Güney Osetya ve Abhazya’da ne Olabilir?..

0
18

Gürcü önderlerin, Saakaşvili’nin bir yıldırım harekatı ile önce Güney Osetya’yı, ardından Karadeniz kıyısındaki Abhazya’yı yutma planı ters tepti. Bu harekat Güney Osetya ve Gürcistan’a yıkım getirdi.

 Gürcü önderlerin, Saakaşvili’nin bir yıldırım harekatı ile önce Güney Osetya’yı, ardından Karadeniz kıyısındaki Abhazya’yı yutma planı ters tepti. Bu harekat Güney Osetya ve Gürcistan’a yıkım getirdi. Boşuna dememişler "Akılsız başın cezasını ayaklar çeker" diye. Saddam da önce Ä°ran’ın Kuzistan eyaletine, ardından ders almamış olmalı ki, Kuveyt’e girmişti. Oralarının zengin petrol yataklarının üzerine yatmak istemişti. Boyundan büyük bir işe kalkışmıştı. ABD buna izin verir miydi? Sonucunu biliyorsunuz.

Saakaşvili de öyle. Dış güçlere, ABD,Batı ve Türkiye’ye güvenerek, bir de, daha önce özerk Acarya’yı yutmuş olmasından cesaret alarak,bir oldu bitti yapabileceğini düşünmüş olmalı,ama kazın ayağı hiç de öyle çıkmadı.
Kim ne derse desin,Abhazya ve Güney Osetya,Rusya Federasyonu (RF) için yaşamsal önemde stratejik bölgeler. RF bu bölgelerin ABD uydusu küçük ve zayıf bir Gürcistan tarafından yutulmasına seyirci kalamazdı. O zaman RF, Kuzey Kafkasya’da kontrolü kaybedebilirdi.
Büyük boyutta karşılaşan güçleri iyi tanımak gerekir:ABD,bütün dünya petrol ve doğal gaz kaynaklarının büyük bölümünü,bunların dağıtım ve satışını kontrol etmektedir. Karşısında başlıca iki güç vardır:RF ve Ä°ran. Bu iki ülkeden RF’nun kendi ağırlığı vardır. Ä°ran ise,büyük alıcı ülkeler Hindistan,Çin ve Japonya’ya ihracat yoluyla ABD ambargosunu delebilmektedir.
Abhazya ve Güney Osetya’nın Gürcü denetimine geçmesi, RF ve Ä°ran’ın gerilemesi, ABD petrol şirketlerinin Orta Asya’ya sıçraması, yani RF’nun o yerlerde gerilemesi demek olacaktı. ABD’nin Ä°ran’a bir müdahalesi olabilir. Ä°ran’nın denetime alınmaması halinde, ABD’nin petrol üstünlüğü tamamlanmış olmayacaktır.
Gürcistan’ın saldırısı, karşısında zayıf Osetleri değil,belki de hesap edemedikleri RF’nu buldu ve başarısızlıkla sonuçlandı. RF Parlamentosu’nun (Duma) artık Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıması beklenebilir. Bu iki yeni devlet Kosova’ya karşı, karşılıklı bir uzlaşmayla Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğine de alınabilir. Bu da Kafkas halkları açısından, Gürcü önderlerinin ki gibi sinsiliğin değil, demokratik uzlaşmanın gereğini güçlendirir.
Peki, RF’nun tutumu nasıl yorumlanabilir? RF’nun Abazalar ya da Osetleri çok sevdiği için böyle yaptığı düşünülemez. RF’nun politikasının bir alt yapısı vardır. RF her iki bölgede uluslararası kuruluşlar adına barış gücü bulundurmaktadır, ayrıca Abhazya’da BM Barış Gücü gözlemcileri de vardır, periyodik olarak BM Genel Sekreteri’ne rapor verir. Yani Gürcistan ile Güney Osetya ve Abhazya arasında 1992-1993’ten beri, uluslararası kuruluşların müdahil olduğu bir ateşkes sürmekte, ilgili taraflar güç kullanmamayı ve sorunları görüşmeler yoluyla çözmeyi taahhüt etmiş bunmaktaydılar. Ancak Gürcistan taahhütlerine sadık kalmamış, zor kullanarak Abhazya’nın Yukarı Kodor bölgesini birkaç yıl önce zaptetmiş, burada bir kukla yönetim kurdurmuş bulunmaktaydı. Güney Osetya için de bir kukla yönetim oluşturulmuştu. Bu da Gürcistan’ın boyuna bakmadan emperyal niyetler beslemekte olduğunu gösteriyordu.
Gürcistan Haklı Olabilir Mi?..
Gürcü yöneticilerde tarihten gelme bir şovenizm, kendini olduğundan büyük ve güçlü gösterme, yayılma arzusu ve şantaj eğilimi vardır. Bunu Şevardnadze döneminde de görmüştük. Oldu bittilere meraklıdırlar. Onlar, Stalinizmin bir ürünü olarak Güney Osetya ve Abhazya’nın Gürcistan’a bağlanmış olmalarını, bu toprakları Gürcüleştirmek için yeterli neden olarak görmektedirler.1990’larda Güney Osetya ve Abhazya’ya tek yanlı olarak Gürcüce’yi dayatıyor, bu iki ülkeden gelen federasyon ve görüşme taleplerini dikkate almıyor, yüksek perdelerde geziniyorlardı.
Ancak anlaşma anlaşmadır. Her iki bölge ile Gürcistan arasında,daha yukarıda değinildiği gibi,bir ateşkes anlaşması vardı. Bunu komşu Kafkas halklarının varlığına yönelik olarak tek yanlı olarak ihlal eden ve bir etnik varlığı yutmaya,yok etmeye ve etnik temizliğe kalkışan taraf Gürcistan’dır. Bu bakımdan Gürcü gericiliğinin bu hareketinin hiçbir haklı yönü olamaz. Gürcü gericiliği artık hak ettiği yanıtı almalıdır.
Gürcü yöneticilere asla güvenilemeyeceği, bu kişilerin verecekleri sözlerin hiçbir değer taşımadığı da küçücük (100 bin nüfuslu) Güney Osetya’ya yaptıkları bu son saldırıyla da kanıtlanmıştır. Bu bakımdan RF’nun bu iki ülkeyi resmen tanıması,daha etkili bir biçimde koruma altına alması ve Gürcistan’la bir anlaşmanın da bu temel üzerinden aranması, Gürcistan’ın da bu yerleri elde tutamayacağını anlaması ve sorunların kaynağı olmaktan çıkması yerinde olacaktır.
 

Sayı : 2008 08

Yayınlanma Tarihi: 2008-08-01 00:00:00