Savsırıko ile Dev (САУСЫРЫКЪОРЭ ИНЫЖЪЫМРЭ)

0
19

1
Savsırıko’nun başka bir yerde, seferde olduğu bir sırada devler (иныжъ) saldırıya geçip Nartlar’ın mallarını yağmaladılar. Nartlar, “Savsırıko döndüğünde ne gerekiyorsa onu yaparız” diyerek uzun bir süre beklediler, ama Savsırıko’nun dönüşü gecikince “Böyle oturmakla olmaz bu iş” diyerek toplandıar ve yola koyuldular. Bir süre sonra da Savsırıko geri döndü.
    -Anne, bana yiyecek bir şey hazırla, dedi.
    -Sen mide davasındasın, oysa devler bizi basıp herşeyimizi yağmaladılar. Nartlar da “mallarımızı kurtaralım” diyerek yola çıktılar, kendilerinden hiçbir haber de alamadık.
    -Annemiz, o işe bir çözüm bulunabilir, hele sen bana birşeyler hazırla da karnımı doyurayım, diye karşılık verdi Savsırıko annesine.
Bir parça soğuk kaçamağın (п1эстэ чъы1э) üzerine biraz biber sosu (щыбжьи щыгъу) sürüp Savsırıko’ya verdi. Savsırıko onunla karnını doyurdu, “Annemiz, ömrümce bundan daha lezzetli birşey yemiş değilim, beni mutlu ettin” diye elini ağzını temizleyip atı Thoji’ye (Тхъожъый) atlayıp yola koyuldu. Nartlar Koydana’ya (Къойданэ)(1)henüz ulaşmışken şiddetli bir tipiye yakalanmışlardı, daha ileriye ya da geriye dönemeyecek bir biçimde ıssız kırda (ижъыгу) umarsız, sıkışıp kalmışlardı. Uzun Sakallı Nesren Jak’e (Насрэн Жэк1э К1ыхьэ) de kafilenin başındaydı ve sordu:
   -Yımıs (Имыс), ateşin var mı?
   -Yok.
   -Sosım, senin ateşin var mı?
   -Ateşim yok.
   -Ya senin, Hımış (Хъымыщ)?
   -Benim de yok.
   -Aşemez?
   -Yanıma ateş almayı unutmuşum.
Nartlar’ın hiçbirinde ateş yoktu. Bunun üzerine “Uğursuz bir yolculuğa çıkmış olduk” dedi Uzun Sakallı Nesren Jak’e. Gencimiz de yaşlımız da artık yolun sonuna gelmiş sayılırız, bu ıssız kırda donup gideceğiz demektir. Aptallığımıza doymayalım, adı duyulunca düşmanın ödünün patladığı bir atlı olan, sürekli üstün gelen, kargısı bağışlamaz, yüksek miğferi (тандж) de bir kılavuz yıldızımız gibi bizim için ışıldayan, yiğitliği bir zırh gibi pek olan, yayına taktığı okları fırtına ile yarıştıran ve zor duruma düşenlerin imdadına yetişen yağız delikanlımız Savsırıko yanımızda olmadan ne diye yola çıktık ki!”
Nartlar’ın morali sıfıra inmişti, kendilerini kadere terk etmişlerdi.
Thoji rüzgarla yarışacak denli hızlı bir attı, Nartlar’ın bir haftada aldığı yolu, o bir günde alırdı, bu nedenle Savsırıko Koydana’ya kısa sürede ulaşabilmişti. Nartlar bir baktıklarında soğuk, kara sisin içinde, karşıdaki tepenin üstünde bir atlının şahlanmakta olduğunu gördüler.
 “Bu gelen kişi, görünümüyle Savsırıko’ya benziyor, bizi kurtaracak” diye Nartlar sevindiler ve  seslendiler.
-Hoş geldin yaman savaşçımız, ünlü kılavuzumuz, bu karanlık gecenin soğuğu içinde ölmek üzereyiz, elinden geliyorsa hemen bizim için kocaman bir ateş yak da iyice bir ısınalım.
-Uğurlu yolculuklar size Nartlar, Tha (Tanrı) yardımcınız olsun. Hangi atlı yanına ateş almadan yola çıkıyor ki? Bende bir kıvılcım bile yok, yanımda hiç ateş taşımam. Çünkü benim vücudum çelik, soğuktan hiç etkilenmem. Yine de siz umudunuzu yitirmeyin, her nerede varsa bulup buluşturup size ateş yakarım, dedi Nartlar’a Savsırıko.
Savsırıko okluğundan bir çelik ok aldı, fırlatıp gökyüzündeki bir yıldızı yere düşürdü. Nartlar sırtlarını yıldıza dönüp ısınmaya çalıştılar, ama yıldız kıvılcımlar saçarak dağılıp söndü.
2
 
“Olacak şey değil bu” diyerek Savsırıko atı Thoji’ye binip Haram Oşha (Хьарам 1уашъхьэ)(2) tepesine çıktığında uzaktaki bir tavtaş (тауташ)(3) içinde, etrafı sık dikenlerle çevrili bir saray bulunduğunu ve oradan yükselen zayıf dumanların bulutlara karışmakta olduğunu gördü. Atını oraya doğrultup gittiğinde tam yedi sıra sivri kazıklarla çevrili bir bahçenin içinde bir dev sarayı bulunduğunu anladı. Koca bir ağaç tomruğu ile yarılmış odunlarla tutuşturulmuş bir ateşin üzerine asılı bir kazanın içinde bir dananın olduğu gibi pişirilmekte olduğunu gördü. Alnı üstünde tek gözü görünen kocaman bir dev ise başını bir ağaç kütüğüne dayamış, dizlerini hafifçe göğsüne doğru çekmiş, kendini ateşin sıcaklığına vermiş uyumaktaydı. Bir ön dişi de eksikti.
 “Thoji, bu başımıza geleni görüyorsun, Nartlar’a ateş gerek. Ne yapacağız şimdi?” diye sordu Savsırıko, Thoji’ye.
Eğerinin altındaki keçeyi çıkar da bana keçeden ayakkabılar (упк1э цуакъэ) hazırla. Tilki gibi, sincap gibi ona yaklaşacağım, dizlerimin üzerine çökeceğim, sen de en küçük odunu al, ardından hemen uzaklaşalım oradan, diye yanıtladı Thoji.
Thoji’nin dediği gibi yaptı Savsırıko da. Thoji bir toz bulutu gibi havaya doğru savruldu ve bir rüzgar gibi uçup ateşin yakınına ulaştı. Thoji dizleri üzerine çöktü. Savsırıko ise, küçüğü alayım derken yanlışlıkla büyük yarma odunu aldı, odundan saçılan kıvılcımlar devin kaşlarını yaktı ve onu uyandırdı. Uyandığında tek gözünü açtı ve ateşe koymuş olduğu odunları bir bir saydı, içlerinden birinin çalındığını farketti. “Kimmiş bu benim ateşimi çalan köpeğin dölü?” dedi ve kızgınlığından deliye döndü dev. Yattığı yerden kolunu bahçe dışına uzattı, orayı burayı karıştırarak yedi yolu araştırdı. Yedi gün ve yedi gece boyu bir uzaklığa ulaşmış olan Savsırıko’yu bir ırmağın kıyısında yakaladı ve atı ile birlikte yanına getirdi. Ateşini çalmaya kalkışan bu kişiye şaşkın bir biçimde bakarken, onun çelikten olduğunu anladı. “Küçücük biri de olsa bu kişi çok sağlam birine benziyor, çelikten, düşmüş ön dişimin yerine koyabilirm” dedi kendi kendisine, ardından düşmüş dişinin yerine Savsırıko’yu koydu. Savsırıko da hızla kılıcını çekip devin diş etini kesmeye başladı. Dev bu acıya dayanamadı, Savsırıko’yu dışarıya  tükürerek bağırdı:
-Beni dinle ateş hırsızı küçük Nart, benim ölümüm (ecelim) Setenay oğlu Savsırıko l’ehus’un (л1эхъус;yiğit) elinden olacakmış. Nartlar bize karşı hep onu öne çıkarıyorlar, at binen Nartlar içinde onu geçecek bir yiğidin bulunmadığı söyleniyor. Onun zayıf yanlarını (ш1эгъо-ш1ап1э) bana açıklarsan seni bırakırım.
-Ben karşı dağın eteğinde yaşayan Nartlar’ın basit bir at ve sığır çobanıyım, dediğin kişiyi görmedim, ama ona ilişkin anlatılan bazı şeyleri duydum, Savsırıko’nun nerede yaşadığını da bilmiyorum, ama ona ilişkin olarak duyduklarımı sana anlatabilirim, diye karşılık verdi tek gözlü deve, Savsırıko.
3
-Küçük Nart, Savsırıko’nun nerede olduğunu bilmiyorsan da, bana onun oyunlarını (hilelerini) göster.
Bu sözler Savsırıko’yu rahatlattı ve gülümseyerek onu yanıtladı.
-Savsırıko’nun oyunlarını oynayabilecek başka bir Nart olmadığı, onu bir devin bile alt edemeyeceği söyleniyor.
-Lafı geveleyip durma, seni gidi tipsiz bücür çoban seni, sen bana Savsırıko’nun nasıl oynadığını bir anlat da, onu alt edip edemeyeceğimi bana bırak, o iş senin işin değil! diyerek çok kızmış bir halde Savsırıko’ya bağırdı.
-Nartlar’ın Savsırıko dedikleri kişinin en sevdiği oyunlardan biri saban demirini ocakta iyice ısıtıp ağzının içine alıp soğutmakmış diyorlar, dedi Savsırıko.
-Ağzımın içi zaten tutuşmak istiyordu, iyi ki bunu bana anımsattın, dedi dev.
-Daha başka keskin dişli canşarah’ı(4) (Джанщэрэхъ) dağ doruğundan attırıyor, alnıyla vurup geldiği tepeye geri gönderiyor.
-Gönder de göreyim, dedi dev.
Savsırıko canşarahı tepeden yuvarladı ama dev daha hızlı biçimde tepeye geri sürdü.
 
-Gerçekten güzel bir oyun biçimi bu. İştahımı daha da arttırdı, alnımı da biraz rahatlattı. Beğendim bu oyunu, ama daha zor bir oyunu yok muymuş behey bücür çoban?
-Nartlar’ın söylediklerine göre, Savsırıko denen kişi ağzını açıyor ve ağzını atılan oklarla dolduruyormuş. Savsırıko bana mısın denmeden bütün bu okları çiğneyip ağzından dışarı tükürüyormuş.
-Bir yap da deneyeyim, diyerek dev kocaman ağzını açıyor. Savsırıko devin ağzını ok ile dolduruyor. Dev bütün okları ağzında ezip dışarıya tükürüyor. Alaylı biçimde konuşuyor:
-Nartlar’ın bücür çobanı! Doğru, bu da güzel bir oyunmuş. Diş etlerim biraz gıdıklanmış, dişlerim de temizlenmiş oldu. Bunu da beğendim, ama daha zor bir oyun bilmiyor musun?
-Nartlar’ın Savsırıko’su büyük bir leğup (kazan) dolusu kurşunu yedi gün yedi gece boyunca ateşte ısıtıp kaynatıyor. Erimiş kızgın kurşunun içine Savsırıko, sanki eğer üzerinde gibi girip oturuyor, kurşun katılaşana dek de orada kalıyor, ardından hiçbir şey olmamış gibi gerinip katılaşmış kurşunu çatırdatarak parçalıyor ve içinden çıkıyor.
-Ben mi başaramayacak mışım o işi sanki? Erimiş kurşun içine oturmaya hazırım, diyor dev, ağzını açarak Savsırıko’ya bakıyor.

Nart genci kazanı asıyor, yedi gün yedi gece kurşunu kaynatıyor, dev kurşunun içinde oturarak kurşunu kaynatıp içindeyken soğutuyor, ardından bana mısın demeden kalkıp kurşunun içinden çıkıyor.
-Bu işten kazançlı çıktım, vücudum yüz kez daha katılaşmış, iştahım da iyice açılmış oldu. Bu oyunu da sevdim, peki daha zor bir oyunu yok mu Savsırıko’nun? Yoksa hazırlan, seni bir lokmada yutayım, dedi dev.
-Sen çok büyük ve çok güçlü bir devsin, hiç acele etme, Savsırıko’nun son bir oyunu daha kaldı, onu göstermeme izin ver. Yedi denizin birleşip birbirine karıştığı, dalgaların köpürdüğü bir yerde, Savsırıko denen o kişi denize giriyor, ayakları deniz dibine değmeden, ağzına da deniz suyu değdirmden dikiliyor. Nartlar da büyülü nefeslerini (шхъуабз/ушхъухьабз) üfleyip denizi ve içindeki Savsırıko’yu donduruyorlar, yedi gün yedi gece boyunca onu öyle bekletiyorlar, ardından Savsırıko sırtını ve göğsünü gerip sallıyor ve buzları parçalayıp denizin içinden çıkıyor.
-Onu beceremeyecek biri miyim sanki?! diyerek dev kızıyor.
Savsırıko yedi denizin karıştığı o yere devi götürüyor. Savsırıko büyülü nefesiyle (шхъуабзэ) üfleyerek devi denizin içinde donduruyor.
-Yüklen buzlara Yınıj! diye seslendi deve.
Dev çok güçlü idi, sırt ve göğsünü gerince buzu çı-çıç ettirerek çatlattı. Savsırıko bunun üzerine ürktü: “Hele bir bekle, acele etme, bir noktayı unutmuşum, suyun üzerine saman döküp donduruyordu, onun üzerine de kar yağdırıyorlardı” deyince dev de “Madem ki öyle, sen de öyle yap” dedi. Savsırıko suyun üzerine saman döktü, üfürünce de büyük bir fırtına oluştu ve dondurucu bir soğuk ortalığı kapladı, yedi deniz buzla kaplandı, soğuk devi daha da dondurmuş ve karın altına gömmüş oldu.
-Haydi yüklen bakalım, Yınıj, çıkabilecek misin görelim, diye deve seslendi. Dev kızmış, alnındaki damarlara kan yürümüş, damarları çatlayacakmış gibi bir bastırmayla buzları yarmaya çalıştı ama başaramadı, tek gözünü açıp kapayarak buzun içinde çakılı kaldı.
Savsırıko kılıcını çekip başını boynundan kesip uçurmak için devin üzerine doğru yürüdü, ama dev öyle bir üfürdü ki Savsırıko’yu iki at günü yolu uzaklığına değin fırlattı.
Savsırıko arkadan yanaşıp kılıcıyla deve vurdu, ama bir şey yapamadı, bir kılını olsun kesemedi.
-Ben aptalın teki olmasaydım esmer ve eğri bacaklı oluşundan, kendine özgü davranışlarından ve kurnazca hareketlerinden senin Savsırıko olduğunu anlamam gerekirdi. Olan oldu artık, sen yendin beni, yapacağım bir şey kalmadı. Kılıcını boşuna köreltme, onunla beni öldüremezsin. Evime git, giriş kapısında asılı olan kılıcımı getir, işte onunla başımı kesebilirsin, dedi dev.
Savsırıko yola düştüğünde atı Thoji (Тхъожъый) sordu: “Nereye gidiyorsun böyle?” diyerek. “Devi öldürmek için kılıcını almaya gidiyorum”, diye yanıt verdi Savsırıko. “Onu öyle kolayca getiremezsin. O kılıç vurmaya ayarlıdır, sana zarar verir. İçeri girmeden önce içeriye bir odun parçası atıp bir dene. Ardından Tlepş’in (Лъэпшъ; Demirciler Piri) maşası ile o kılıcı al, sapından tut, öyle yapman gerekir” dedi Thoji.
Savsırıko Thoji’ye atlayıp Tlepş’in yanına gidip maşasını aldı. Kapıyı açıp içeriye bir iri odun parçası attığında, devin kılıcı asılı olduğu yerden fırlayıp oduna vurdu. Savsırıko kılıcı tutmak istediğinde kılıç saldırıya hazırlandı. Maşanın yardımıyla kılıcı hemen sapından yakaladı.
Savsırıko’nun kılıcı getirip döndüğünü gören devin tüm umudu yok oldu: “Kılıcımın seni öldürmesini, bu yolla kurtulabilmeyi ummuştum, ama artık sonum (хьадэгъу) geldi” diyerek dev alabildiğine bir bağırdı.
-Başımı kestiğinde gırtlak borumdan (къурбэчый) üç iri bağırsak çıkacak, üçünü sarıp bir kemer yaparsan benim gücüm seninkine eklenmiş olur, artık seni hiçbir Nart ve dev alt edemez, dedi.
-Senin anlatacağın masalları dinlemeye gelmedim buraya, seni öldürmeye ve arkadaşlarıma da ateşi yetiştirmeye geldim, diyerek devin başını uçurdu. Üç bağırsağı kılıcının ucuyla çıkarıp yanına aldı. Sırtı aşacaklarında, “Ne yapacaksın bu bağırsakları?” diye sordu Thoji. “Onlarla güzel bir kemer yapmayı düşünüyorum, başka şeyler de yapabilirim” diye yanıtladı Savsırıko Thoji’yi.
-Öyleyse, önce bu bağırsakları şuradaki ağaca sar da bir görelim ne olup bittiğini, dedi Thoji.
Bağırsaklar ağacı ikiye  ayırdı.
4
 
Nartlar’ın mallarını yağmalatan devin işini bitirdikten sonra, Savsırıko ateşi getirip döndü. Döndüğünde Nartlar’ı umutsuzluğa kapılıp ısınmak amacıyla üst üste yığılmış halde buldu. Üsttekiler soğuktan donmuşlar, alttakiler de ezilmişlerdi, sadece ara yerdekiler canlı kalmışlardı.
Savsırıko büyük bir ateş yaktı: “Isının, herkes bir yerini ısıtabilir” dedi. Biri “ayak parmaklarım”, bir diğeri “ellerim” diyerek bütün Nartlar sonunda ısındılar.
-Nartlar, şimdi gidelim, hayvanlarınızı kurtaralım, diyerek diyerek yola koyuldular. Devler ülkesine varınca, Savsırıko bir elçi gönderdi.
-Beni Nart Savsırıko gönderdi, Nartlar’dan yağmaladığınız hayvanları ve diğer her şeyi eksiksiz geri istiyor, devlerin kolenıj’ı (къолэныжъ)(5) ile su üzerinde yüzen ayakkabıyı (псыщык1о цуакъ) ve deri yemek sofrasını (шъо 1энэжъ) da ek olarak istiyor, dedi elçi.
-Tavtaş’da (Тауташ) oturan devlerin güçlü pehlivanını Savsırıko bir gidip görüversin, sonra da ona yalvarsın, diye karşılık verdiler devler.
Bu yanıt üzerine Savsırıko: “Sizin pehlivanınızın yedi canını biraz önce çıkardım, sıra şimdi sizde” diye haber gönderdi.
-Sen öyle san Nart Savsırıko, bizim pehlivanımız seni bir üfürmesi ile öte dünyaya yolcu eder, diye yanıt verdi devler.
Savsırıko öldürdüğü devin kılıcı ile devlere saldırdı. Üç gün üç gece boyunca devlerle çarpıştı. Kan buharı içinde akıttığı dev kanından ırmaklar içinde uçurduğu dev kelleleri yüzüyordu. Böylesine büyük bir savaş verdi. Yiğitlik ve zafer Savsırıko’nun oldu. Devler umutsuzluğa kapılıp yola geldiler. Nartlar’dan yağmalanan malları geri verdiler, kolenıj, su geçme çizmesi ve deri sofrayı da çaldıklarına eklediler.
-Nartlar’ı yağmayanlara yapacağım şey budur, diyerek Savsırıko Nartlar’ın mallarını topladı ve Nartlar’la birlikte geri getirdi.
-Savsırıko günün yiğidi sensin, bizi kurtardın, bizi evlerimize kavuşturdun, bu getirdiklerimizin içinden beğendiklerini al, dediler Nartlar.
-Kolenıj, su üzerinde yürüyen ayakkabı ve deri sofrayı verirseniz alırım, diye yanıtladı Nartlar’ı Savsırıko.
-Daha başka bir şey istemiyorsan çok iyi, diyerek istediklerini Savsırıko’ya verdiler.
 
İçlerinden biri devlerden alınan şeylerin yararlarını bildiğinden “Bu uğursuz (мыгъо) getirdiklerimizin en iyilerini kaptı” dedi.
Savsırıko beğendiklerini aldı ve onları evine götürdü.
Dipnotlar:
1.Koydana (Къойданэ)-Nart destanında adı geçen bir yer.
2.Haram Oşha (Хьарам 1уашъхь)-Nart öykülerinde adı geçen bir tepe. “Yasak Dağ” anlamında.
3.Tavtaş (Тауташ)-Dar ve derin dağ vadisi.
4.Canşarah (Джанщэрэхъ)-Nartlar’ın oyun oynadığı keskin dişleri olan büyük tekerlek.
5.Kolenıj (Къолэныжъ)- Devlere ait alacalı bir eşya olmalı.  
Kaynak: Okuma Kitabı 6 (Литэратурэм реджэнхэу тхылъ 6), Maykop, 1989
Çeviren: Hapi Cevdet Yıldız

Sayı : 2008 10

Yayınlanma Tarihi: 2008-11-01 00:00:00