırasında, Tuapse’de milliyetçi Ruslar,”Şapsığlara özerklik verilmemesi için” ev evdolaşıp imza topluyorlardı.

Şapsığlar’ın başlıca geçim kaynakları yazları turizm sektöründe iş verilirse çalışma,yolboyu tezgahlarda turistik eşya satma,fındık,kestane ve çay üretimi ile pazara yönelik bahçecilik ve hayvancılıktır (sığır ve keçi).

Şapsığ aydını Ruslan Nıbe’den yaşanmış bir anlatı: Geçmişte,sulak kıyı düzlüğünden hayli uzak dağlarda yaşayan Şapsığlar, kuraklık nedeniyle kıtlık içine düşerler. Sulanan kıyı düzlüğündeki Ruslar’ın mısırı yetişmiştir. Ama Şapsığlar’ın mısır tarlaları kurumuştur. Öte yandan, Şapsığlar’ın yaşadığı dağlarda domuz çoktur. Son çare olarak,”Domuz avlayıp Ruslara verelim,karşılığında mısır alalım” derler. Ama bir imam,”Domuz karşılığı alınan mısır da domuz sayılır” diyerek karşı çıkar. Başka bir imam da,”Domuzu pazara götürür, yanına bir sopa diker,sopa karşılığı diyerek mısır alırsanız günah olmaz” der. Öyle yapar ve kıtlığı aşarlar.

Derleyen: Cevdet Yıldız (Hapi)

Sayı : 2006 11

Yayınlanma Tarihi: 2006-11-01 00:00:00