Türkiye Diyasporası Yayınlarından Seçmeler – 5

0
9

Hazırlayanlar: Yalçın Karadaş – Yaşar Güven
Kamçı – 1970
DURUM

Sağlam temeller üzerine oturmuş, çağdaş toplum özelliklerini taşıyan bir millet olmak idealiyle gelecek nesil­ler mutluluğa kavuşturulacaksa, davranışlarımızda her zaman ağır basan “his yolu” yerine “akıl yolu”nu tercih etmemiz gerekir.

Dün; milletimiz için, hislerin baş rolü oynadığı, bu­güne kadar mirasyedi hovardalığı ile sorumsuzca harca­dığımız bir hazineden öteye gidememiş ve maalesef bu şa­hane zenginliği milletçe tam manasıyla değerlendirip lâ­yık olduğu yüceliğe çıkaramamışızdır.

Gelenek ve göreneklerin mükemmel katılığı ve etki­si toplumu kendine has özellikleriyle belirli bir düzeye getirerek kaybolmayı önlemiş, fakat içedönük yaşantı ne­deniyle sosyal reformlar gerçekleştirilemediği için varılan çizgi milletimiz için son sınır olmuştur. Bu çizgide bir ta­kım çabalar, ileriye ait birşeyler yapabilmek gayretleri “ferdiyetçi” bir millet tarifiyle belirlenen toplumda aşağı yukarı sonuç olarak “ben” iddialarına dönüşmüş ve baş­ladığı yerde bitmek durumunda kalmıştır.

Her devirde ortaya atılan fikirlere hissi nedenlerle; “toplumun huzuru kaçar”, “henüz ortam buna müsait de­ğil”, “müsaade edilmez” gibi klişeleşmiş bahanelerle kar­şı çıkan tutucu güçler ağır basmış, bu fasit daire içinde kalan toplumun meseleleri de gerekli gelişmeyi gösteremiyerek şikâyetçi olduğumuz şimdiki şartları yaratmıştır.

Bugün için iddiamız: Anavatan ve muhaceret ola­rak iki değişik ortamda yaşayan Çerkes Milleti tarihinin en kritik günlerini yaşamaktadır. Zira çağın getirdiği koşullar, dilde, gelenek ve göreneklerde, ekonomik yapımız­da deformasyona sebep olmakta, toplumumuzu düne na­zaran kendine yabancılaştırmaktadır… Ve iki nesil sonra muhacerette toplumu bekleyen akibetin “asimilasyon” olacağı kehanet değil, bir hakikatin ifadesi olacaktır.

Muhaceretteki kitleyi yarınından endişeye yönelten bu durumdan kurtulmak, ancak anavatanda kendi dili, kendi kültürü ve kendi ekonomisiyle yaşayacağı “mutlu yarın”ın tarifi ve idealiyle kaabildir.

Henüz; oturmuş bir organizasyonun eksikliği, bu ide­alin bireylere maledilmesini imkânsız kılmıştır. Her türlü ideolojik düşünce ve akımlardan evvel düşünebilen bir Çerkes’in sorumluluk duyduğu kişilere karşı “Bir Çerkes olduğunu, ergeç döneceği anavatanında; kendi kaderini kendi tayin eden bir toplum olacağını” hatırlatması, öğretmesi gerekir.

Tarihten aldığımız ders ve muhacerette geçirdiğimiz yılların verdiği tecrübelerin ışığı altında ortaya çıkan gerçek: “Bir Çerkes’in ancak Bir Çerkes’e faydalı olacağı” hakikatidir.

Yarın için dileğimiz ise; her türlü fanatik ve akıl dı­şı cereyanlar dışında kalarak “Muhaceretteki yarımın, Anavatandaki yarımla birleşerek, kendi topraklarında ken­di kaderini tayin eden bir bütün” olmasıdır.

Akıl yolunun gereği budur ve olacaktır da…
Kamçı
(Kamçı Gazetesi – Eylül 1970 – S: 4)

Sayı : 2009 05

Yayınlanma Tarihi: 2009-05-01 00:00:00