Abazaca ve Anadili Sorunu

0
599
IV. Bölüm
Günümüzde globalizmin dayattığı sorunlar aşılabilir mi?
Küreselleşme çağında küçük dillerin yaşatılmalarının artık iyice zorlaşmış olduğunu söylemeliyiz. Üstelik Çerkesler’in yaşadıkları ülkelerde, devletler eliyle yumuşatılmış asimilasyon politikaları uygulanıyor (Bu konuda Yeldar Barış Kalkan ve Volkan Düzenli’nin Jineps’teki yazıları da -sayı 24- okunsa iyi olur). Bu ülkelerde kurbağa misali bir uygulama sözkonusu: Kurbağayı kaynar suya atarsan, sıçrayıp kaçar, ama suyu yavaş yavaş ısıtırsan farkına varmadan haşlanır, asimilasyon da böyle bir şey, bir doğa kuralı. İnsan bedenini saran sinsi bir hastalık gibi, farkına varılmadan gelir ve öldürür, 12 Mart 1971 faşizmiyle noktalanan Kuzey Kafkas dillerinin ve diğer dillerin neredeyse tek günde toprağa gömülmesi olgusu gibi. Bu bakımdan, uyuşukluğa ve işbirlikçiliğe karşı kesin ve cesur bir tavır konmalı ve bilinçli çalışmalara başlanılmalıdır (Bu arada Kazak ve Karaçaylar’ın Adıge tarihini değiştirici nitelikteki girişimleri izlenmeli ve zarar vermeleri önlenmelidir. Bk. "Adıge maq/Адыгэ макъ" gazetesi, 21.02.2008, internet; ayrıca bk. "Adıge tarihi ile ilgili bir toplantı", uzunyayla.com).   
Radikal çözüm, zorunlu bir anadili eğitimi, anadilinin ödünsüz kamu yaşamında kullanılması, dil üzerindeki siyasal baskılara kesin bir son verilmesi, dil ve kültür coğrafyasının koruma altına alınmasıyla sağlanabilir. İsviçre’den çarpıcı bir örnek: Bir Kanton kendi dilinin yerini başka bir kantonun dilinin almasına asla izin vermez. Ama bir İsviçreli, anadili dışında, ikinci bir İsviçre dilini de(Fransızca, İtalyanca gibi) öğrenmek zorunda.İtalyanca konuşan Ticino kantonunda (eyalet) bir öğrenci anadili İtalyanca’yı ve onun yanında ikinci bir İsviçre dilini okumak ya da üç dil (Alman, İtalyan ve Romanş) konuşan Graubünden kantonunda Romanşça okuyan bir öğrenci, duruma göre ya da okulunda hangisi bulunuyorsa, Almanca ya da İtalyanca dillerinden birini de okumak zorunda. İsviçre’de 26 kanton (eyalet) ve bunların alt birimleri olan 3.000 özerk bucak (Gemeinde) birimi vardır, okul müfredatı ve eğitim dili büyük ölçüde bucaklar tarafından belirlenir. Bu sistem sayesinde bir İsviçreli hem anadilini yaşatır, geliştirir ve hem de en az iki İsviçre dilini bilir.
Oysa bağımsız Abhazya’da, kimse ulusal dil olan Abazacayı okumak zorunda değil, ama herkes Rusça okumak zorunda. Abhazya Karadeniz’de çok uzun kıyısı olan, Rusya’nın kolayca feda edemeyeceği stratejik bir bölge. Yani Rusya, Abhazya’yı, Abazalar kendi iç sorunlarına öncelik tanıyorlar ve Ruslaşmayı kabul etmiyorlar diye kızıp feda etmez, Ruslar’a Abazalı ya da Abazasız farketmez, Abhazya lazım; Ruslar bizim gibi kafasız değiller, planlarını uzun vadeli yaparlar ve asla hesapsız adımlar atmazlar.
Abhazya, Osmanlı denetiminden çıkıp, 1810-1864 yılları arasında gönüllü olarak Rus koruması altına girmiş, 1858’de 94 bin nüfusu bulunan (bk.Hayri Ersoy; Dili, Edebiyatı ve Tarihi ile Çerkesler, İstanbul, 1993, s.44) küçük (okrug statülü) bir yer, feodal bir prenslik idi. 1864 sonrasında Sohum okrugu (ilçe) adıyla Kutaisi iline (guberniya), Sovyetler döneminde de Gürcistan’a bağlanmış bir bölge, ama tarihsel ya da etnik bir Gürcü toprağı değil (1877’de, Abhazya’ya, Türkiye’deki Abaza soyluları öncülüğünde ve onların kullanıldığı şaşırtma amaçlı bir Osmanlı çıkartması yapılmasaydı ya da Abhazya’daki bazı Müslüman Abazalar da Türk güçleriyle birleşmeselerdi ve böylece Ruslar’ın eline güçlü bir koz verip kendi sonlarını kendi elleriyle hazırlamış olmasalardı ve bunun sonucu olarak da Türkiye’ye toplu bir Abaza göçü yapılmış olmasaydı, Abhazya’daki Abaza nüfusu şimdiki 100 bin nüfus yerine, büyük bir olasılıkla 1 milyon dolayında olabilecekti. 1877’de Abazalar gibi soylular yönlendirmesindeki şimdiki Hanefi Müslüman Adıgey Adıgeler’i ile tarikatlar -şeyhler-yönlendirmesindeki Şafii Müslüman Çeçenler ve Dağıstanlılar da Türk yanlısı ve Rus karşıtı ayaklanmalara katılmışlardı. Ama daha organize, daha deneyimli ve daha ustaca savunma taktikleri geliştirmiş olan tarikatlar bu yıkımdan da sıyrılmayı başarmış, olan yine zavallı Abaza ve Adıge yoksul kitlelere olmuştu. 1877-1878 ayaklanmaları, bizim açımızdan henüz tam incelenmiş ve öğrenilmiş değildir).
Öte yandan Rusya, Abazalar’a yardım ediyorsa bu karşılıksız değil, kuşkusuz kendi çıkarı gereğidir. Yani, Abazalar Rusya’nın fazla umurunda değildir, bu bakımdan bağımsızlık istiyor, anadiline sahip çıkıyorlar diye Ruslar Abazalar’la uğraşacak değildir. Ama pasif kaldıkları takdirde Abazalar kendi kendilerini feda etmiş olacaklardır. Türkiye’nin Trakya bölgesi, adı dışında nasıl Türk ise, Abhazya da, adı dışında giderek Rus olabilecektir. Bunu iyi bilmek ve ona göre sağlam bir politika oluşturmak gerekir.
Yeni demokratik örnekler nelerdir ve ne yapılmalıdır?
Sonuç olarak, Abhazya’daki dil politikası geciktirilmeden, Abazca lehine değiştirilmeli ve geciktirilmeden uygulamaya konulmalıdır. Anayasal anlamda bir engel bulunacağını sanmıyoruz (RF’de de durum budur, nitekim Kabardey-Balkarya, Adıgece ve Balkarca eğitimi yönünde olumlu bir adım atmıştır, dileriz bu da bir oyun değildir). En azından ve şimdilik de olsa, Abaza kökenli öğrencilerin tümünü kapsayan bir anadili eğitimine hemen geçilmelidir. Yönetim dürüst olmalı ve bir güven ortamı oluşturmalı, ürkeklik bırakılmalı, yurtseverlerin sorunları korkusuzca dile getirebilecekleri bir ortam yaratılmalıdır. Ayrıca Abhazya, şimdiki durumu düzeltip kapılarını sadece Abazalar’a değil, bütün Kuzey Kafkasya kökenlilere ve zor durumdaki herkese açmalıdır.
Bütün bunlar güvence altına alındığında ve dönenlere destek olunduğunda Abhazya’ya dönüş gerçekleşebilir. Ama önce Abazalar, Abhazya’nın başat (egemen) topluluğu, ulusu olduklarını kanıtlamalı ve demokratik bir güven ortamı oluşturmalıdırlar. Eğitimde Rusça ve Abazaca herkes için zorunlu, Ermenice ve diğer diller de, bu iki resmi dil yanında, birer seçmeli ders dili olarak okutulmalıdır (İsrail Çerkesleri resmi diller olan İbranice, Arapça ve İngilizceyi zorunlu, anadili Adıgeceyi de seçmeli ders olarak resmen okumaktadırlar). İsrail ya da İsviçre, Abhazya için de demokrasiye uygun bir uygulama örneğidir.
Bütün bunların Abhazya, Güney Osetya ve dahası RF sınırları içinde de geçerli olması için, RF’de demokrasinin geliştirilmesi, İsviçre’deki örneklerin benimsenmesi, ikircikli (faşist) davranışların terk edilmesi, bütün RF ulusları ile Abazalar’ın da RF’deki demokratik güçlerle sıkı bir dayanışma içinde olmaları ve kendilerine çeki düzen vermeleri gerekir.
Bazılarının dilinden düşmeyen Rus ve RF düşmanlığı ise, en çok da Abaza ve Adıgeler açısından pratik yararı olmayan şeylerdendir. Irkçılık, demokratik olmayan ülkelerde geçerli olan bir politikadır, RF ve Türkiye’de giderek zayıflamaya mahkumdur. Örneğin ırkçılığın dünya çapında eski baş aktörü olan ABD gibi bir ülkede bile, Afrikalı azınlıktan çıkma Barack Obama Başkanlık yarışında başa güreşir düzeye gelmiştir. Rusya’da bir Müslüman’ın ya da Türkiye’de bir Rum ya da Yahudi’nin benzeri bir destek elde edebileceğini düşünebilir miyiz? Milliyet ve din esasına dayalı ırkçılık (ayrımcılık) anlayışları demokrasi ve yargı bağımsızlığı bulunan ülkelerde güçten düşmektedir.
Sonuç olarak, DOST VE DEMOKRATİK BİR RF, DEMOKRATİK ÇÖZÜMLERİ DE ÜRETİR. BUNUN İÇİN RF’DE YARGI BAĞIMSIZLIĞI OLUŞMALIDIR. Tıpkı İsviçre ve Kanada gibi. Kanada’da resmi diller olan İngilizce ve Fransızca yanında, 2001-2007 yılları boyunca bütün yerel dil ve topluluklar devletçe tanınmış ve koruma altına alınmıştır. Bu toplulukların kendi “Ulusal Meclis”lerini (national council) oluşturmaları sağlanmıştır. Kanada’nın kuzeyinde Norhwest Territories, Nunavut, Nunavik ve Nunatsiavut (bk.internet) gibi yerli yönetim bölge birimleri kurulmuştur. Kanada’nın orta kuzeyindeki Nunavut’da Inuktitut ve Inuinnaqtun dilleri resmi dil olarak kabul edilmiştir, Kanada’nın Kuzeybatı Bölgesi’nde de (Northwest Territories) 9 resmi yerli dil tanınmıştır. Labrador’un kuzeydoğusunda Nunatsiavut, Quebec eyaleti kuzeyinde de Nunavik yerli yönetimi bölgesi oluşturulmuştur. Bu arada Kanada’da sadece 10 kişinin konuştuğu Han (bk.internet) dili bile tanınıp koruma altına alınmıştır. Bu küçük yerli dilleri kamu yaşamında kullanılıyor ve okullarda zorunlu dil olarak okutuluyor. Kanada’daki resmi dillerden 8’ini ve bu dilleri konuşanların sayılarını bildirelim: Chipewyan ya da Dene Suline- 4.000; Cree-50 bin; Dogrib-2.110; Gwich-770; Inuinnaqtun-2.000; Inuktitut-30.000; Inuvialaktun-400-700; Slavey-2.200 (bk.List of official languages by state, Wikipedia).
Buna karşın Kanada’da her biri yüzbini aşkın kişi tarafından konuşulan İtalyanca (470 bin), Almanca (438 bin), Çince (853 bin) ve Pencabi dili (271 bin) gibi çok sayıda dile, göçmen dil sayıldıklarından resmi dil statüleri verilmemiştir; ama bu diller ve daha pek çok dil Kanada okullarında isteğe bağlı olarak devlet tarafından serbestçe okutulmaktadır. Bütün bu dillerde kitap, gazete, dergi, radyo ve televizyon yayınları vardır. Üstelik RF’deki gibi birkaç dakika değil sınırlamasızdır.
Kanada yerlilere geniş haklar tanırken, Avustralya yerli Aborijinler’den özür dilerken, RF yönetimi toprağın asıl yerlisi olan Karadeniz kıyısındaki (Soçi ve Tuapse’deki) Adıge-Şapsığları göçmen Ermeni ve Rumlar gibi görmek istemekte, Şapsığlar’a 1924-1945 yılları arasındaki özerklikleri geri verilecek olursa, bölgeye başka yerlerden getirilip bölgeye yerleştirilmiş olan ve sayıları Şapsığlar’ı aşmış durumdaki Rus, Ermeni, Rum ve diğerlerinin "kızacağı" söylenmektedir (Krasnodar krayı eski valisi Diyakonov, "Nüfusun %4 ya 5’i olan Şapsığlar’a özerklik verirsek, bölgede yaşayan ve Şapsığlar’dan çok daha fazla olan Rus, Ermeni, Rum, vd. ne demezler” diyerek tepkileri dile getirmişti, bk. Şapsığ Ulusal Rayonu, Vikipedi, internet).
Günümüzdeki en demokratik örnekler İsviçre ve Kanada’da olanlarıdır. RF yönetimi bu örnekleri izleyecek yerde var olanı yok etmekte, uzun bir tarihsel geçmişi olan ve federasyona sözleşmelerle katılan, kendi yazı ve edebiyat dilleri de bulunan 10 özerk okrug’un 6’sını şimdiden kaldırmış, dillerini de resmi dil statülerinden düşürmüş bulunmaktadır. Sıra geride kalmış olan 4 okruga gelmiştir. Hedefte Adıgey ve Altay gibi cumhuriyetlerin de bulunduğu söylenmektedir (bk. Russia, Wikipedia).
RF üst kademelerinde (derin devlette) iki eğilim vardır: Aklı başında, dürüst ve demokrat öğeler ile Büyük Rusya hayali peşinde koşan ve kirli geçmişin karanlığından beslenen emperyal düşünceli öğeler. Bu iki eğilimin, şimdilik bir denge içinde olduğu anlaşılıyor. Gerici-emperyal öğeler, 2006’da Adıgey Cumhuriyeti’ni ve dilini toprağa gömmeye kalkışmışlardı. Bunu bilmek ve seçimi ona göre yapmak gerekir.

Sayı: 2008 07
Yayınlanma Tarihi: 2008-07-01 00:00:00