Çerkes Halk Şiirinin Tarihsel Gelişimi

0
1863

 

Kuzey Kafkasya nice kavimlere yol uğrağı olması nedeniyle halk edebiyatı açısından zengin ve özgün bir yapıya sahiptir. Bu coğrafyada halk sosyal, hukuksal yaşamla, kültürel, felsefi ve dinsel inançlar geliştirdi. Çapa tarımına geçti, ekip biçti, hayvancılık yaptı, atı evcilleştirdi, seramikten ve topraktan kaplar ve türlü araçlar geliştirdi. Kuzey Kafkasya kültürel değerlerinden yaşayanlar günümüze ulaştırıldı. Yaşayamayanlar ise toprak altında-arkeolojik- bir kalıt olarak kaldı. Günümüze ulaştırılan kültürel değerler içerisinde en zengin damar, halk şiiriyle buluşmuş olan Nart destanlarıdır. Onlar Çerkesler’in en eski şiiridir. İçerisinde çok zengin bir folklor, masal, mitos, inanç ve dans vardır. Başlangıcı inançlardan ve yaşamdan gelen ve doğadan kaynaklanan bilgilerdi. Şiir sözlü gelenekten ve o bilgilerden kaynaklandı.

Çerkes şiiri halkın ortaklaşa emeğidir. Onu geguakueler -halk ozanları- üretti. Toplumda duyduklarını, doğada gördüklerini halkla paylaştı, sözlerini doğaçlama söyledi. Övgü ve yergide sözü esirgemedi. Bu yüzden sevildi.

Kuzey Kafkasya’da şiir tarihsel gelişimi açısından büyüsel ve sihirsel düşüncenin çeşitli aşamalarından geçti, bilimsel düşünce ile buluştu. Ve başlangıcı doğadaki çeşitli inançların müziğe, dansa ve söze yansımasıyla oluşmuştu. Çerkesler şiire, gök gürültüsü, şimşek çarpması gibi güçlerin verdiği zararlardan, ay ve güneş tutulmalarından gelen korkuları bertaraf etmek için yakarışlarla başladı.

Çerkes şiirinin kökeni yakarıya dayanır. Çeşitli sözleri alt alta ve yan yana getirerek oluşturulan dua ve yakarı ile gelişti şiir. Sanata, müziğe, dansa estetik ve güzellik karıştı, bir beğeniyi doğurdu. Çerkes şiirinin ne zaman ortaya çıktığını belirlemek, tarihini kesin olarak saptamak zordur. Ama onun geçmişi on bin yıllara dayanan ve topluluğun ilerlemesini sağlayan sözlerden oluşan Nart destanlarıydı.

En başta yaşlı kişiler tarafından söylenirdi o sözler. Ve giderek yerini toplum içerisinde yaratıcı kişilere bıraktı. Şiir böylece özel kişiler tarafından söylenen sözlere dönüştü. Toplumsal beğeniyle genel geçerlilik kazandı. İyi söz söyleyen özel kişiler çıktı ortaya. Bunlar geguakue -halk ozanı- şairlerdi. Halk şiirine onlar öncülük etti. Yaratıcılığa dayalı, duygulu, özlü, süslü, anlamlı söz söyleyen -huhaho yapan- kişiler toplumda etkinleşti. Bu bilge kişiler toplumun her alanda duygularını; savaşta, barışta, doğumda, ölümde, düğünde, çapada, işte, hayatın pek çok alanında halkın beklentilerine ve beğenilerine göre yansıttı sözlerini. Toplumda iyi söz söylemede yetkin ve usta olan bu bilge kişiler xabze’de; büyük-küçük ilişkilerinde, sözlü kurallarda, mal bölüşümü ve miras hukukunda, aile içi anne-baba ilişkilerinde ve çocukların eğitiminde, komşu halklarla anlaşmazlıklarda yapılan antlaşmalarda, bayramlarda, törenlerde etkili oldular.

Süreçle toplumsal değişiklikler yaşandı. Toplumsal yapı içerisindeki siyasal erk olan yönetici bir kesim kendi çıkarlarını gözetmek için, söz söyleme sanatında usta olan bu bilge kişileri denetimleri altında tutmaya çalıştı. Pşı ve vork gibi yönetici sınıf egemenliğini devam ettirmek için xabzeye müdahale etti. Kendileri için kurallar koymaya başladı.

Bu süreçte Çerkes şiiri yeni bir açılımı, yeni bir dönemi başlattı.

Başlangıcı toplumsal amaçlı iken, şiirinin ve sözünün toplumsal amaçlı yararlılığı, yönetici kesim olan pşıların ve vorklerin özel hizmetine sokulmak istendi. Onlar üretimin, toprakların, malların yönetimini ele almışlardı. Toplumsal kuralları meydana getiren xabzeyi ona göre yönlendirmeye çalıştılar.

Çerkes şiiri bu yeni dönemde de görevini sürdürdü. Ekinde, çapada, iş bilincine yönelik ortak iş imecelerinde bu şiir geleneği sürdü ve halk arasında halk şiiri gelişti. Bu gelenek üzerinde yürüdü. Şairler toplumsal iş bilincine dayanan yararlılıktan kopmadılar. Onlar halkın korkusuzluğunu, yiğitliğini, kahramanlığını, çalışkanlığını, dürüstlüğünü ve yeteneklerini ve diğer meziyetlerini dillendirdiler. Çerkes şiiri feodallerin bireysel yararını değil toplumun ortaklaşa yararını savunmayı sürdürdü. Şiiri ilerici kılan onların bu tavırları oldu. Şiir feodallerin hizmetine girmedi, halkın kültürüyle birleşti.

Çerkes şiiri halkın büyük bir güç olduğunu tarih boyunca nice büyük acılara ve nice tarihsel haksızlıklara ve zalimliklere başkaldırdığını bilerek yoluna devam etti. Yüzlerce kez özgürlükleri uğruna ayağa kalkan halkın mücadelesi, ozanların dilinde şiiri ilerici kıldı. Şiirdeki bu durum Kuzey Kafkasya’da halkların yaşama biçimlerinden de değişiklikler getirdi. Pşılar hızla gelişen toplumsal farklılaşmaları zorlayarak baskı altında tutmaya çalıştı ozanları. Oysa ozanlar o güne kadar toplumda dokunulmazlıkları olan kimselerdi. Pşıların istemlerine boyun eğmediler. Ve Çerkes şairleri bu süreçte güçlerini, eski güçlerinden daha kuvvetli koydular ortaya. Kendilerini kendi yaratıcılıklarından ve toplumsal yaratıcılıktan beslediler. Toplumsal kabul gören, genel geçer bir beğeni oluştu. Şiir içerik olarak halkın değer yargılarını, ortak beğenilerini yansıttı. Ozanlar etkinleşti. Dil, tema, biçim, imge, ölçü, uyak, şiiri estetikleştirdi. Nice temsilciler çıktı ortaya bir yaşam felsefesi oluştu. Seziş ve düşünceye dayanan bir bilgelik çabasına dönüştü. Aslında onu Nart felsefesi geliştirmişti. Şiirde düşünce önem kazandı. İnsanının ufkunu genişleten bir yorum, hem xabze’ye hem de halk şiirine kazandırıldı. Yani şiiri ozanlar halktan aldı, içerisine çeşitli beğeniler ve düşünceler kattı, halka öyle sundular. O Kuzey Kafkasya topraklarında ve komşu halklar arasında yaşayan çok kültürlülük içerisinde var oldu. Son dört yüz yıldır sürdürülen her türlü şiddete rağmen gücünü ve varlığını bu çok kültürlülükten aldı. Çerkes şiiri toplumun tarihi, kültürel varlığı, düşüncesi, idealleri ve dünya görüşüyle şekillendi. Çerkesler’in dillerini, kültürlerini, ulusal varlıklarını, değerlerini sürdürebilmeleri, şiirle anlamlandı.

Öyleyse Çerkes şiirinin anlamı, onun haksızlığa karşı olan duruşundadır. ([email protected])

Sayı: 2007 06
Yayınlanma Tarihi: 2007-06-01 00:00:00