Açık Mektup

0
12
Avrupa’nın Özgürleştirilmesinden Yirmi Yıl Sonra
Yeni Bir Duvar Gürcistan’da İnşa Ediliyor
Avrupa, Gürcistan İçin Ayağa Kalkmalı (*)

Avrupa’nın 1939 Ribbentrop-Molotov Paktı’nın ve 1938 Münih Antlaşması’nın utancını hatırlamaya ve 1989 yılında Demir Perde’nin ve Berlin Duvarı’nın çöküşünü kutlamaya hazırlandığı şu günlerde, zihinlerimize bir soru takılıyor; Tarihten ders çıkarabildik mi? Ya da başka bir biçimde ifade edecek olursak, 20. yüzyılın üzerine kara bir gölge düşüren hataların tekrarından kaçınabilecek miyiz?
Geçmişteki olaylara üzülmek veya sevinmek eğer onlarda gizli derslere karşı gözlerimiz kapalı ise beyhude bir çabadır. Sadece ve sadece bu olaylar, gelecekte bize benzer durumlarda farklı –ve çok daha bilgece- davranabilmeyi öğretebilmişse, bu tür anmalar bir değere sahip olabilir.  
Avrupa’nın bugününe bakıldığında tarihin sonuna gelinmediği ve trajik bir şekilde akmaya devam ettiği çok aşikar biçimde görülecektir. Öyle ki, kıtanın yarısının özgürlüğüne kavuşmasının üzerinden yirmi yıl geçtikten sonra, Avrupa’da yeni bir duvar bu kez Gürcistan’ın toprak bütünlüğü üzerinde inşa edilmektedir.
Bu Avrupa’nın yurttaşlarına, kurumlarına ve hükümetlerine karşı büyük bir meydan okumadır. Küçük bir ülkenin sınırlarının güç kullanılarak, tek yanlı olarak değiştirilmesine rıza gösterecek miyiz? Yabancı ülke topraklarının, büyük kuvvetlerce de facto ilhak edilmesini hoş görecek miyiz?
Mektubun başında anımsatılan tarihi yıldönümlerinin Avrupa’nın hem ortak kimliği, hem de ortak geleceği için bir anlam ifade edebilmesi için, AB’nin 27 demokratik ülkesinin liderlerini, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü barışçı yollardan tekrar kazanabilmesine ve Gürcü toprağında yasadışı olarak konuşlanan Rus güçlerinin geri çekilmesini sağlayabilmesine yardımcı olacak pro-aktif bir strateji oluşturmaları için uyarıyoruz. 
Hiç kimse Moskova ile bir karşı karşıya gelişi veya Soğuk Savaş’ın düşmanca atmosferini istemiyor. Ama AB’nin ve üye devletlerin mevcut Rus Liderliği’ne açık ve net bir mesaj yollamaları da artık şart oldu. 
AB tarafından kurulan ve başkanlığını Heidi Tagliavini’nin yaptığı komisyonun Rus-Gürcü Savaşı ile ilgili hazırladığı raporu yayınlamaya hazırlandığı şu süreçte, tüm Avrupalıları yakın geçmişimizin acı dolu derslerini hatırlamaya davet ediyoruz.
İlk olarak, büyük bir güç bağımsızlığını hazmedemediği bir komşusunu istila etmek için her zaman bir bahane bulur, yoksa yaratır. Hitler’in (tıpkı 1940 yılında Stalin’in, ülkelerini işgal etmeye karar verdiğinde kabahati Finlilerin üzerine yıkması gibi) 1939 yılında Polonyalıları düşmanca hareketlere başlamakla suçlamasını hatırlayalım. Aynı şekilde Gürcistan-Rusya meselesinde de kritik nokta, ilk kurşunu hangi ülkenin askerinin sıktığından ziyade, kimin diğer ülkeyi istila etmiş olduğunu saptamak olmalıdır.
İkinci olarak, batılı demokrasilerin, dost bir ülkenin parçalanmasına karşı koymakta başarısız olmaları, bu ülke her ne kadar küçük bir ülke de olsa, global ölçekte çok vahim sonuçlara neden olabilir.
AB Münih Anlaşması’nın ve Demir Perde’nin günahlarına karşı inşa edildi. Eğer herhangi bir şekilde, geçen yüzyılın çok büyük bir bölümü boyunca kıtamızı savaşın ve bölünmenin içine çekenlere benzer işleri hoş görür gibi gözükürsek, bunun sonu su katılmamış bir felaket olacaktır. Kurban edilmek üzere olan, sürmesi için hayatlarımızı adadığımız projemizin kaderinden daha azı değildir: Avrupa kıtasının barış içinde ve demokratik yoldan bütünleşmesi.
Vaclav Havel, Valdas Adamkus, Mart Laar, Vytautas Landsbergis, Otto de Habsbourg, Daniel Cohn Bendit, Timothy Garton Ash, André Glucksmann, Mark Leonard, Bernard-Henri Lévy, Adam Michnik, Josep Ramoneda
 (*)Bu açık mektup İngiliz Guardian Gazetesi’nde 22 Eylül 2009 günü yayınlandı. 
Çev: Anıt Baba

Sayı : 2009 10

Yayınlanma Tarihi: 2009-10-01 00:00:00