Abhazya İçin

0
10

Abhazya’nın bağımsızlığının tanıması doğrultusunda çalışmalar sürdürülürken, diasporanın Türkiye ayağında olanlar normal midir, ya da başka bir şey mi olmalıdır?
Çalışmaların, Abhazya’nın bağımsızlığının tanınması çalışmaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekli. Kurum ve kişilerin doğrularını aşan ama o doğruları da ıskalamayan bir durum söz konusu demektir bu durumda. Iskalamayan çünkü yazılan – çizilen, söylenen her şey “vatan için, bağımsızlık” noktasında toplanıyor, “Kutsal dava”, “Söz konusu vatansa gerisi ayrıntıdır” olarak özetleniyor, böylece en geniş anlamda genel doğrular örtüşüyor.  
Gelin görün ki sanki o ayrıntılar kilitliyor bir şeyleri, söylemde ‘görüş ayrılıklarından’ bahsedildiğine göre belki bu nedenden, belki de kurumların yöneticileri bazında ya da kurumlardan bağımsız kişisel bazda bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle olsa gerek ortaklaşa hareket şansı bulunamıyor.
Abhazya somutlaştırmış
-Bağımsızlığımız tanınmalı, bunun için kendimizi dünyaya tanıtmalıyız,
-Nüfusa gereksinmemiz var, diasporada yaşayanlar anavatanına, Abhazya’ya yerleşmeli,
-Ekonomik olarak kalkınmamız gerek. Potansiyelimiz var değerlendirmeliyiz.
*Bağımsızlık
En önemli hedef olan bağımsızlık için, tek bir amaç için neden ayrı -tek merkezli olmayan- çalışma gereği duyarız diye sorduğumuzda; daha iyisini yapmak, yapılanı uygun bulmamak, yetersiz bulmak, farklı projeleri yaşama geçirip farklı alanlardan dolanarak katkı sağlamak, … gibi ucu açık birçok gerekçe sıralanabilir. Düşüncenin özgürce ifadesinden yana olmak, farklı düşünce yapısındaki insanların özgür örgütlenmesini de içeren bir anlayıştır; bu yanıyla da bir değerlendirme yapılabilir. Ancak bizim konumuzda tek bir somut hedef var ve sınırlı insan gücü ve maddi olanakları da dikkate alan merkezi bir yapı çevresinde sağlanacak organizasyonla hedefe yürüyüş söz konusu olsa iyi olur diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Tabi bağımsızlığın tanınmasından farklı şeyler anlamıyorsak, ya da söz konusu amaç göstermelik veya vitrinde olan bir şey değilse.
Bu durumda dernek, lobi kuruluşu, komite, sivil toplum kuruluşu adı her ne olursa bütün yapılanmaların, tek hedef olan bağımsızlığın tanınması çalışmaları çerçevesinde tek merkez etrafında çalışması, gereksinime göre yeni yapılanmaların da oluşturulması daha uygun değil midir? Diasporanın genelini düşündüğümüzde en kalabalık nüfusun yaşadığı Türkiye’nin ciddi bir örnek olması sorumluluğu da işin içinde yok mudur aynı zamanda. Yukarıda anılan, sınırlı insan ve maddi güç konusunu da es geçmeden değerlendirmeli bütün bunları.
Nasıl bir merkez, var olan yapılardan biri mi, nasıl oluşturmalı vb akla gelebilecek pek çok sorunun yanıtı önem taşıyabilir, birlikte çalışma koşullarının oluşturulması için. Öncelikle bugüne kadar geçen sürecin değerlendirilmesi de gerekebilir. Hedef/hedefler ne idi, nasıl örgütlenildi, neler yapıldı, neler yapılabilirdi de çeşitli olanaksızlıklardan yapılamadı, koşullardaki değişiklikler ve bu değişikliklerin örgütlenme üzerindeki etkileri vs. değerlendirilebilir.   
Hani hep tarihsel durumlardan, işte şimdi yapmalı yoksa çok geç olacak durumlarından, söz ederiz ya, Abhazya konusunda ‘İŞTE ŞİMDİ TAM ZAMANI’ gibi. Belki de tarihsel ve kaçırılmaması gereken fırsattan söz edebiliriz şimdi. Ve, tarihsel sorumluluk denen şey de böyle zamanlarda devrededir. Olumlu adım atan, ortaklaşa yapılacaklar için elini uzatan, lobiyi de dönüş hakkı kullanımının organizasyonunu da ekonomik katkıyı da organize eden, Abhazya ile gerçek anlamda dayanışıp vatanına sahip çıkan kurum ve kişilerimiz tarihte olumlanarak yerini alırken, bir kısmımız da demagog, kaypak, güçlünün işbirlikçisi vb. nitelemelerle yerimizi alacağız. Bu yer alış bizim bugünkü değerlendirmelerimizden ve birbirimize yönelik eleştirilerimizden bağımsız olarak gerçekleşecek. Yani tarih yazılacak kısaca. Bu Abhaz halkının tarihi için geçerli. Başka halkların tarihlerinde ise yine bizden birileri belki de müttefik ve dost olarak yer alacak, bugünden bilemiyoruz.
1990’da, SSCB’nin durumuna karşın birisi çıkıp deseydi; ‘Gürcistan’ın işgal girişimi nedeniyle Abhazya savaşa girecek, savaşın sonunda bağımsız bir cumhuriyet olacak’. İnanan olur muydu? Uslanmaz bağımsızlık yanlıları dışında. 1992, inisiyatif dışı bir gelişme ile savaşla karşılaştık. Anavatan tek yürek oldu, Adigesi, Çeçeni, Oseti destek verdi. Diaspora tek yürek oldu, destek verdi elden geldiğince. Sonra bağımsızlık. Dünyaya hükmedenlerin satranç tahtasında keyifsiz durumlar olsa da gelinen nokta önemlidir; çok paralellik kurmasak da Kosova nedeniyle dünya ülkelerinin bağımsızlık konusunda genel standartlarının dışına çıkması da önemlidir. Her şeyden önemlisi gerçekten bir vatana sahip olduğumuzun daha bir bilincine varırken, her daim lafını ettiğimiz tek yürek olmanın zamanı değil midir. Bütün bunlar tarihsel fırsat değil de nedir?
Abhazya her çeşit yoruma ve senaryoya karşın çok önemli bir pozisyonda. Sadece Abazalar için değil, Kafkasya’nın diğer etnikleri, dünyanın diğer özgürlük isteyen halkları için de çok önemli bir pozisyonda. Bu önemin bilincinde de olmalı, yaptıklarımızla bunu kanıtlamalıyız.
Nüfus
Abhazya nüfus isterken, diasporada bu durum vurgulanırken kısa-orta-uzun vadeli bir plan henüz hazırlanamadı sanıyoruz. Biraz hamasi, biraz duygusal yaklaşımlarla davet dile getiriliyor. PROGRAM olmalı bu konuda. Bunu diaspora talep etmeli, anavatan-Diaspora ortak çalışma ile programı oluşturmalı.
 “x iş grubundan x sayıda insan ya da aile, x ayı/yılı içinde gelebilir, işi hazır; x yılı içinde toplam projeksiyon şudur”, gibisinden. “Barınma; diyelim dört kişi ya da iki aile bir dairede yaşayacak, x süre sonra farklı bir durum olacak”, gibisinden. Yani planlı, programlı, hareket geçenlere somut bilgi veren bir çalışma. Peki harekete geçecekler kim? Diasporada yaşayanlar. Türkiye, Ürdün, Almanya,.. ve hatta Rusya’da yaşayanlar. Onlara ulaşmak ve benzer program çerçevesinde anavatana dönüşleri için çalışmayı kim yapacak? “Ben lobi çalışması yürütüyorum, bu alanım dışında”, ya da “ben derneğim benim ilgi alanım dışında” ya da “ben sivil inisiyatifim, şu net proje için oluştum, bo konu ilgi alanımın dışında” denilemeyecek bir çalışmadır bu. Bu yanıyla da bir merkezden yürütülmesi gereken çalışma önemlidir.
Dünyanın dört bir tarafındaki Abazalarsın Abhazya’da yaşamasının, anavatanlarında yaşamasının sağlanması, bu konuda karşılıklı taleplerin gerçekleşmesinin sağlanması gerekir. Olması gereken budur. Sorun sadece kafa sayısı sorunu olmamalıdır.
Süreci anımsayalım
1992 yılı 14 ağustosunda Gürcistan’ın Abhazya’ya saldırısı ile savaş başladığında, Türkiye dernekleri birleşme toplantılarını sürdürüyordu. 1993 yılında dönemin yasaları federasyonlaşmaya izin vermediği için, Merkez – Şube yapılanmasına gidilmişti. Savaş başlayınca dernekler arası koordinasyonu sağlayan Kaf-Kur’un desteği ve katılımı ile savaş gündemli toplantılar yapıldı ve bugünkü Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi seçimle kuruldu. Seçimle kurulan Komite’nin bu anlamda bir temsiliyeti de vardı. Toplantılar sürdü, Komite’ye destek için çalışma komisyonları kuruldu. Dernek çalışmalarına katılan hemen herkesin komisyonlarda görev aldığını söyleyebiliriz (umarız abartı olmadı), çeşitli çalışmalar Komite eşgüdümünde birlikte yürütüldü. Güzel etkinliklerden biri, 1 eylül dünya barış gününde milli kıyafetli kızlı-erkekli gençlerimizin Kadıköy iskele meydanı ve Bahariye’de karanfiller dağıtarak barış için imza toplamaları idi.
Sonra yine bir seçimle Komite yönetimi değişti. Sonrasında ise bir daha seçim söz konusu olmadı. Bir çeşit atama – ikna – gönüllülük – davet yöntemi ile Komite yönetimi belirlendi ve çalışmalar yürütüldü. Ne güzel seçilmişti Komite. Sonra ne oldu da seçim işine son verildi? Savaş bitti, görev değişti vs. şeyler söylenebilir. Ama geçen yıllar gösterdi ki görev her zaman var ve yıllar sürebilir daha. Zaman zaman Gürcistan çıkışları ile yine savaş lafları da dolaşıyor, işte Kodor’un durumu. Ayrıca farklı senaryolar konuşuluyor, Gürsistan’da Rusya yanlısı bir yönetim gibi, velev ki yani.
Bireysel bazda Komite üyeleri ile eleştirel diyalogların olduğunu, hatta yine bireysel bazda yazılı eleştirilerin de olduğunu hemen herkes biliyor. Ancak grupsal yani çok imzalı bir çıkış olmadığını da biliyoruz. Ayrıca Komite’ye yönelik eleştirilerin; tabana gidilmesi, seçim yapılması, temsiliyet sorununun olduğu vb. çerçevede yapılmadığını ifade edebiliriz.
Ne yapmalı?
Arada Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş’ın Türkiye ziyaretinin egellenmesi yaşandı ve bir süre sonra Abhazya’nın Dostları inisiyatif grubu oluştu. Bu sivil inisiyatifin ortaya çıkışı ve destek bulması, eleştiri alsa da hatta dozu yükselerek suçlama olsa da, sonuçta iyi niyetinden kuşku duyulmayan, deyim yerindeyse davaya bağlılıklarından kuşku duyulmayanlarca da desteklendiği deklare edilen (bkz. yazışmalar) bir yapı ise vardır bir nedeni demeli. Eksikler ne idi, yanlışlar ne idi, tespitler yapılmalı. Amaç dava – vatan gerisi teferruat ise; eksikleri gidermek için gerekeni yapmak, varsa yanlıştan dönmek, ya da hataları kabullenip özeleştiri yapıp doğruya ulaşmak gerekmez mi? Ayrıca mevcut yapılanmanın/komitenin yapamadıklarını yapmak üzere ortaya çıkarken, bu anlamda durumdan vazife çıkarıp harekete geçerken, kişiselden öte toplumsal bir eleştirinin yöneltilip var olan kurum üzerinden daha sağlıklı çalışmanın yürütülmesinin neden denenmediği de irdelenmeli diye düşünüyoruz.
Karşılıklı yazışmalardan anlaşılıyor ki Komite ve Kaf-Fed arasında üstü örtülü ya da açık ama herkesin bilmediği sorunlar varmış. Şimdi inceden dokundurmalarla eleştirinin yanı sıra imalar, deyim yerindeyse sataşmalar var. Bu da her şeyin yolunda gitmediğini gösteriyor. Zaman, her şeyin yolunda gitmesini sağlamak için gereken her şeyin yapılma zamanıdır düşüncemizi paylaşıyoruz. Konu kişiler ve hatta kurumların da üzerinde değerlendirmesi yapılabilecek yaşamsallıktadır. Böyle bir durumda da gereken; birlikte değerlendirme yaparak, eleştirileri lafta değil özde dikkate alarak, durum tespitini çözümle birleştirip en yüksek diaspora desteğini alarak oluşturulacak seçimli yapılanmadır diye öneriyoruz. 
Bu halk iç dinamikleri ile hala toplumsal kararlar alabildiğini, düğünlerde silah atımı konusunda gösterdi. Şimdi Abhazya konusunda inisiyatif koyma konusunda da gösterebilir. Bunun hayalini kurmak ve gerçekleşmesi için harekete geçmek gerek.
Her yerleşim birimine ulaşmak ve anlatmak, seferberlik ilan etmek gerek belki. Olanı biteni anlatmalı. Bir şeyler dikte etmek için değil, durumu tespit etmek, bilgilendirmek için, Abhazya’nın talebini paylaşmak için. Sonra çözüm adına harekette, aynen düğünlerde silah kullanılmaması konusunda yapıldığı gibi geleneksel çizgide hareket söz konusu olabilir. Kaldı ki burada çok daha önemli bir olaydır söz konusu olan. Bir halkın, bir ülkenin geleceği, hatta akraba halkların geleceği söz konusudur. Her köyden temsilciler belli bölgelerde bölgesel birliktelik sağlayabilir, derneklerin katılımı ile kasaba, kent temsilcileri katılımı sağlanabilir. Bölgesel düzeyden en kalabalık diasporanın olduğu Türkiye – ülke genelinde bir temsiliyet sağlanabilir. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya sürekli bilgilendirmelerle, kararlarla, kısaca halkın iç dinamikleri ile yol alınabilir. Demokrasi örneği olan, atalarımızın Halk Meclisi yapılanmasını örnek alabiliriz.                    
Kısaca temsiliyeti olan ve hatta genişletilmiş – yayılmış bir temsiliyeti olan merkezi ve demokratik bir yapı, en kalabalık diasporanın yaşadığı Türkiye örnek olacak şekilde yaşama geçirilebilir, Abhazya için.
ABHAZYA İÇİN, KAFKASYA İÇİN GÜZEL ŞEYLER OLMASINI İSTİYORUZ. BU ANLAMDA KALEME ALDIK BU YAZIYI. SÜRÇ-Ü LİSAN ETİK İSE AFFOLA.
Jineps
Yayın Kurulu
Haziran, 2008
Not: Uzuncaorman toplantısına katılan iktidar partisi Sakarya milletvekili Sayın Şaban Dişli’nin, Abhazya Devlet Başkanı Sayın Sergey Bagapş’ın Türkiye ziyaretinin engellenmediği, ertelendiği; Ankara’ya TBMM’ne gidecek bir heyet oluşturulması ve kendisiyle eşgüdümle bu konunun açıklığa kavuşturulması ve ertelenen ziyaretin gerçekleştirilmesi konusunun, sadece Sayın Milletvekili özelinde değil ilgili bütün kişi ve kurumlarda takipçisi olduğumuzu göstermemiz ve bu çalışmaları Kamu’ya açık yapmamız gerekmez mi?
*Xabze geleneğimizde çeşitli yaptırımlar vardır. Deyim yerindeyse davaya zarar veren insanlarımıza uyarı, kınama ve hatta dışlama cezaları verilebilir, verilmelidir de.

Sayı : 2008 07

Yayınlanma Tarihi: 2008-07-01 00:00:00