4. Abhazya Şurası Toplandı Dayanışma Pekiştirildi

0
26

“4. Abhaz Şurası”, 10 Haziran günü, Sakarya Akyazı Beynevit köyünde yapıldı. Toplantıya yüze yakın köy temsilcisi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, milletvekilleri Turhan Çömez, Recep Yıldırım, Sakarya Valisi Hüseyin Atak, Abhazya’nın Türkiye temsilcisi Vilademir Ayüzba, Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaf-Fed) Başkanı Cihan Candemir ve çeşitli illerden temsilciler katıldı. Ritsa Halk Dansları Topluluğu, sunumu ile toplantıya renk kattı.
Ev sahibi olarak Engin Hoş konukları selamladı. Konuşmasında özetle; “Dördüncüsü yapılan bu toplantıda; Ankara, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Eskişehir, Bilecik, Yozgat ili temsilcilerinin yanı sıra yüzden fazla köyün temsilcisi bulunmaktadır. Yılda bir kez yapılan bu toplantıların hiçbir siyasi ve ideolojik tarafı yoktur. Tek amacı kültürümüzü yaşatmak ve mevcut toplumsal sorunlarımızı tartışıp kararlar almaktır. Var olan güzel değerlerimizi ortaya çıkarmaktır. Her yıl yapılan toplantıda, bir yıl sonra yapılacak toplantının yeri belirlenmekte ve organizasyon o köy tarafından yapılmaktadır.” dedi.
Divan heyeti seçimi yapıldı. Divan Başkanlığı’na Hış Ekrem seçildi. Hış Ekrem, geçen bir yılın değerlendirmesini yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
 “Alınan kararlara bir çok kişinin inanmak istemediği bir sadakatle uyulmaktadır. Bunu büyüğü ve küçüğü ile, erkeği ve kadınıyla toplumumuzun; büyük dinleme, toplumsal kurallara riayet etme yeteneğine borçluyuz diye düşünüyorum.
Ancak yasal hiçbir zemini bulunmamasına rağmen, başlangıcında kendi yakın köylerimizden çıkışından dolayı adına Aphaz Şurası demek zorunda kaldıysak da bu durumun fazla düşünmeden dar zamana sığdırmanın getirdiği bir eksiklik olarak düşünüyorum. İleri zamanda bu adın değiştirilmesi konusunda fikri olanların söz isteyebileceğini uygun görüyoruz.
Açılışta Organizasyon Komitesi Başkanı’nın da izah buyurdukları gibi bu yapının hiçbir şekilde siyasetle meşgul olması düşünülmemelidir, ideolojik bir yanı yoktur.
İkincisi; hiçbir suretle akçalı işlerle ilgilenmek durumunda değildir. Çünkü paranın girdiği her yerde maalesef beraberinde kirlilik gelmektedir. Bu nedenle bu konularda dikkat etmekte ısrarlı olduğumuzun bilinmesini istiyorum.
Üçüncü konu; bugünkü gelişmelerle ilgili olarak, olmazsa olmaz konumuz, takdirlerinize sunuyorum, bu yapının hiçbir üst kurulun şemsiyesi altında yaşamını sürdürme gibi bir beklentisi olmadığıdır. Ne Federasyon, ne Dernek, ne Komite, ne de bunun dışında aklınıza gelebilecek hiçbir kurumun gölgesi bu yapının üzerine düşmemelidir. Hatta uygun görürseniz, ilerleyen zaman içerisinde, bundan önce ‘Ayhabılar Kurulu’ diye geçici bir yönetim kurulu seçimi yapıldı, 2 ay kadar önce Hendek’te yapılan toplantılarda. Onların çalışma amaçlarıyla buradaki toplantıya katılan büyüklerimizin ve arkadaşlarımızın çalışmalarının birleştirilmesi düşüncesi nasıl olur? Bu konuda bir fikir jimnastiği yapılmasında fayda var diye öneririm.”
Bu konuşmanın ardından saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. Söz alan milletvekili Recep Yıldırım: “(..) Bu güzel örf ve adetinizin ilçemizde, beldemizde yapılmasından büyük onur duyduk.”‘diyerek konukları selamladı.
Balıkesir milletvekili Turan Çömez: “Bugün burada bize özgü adetleri ve gelenekleri yaşıyoruz. Yıllar önceydi, yine böyle bir davet üzerine Kafkasya’ya gittim. Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçık ve Elbruz dağının yakınlarında bir köye uğradık. Oradaki sevgi neyse, muhabbet neyse, oradaki güzellik neyse bugün burada da aynı güzelliği, aynı sevgiyi, aynı dostluğu görüyorum. Bu güzel toplantıların devamını diliyorum. Ve yine buradan verilen mesajın bütün Türkiye’ye örnek olabilmesini, bütün Türkiye’den alınabilmesini temenni ediyorum. Bugün burada pek çok güzelliği bir arada yaşıyoruz ama en büyük güzellik bize bu ülkeyi armağan eden Atatürk ve Türk bayrağının gölgesinde bulunmamızdır. Hepinizi yürekten selamlıyorum.”
Ardından kürsüye gelen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener konuşmasında şunları söyledi: “Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Bazı köylerimizin biraraya gelerek oluşturdukları Şura’nın 4.sünü yapıyorsunuz. Geçen sene Düzce’nin bir köyünde 3.sü yapılmıştı, o Şura’ya da katılmıştım. Bugün de burada Altındere kasabasında sizlerle beraber olmaktan, bu güzel, bu nezih ortamda bu temiz havayı sizlerle teneffüs etmekten büyük mutluluk duyduğumu, haz duyduğumu belirtmek istiyorum…..
Gerçekten de sivil hareketler toplumun bugünü ve yarını açısından son derece önemlidir. İnsanlar biraraya geliyorlarsa, kalabalıklar biraraya geliyor ve kendi hayatlarının bir parçası olan konularla bağlantılı olarak özgür iradelerini birleştiriyorlar ve kendileriyle ilgili olan sınırlayıcı bir karar alabiliyorlarsa, böyle bir davranış bu toplumun kültür düzeyini ve iş birliği anlayışının ne kadar gelişmiş olduğunu gösterir. Gerçekten yüzün üzerinde köyümüz biraraya gelmişler, bir Şura oluşturmuşlar. Böyle bir Şura’da kendilerini ilgilendiren, sosyal hayatlarını ilgilendiren konularda kararlar alıyorlar ve bu kararları da aksatmadan uyguluyorlar. Bunların içerisinde en bilinen konulardan biri; düğünlerde silah kullanımının yasaklanmasıdır.
Gerçekten de bazı sonuçların kolay elde edildiği zannedilir ama böyle bir kararın uygulanabiliyor olması, hayata geçiriliyor olması; doğrudan doğruya bu kararı alan ve uygulayan, bu kararın içerisinde bulunan insanların kültürel düzeylerinin, anlayışlarının ve iş birliği alanlarının genişlemesiyle ve yüksek düzeyi ile ilgili olduğunu söyleyebilirim. Bu bakımdan ben hepinizi kutluyorum.”
Abdüllatif Şener’in konuşmasından sonra kendisine, Efteniye Albuzbey köyünden özürlü hemşehrimiz Kupal Selim tarafından Abhazya bayrağı hediye edildi.
Kaf-Fed Başkanı Cihan Candemir; “Saygıdeğer misafirler, hepinize Federasyon adına merhaba diyorum, bu sene de aranızda bulunmaktan ne kadar memnun olduğumu bir daha ifade etmek istiyorum. Memnuniyet, şahsımla olmaktan ziyade toplumuz adına. Çünkü gerçekten bu Şuralar, Thamadeler’in ve Ayhabılar’ın bir araya gelip karar aldıkları ve toplumumuzun da kayıtsız şartsız uyduğu bu meclis, geleneğimizin ayrılmaz bir parçasıdır.
Federasyon olarak da tüm derneklerimizde; şu anda 56, yakında 60 dernek olacak, 60 üye derneğimizde yaşatmaya çalıştığımız dilimiz, kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır.
Biraz önce sayın Divan Başkanımız bir hususa değindiler, bu konuda ben de bir açıklama yapmak istiyorum. Evet bu toplantılar Federasyon’un ve derneklerin gölgesinde, şemsiyesi altında değil. Federasyon olarak bizim de arzumuz bu. Ve bunu Türkiye’nin her tarafında yaygınlaştırmak bizim de arzumuzdur. Çünkü federasyonlarımız kentleşme süreci içerisinde kültürümüzü ve değerlerimizi korumak için daha ziyade kentlerimizde kurulmuş olan sivil toplum örgütlerimizdir. Bunların amacı kültürümüzü, değerlerimizi, dilimizi her şeyimizle yaşatmak, bunu gençlerimize aktarmak…. Şahsen bizim de misyonumuz bu diyorum. (..) Büyüklerimizden bu toplantılarda dilimize de önem verilmesini ve bu konuda da karar alınmasının isabetli olacağına inanıyorum.” dedikten sonra, bu ve benzeri çalışmaları Federasyon olarak Türkiye’nin diğer bölgelerine taşıma arzularının olduğunu ve bu konuda adımların atıldığını da belirtti.
Toplantı, Abhazya’nın Türkiye temsilcisi Vilademir Ayüzba’nın Abhazca konuşmasıyla devam etti. Protokol konuşmalarının ardından Divan Başkanı geçen yılın kısa bir özetini yaptı. Sonra önergelere geçildi. Fakat zaman darlığından ve protokol konuşmalarının uzun sürmesinden dolayı yeterli tartışma zemini oluşmadığından, sadece gelecek yılın toplantı yeri belirlenebildi.
Belki de toplantının en güzel yanlarında biri de Kupal Selim’in, Abhazya’daki özürlü insanlar için tekerlekli sandalye kampanyasından söz etmesi ve özürlü insanların sorunlarına dikkat çekmesiydi.
Beşinci Abhaz Şurası’nın, Düzce Esmahanım Köyü’nde yapılması kararı alındı.
 
1-Gındıye Süha – Soğuksu
“Bu toplantıya ilk defa katılıyorum. Toplantılardan beklentim şudur; bize zor gelen, ağır gelen bir takım geleneklerin çağa uydurulması, revize edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Örfümüzü kaybetmeden daha rafine bir hayatı organize edebiliriz diye umuyorum. Sanırım en genç delege de bizim grup diye düşünüyorum.
Bence Kafkas toplumunda nişan diye bir adet yoktu, burada başka toplumların uyguladığı bir şeydi. Ve biz onu başka toplumlardan aldık. Bu biraz da işi uzatmak oluyor. Hemen hemen her hafta sonu düğün oluyor, bir de nişan olunca… Bu bana göre gereksiz. Nişanı kaldıralım diyorum.”
2- Hış Ekrem Akbaş – Efteniye Albuzbey Köyü
“Bu organizasyon her yıl Haziran ayının ilk pazarı yapılıyor. Başlangıcı bundan 4 yıl öncesine dayanıyor. 4 yıl önce vuku bulan bir acı olaydan sonra büyüklerimiz bize konuyu açtılar ve biz de dört elle sarıldık, bütün köylerin katılımıyla ilk toplantı yapıldı. Silah atılmasının dışında toplu mekanlarda içki içilmesinin bizim topluma yakışmadığı vurgulandı. Bugüne kadar alınan kararlara uymayan bir tespit yapılmadı. Herhangi bir doğrudan şikayet olmadı.
Bu heyet siyasetten, akçalı işlerden uzak olmalı, bugüne kadar toplumumuzu temsil (Kaffed, konsey, komite, dernekler…) etmiş hiçbir kurumun şemsiyesi altında olmamalı ve bu tür toplantılarla tabana yayılarak yeni nesillere gelenekler aktarabilir diye düşünüyorum.”
3- Abdüllatif Şener
“Bir silah bağışlamak suretiyle sembolik bir anlam katacağımı ifade etmiştim. Fakat bir yıldır bununla uğraşıyoruz. Özellikle Bediz Tantekin hanım her gün ‘silah ne oldu’ diyor. Bir araştırma yaptık. Diyorlar ki; ‘böyle bir sivil kimliği olmayan kuruluşa silah devri yapılamaz’. ‘Peki derneğe bağışlayalım’ diyoruz, diyorlar ki; ‘derneğe de bağışlayamazsınız, hukuken bir derneğe silah bağışlama diye bir şey olmaz’. Aradan zaman geçiyor, Bediz hanım tekrar arıyor, diyor ki ‘bir muhtarımıza devret silahını’. Bu sefer ben ‘olmaz’ diyorum, ‘silah bende dursun, neden muhtarınıza vereceğim kardeşim. Bu silahı alalı 16 sene oluyor, en az 12 senedir tek bir kurşun sıkmış değilim. Ama bir muhtarınızın eline verirsek, düğünlerde sıkmama kararı almışsınız ama düğün dışında o silahı çok kullanır. Bende durması daha sağlam’. Fakat aradan biraz zaman geçiyor, ‘söz vermiştin’ diyor Bediz hanım, ‘şu silah işini halledelim’. Konuyu danışmanlara havale ediyoruz, bir türlü çözülemiyor. Sonunda dedim ki, ‘Bediz hanım 4. Şura’ya gel silahı sana vereceğim. Ben silahı getirdim, Bediz hanım gelmedi bu sefer. Biraz önce aradım, ‘kusura bakma, hastaydım, ondan gelemedim’ dedi. Demek ki bu silahın kısmeti başka yerde değil, yine bende. Hepinize saygılar sunuyorum.”
Haber: Çurmıt Sebahattin

Sayı : 2007 07

Yayınlanma Tarihi: 2007-07-01 00:00:00