Politikasız politikamız..

0
8

Yerel seçimlere yönelik tavır netleştiremeyen kurumlarımız, üstelik kararsız görüntü veriyor. Belki de kamuya açıklanmayan kararlılık söz konusu. Sandık başında kendini gösterecek bir kararlılık.

Neden netleşemiyoruz?

Mevcut durumumuzun daha gerisine düşeriz kaygısı mı var? Daha kötüsünden mi çekiniyoruz?

Ve ikinci soru da; tabi yukarıdaki yaklaşım kısmen de olsa olumlanıyor ise;  

Daha kötü ne olabilir?

 (Bu soruları genel durumumuza ilişkin tutumlarımız sorgularken, hem diyaspora hem de anavatan için sormaya devam edeceğim sanırım.)

*
Güney Osetya’ya Gürcistan’ın saldırısında Türkiye Cumhuriyeti’nin tutumu ortada. (Osetya bizi ilgilendirmez diyenlere ardından hedefin ne olacağını ve TC açısından aynı tutumun sürdürüleceğini anımsatmaya gerek var mı?) Bırakın politik desteği, gazetelerde tır ile tank sevkiyatları yayınlandı. Askeri düzeyde destek söz konusu idi. Türkiye’de imal edilmiş hızlı hücumbotlar Poti limanında görüldü, ötesi Abhazya yaptığı harekat sırasında “Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizin de katkısı olduğu için helalimizdir” esprili mesajı ile hücumbotlara el koydu.

-Uygulanan ve halen süren, üstelik mevcut iktidarı ve öncesini ilgilendiren Abhazya ambargosu,

-Abhazya Devlet Başkanının Türkiye ziyaretinin engellenmesi,

-Anadilde tv konusunda tek etnik varmışçasına hareket, iktidarın bu anlamda Kürtler özelinde seçim yatırımına ana muhalefetin ‘Çerkesler de isterse ne yapacaksın’ yaklaşımı,

Fazlası da var, yeter diyelim..  

Bizim cephede ne var;

Partilere eşit mesafede olmak!?

Hadi herşeyi bir kenara bıraktık, şoven-ırkçı partilerede mi?

Bizim politikadan anladığımız Çerkes kimliği ile ortada isek, etnisiteyi de ilgilendiren bir yanı da kapsamaz mı? Etnisiteyi reddeden yani Türk dışında kimlik reddi içinde olan partiler varsa yadsımamız ve oy verilecek partiyi/partileri/adayları net olarak işaret edemiyorsak da oy verilemeyecekleri işaret edemiyor muyuz? Bunu da mı yapamıyoruz?

Devlet Başkanımızı engelleyen anlayışı, bu gerekçeyi öne sürerek oylarımızdan mahrum edemiyor muyuz?

Katibim şenliğine, üstelik Abhazya’nın bağımsızlığının tanınması kutlamalarında halk dansları ekibinin gösterisini engelleyenlere, ‘şimdi oy zamanı, neden engellediniz, size oy yok’ mesajı veremiyor muyuz?

Pragmatik bakmayı deneyelim bir de:

Oy alabileceği hissiyatı olunca (hissiyattan öte bir durum ya öyle diyelim) bakın neler olabiliyor?

Ana dilde Tv ikram ediliyor,

Kürt dili ve edebiyatı kürsüsü sözleri veriliyor.

Biz bu hissiyatı veremiyoruz Çerkesler olarak diyebilir miyiz? Ya da verebildiğimiz hissiyat dernek ziyaretleri ile sınırlanan bir durum.

Daha fazlasının neden olmadığını birlikte bulmalıyız ve oy potansiyeli hissiyatını dernekler ziyareti ötesine taşıyabilmeliyiz.

Yukarıda andığımız, hemen hepimizin aklına gelebilecek diğer olumsuzluklar da ortada iken, gazetemiz sütunlarında genel ve yerel seçimlerde dile getirdiğimiz kültürel – demokratik taleplerimize olumlu yaklaşım göstermeyen hiç bir partiye oy vermeyeceğimizi açıklayamaz mıyız?

Bazı yaklaşımlar gerekirse; talep eden bir toplum olmadan bazı şeyleri çözmek zor gibi. Bu da yeterli olmayacak, tulum oy olmasa da yoğun oy konusunda ikna edici olmak da gerekecek gibi.

Siyaseti statükoculuk olarak görmekle de olmuyor bazı şeyler. Yani bugüne  kadar olan, yapılan, halen de yapılmakta olan ve adına politikamız denen şeyleri bir gözden geçirmeli artık.

*

Köylerde misafir ağırlama geleneği, köyden kentlere geçişte yeni örgütlenme biçimi olan derneklerde ağırlamaya dönüştü. Derneklerde misafir ağırlamayı, Çerkes konukseverliğine çeviriyoruz. Seçim gerekçesi ile parti adayları ziyareti söz konusu oluyor, politika konuşmak, politik davranmak gerekiyor, mesaj vermeli belki de, her şekilde, ama biz yıllardır süren politikasızlığı devam ettirmeye çalışıyoruz. Çatır çatır pazarlık yapıyor birileri, biz ulusal gıysi ile dans ediyor, anadilde şarkı sunuyor, kalpak-kamçı hediye ediyor, bayrağımızı asmamaya özen gösteriyor ve politika yapmış oluyoruz. He mi?

Eskimeyen geleneğimizle; savaşta kılıcı, barışta dili/hitabeti ve illa ki onurlu duruşu, insana saygısı ve sevgisi ve başat olan ‘halkının çıkarları’ şiarı ile önderliği sürdürmek gerek.

Politiksızlık politika aldatmacası ile olanlar bize kazandırmadı, aksine kaybettirdi. Çerkes konukseverliği her zaman söz konusudur. Ve politikacıdan politik beklentilerimizi sıralamak, bizi dikkate almaz tavırları eleştirmek buna gölge düşürmez. Sormak, irdelemek, yanlış uygulamayı dile getirmek, eleştirmek, talep etmek gerek. Bugüne kadar olandan farklı birşey dile getirmek gerek.

Derneklerin politika ile ilgilenmesinin yasak oluşu tavırlarımızı etkiliyor olabilir mi? Öncelikle politikacılar düşünmeli bunu, derneğimize gelenler kendileri. 

*

 ‘Çocuğum doktor – mühendis olsun’ derdi analarımız, etiket yanında ekonomik kaygılarla da etkili olsa gerek. Ama artık birşeyler değişiyor. Sosyal bilimlere, politikaya, uluslararası ilişkilere yönelim artıyor, bu durum sevindirici. Eğitimini böyle alan ve kimlik kaygısı içinde olan gençlerimizin, 12 eylülün ölü toprağını da üzerlerinden atarak politikasız politikamızı sorguladıklarını, sorgulayacaklarını bilmek de sevindirici. İddialı bir laf, ama bu olunca tarih bizleri affetmeyecek. Bugünü emanet aldığımız çocuklarımız, torunlarımız bizi affetmeyecek.

Seçim dönemi adayları için Çerkes olunca “içimizden çıkan” diyoruz ya, “içimizden çıkardığımız” diyebildiğimizde değişen birşeyler olur mu dersiniz?

Sayı : 2009 03

Yayınlanma Tarihi: 2009-03-01 00:00:00