“Adigaghe” Evrensel Değerler Sistemidir

0
9

Mükremin ÖNER
Çerkesler için “ADİGAGHE” çok önemli bir kavramdır. O kadar ki, Çerkesler’de; bireysel, aile ve sosyal hayatın düzenlenmesinde ve yaşanmasında birinci derecede etkendir. Yani “ADİGAGHE” bir bakıma Çerkesler’in (Kafkas Halklarının) düşünce ve yaşam tarzıdır, denilebilir.
ADİGAGHE’nin iki önemli ayağı vardır:
Birincisi; dünyaya, mahlûkata, bireye ve hayata bakış ve düşünce biçimi; ikincisi de, bu düşünce şeklinden kaynaklanan “XHABZE” dediğimiz yaşam tarzını belirleyen gelenek ve göreneklerdir. İşte bu iki temel unsurun bir araya gelmesi “ADİGAGHE” kavramının içini doldurmaktadır. Ve bu kavram Çerkesler’in (Kafkas Halklarının) hayat yolunu ve bu yolda uyacakları kuralları belirlediği gibi aynı zamanda bireysel ve sosyal hayatın da hem direksiyonu, hem sigortası hem de freni mahiyetindedir. Dolayısıyla bir Çerkes, bu düşünce ve yaşam tarzına ne kadar uyum sağlayabilirse kendi nezdinde ve toplum nazarında o kadar değerlidir ve itibarlıdır.
ADİGAGHE’yi bu denli önemli kılan hususlara gelince:
Adigaghe’nin birinci ayağını teşkil eden “Hayata bakış ve düşünce biçiminin” temelinde; “Her şeyin Allah tarafından yaratıldığı, dünya hayatının geçici ve bütün mahlûkatın değerli olduğu, insanın (bireyin) ise yaratılmışların esas unsurunu teşkil ettiği, dolayısıyla insanın ve insanlık değerlerinin evrensel boyutta çok önemli ve değerli olduğu, ölümün hak olduğu ve dünyadaki yaşamdan ahirette sorgulanılacağı” bakış ve düşüncesi vardır. Bundan dolayı Çerkeslerde; her birey fevkalade temiz, tertipli ve düzenli olmalıdır. Bireyin namusu ve şerefi her şeyin üstündedir. Ailede ve sosyal hayatta karşılıklı saygı ve sevgi esastır. Dürüstlük, güvenilirlik, mertlik, fedakârlık ve yiğitlik hayatın olmazsa olmazlarıdır. Her kişi kendine, ailesine, akrabalarına ve sosyal çevresine karşı sorumluluk bilincinde olmalıdır.
Şayet bir Çerkes, bu bakış ve düşünce sistemine aykırı bir davranışta bulunursa kendisine ilk gösterilecek tepki: “Sen Adige değil misin? Sen insan değil misin? Sende hiç insanlık yok mu? Sen Allah’tan korkmaz mısın? Sen utanmadan bunu nasıl yaparsın? Senin bu yaptığın “Xhabzenşağadır” (kuralsızlıktır) “Heynapedir”! sözleri olacaktır. Bu kınayıcı söylemlerden de anlaşılacağı üzere Adigaghe’nin temelinde güzel ahlak, edep, erdemlilik, insan olmak ve insanlık değerlerine saygı bulunmaktadır. Günümüz dünyasının ulaşmaya çalıştığı evrensel insani değerleri Kafkas Halkları yüz yıllar öncesinden benimsemiş ve hayatlarının düsturu haline getirmişlerdir. Ne yazık ki dünya, insanlık değerlerinin zirvede yaşatıldığı bu coğrafyadan ve bu halklardan yeteri kadar haberdar olamamış ve bu güzelim coğrafya ve insanlar zalim Ruslar’ın insafına terkedilmiştir.
Adigaghe’nin ikinci ayağını teşkil eden “XHABZE” (Gelenek ve görenekler) ise Çerkesler’in hayat tarzını belirleyen kurallar sistemi olup yazılı olmayan bir “ANAYASA” mahiyetindedir. Hiçbir kurumsal desteğe gerek olmaksızın bireysel, ailevi ve sosyal hayatın her alanını kuşatan gelenek ve görenekler “Güzel ve yararlı olma” esasına dayanır. Bireye ve topluma yakışan ve faydalı olan davranış ve yaşam biçimleri “XHABZE’nin” kaynağıdır. Dolayısıyla Çerkes gelenek ve görenekleri de insani ve ahlaki değerler temeline oturtulmuştur.
Adigaghe için kısaca, evrensel nitelikte insani ve ahlaki değerler sistemidir denilebilir. Çünkü bu düşünce ve yaşam tarzı insanların hem dünyası hem de ahireti için yararlı, huzurlu, güvenli ve mutluluğu sağlayacak esaslar içermektedir.
Günümüz dünyasında gördüğümüz ve duyduğumuz muhtelif sosyolojik ve psikolojik; bireysel, ailevi ve toplumsal problemlerin çözümünde Adigaghe’nın düşünce ve yaşam tarzından istifade edilmesinin yerinde ve faydalı olacağını düşünüyorum. Bunun için Adigaghe’nın ve Çerkesler’in hayat felsefelerinin, gelenek ve göreneklerinin fikir babası olan Kazanuko JABAĞI’nın düşüncelerinin ve hayatının bilimsel seviyede araştırılarak insanlığın istifadesine sunulmasının fevkalade önemli bir hizmet olmasının yanı sıra günümüz dünyası için bir gereklilik ve zaruret olduğuna inanıyorum.
 
Yazar Sayın Öner’in anlayışına sığınarak, yazının konusu ile ilgili bir görüş aktarmak isterim. Gelen yazıları ilk okumayı yapan konumunda olunca ilk yorumları yapma olanağına sahip olmak bir noktada ayrıcalık gibi görünse de iyi niyetli bir anlayışla yaklaşıldığının okuyucular tarafından da anlaşılacağını düşünüyorum.
Öncelikle Adıgeler açısından önemli bir konuda yazan Sayın Öner’e teşekkür etmek isterim.
İslamiyetle tanışma, Araplar’ın VIII. Yüzyılda Kafkasya’da görülmesi ile gerçekleşmiş, Dağıstan ve Çeçenya bölgelerinin İslamiyetin etkisine girmesinden çok sonra Adıge, Ubıh ve Abaza bölgelerinde İslamiyet yayılabilmiştir.
VIII. yy. esas alınsa dahi, yazarın sözünü ettiği yaşam biçimi Kafkasya’nın kadim halklarından olan Adıgeler açısından çok daha öncesinde oluşturulmaya başlanmış, tek bir Allah inancından önce çok tanrılı dönemlerde oluşum sürmüş, tek Allah inancı ile tanışma Hıristiyanlık ile gerçekleşmiştir. Müslümanlık sonradır. Yaşam biçiminin oluşmasında tek tanrılı dönemlerin etkisi yadsınamaz olsa da asıl belirleyici olan öncesidir.
Saygıyla.
Yaşar Güven  

Sayı : 2008 02

Yayınlanma Tarihi: 2008-02-01 00:00:00