Gizemli Kafkasya, Kafkasya’nın Süre Gelen Sorunları ve Abhazya (II)

0
11

Atay CeyişakarKafkas Abhazya Dayanışma Komitesi Kurucu Eski Başkanı
Abhazya
Abhazya, Karadeniz’e 225 km. sahili olan, 8900 km2 yüz ölçüme sahip, küçük bir ülkedir. Abhazya’ya ismini veren Abhazlar’ın günümüzdeki nüfusu (Abhazya’daki) 123.000 kişidir. Abhazya’da, Abhazlar’dan ayrı olarak, başta Ermeni, Ruslar(*4) olmak üzere bir çoketnik grup yaşamaktadır. Doğusunda Gürcistan, kuzeyinde Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti, güneyinde Karadeniz, batısında Rusya yer alır. Karadeniz’e sahili olan bir ülke olmasına rağmen ‘yarı tropikal’ iklime sahiptir.
  • Abhazya, işgalci Gürcistan birliklerini sınır dışına attığı 30.Eylül.1993 tarihinden itibaren, ‘ambargo’ baskısına rağmen, ‘Bağımsız Devlet’ olarak hayatiyetini devam ettirmektedir.
  • Gürcistan’ın BDT ülkelerinden isteği doğrultusunda Abhazya’ya, 1995 yılından itibaren ‘çok yönlü’ ambargo uygulanmıştır. RF ambargoyu, kendi çıkarları için kullanmıştır. Ambargo, RF hariç tüm taraflara; başta Abhazya, sonra Çerkes diasporası ve Türkiye’ye büyük zararlar vermiştir. Ambargoya öncülük eden Gürcistan da ambargodan çok yönlü zarar görmüştür.  
  • Birleşmiş Milletler, RF ve AGİT’in katılımı ile, Abhazya-Gürcistan Sorunu’nun çözümü görüşmeleri yapılmaktadır, ancak; günümüze kadar ‘kalıcı barışı’ sağlayacak bir sonuç alınamamıştır. Sonuç alınabilmesine en büyük engel, Gürcistan’ın ‘üniter devlet’ olma isteğidir.
Abhazya, 1200 yıllık devlet geleneğine, 5000 yıla kadar geriye gidilebilen tarihe sahiptir. Efsane ve söylencelerden hareket edildiğinde 10 bin yıl geriye gidilebildiğini Batı Alemi araştırmacıları ve bilim adamları da kabul etmektedir. Günümüzden 3200-3300 yıl öncesinde ‘sese dayalı alfabeyi’ ilk kullanan bir kültüre (*6) mensup insanların yaşadığı bir ülkedir Abhazya.
Dışarıdan bakıldığında bu küçük cumhuriyetin, Abhazya’nın ‘kolaylıkla yok edilebileceği; feda edilebileceği’ izlenimi doğmaktadır. Bu görüntü çok yanıltıcıdır; şöyle ki:
  • Abhazlar’ın Kuzey Kafkasya’da aynı kökten geldikleri kardeşleri/Çerkesler yaşamaktadır. Kuzeydeki kardeş halklar, Abhazlar’ın kaderini kendi kaderleri saymaktadır. Gürcistan-Abhazya Savaşı’nda bu kader birliği anlayışının gerektirdiği tüm desteği (savaşın başlaması anından itibaren, Abhazya birlikleri ile yan-yana Gürcistan birliklerine karşı savaşmak dahil) Abhazya’ya vermişlerdir. 1859 ve sonrasında Kuzey Kafkasya ve Abhazya’dan ayrılmak zorunda bırakılan kardeşleri dünyanın pekçok yerinde yaşamaktadır. Diaspora Çerkesleri’nin yoğun ilgisi-desteği savaş devresinde olduğu gibi günümüzde de devam etmektedir.
  • Saakaşvili’nin Gürcistan ve Acaristan başarısınıAbhazya konusunda ölçü almak çok yanıltıcı olur. Çünkü her iki sorun da etnik bir sorun değildi. Amerika destekli olmasının ötesinde, 90’lı yıllardan itibaren Gürcistan ve Acaristan yönetimlerinin, çok başarısız-adaletsiz uygulamalarına tepki duyan ‘Gürcü Halkı’nın Saakaşvili’yi umut görüp desteklemesi sayesinde başarı elde edilmiştir.
  • Abhazlar’ın, Gürcüler’le hiçbir kan bağı yoktur. Ayrıca, Tiflis yönetimlerinin Abhazlar’a yaptığı her tür insanlık dışı zulmü, Abhazlar’ın ve diğer etnik Abhazyalılar’ın unutması mümkün değildir. 
  • Abhazya’nın Gürcistan’a yakın; Gal bölgesinde yaşayan Gürcü(gerçekte, süreç içinde zor ile asimile edilen Megrel/Hıristiyan Lazlar) vatandaşlar hariç, Abhazya’da Tiflis’in provoke edebileceği hiçbir etnik halk(Ruslar, Ermeniler,vb.) yoktur.
  • Ayrıca, Abhazlar’ın gidebilecekleri başka bir vatanları da yoktur. 1992-1993 savaşındaki başarıda en büyük etkenlerden biri bu faktördür. Bugünün Abhazlar’ı, 19. asrın ikinci yarısında atalarının yaptığı hatadan(günümüz Abhazlar’ı, ‘ne pahasına olursa olsun ana vatan terk edilmemeliydi’ diye düşünüyorlar ve tüm davranışlarını bu bilinç ile belirliyorlar) ders almışlardır. Örnek olarak: 1992-93 savaşında ‘küçük çocuklar ve hanımlar’ın, savaş bitene kadar güvende olmaları; ‘Abhazya dışında geçici barındırılmaları’ tekliflerini(Kuzey Kafkasya ve diaspora Çerkesleri’nce yapılmıştı bu teklif), kesin ve keskin bir dille reddetmişlerdi.
Abhazlar’ın, Abhazya’da yaşayan diğer etnik grupların ‘ana vatan’ bilinçlerinin yanında, Abhazya’nın stratejik konumu; tam bir işgali imkansız kılacak coğrafi yapısı; gerilla savaşına uygun dağ-vadi-mağaralar yapısı ve de Abhazyalılar’ın atalarından miras savaşma yeteneklerinin yanında, geçen savaşta ve sonrasında kazandıkları savaş deneyiminin ötesinde,
  • Sadece; Kuzey Kafkasya’daki ve diasporadaki ‘Çerkesler’ unsuru bile neden Abhazya-Abhazlar’ın kolaylıkla feda edilemeyeceğini anlatmaya yeterlidir. Açıklanmaya çalışıldığı üzere Kuzey Kafkasya Çerkesleri, Abhazları ‘kardeş’ olarak görmekte, ‘kader ortağı’ saymaktadır. Bu unsurlar dikkate alındığında, Abhazya’nın ‘neden en kırılgan sorun olduğu’ kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Abhazya’ın feda edilebilmesi sanıldığı gibi kolay değil, imkansızdır.
  • Kuzey Kafkasya ve ‘Diaspora Çerkesleri’nin ‘ses getirici aktivitelerde’ bulunmamaları yanlış değerlendirilmemelidir. Bulunulan ülkelerin huzurunu bozmamak adına ve süreç içinde ‘doğru bir sonuca’ barışçıl bir düşünce ile varılabileceğine inançları sebebiyle; bilinçli ve soğuk kanlı yaklaşımlarını henüz bozmamışlardır. Bu süreçten ümitlerini kestikleri anda, ne(ler) olabileceğini tahmin edebilmek bile imkansızdır.
Abhazya -Gürcistan Sorunu’nun çözümüne bu ‘bilgi-ilgi’ ile yaklaşılmalı, çözüm aranmalıdır.
Gürcistan’da Yönetim Değişikliği
Eduard Şewardnadze’nin düşürülmesinden sonra göreve gelen Saakaşvili, iktidara gelmeden önce ve sonrasında, ‘Gürcü Yönetimleri’nin klasikleşmiş zihniyetini yansıtmıştır. Acaristan Sorunu’nun küllenmiş görüntüsü vermesinin ardından;
  • “Acaristan’dan sonra sıra Abhazya’da” demeci ile bölgede büyük bir gerginliğe sebep olmuştur ve gerginlik halen devam etmektedir.
  • Saakaşvili, bölgeyi, ülkeleri, kültürlerini tanımadığını Acaristan olayı sonrasında, beklendiği şekilde belli etmiş; ‘Güney Osetya Sorunu’nu çok hızlı bir şekilde tırmandırmıştır.
Yeni Bir Yaklaşıma İhtiyaç Var
Kuzey ve Trans Kafkasya sorunlarına, hem taraf devletler, hem Birleşmiş Milletler, hem de etkili devletler yetersiz-yanlış strateji ile yaklaşmışlardır. Bu yaklaşım tamamen terk edilmeli, sorunlara eksiksiz bilgi ile yaklaşılmalı, çözüm aranmalıdır: Bölge, ülke, insan, kültür yapıları gerçekçi analiz edilmeli; çıkara dayalı popülist siyasetlerin arzu edilenin dışında çok büyük karmaşıklıklara sebep olacağı; her kesime maliyetinin çok pahalı olacağı dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda;
Etkili Kurum ve Devletler ve de Türkiye!
Gürcistan’ın taraf olduğu tüm sorunlar, önemli sorunlardır. Abhazya Sorunu’nun bu sorunlardan farkı, düğümün çözüm merkezi olmasıdır. Abhazya sorununa doğru bir siyaset ile yaklaşıldığında, anılan tüm bu sorunlar doğru bir mecraya doğru seyredebilecektir.
Eğer etkili kurumlar ve Batı Alemi, Abhazya-Gürcistan sorunu konusunda doğru bir sonuca ulaşmak istiyorsa:
  • Birleşmiş Milletler, USA, AB, RF ve Türkiye tarafları; “Abhazya’nın, bir daha statüsüne zarar verilemeyeceği uluslararası garantisini verecek; Abhazya’nın egemenliğinin korunduğu, ayırım yapılmadan Abhazya’da yaşayan tüm halkların başta dilleri olmak üzere kültürlerini özgürce koruyup; geliştirebilecekleri” bir barış projesi ile, Gürcistan ile Abhazya’nın anlaşma yapmasını sağlamalıdır.
  • Tabii aynı anlamda, Güney Osetya ve Acaristan’ın, Gürcistan ile anlaşma yapmasını sağlamak da gerekmektedir.
  • Gürcüleştirilip asimile edildiği bilinen Megrel halkının, dilleri başta olmak üzere tüm kültürel haklarını koruyacak ve geliştirecek bir yapının da oluşturulma mecburiyeti, dikkate alınmalıdır.
Ancak, bu anlamda bir yaklaşımın ortaya konabilmesi için; Türkiye’nin önce mevcut durumu ve olabilecekleri iyi algılaması ve buna uygun bir politika belirleyerek Batı Alemi’ni bilgilendirmesi,ikna etmesi ve not edilen politika bağlamında birlikte hareketin sağlanabilmesi gerekmektedir.
Türkiye’nin Öncülük Etmesi Gereken Somut Öneriler; öncelikli Olanlar:
1. Yukarıda ifade edilen ‘yeni yaklaşımı’, Türkiye siyaset ve stratejisi ile özümsemeli ve tüm etkili kurum ve ülkelere anlatmalı, ikna etmeli, not edilen anlamda bir sonucun alınmasına samimi olarak gayret etmelidir.
2. Abhazya’ya uygulanan ambargo, Gürcistan’a da zarar vermektedir. Ayrıca ambargo, barış ümidini tümden yok etmektedir. RF gemileri hiçbir kısıtlama olmadan Abhazya limanlarına gidip-gelirken, Türkiye kendi vatandaşı Çerkesler’in, yakın akrabalarının yaşadığı Abhazya’ya gidiş-gelişlerine imkan sağlamamaktadır…Türkiye Çerkesleri’nin bu durumu anlayabilmesi mümkün değildir. Yakın akraba görüşmeleri, karşılıklı evliliklerin gerektirdiği görüşmeleri; karşılıklı ‘baş sağlığı’ dileme gereksinimini dikkate almayan, Abhazya’ya gidiş-gelişleri zorlaştıran uygulamlar, ‘Evrensel Hukuk İlkeleri’ ve ‘Bireysel İnsan Hakları’na aykırıdır. Türkiye, başka ülkelerde yaşayan soydaşlarına sahip çıktığı kadar, kendi vatandaşı Çerkesler’e sahip çıkmak; onların haklarını korumak durumundadır:
Türkiye’den Abhazya’ya doğrudan gidiş-gelişlere(ambargonun kalkması beklenmeden) izin verilmelidir. 
3. Gürcistan’a gönderilen insani yardımların en ufak zerresinin Abhazya’ya gitmediği bilinmektedir. Bu durum, Çerkes diasporasının kabul edemediği bir haksızlıktır. Abhazya’ya doğrudan insani yardımın gönderilmesi zaruret haline gelmiştir.
Dünya’dan ve Türkiye’den Abhazya’ya her tür insani yardım sağlanmalı ve yardımların doğrudan Abhazya’ya gitmesi sağlanmalıdır.
4. Soruna gerçekçi bir çözüm iklimi sağlanabilmesine katkı sağlayacak olan; Abhazya’dan-Türkiye’ye, Türkiye’den-Abhazya’ya karşılıklı diplomatik ve yarı diplomatik ziyaret trafiğinin başlatılması ihtiyacı vardır. Ankara’nın her iki tarafı da dinleyerek soruna çözüm arayışlarına katkı sağlaması, ancak bu durumda mümkün olabilecektir.
5. Abhazya’ya yerleşmiş olan TC vatandaşı kişilere konsolosluk hizmeti verilmesi de, sorunun çözümüne katkı bağlamında çok önemlidir. Ankara, bu durumdaki vatandaşlarına, doğrudan konsolosluk hizmeti vermenin en uygun yolunu bulup-uygulamaya sokmalıdır.
6. Türkiye-Abhazya yolcu trafiğine; ‘doğrudan gidiş-gelişe’ izin verilerek çözüm üretilirken, aynı zamanda, iki ülkearasında ‘RESMİ BANKACILIK İLİŞKİSİ’ sağlanmalılıdır.
7. Dünya’da; medeni ülkelerin tümünde üniversitelerde ‘Kuzey Kafkas Kültürü ve Dili’ konusunda kürsüler kurulmuş, uzun yıllardır hizmet vermektedir. 5-8 milyon Çerkes vatandaşa sahip Türkiye’de böyle bir kürsünün bulunmaması utanç vesilesi olmalı, bu konudaki gecikme hızla telafi edilerek ‘KUZEY KAFKASYA DİLİ ve KÜLTÜRÜ KÜRSÜSÜ’ en kısa sürede faaliyete geçirilmelidir.
Bu bağlamda, ayrıca: TÜRKİYE-ABHAZYA ARASINDA KÜLTÜREL İLİŞKİ-İŞBİRLİĞİ, kısa sürede hayata geçirilmelidir.
8. Bölge, Abhazya, Gürcistan ve halkların kültürleri ve de tarihi gerçekler göz önünde bulundurulmadan, ‘Gürcistan’ın toprak bütünlüğü’ söylemi bağlamında siyasetin, Türkiye tarafından da benimsenmesi, Abhazya’yı RF’siz davranamaz duruma düşürmektedir. Bu durum, hem RF’ye, hem Abhazya’ya ve Gürcistan’a hem de başta Türkiye olmak üzere tüm bölgeye önemli zararlar verecek bir gelişme sağlayacaktır.
RF’nin Abhazya ile ilgisinde dayandığı tüm argümanlara Türkiye de sahiptir (Örn: Abhazya’da Türk kökenli ve Türkiye kökenli insanlar yaşamaktadır) Bu argümanlar kullanılarak ve emsal olarak RF’nin uygulamaları gösterilerek Türkiye, Abhazya’nın RF’ye mecburiyetini azaltmalıdır. Bu tür akılcı-realist bir yaklaşım, Abhazya’ya, Çerkes diasporasına ve Türkiye başta olmak üzere anılan tüm taraflara gelecekte çok önemli bir rahatlık kazandıracaktır.
Sonuç:
Kalıplaşmış uygulamalar; geçmişte tecrübe edilen ve tüm taraflara çok yönlü zararlar veren; sonuçta insanlığa çok pahalıya mal olmuş uygulamaların terk edilmesi kaçınılmaz sayılmalıdır: Günümüzden geçmişe doğru RF, Türkiye, Gürcistan ve stratejik çıkarları olan tüm diğer devletlerin, Kuzey ve Trans Kafkasya’ya yönelik politikalarının iflas ettiği, gelinen süreçte kavranmalıdır.
  • RF penceresinden bakıldığında bile, Çarlık Rusyası’nın yanlış tercihinin sonucunda, salt RF ve Ruslar’ın gördüğü her tür zarar göz önüne getirildiğinde, ifade edilmeye gayret edilen ‘yanlış siyaset’ kolaylıkla kavranabilecektir. RF’nin yanlış tercihleri yüzyıllardır devam etmekte ve sonuçta, yüz milyonlarca insan kaybı, maddi ve manevi kayıplar; halen devam eden perişanlık, mutsuzluk. Böyle devam etmesi durumunda, tümden yok oluşa kadar gidebilecek süreç…
  • Gürcistan için de durum farklı değildir. Mevcut uygulamaların önlenememesi; doğru bir mecraya yönelme sağlanamaması durumunda Gürcistan da parçalanacaktır.
Türkiye’nin öncülüğünde tüm kurum ve devletleri, göreve çağırmayı insani bir görev olarak gördüğümüzü ifade etmek isteriz. Gürcistan, RF ve tüm taraf ülkeler, sonuç vermesi mümkün olamayacak ‘yapay oluşumlardan’ kaçınsın; ARTIK TÜM HALKLAR huzura, mutluluğa doğru bir nefes alma imkanı bulabilsinler…
Mutluluk-huzur, Rus ve Gürcü halklarının da hakkıdır.
(*1) KuzeyKafkasya’nınaynı kökten gelip, aynı kültür tarzı ile yaşayan kardeş halklarına ve uzun tarihi süreç içinde kendiliklerinden bu kültürü benimseyen kavimlere ‘Çerkes’ denilmektedir.Çerkesler’in ‘doğru yaşam felsefesi-öğretisi’ olarak tanımlanabilecek kültürleri milattan binlerce sene öncesine dayanmakta ve ‘ayıp’ ile özetlenebilecek bir yaptırımı ile tüm yaşamı düzenlemektedir.
(*2) Prof:Dr. Kemal Karpat (Wisconsin Üniv.) –Ankara, ‘Çerkes Sürgünü’nün ele alındığı panel- NART Dergisi, sayı: 37, sayfa:13): “……Daha yola çıkmadan açlık, sefalet, hastalık ve kitle ölümleri başlıyor. Bu bir SOYKIRIM, bir VAHŞETTİ…” “… Kanaatimce, Kafkaslardan o tarihlerde ve ondan sonraki tarihlerde 2 milyon ile 2.2 milyon arasında insan göç ettirilmiştir…”
(*3) Gürcistan, Abhazya’yı işgal girişimine başlamadan önce, Moskova ile değişik seviyelerde görüşmeler yapmıştı. Bu görüşmelerde, “Gürcistan’ın batısında-Zugdidi bölgesinde saklanan bazı kanun kaçaklarının Abhazya’ya kaçtığını ileri sürerek, dolaylı yoldan, Abhaya’ya saldırıya izin verilip verilmeyeceğini öğrenmeye çalıştı Gürcü yetkililer. Hem Rus tarafı, hem de Gürcü tarafı kaçakların Abhazya’da olmadığını biliyorlardı. Ruslar, taktik olarak ‘Bu sizin sorununuz, bize niye söylüyorsunuz!’ diye cevap verdiler. RF’nin yapmak istediği, Gürcistan’ı içinden çıkamayacağı bir riske sokmak ve günü geldiğinde de ‘diz üstü çöktürürerek’ BDT’ye (Bağımsız Devletler Topluluğu) sokmaktı. RF’nin bu taktiği aynen tuttu. Gürcistan Abhazya’ya saldırdı. Abhazya savaştan galip çıktı. Ardından, Zugdide’de isyan patlak verdi. Eduard Şewardnadze diz çöktü; Gürcistan BDT’ye kabul edildi ve Megrel isyanı, Rus birliklerince bastırıldı.
(*4) Prof. B.G. Hewitt –Kimlik ve Sahiplenme Problemi Olarak Abhazya/Abkhazia: a problem of identity and ownership. In: Central Asian Survey, vol.12(3), p. 267-323 6.1991 (Türkçesi için: http://www.kafkas.org.tr/ )
(*5) Gürcistan’da yaşayan Ermeniler ve muhtemel gelişmeler için: “Kafkasya’daCavaheti (Gürcistan) ile Krasnodar (RF) Ermenileri’nin Jeopolitiği ve Özerklik Arayışları” Hasan Kanbolat- Nazmi Gül-Asam Kafkasya Masası: http://www.avsam.org/english/
(*6) 1960 yılında Maykop’a(RF Adıgey Cumhuriyeti başkenti) iki kilometre mesafede, iki ünlü Fransız bilim adamı; Arkeolog Maurice Dunand ve Epigrafist Eduard Dhorme tarafından bulunan yaklaşık 220 cm2, açık gri renkte yerel kuvarstan taş, 1963 yılında Leningrad/St. Petersburg’da Sovyet Bilimler akademisi üyesi Prof. G. Tourçaninov’un da katıldığı bir çalışma ile çözümlendi. M.Ö. 1300-1200 yıllara tarihlenen ve ‘MAYKOP TAŞI’ diye anılan bu taştaki yazının Abhazca olduğu anlaşıldı. ‘Maykop Taşı’ndaki Abhaz yazısı, ‘Modern Alfabe’nin ‘ata’sı durumunda olup günümüze dek bulunmuş en eski kaynak sayılmaktadır.
Prof. Tourçaninov’un makalesinden: ‘… Birçok okuma girişiminden sonra nihayet yazıyı okuduk. Bu yazı, Karadeniz doğu sahillerinin otantik-yerli halkı olan ve tarihi bağlantısı antik yazarlarca efsanefi ‘Kolkhi’ye uzanan ABHAZCA idi. Abhazlar’ın Kolhis dışında, yazılı taşın bulunduğu yörede de yaşadıklarına bu belge tanıklık etmektedir…
Necmettin Karaerkek, Makale: ‘Altın Post Ülkesi’ -NART, Düşün, Sanat Dergisi, 1998, Sayı 5.

[email protected]

Sayı : 2007 01

Yayınlanma Tarihi: 2007-01-01 00:00:00