Çerkes Kaymakam Sendromu 2.Bölüm

0
7
II. Bölüm
YEUTYKH Adnan Cankılıç

Çökertme Türküsü’nün Çakır Gözlü Güssün’ü 

“Bilinen iki Çakır Güssün’ünden biri Kocaaa Güssün (Gerişli ya da Küdürlü Güssün) diğeri de esas olan Ali Gallem’in eşi Hevse Alegöz’dür. Yıllarca gizledikten sonra kendisine ‘Çakır Güssün’ dendiğini açıklayıvermiştir. O, annesiyle birlikte Çerkes Kaymakam’ın hizmetçiliğini yapmıştır. Halil Efe’nin ölümünden sonra bir gün, Yeni Cami’nin batısındaki Rüştiye binasının dibinde, başında kırmızısı fıtası, sol ayağı çemperisiyle sarılı görülen bir kadının ‘Çakır Güssün’ olduğu söylenir. Datça’ya sürüleceği rivayet olmuşsa da, o kardeşi Şer Mehmet Kaptan’ın kayığıyla Marmaris’e geçmiş, birkaç yıl sonra da Bodrum’a dönmüştür.

Dağlarda efelik yapan Çingen Halil’in bir düğünde karşılaştığı güzeller güzeli Çakır Güssün ile kaçıp gizlenmekle geçen son günlerinin hikayesidir.”*

Ancak bu negatif ayrımcılığı kınayacağına, buna çanak tutan sözde demokrat köşe yazarlarının mevcudiyeti sadece resmi kurumların değil sivil şahsiyetlerin ve basının da sorgulanmasını gerektirdiğini ortaya koyuyor:

“Fakat şimdi öğrendim, o meşhur Halil’in meğerse armut taciri olduğu söyleniyor yahu, armut taciri! ‘Çingen Halil’ de diyorlar…
Halil bildiğiniz serseri, katil, bitirim, itin teki… Kör Bayram’ı öldürmüş, Rum kaçakçılarla ortak iş de yaparmış… Geriş köyünden Çakır Gülsüm derler bir kız seviyor, fakat Çerkes asıllı Bodrum kaymakamı da kıza hayran, askıntı oluyor… Bunlar kaçıyorlar, kolcular da bunları Bitez’de kıstırıp Halil’i vuruyorlar… Yıl 1318 falan, yani 1902…” **

Bir de türküyü şovenizmden uzak bir şekilde doğal haliyle ortaya koyanlar var. Bunlara da teşekkür ederek yazılarına yer vermeyi ihmal etmemek gerektiği düşüncesindeyim.

Türkünün Hikayesi

…İşte o yıllarda Halil adlı yiğit bir delikanlı vardı. Mertti. İyi silah kullanır, üç kuruşluk mevkiye boyun eğmezdi. Çam yarması gibi, kaşı gözü, eli yüzü düzgün, cesurdu. Yiğitliği de dillerdeydi. Bir de “Bodrum Kaymakamı” vardı. Halk düşmanı, astığı astık, kestiği kestik. İstanbul’ un da gözde adamı. Adına da “Çerkez Kaymakam” derlerdi. Halk arasında “Kalleş Kaymakam”. Bir eli yağda bir eli balda. Sandal sefaları, gece alemleri.. Etrafında etek öpenler, fedailik yapanlar.. Milletin kıtlıktan kırıldığı günlerde yağlı ballı yemeklerle donatılmış sofralar..
Bir de güzelliği tüm yörenin dilinde Çakır Gülsüm vardı. Bitez yalısında otururdu. Sahilde şipşirin bir köy. Köyün yakınlığından adına “Bitez yalısı” demişler. Herkes güzel Gülsüm’ ü yiğit Halil’ e yakıştırıyordu. Gülsüm adı Halil’ le beraber anılırdı. Bunca dillenen güzellik Bodrum Kaymakamı’nın kulağına da ulaşmıştı. Etrafındaki dalkavuk çömezler kaymakamın kulağını doldurmuşlar. “Gülsüm güzel kız. Saraylara layık. Halil gibi baş kaldırmış bir eşkıyanın eline düşerse yazık olur. Sen evet de on Gülsüm getirelim sana. Zaten Halil dağda, çetelerle dolaşıyor.” diyerek şişirmişler. Amaçları kaymakama yaranmak, hem de çıkarlarına taş koyan Halil’e zarar vermek..

Halil’e bir de Van’dan sahip çıkan bir yazarın gözüyle bakalım:

 “Çökertme Türküsünün kahramanı olan Halil, babası tarafından Van ili, Erciş ilçesi, Bozüyük köyündedir. Ailenin büyükleri önce Van’dan İstanköy’ e gelir ve daha sonra da Bodrum Karabağ’da Bekiroğlu tepesine yerleşirler. Halil’in babası, Demirci Ali usta burada bir Çingene kızı ile evlenir ve Halil dünyaya gelir. Halil bir namus meselesinden dolayı kız kardeşini öldürdükten sonra kaçak gezmeye başlar. Sık sık İstanköy’e gitmektedir. Bu gidişlerden birinde düğüne davet edilir. Düğünde iken Halil’i Rumlar ihbar ederler. Yakalatırlar. Sonuçta Halil yedi yıl hapis yatar. Bu olay üzerine Halil Rumlar’a diş bilemektedir.

Hapisten çıkınca da onlara haşin davranır. Böylece Rumlarla Halil arasında bir husumet doğar. Halil bu arada Türküde ‘Çakır Gülsüm’ olarak adlandırılan Hafize adlı kadına ilgi duymaya başlar ve Halil ilk olarak Gülsüm’ ü Kara kaya’ daki bir düğünden zorla kaçırır. Gülsüm ve annesi ise o dönemde Bodrum’un yönetiminden sorumlu Çerkes Kaymakam olarak bilinen Ömer Lütfi Bey’ inevinde hizmetkarlık yapmaktadır.

Türküde adı geçen İbrahim Çavuş, kolculardandır ve Çakır Gülsüm’ ün ilk kocasıdır. Arkadaş olmaları sebebiyle Halil’i devamlı kollamaktadır. Halil ikinci olarak Gülsüm’ ü, Dertlinin Ali’nin Karabağ’ daki evinden alarak dağa kaldırır. Yalıkavak karşısındaki Güdür’ de bir in bulur ve Gülsüm’ le burada yaşamaya başlar. Bu olaylara kızan kaymakam Ömer Lütfi Bey, Halil’ in üzerine Selam oğlu adlı bir kişiyi gönderir. Selam oğlu Halil’i bulur fakat önceden tanıştıkları için kaymakam konusunda Halil’i uyarır.” ****

Neden, niçin, ne şekilde, ne zaman, kimler tarafından alınan kararla böyle bir uygulamaya gidildiği konusunda net bir bilgiye sahip olmanın birkaç yıl önce çıkan bir yasayla bir yolu olması gerekirdi aslında. ‘Bilgi Edinme Yasası’ gereğince devletin ilgili kurumlarına başvurarak bu soruların cevabını post modern postalaşma yöntemi, yani e-mail ile hemencecik mail kutunuzda bulabilirdiniz. Ben de öyle yaptım ve gazeteci deyimiyle yukarıdaki 5N1K sorularını 2008 Mayıs ayında TRT’nin www.trt.net.tr internet adresinin ilgili linkini tıklayarak sordum. Yaklaşık sekiz aydır sorularımın cevaplarına ve yasa gereği tarafıma ulaştırılması gereken bilgilere henüz ulaşabilmiş değilim.

Halil’in “çakır gözlü Gülsüm’ü” nü kimin aldığı o kadar da umurumda değil aslında. Asıl aradığım ve amacım; devletin sistematik asimilasyon yapmadığını savunan “eski tüfek” yeni Ergenekoncuların önüne onarları susturacak bir belge koyabilmek. Konuyla ilgilenenlere tavsiye ederim.

*      www.oren-bld.gov.tr – Milas İlçesi, Ören Beldesi resmi internet sitesi

**     Engin Ardıç’ın 17 Nisan 2006 Akşam Gazetesi’ndeki köşe yazısından
*** Bodrum Türküleri, Manileri, Tekerlemeleri ve Marşları – Yazar: Mehmet USLU
**** www.vanbolgegazetesi.com köşe yazarı: Ümit Kayaçelebi’nin makalesinden  

Sayı : 2009 04

Yayınlanma Tarihi: 2009-04-01 00:00:00