Kauikasis, Batı Ege ve Aşuwa arihinden Yapraklar

0
1835
Maykop ve Kuban havzası halkları çok uzak geçmişten beri bölgenin önemli kültürel ve ekonomik unsurları olarak bir yaşam sürdürmüşlerdi. Toprağa yerleşiktiler ve uzun bir tarihsel dönemi yaşamışlardı.
Kuzey Kafkasya; kavim ve kabilelerin doğudan batıya, batıdan doğuya gidişlerinde göç yolları üzerindeydi. Buralarda tarihin her döneminde çeşitli sebeplerle yer hareketlilikleri olmuştu. Bu alanlardan göç edenler çok geniş bir coğrafyaya yayılmışlardı. Gittikleri yerlere kültürlerini de götürmüşlerdi.
Kuzey Kafkasya’daki kavimlerin Anadolu’ya yerleşen Hititlerle soy birliktelikleri, ticari ve kültürel ilişkileri vardı. Yeni gelenlerle yerleşik boyların birleşmelerinden yeni devlet organizasyonları oluşturuldu. Bunların “Kuzeydoğu ve Kuzeybatıda bir yandan Kafkasya bölgesiyle, diğer yandan Güneydoğu Balkanlarla çok büyük ölçülerde ilişkileri” vardı. Bu boyların kültürlerinin KuzeyKafkasya kültürleriyle benzerlikler gösterdiğini pek çok kaynak açıklamaktadır. Genel görüşe göre Hint-Avrupa kültürlerinin Anadolulu olduğu savunulmaktadır. Ama asıl önemli olan Maykop kazılarında elde edilen buluntular ile Kuzey Kafkas yaşamının Anadolu’daki Hitit yaşamıyla benzerlikler gösteren ve örtüşen gelenekler arasındaki kültürel ilişkilerdir. Sorun bunların açıklanmasındadır.
Kuzey Kafkasya’nın büyük bölümlerinde eskiden beri tarımla uğraşanlar kısa zamanda sürekli yerleşimler oluşturmuşlardı. Bunların ataları avcı ve toplayıcı topluluklardı. “Kafkasların karlı tepeleri, Karadeniz’in sahilleri ve Azak denizi arasında uzanan Kuban havzası Kurgan halklarının 3. bin yılın ortalarında, belki de daha önceleri terk edip gittikleri çok yönlü verimli toprakları işledikleri ve bu çevrede Kurgan halkının bir kısmı yerleşmişti. Bunların bazı gurupları güneye ve batıya doğru” dağılmışlardı. Bu dağılmaların çeşitli sebepleri vardı. Kuzey Kafkasya’nın uzak geçmişinde iklim nedenleriyle bir kuraklık yaşanıldığı sanılmaktadır. Bu kuraklık Nart mitolojilerinde de dillendirilmektedir. O dağılmalar sırasında Anadolu’ya gelen Kafkasyalı boylar beraberlerinde kültürlerini, inançlarını ve tapınım biçimlerini de buralara taşımışlardı.
Strabon, Coğrafya adlı yapıtında Edremit’ten, Çandarlı ve Dikili’ye kadar olan yöreyi anlatırken Kauikasis (Kaikos) adından sıklıkla söz etmektedir. Batı Ege’de Çandarlı körfezine akan günümüz Bakırçay ırmağının o dönemlerdeki adı Kaikos ırmağı idi. Bu ırmağın adı Kaikos olmadan önce Astros’tu. Astros ırmağının bir de Kauikasis (Kaikos) söylencesi vardı:
Eskiden, çok eskiden Bakırçay ırmağına Astros deniliyordu. Denizler ve okyanuslar tanrısı Posedion’un bir oğlu vardı. Adı Astros’tu. Posedion, egemenlik alanı olarak buraları Astros’a vermişti. Astros, bir gün kendi adını verdi bu ırmağa. Bu ırmağı oldukça hor kullandı. Çamurları, batakları, suları, selleri halkın üzerine gönderdi. Yıldırdı onları. Korkuttu halkı kötülüklerinden Azgın Astros. Bütün bu zararların yanında her yıl bir can aldı. Boğulanların tanrıya kurban olmaları karşısında kimse güvenli olmayan Astros adını duymak istemiyordu. Gün geldi halk semtine uğramaz oldu. Adını sildiler uzun yıllar hafızalarından.
Ancak yazgı derler, ağ örmeye başladı Astros. Bugünkü Bergama (Pergamos) ile Dikili (Aterneus) arasında Theuthrania tiranı oturuyordu. Bu tiranın memleketinde Emeis ve Kirios adlı karı-kocadan olma soylu ve yiğit bir delikanlı yaşıyordu. Bu soylu delikanlının adı Kaikos’tu. Kaikos bir gün Misya (Aliağa-Çandarlı yöresi) krallarından birinin oğluyla, Pindassos (Madra) dağına ava çıktı. Ormanda gezdi, koştu ve bir geyiğin peşine düştü iki arkadaş. Geyiği birbirlerinin üzerine sürdü, kıskaca aldılar. Ok menzili içine girdiğinde bir an durakladı geyik. Kaikos yayını gerdi, nişan aldı ve attı oku. Anında sıçrayıp kaçtı geyik. Çalıları delip geçen ok karşıda duran arkadaşına saplandı.
Kırdı yayını Kaikos. Çözdü uzun saçlarını, ağladı. Kollarına aldığı arkadaşının cesedini Kalarga’ya (Kalarga: Lidya dilinde ışıldayan su. Kuzey Ege’ye verilen ad) bıraktı. Olayın etkisiyle Astros ırmağının kıyısındaki kayalara çıktı Kaikos. Çaresizlik içerisinde acı acı inledi ve ırmağın azgın sularına bıraktı kendini. Boz bulanık sularda bir ağacın köküne takılıp kaldı. Nice sonra cesedi bulundu. Herkes ağzına geleni söyledi Astros’a. Bunu duyan Pergamalı, (Bergamalı) Pitaneli, (Çandarlılı) Aternalı (Dikilili) halk can alıcı ırmağa artık Astros demedi. Ve o günden sonra Astros ırmağının adını Kaikos olarak dillendirdiler.
Dünkü Astros, yeni Kaikos ve bugünkü Bakırçay ırmağı olarak akar durur hala Kuzey Ege’ye.
M.Ö. 3000’lerde başlayarak Dikili, Bergama ve Çandarlı’da yaşayanlar o zamanlarki Aşuwan Krallığı döneminde bölgeye Kafkasya’dan gelip yerleşmiş Pelasglardı. Pelasglar (Adığe-Abhaz-Wubıh) ve Kissisler idi. Batı Anadolu’da yaşadıkları bölgeye Aşuwa adı verilmişti. Aşuwa, İşuva ya da Aşuwan M.Ö. 3000’lerde Dersim (Tunceli’de) güçlü bir krallık olarak varlık gösteriyordu. Aynı yıllar Aşuwa Krallığı iki değişik topraklarda hüküm sürüyordu. Biri Doğu Anadolu’da Dersim merkezli varlık gösterirken, diğeri ise Batı Anadolu’da Ege’de varlık gösteriyordu. Batı Ege Aşuwa Krallığının içindeki ana unsurlar Luviler, Lelegler, Dımıliler, Kissisler, Pelasglar gibi pek çok halktı. Dikili (Aterneus), Çandarlı (Pitane), Aliağa (Misya), Menemen-Buruncuk (Larissa), Bergama (Pergamos) bütün buralar Aşuwa Krallığı unsurlarını meydana getiren Pelasg kültürünün kalıcı izler bıraktığı önemli kentlerdi. M.Ö. 2000’lerde Çandarlı, Aliağa, Dikili, Edremit ve Çanakkale’deki Hisartepe’ye uzanan bölge Aşuwa Krallığı egemenliği altındaydı. O yıllarda Aşuwa, Hititlere şeklen bağlıydı. Özerk konfederasyon halinde kendi kendini yönetiyordu. Aşuwalılar, Güney Ege’de yaşayan Karyalıları ve Akhalıları topraklarına sokmadılar. Coğrafya 500 yıl Aşuwalılara yurt oldu. Ve bölge, M.Ö. 1200’lerde pek çok göç aldı, pek çok akına uğradı. Aiol, İon, Dor, Akha istilaları karşısında geriledi. Bu istilalarla coğrafyada otuzun üzerinde yeni Elen kentleri kuruldu. Bu kentler hem ticari hem nüfuz açısından öne çıktı. Ardından M.Ö. 1150’de bölge Agamemnonun oğlu Orestes’in eline geçti. Aşuwalıların yurtlarında yaşayan Lelegler, Luviler, Misyalılar, Pelasglar Elenleştirildi.

Sayı: 2007 08
Yayınlanma Tarihi: 2007-08-01 00:00:00