Sürgünün 145. yılında

0
11

 

Türkiyeli Çerkesler Dünya’ya seslendi
*21 Mayıs 1864; Büyük Çerkes Sürgünü ve Soykırımını Tanıyın!
*Çifte vatandaşlık Çerkesler’in hakkıdır! Öncelikle; Anavatanları Kafkasya’daki Cumhuriyetlerin bağlı olduğu Rusya Federasyonu ve sürgün sonrası dağıldıkları ve halen yaşadıkları 40 civarındaki ülke bunu dikkate almalıdır.
*Sürgünle parçalanmış aileler de dikkate alınarak, Anavatan topraklarına ön koşulsuz dönebilmek Çerkesler’in hakkıdır!
Beşiktaş’a Sürgün Anıtı
Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, ‘Büyük Çerkes Sürgünü’ nü anmak üzere Beşiktaş sahilinde toplanan İstanbullu Çerkesler’e, Beşiktaş’ta bir anıt yapılacağını, bunun için yer araştırmalarının devam ettiğini söyledi. 
*
Almanyalı Çerkesler
 “Sürgünü ve Soykırımı Unutmadık – Unutturmayacağız”
21-24 Mayıs 2009 tarihleri arasında, Berlin Taikyo Üniversitesi tesislerinde, Avrupalı Çerkesler Federasyonu bir anma etkinliği ve konferans düzenledi.
Etkinliğe Abhazya, ABD, Hollanda, Belçika, Fransa, İngiltere, Suriye, Ürdün, İsrail, İsviçre ve Türkiye’den katılım ve destek sağlandı.
*
Kafkasya’dan yükselen bir ses
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti, Perit Xase Başkanı Utıj Mejid;
 “Yasımız bakidir, vatan için can veren şehitlerimizi, sürgün yollarında yiten şehitlerimizi saygıyla anacağız, fakat biz artık bu halkın yeniden dirilişini de görmek istiyoruz, sürgündeki kardeşlerimizin vatanına dönüşünü ve halkımızın yeniden doğuşunu da yaşamak istiyoruz”.
***************************************************************************
Kafkasya’daki Soykırım Dünyaca Tanınmalıdır!
Geçmişteki uygulamaları ile 1 milyondan fazla Kuzey Kafkasyalının yaşamını yitirmesine ve Kafkasya’yı Kafkasyalılardan temizlemeyi amaçlayan soykırım planları ile insanlık suçu işlemeyi adet haline getirmiş olan Rusya’nın uygulamalarına artık “DUR!” denilmelidir.
21 Mayıs 1864’te 1,5 milyon insanın sürgün edilerek yarısının hastalık, açlık ve insanlık dışı uygulamalarla ölümüne,
3 Kasım 1943’te 80.000 Karaçay’ın sürülerek Kazak ve Kırgız steplerinde 40.000 kişinin ölümüne,
23 Şubat 1944’te 700.000 Çeçen’in Sibirya’ya sürülmesi sonucu 500.000 Çeçen’in yok olmasına neden olan ve 8 Mart 1944 tarihinde 40.000 Balkar’ın sürülmesiyle Kafkasya’da yaşanan insanlık dramı günümüzde de devam etmektedir. Son 14 yıldır 100.000’i çocuk olmak üzere 250.000 Çeçen’in katledilişine bir o kadarının da yurdundan kovulmasına neden olan soykırım suçu işlenilmeye devam edilmektedir.
150 milyonluk dev bir ülkenin 1,5 milyonluk küçük bir ülkeye sürekli askeri saldırı düzenlemesinin sonuçları tam anlamıyla bir soykırımdır. Rusya Federasyonu uluslar arası hukuk nezdinde sürekli mahkûm edilmesine rağmen, dünyanın dört bir yanına dağılmış Çeçen halkı insanlık dışı uygulamalar nedeniyle yurtlarına dönme cesaretini bulamamaktadır.
Rus ordusu uluslar arası savaş hukukuna aykırı bir biçimde yalnız silahlı birliklerle savaşmamış, aynı zamanda sivil halkı hedef alarak Çeçen insanını, kadın, yaşlı, çocuk demeden bombalayarak yok etmiş ve bir ülkenin geleceğini karartmıştır. Bu tam anlamıyla Rusya’nın tarih boyunca uyguladığı soykırım politikalarının son örneğidir.
Uluslar arası kamuoyu, Yahudi ya da sözde Ermeni soykırımı ile uğraşırken 21. yüzyılın başlarında küçük bir ulusun yok edilişini görmezden gelebilmektedir.
Birleşmiş Milletlerin kuruluşunun hemen ertesinde kabul edilen, 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi” hükümleri gereğince Rusya’nın 1864, 1943, 1944 ve son 14 yıldır Kafkas halklarına karşı yürüttüğü tek yanlı katliam tam bir soykırım suçudur. Burada ulusal ve etnik bir topluluğun tümü ile yok edilmesi amaçlanmaktadır. Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da üç yüz yıldır sürdürdüğü emperyalist baskı politikası günümüzde de devam etmekte; tüm Kuzey Kafkasya halklarını hedef almaktadır. Birleşmiş Milletlerin adı geçen Soykırım Sözleşmesi’ne göre, bu suçu işleyenler cezalandırılmalıdır. Bir ulusu ya da etnik bir topluluğu kısmen ya da tümü ile yok etmek üzere  sistemli biçimde yürütülen eylemler bir insanlık suçu olan soykırım suçunu meydana getirmekte ve cezalandırılmaktadır.
BM tarafından 1968 yılında yayınlanmış olan ve tüm üye ülkelerce kabul edilmiş Savaş ve İnsanlık Suçlarının zaman aşımına uğramayacağına dair sözleşmesinin hükümleri de, bir insanlık suçu olan soykırımın mutlaka cezalandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Uluslararası hukukun gereği olarak Kafkas Soykırımının önce kabul edilmesi ve daha sonra ilan edilmesi ile yeni bir süreç başlatılmalı ve Rusya’ya karşı cezalandırıcı hukuk mekanizmaları çalıştırılmalıdır. Soykırım kararının gereği olarak, çeşitli yaptırımların ve tazminatların gündeme getirilmesi, Kafkasya’daki soykırım ile yaralanmış olan uluslararası hukuk vicdanının onarılması açısından yararlı olacaktır.
Kafkas halklarının daha fazla mağdur olmasını önlemek için tüm büyük devletlerin ve uluslar arası kuruluşların Kafkasya’da uygulanan soykırımı tanımaları ve Rusya’nın uygulamalarına karşı çıkmaları gerekmektedir. Soykırım denince yalnızca Yahudiler veya Ermenileri hatırlayan tüm batılı ülkelerin artık Kafkas Halklarını da göz önüne almalarında uluslar arası hukuk açısından yarar vardır. Soykırım bir insanlık suçudur, Müslüman’ı ya da Hıristiyan’ı ayrı tutmamak gerekir. Tüm insanlara ya da topluluklara yönelik katliam veya yok etme girişimleri soykırım olarak kabul edilmelidir. Bu doğrultuda, 300 yıldır Kafkasya’da yapılan da bir SOYKIRIM SUÇUDUR. İnsanlık vicdanının onarılabilmesi için bu soykırım bir an önce tanınmalıdır.
Bu nedenle 21-27 Mayıs tarihini Kafkas Soykırımı Haftası olarak bütün dünyaya deklare ediyoruz.  
Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonuwww.birkaffed.org.tr 
Mayıs 2009
***************************************************************************
Abhazya
Sohum’da sürülen Abhazlar’a dair sergi
Rusya’nın Kafkasya’da sürdürdüğü savaşlar ve sürgünün kurbanları anısına Abhazya’nın başkenti Sohum’da bir fotoğraf sergisi açıldı.
1864 sürgününün yıl dönümünde Abhazya Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Daire Başkanı Lana Agırba ve Türkiye’den ana vatanına dönüş yapmış Sosyolog Cemre Jade’nin organize ettiği sergide, sürgünden bugüne Türkiye’deki Abhazların yaşamını yansıtan fotoğraflar yer alıyor. Aydgılara caddesindeki Sanat Okulu salonunda serginin açılışına çok sayıda geri dönüşçü, öğrenci ve ressam katıldı. Sergiyle ilgili olarak Agırba “Diaspora temsilcileri ile görüşmelerde böyle bir sergi yapma fikri doğdu. Bu dönüş yapanlar arasında da destek buldu. Cemre Jade Türkiye’ye gitti, diasporadan fotoğraflar aradı. Biz de Ruslan Gojba, Anzor Agumaa, Ardı Aşuba arşivinden fotoğraflar elde ettik. Çok sayıda fotoğraf topladık ve büyük çoğunluğu sergi salonuna sığmadı” dedi. Agırba fotoğraf sergisini sürekli hale getirmek ve diasporada da açmak istediklerini belirtti…
Sürülenler anısına bir anıtın dikilmesi düşünülen Naberejnıi’de de bir anma programı düzenlendi. İnsanlar çiçekler ve mumlarla savaşın kurbanlarını andı. Ajans Kafkas
************************************************************************
Adıgelerden Rusya’ya 21 Mayıs çağrısı
Kafkasya’da dört Adıge sivil örgütü, 21 Mayıs 1864 sürgününün yıl dönümünde Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’den sürgünün çocuklarını mutlu edecek bir açıklama yapması çağrısında bulundu. (..)
Adıge Xase Başkanları, Kabardey-Balkar’dan Muhamed Hafıtse, Karaçay-Çerkes’den Muhamed Çerkesov, Adıgey’den Arambiy Hapay ve Karadeniz Kıyı Boyu Adıge Şapsığ’dan Mejid Çaçukh’un imzasını taşıyan, (..) “Güney Osetya ve Abhazya’ya yönelik Gürcü saldırının engellenmesi ve onlara devlet egemenliklerine sahip olmaları konusundaki katkılarınız, şahsi kahramanlığınız ve siyasi iradenizden ötürü derin şükranlarımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Hiç şüphemiz yok ki, çok milletli ve çok dinli bir ülkenin başkanı olarak bundan sonra da bu istikamette olacak, ne zaman ve hangi şartlarda olduğuna, katılımcılarının kim olduğuna bakmaksızın şu veya bu olayı adil olarak değerlendirecek, Kafkasya’daki istikrarın garantörü olarak kalacaksınız” ifadelerinin yer aldığı mektupta 21 Mayıs sürgünü ve soykırıma dair talep şöyle dile getirildi: 
“21 Mayıs 2009, insanlık tarihinin en uzun süren savaşlarından birinin, Kuzey Kafkasya halklarına, özellikle de Adıgelere (Çerkeslere) sayılamayacak acılar getiren, sonucunda korkunç milli bir felakete maruz kalınan, Kuzey-Batı Kafkasya etnik haritasının kökten değiştiği Kafkasya savaşının (1763-1864) sona erişinin 145. yıl dönümüdür. Sayın Dmitri Anatolyeviç! Sizi kitle iletişim organları aracılığıyla, imparatorluk otokrasisinin Kuzey Kafkasya’da işlediği inanılmaz suçlara dair değerlendirmenin yapıldığı, Kuzey Kafkasya halklarına hitaben özel bir mesaj yayınlamaya çağırıyoruz. Ve sürgün torunlarının, dedelerinin topraklarına geri dönme şansı çok önemli.
Yayınlayacağınız mesaj özellikle önemli. Çünkü 2014’de Soçi’de yapılacak olimpiyatlar Kafkasya savaşının bitişinin 150. yıl dönümünde olacak ve olimpiyatlar özellikle de 21 Mayıs 1864’de Çarlık askerleri tarafından Adıge dünyasında yürütülen üzüntü verici ‘zafer geçidinin’ yapıldığı Krasnaya Polyana’da olacak. İnanıyoruz ki, böyle bir mesaj sadece Kuzey Kafkasya’da değil Rusya’da ve milyonları barındıran Adıge diasporasının yaşadığı ülkelerde geniş yankı bulacak, sonucunda en önemli ahlaki prensibi hümanizm olan Rusya Federasyonu’nun imajına demokratik hukuk devleti olarak olumlu etkide bulunacaktır.” Ajans Kafkas
**************************************************************************
Adıgey Cumhuriyeti
21 Mayıs, Kafkas Savaşı’nda Ölenlerin Anıldığı Bir Yas Günü’dürAdıgey Cumhuriyeti’nde yaşayan değerli hemşehrilerimiz!
21 Mayıs 1864 günü sona erdiği açıklanan Kafkas Savaşı’nın üzerinden 145 yıl geçti. On yıllarca süren savaş boyunca yüzbinlerce insan can verdi. Öz anayurtlarını terk etmek zorunda kalan Adıgelerin çoğunluğu el topraklarına dağıldı. O acılı günler ve yaşanan olaylar, günümüz insanlarınca da unutulmuş değildir.
Geçmişten çıkarmamız gereken ders, barış içinde bir arada yaşamanın ne denli yüce bir değer olduğu gerçeğidir.
Tarihsel geçmişte yaşanmış olan anlaşmazlık ve çatışmaları örnek alamayız. Bu nedenle değişik kökenlere mensup ve değişik dinlere inanan insanların bir arada yaşadığı cumhuriyetimizde her türlü karar, bütün bu özellikleri gözetecek, dikkate alacak biçimde alınmalıdır. Geçmiş bize bunu öğretiyor.
RF üyesi devlet birimleri gibi hakları bulunan Adıgey Cumhuriyeti, yeryüzünde yaşayan bütün Adıgelerin Öz Anayurdudur. Ulusun, dilin ve kültürün yaşaması umutları oraya bağlıdır, bunun böyle olduğunu bilmemiz, bu umutları yaşama geçirmek için çalışmamız gerekir. (..)
Ortak evimiz (*) içinde mutluluk ve esenlik içinde mutlu bir yaşam sürdürelim.
Adıgey Cumhuriyeti Devlet Başkanı Aslan Thakuşın.
Adıgey Cumhuriyeti Devlet Konseyi-Xase Başkanı Anatoliy İvanov.
AC Devlet Başkanlğı Basın Bürosu

Adige Mak, 21 Mayıs 2009
Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız
(*)Ortak Evimiz, Rusya Federasyonu içinde yaşayan bütün halkların ortak ülkesi ve devleti –RF- anlamına gelmektedir. -HCY.
***************************************************************************
21 Mayıs 1864
Unutmadık… Unutturmayacağız!
21-24 Mayıs 2009 tarihleri arasında, Berlin Taikyo Üniversitesi tesislerinde, Avrupalı Çerkesler Federasyonu bünyesindeki derneklerden, Berlin Kuzey Kafkas Kültür Derneği’nin organize edip ev sahipliği yaptığı, “Sürgünü ve Soykırımı Unutmadık-Unutturmayacağız” sloganıyla, bir anma etkinliği ve konferans düzenlendi.
Etkinliğe dünyanın her yöresindeki diaspora örgütlerinden katılım ve destek sağlandı.
Temsilcileri katılan ülkeler, Abhazya, ABD, Hollanda, Belçika, Fransa, İngiltere, Suriye, Ürdün, İsrail, İsviçre ve Türkiye diasporası.
Etkinlik Avrupalı Çerkesler Federasyonu Başkanı Admiral Daşdemir’in açılış konuşması ve ardından yapılan saygı duruşuyla başladı.
Anma konferansına konuşmacı konuk olarak, Alman Yesiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, Abhazya Cumhuriyeti Milletvekili Soner Gogua, Almanya Yeşiller Partisi AP Milletvekili Adayı Ska Keller, Yok Olmaya Yüz Tutmuş Halklar Organizasyonu Temsilcisi Sara Reınke, Prof. Dr. Udo Steınbach, Dr. Mithat Çelikpala, Orsam Başkanı ve Kafkasya Uzmanı Hasan Kanbolat, Şair ve Yazar Çetin Öner, Akademisyen Zeynel Abidin Besleney, Jineps Gazetesi Yazarı Yalçın Karadaş ve Danimarkalı Akademisyen Lars Funch Hansen katıldılar.
Almanya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir konuşmasında, bu ve benzeri acıların olmamasını, bölgenin daha huzurlu olması açısından üzerlerine düşenleri yapmaya çalışacaklarını, tüm sürgüne uğramış halkların acılarını paylaştığını belirtti.
Abhazya Cumhuriyeti Milletvekili Soner Gogua, diasporadaki ayrışmalardan anavatanda yaşayanlar olarak üzüntü duyduklarını söyledi, mevcut dağınıklığın ivedilikle çözümlenebilmesi hususunda beklentilerini aktardıktan sonra, “Bizler Kafkasya’da çok iyi işbirliği ve ortak hareket zemini oluşturmuş durumdayız” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca bu güne kadar Abhazya vatandaşı olanların sayısının 4971 kişi olduğu bilgisini izleyicilerle paylaştı. “Biz Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu olarak diasporada yasayan tüm Ubıh, Abhaz ve Abazinlerin ülkenin doğal vatandaşı oldukları yönünde karar aldık” diyerek, bu gelişmelerden sonra anavatana dönmenin çok önemli olduğunu ısrarla vurgulayan Gogua, vatandaşlık almak için müracaat edenlerin sayılarının yetersiz olduğunu ve ivedilikle arttırılmasının önemine işaret etti.
Prof. Dr. Udo Steınbach, Kafkaslardaki yeni durumun bizleri tanıdıktan sonra daha bir farkına vardıklarını, neler yapılabileceği hususunda araştırmalar içerisinde olduklarını belirterek, etkinliğe katılan genç insanların, onları daha da heyecanlandırdığını belirterek, kendi davasına bu zamana kadar sahip çıkan bu diaspora sayesinde, bölge hakkında daha fazla bilgiye sahip olacaklarını vurguladı.
ORSAM başkanı ve Kafkasya uzmanı Hasan Kanbolat, Rusların 1990’lardan itibaren Kafkasya’da ve diğer bölgelerde, imparatorluk geleneğinin de getirdiği özgüvenle farklı ve cesur kararlar aldıklarını, yakın zamanda Kafkaslarda da iyi anlaşmalar ve güvenlik organizasyonları oluşturduktan sonra, bölgeden çekilebileceğini belirtti. Böyle bir açılımın bölgede RF’nin elini daha da güçlendireceği tespitinde bulundu.
Dr. Mithat Çelikpala konuşmasında, kısa vadede bölgede çok önemli değişiklikler beklenmemesi gerektiğini işaret ederek, geçmişte yaşanan bu ve benzeri trajedilerin bir daha yaşanmamasının önemli olduğunu belirtti.
Yok olmaya yüz tutmuş halklar organizasyonu temsilcisi Sara Reınke, bölge sorunlarının üzerinde önemle durduklarını belirterek, olanaklarımız ölçüsünde her türlü desteği sağlamaya çalışacaklarını vurguladı. Böyle geniş katılımlı bir etkinliğin kendilerini heyecanlandırdığının altını çizdi.
İngiltere’den etkinliğe katılan akademisyen Zeynel Abidin Besleney de konuşmasında, diasporanın-özellikle Avrupa diasporasının artık kendi politikasını geliştirmesi gerektiğini, sayısal miktar itibariyle fazla bölünmüşlüğü kaldıramayacağını, bu hususun özellikle dikkate alınarak somut çözümler üretilmesinin gereğine işaret etti.
Jineps gazetesi yazarlarından Yalçın Karadaş, Kafkasyalı kimliği üzerinde değerlendirmeler ve açıklamalar yaptı. Yeni jenerasyonun çok önemli olduğunu vurgulayan Karadaş, “özellikle gençlerimizi daha fazla bilinçlendirmeli, onları mücadele içerisinde tutmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Danimarka’dan katılan Akademisyen Lars Funch Larsen, bu tür etkinlikler vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum dedikten sonra, internet sitelerimizi dikkatle izlediğini, çok da başarılı bulduğunu belirterek, özellikle sanal ortamda bir Çerkesya oluşturmak istediğini, buna ilişkin çalışmaları başlattığını belirtti.
Şair ve yazar Çetin Öner, konuşma aralarında kendi yazdığı şiirlerini katılımcılarla paylaştı, özellikle “Dil” üzerine yazdığı şiiri okudu. Köln bölgesinden katılan thamademiz Tahir Baysal okuduğu İstanbulak’o adlı şiirle, etkinliğe ayrı bir hava verdiler.
Bütün etkinliklerde, her zaman ön planda yer alan, İsviçre’den Sabahat Lugon, tüm katılımcıların ilgi odağıydı.
Avrupalı Çerkesler Federasyonu başkanı Admiral Daşdemir’in yaptığı teşekkür konuşmasının ardından, etkinliğin konferans bölümü sona erdirildi.
Avrupalı Çerkesler Federasyonu
***************************************************************************
Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti
Rus-Kafkas Savaşında Hayatını Kaybedenler Anılıyor
21 Mayıs 1864 Rus-Kafkas savaşının bittiği tarih olarak kabul ediliyor. 1991 yılından beri her yıl 21 Mayıs’ta bu çerçevede anma programları ve mitingler düzenleniyor. Bu gün Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adıgey Cumhuriyetleri’nde resmi tatil olarak kabul ediliyor.
KÇC’nin başkenti Çerkessk’in merkez caddesinde 21 Mayıs için bir yas yürüyüşü düzenlenecek. Daha sonra Dram Tiyatro Salonu’nda sivil toplum kuruluşlarının, tarihçilerin, bilim adamlarının, hükümet ve parlamento temsilcilerinin katılacağı bir toplantı yapılacak.
Ayrıca, KÇC’nde Çerkeslerin toplu olarak yaşadıkları Habez rayonunun Ali Berduko köyünde Rus –Kafkas savaşında hayatını kaybedenler anısına yapılan anıtın önünde KÇC Cumhurbaşkanı Boris Ebzeev’in de katılacağı 21 Mayıs yas mitingi düzenlenecek. (..) Kafkasevi
***************************************************************************
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti
Sürgün Anma Törenleri.. 21 Mayıs
Sürgünün 145. yılı anma törenleri Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin (KBC) başkenti Nalçik’te yapıldı. Törenler, oluşturulan yürüyüş kortejinin önde 15 atlı ile birlikte hareketi ile başladı.
Hatoqşoque Qurğoque anıt alanından hareket eden kortej, şehrin ana caddesi Lenin bulvarı üzerinden Şogentsuk caddesine geçerek sürgün anıtının bulunduğu tören yerine geldi.
(..) Saat tam 12.00 de “vatan mücadelesinde yiten atalarımızı ve sürgün sonucu tüm dünyaya dağılan, hala bir çok ülkede vatandan uzak yaşayan kardeşlerimizi düşünerek, hep birlikte tek yürek olduğumuzu hissederek” saygı duruşu çağrısı yapıldı.
(..) Perit Derneği Başkanı Utıj Mejid, “Sizlere sesleniyoruz hatta yalvarıyoruz, artık kardeşlerimizin anayurduna dönmesi, halkımızın bir arada yaşayabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapın. Yasımız bakidir, tabii ki bundan sonra da vatan için can veren şehitlerimizi, sürgün yollarında yiten şehitlerimizi saygıyla anacağız, fakat biz artık bu halkın yeniden dirilişini de görmek istiyoruz, sürgündeki kardeşlerimizin vatanına dönüşünü ve halkımızın yeniden doğuşunu da yaşamak istiyoruz” dedi.
 Anma töreninden sonra müzeye gidilerek “Kafkas-Rus Savaşları ve Sürgün” konulu sergi gezildi. Sonrasında Kalujina caddesindeki Adıge mezarlığına gidilerek, üzerinde “Adıge vatanının özgürlüğü uğruna canını feda edenlerin anısına” yazısı yer alan anıt mezarın açılışı yapıldı. perit-xase.com
***************************************************************************
Avcılar Kuzey Kafkas Kültür Derneği
21 Mayıs etkinliği açılış konuşması
21 Mayıs 1864 tarihi Kafkasya Halklarının göç ettirildiği dense de aslında sürgüne ve soykırıma uğratıldığı büyük insanlık suçlarının işlendiği tarihtir.
Kuzey Batı Kafkasya’daki Adıgeler’in %90 ı, Abhazlar’ın büyük bir kısmı ve Wubıhlar’ın tamamı sürgüne tabi tutulmuşlardır.
Bu sürgün neticesinde ve devam eden süreçte Wubıh dili tamamen yok olmuş, Wubıh halkı kardeş Adige ve Abhaz halkları ile karışmıştır. Çeşitli bahaneler ile Çeçen, Dağıstan, Karaçay, Osetler ve diğer küçük halklar sürgünle yüzyüze gelmişlerdir.
Bu gün hiç bir Çerkes’in ve Kafkasyalı’nın unutamayacağı acıları barındıran bu tarihin ve soykırımın 145. yıl dönümündeyiz. Bizler artık bu tarihlerde yapılanları unutmadan, seyirci kalmadan matemi umuda dönüştürmenin yollarını aramak zorundayız. Her yıl yapılan çeşitli etkinliklere katılıyor, ahlar ediyoruz, ağlıyoruz ama fazla da bir şey yapmak için elimizi taşın altına sokmuyoruz. Bizler zaten yıllardan beri hem Kafkasya’da hem de Türkiye’de ağır bedeller ödeyerek bu günlere geldik.
Artık geçmişle hesaplaşırken gelecekle de yüzleşme zamanı gelmiştir. Bu dava ulusal bir davadır ve yüzümüzü dışa dönmek, kendimizi ve bize yapılanları tüm dünyanın gözleri önüne sermekle görevliyiz. 1864 yılından itibaren sürgünler hem Kafkasya’da hem de burada devam etmiştir. 1923 yılında Güney Marmara’da yaşayan Çerkes halkı da bir iç sürgüne tabi tutulmuş, asimile edilmeleri hızlandırılmıştır. Yine 1943-1944 yıllarında Sovyet Rusyasında Stalin rejimi tarafından sürgüne ve soykırıma uğratılan Çeçen, İnguş, Balkar ve Karaçaylar da iç sürgüne tabi tutulmuşlardır.
Bize göre asimilasyon da bir insanlık suçudur, yapanlar kadar seyirci kalanlar da suçludur.
Arkadaşlarımız ve derneğimizin gençleri ile tamamen kendi organizasyonumuz olan bu gecede, Kafkasya’nın yakın ve geçmiş tarihi ile ilgili daha detaylı sunumlar da izleyeceksiniz.
Çok az üyesi olan, hiçbir bağı olmayan, özerk, sadece üye aidatları ve sizlerin bağışları ile ayakta durmaya çalışan, ancak idealleri ve gönülleri büyük olan biz Avcılar Kafkas Kültür Derneği fertleri olarak hepinize teşekkür ediyor, bize verdiğiniz bu desteği umut vaadeden bir gelişme olarak görüyor ve tek ses tek yürek olmanın önemini bir kez daha haykırarak diyoruz ki bizler geçmişte olduğu gibi böl parçala ve yok et diyenlere karşı birlikte hareket ederek, halkların kardeşliğini inancından yola çıkıyoruz. Halkların asimilasyonuna karşı durmalı ve hiçbir halkı ötekileştirmeden ulusal kimliklerimize sahip çıkmalıyız..
Fatma Özdemir – YK Başkanı
**************************************************************************
İstanbul Kafkas Kültür Dernekleri
 ‘Büyük Çerkes Sürgünü’nü Taksim’de Andı
İstanbul’daki Kafkas Kültür Dernek ve Vakıfları (İstanbul Kafkas Kültür Derneği, Kafkas Abhazya Kültür Derneği, Avcılar Kuzey Kafkas Kültür Derneği, İstanbul 1864 Kafkasyalılar Kültür Derneği, Uzunyayla Kafkas Kültür Derneği, İstanbul Dostluk Kulübü Derneği, Bahçelievler Kuzey Kafkas Kültür Derneği, F.K 1864 Spor Kulübü Derneği, Alan Vakfı, Kafkas Vakfı, Gaziosmanpaşa Kuzey Kafkas Kültür Derneği), 21 Mayıs günü ‘Büyük Çerkes Sürgünü’nü çeşitli etkinliklerle andı.
Ortak organizasyon ile Kafkas Dernek ve Vakıf üyesi Çerkesler Galatasaray Lisesi önünde toplanarak Taksim meydanına kadar yürüdüler. Geleneksel milli kıyafetleri ve ellerinde dövizlerle 145 yılın acısını yüreklerinden taşırarak Türkiye kamuoyuna ‘Sürgünü Unutmadıklarını / Unutmayacaklarını’ anlatmaya çalıştılar.
Taksim Meydanı’nda anıta çelenk koyup sürgünde yitirilenler için saygı duruşunda bulunan gurup,basın bildirisinin okunmasından sonra etkinliğin diğer durağı olan Beşiktaş’a hareket etti.
Beşiktaş
Sürgün Anıtı için geri sayım başladı
Taksim’deki gurubun Beşiktaş’taki anma toplantısının yapıldığı alana gelmesi ile tören başladı. Sanatçı Celil Yağız, gece boyunca sürgün şiirleri ile katkı sundu. Organizasyonu yapan dernekler adına bir konuşma yapan sanatçı Kuşha Doğan Özden’in ardından Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı Cihan Candemir’in mesajını Celil Yağız okudu.
Ve Kartal Sanat Tiyatrosu oyuncuları sahne aldı, sürgünü canlandırdı ve yeniden hafızalarımıza kazıdı. Atalarımızın gemilerde açlıktan nasıl öldüklerini, sıtmadan nasıl kırıldıklarını, yerleştikleri yerlerde çaresiz ve sefil kalışlarını anımsattılar.
Anma toplantısına Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal da katıldı. Ünal konuşmasında; Çerkes halkının acılarını paylaştığını, yaşadıkları acılara rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması için nasıl canla başla mücadele verdiklerini hatırlattıktan sonra, Beşiktaş’ta Çerkes Halkı adına Sürgün Anıtı için yer araştırıldığı ve anıtın yapılacağı sözünü verdi.
 “7’den 77’ye Warada” ve “Nartların Sesi”, Adige ve Abhaz Halk Şarkıları guruplarının söylediği ağıtlar sonrası denize bırakılan çelenk ve karanfiller eşliğinde ‘Sürgün Andı’ içildi. SÜRGÜNÜ UNUTMADIK / UNUTTURMAYACAĞIZ… mesajı verildi.
Jıneps Haber
***************************************************************************
İstanbul Kafkas Kültür Dernekleri
21 Mayıs” Anma Etkinlikleri Organizasyon Komitesi
Basın Açıklaması
Çerkes Sürgünü’ nü ve sürgün yollarında kaybettiklerimizi anıyoruz.
Çerkesler (Adıgeler ve Abhazlar), 21 Mayıs 1864 de sona eren Rus – Kafkas savaşı ile birlikte insanlık tarihinin en trajik sürgünlerinden birini yaşadı. Çerkes nüfusunun yüzde 70 i yurtlarından edildi. On binlercesi sürgün yolarında can verdi. Sağ kalanlar, dönemin Osmanlı topraklarına dağıtıldı.
 “sevdiklerimizle kucaklaştık ve savaşa gittik…”
1700 lerin sonunda Çarlık İmparatorluğu’nun Kuzey Kafkasya’yı istila girişimi ile başlayan Rus-Kafkas Savaşı yüzyıllarca sürdü. Kafkas halkları özgürlüklerini korumak ve yurtlarını savunmak için olağanüstü direniş gösterdi. Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupalı büyük devletlerin yalnız bıraktığı Kafkas Halkları, Çarlık İmparatorluğu’nun büyük askeri gücü karşısında çaresiz kaldı. Savaş 21 Mayıs 1864 de Çarlık Rusya’nın Kuzey Kafkasya’yı tamamen ele geçirmesiyle sona erdi.
 “toprağımızla kucaklaştık ve sürgüne gittik…”
Savaş boyunca topraklarını terke zorlanan Çerkesler savaşın bitimi ile insanlık tarihinin en büyük ve en dramatik sürgününe maruz kaldılar. Tarihi kayıtlara göre 1.500.000 a yakın Çerkes yurtlarından sürülerek Osmanlı topraklarına gönderildi. Çerkes nüfusunun yüzde 70 i sürgün edildi. Bu trajik sürgün Tuapse, Soçi ve Sohum liman kentlerine yığılan yüz binlerin gemilerle Varna, Samsun, Sinop, Trabzon’a taşınması, oradan da Balkanlar, Anadolu ve Ortadoğu’ya dağıtılması ile sonuçlandı. On binlerce insan yollarda açlık ve hastalıktan can verdi.
Osmanlı topraklarına dağıtılan bu Çerkes nüfusu sürgünden beri Osmanlı, Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlar tarihinde, birlikte yaşadığı halkların kaderini paylaşarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bugün anavatanları Kafkasya’da nüfusları 800.000 ile sınırlı olan Çerkesler’in en kalabalık oldukları Türkiye’de nüfusları 5 milyona, diğer diaspora ülkeleriyle birlikte 8-9 milyona ulaşıyor.
 “güzel yurtlarımız vardı… ve rüzgar kanatlı atlarımız… güzel şarkılarımız vardı… ve sonsuz düşlerimiz…”
Trajik bir sürgünün çocukları olan bizler yaşadıklarımızı unutmadık.
Unutamadık çünkü trajedimiz sürüyor;
Anavatanımızda hala saldırılar ve savaşlar yaşıyoruz,
Diasporada asimilisyona karşı kimliğimizi korumakta zorluk çekiyoruz.
Diasporadaki Çerkesler olarak dünyaya sesleniyoruz: Dilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumak için destek verin.
 “artık şarkılarımızı ve düşlerimizi geri istiyoruz ve atlarımızı… ve yurtlarımızı…”
Diasporadaki Çerkesler olarak bu sürgünde rol oynayan imparatorlukların günümüzdeki mirasçılarına, Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sesleniyoruz: Uğradığımız bu tarihi haksızlığı sona erdirmek sizin elinizde. Anavatanımızla yeniden kucaklaşmamız için önümüzü açın. Çifte vatandaşlık hakkımızı tanıyın, Abhazya ve Güney Osetya Cumhuriyetleri’nin bağımsızlığına destek verin, Kafkasya’da acıları durdurun.
İstanbul Kafkas Kültür Dernekleri
**************************************************************************
Kefken
Sürgün Anıldı
Kafkas Dernekleri Federasyonu üyesi derneklerin organizasyonu ile sürgün anmaları Kandıra’nın Karaağaç köyünde ve Babalı sahilinde yapıldı. Reyhanlı’dan Bursa’ya, Adana’dan İstanbul’a Türkiye’nin pek çok değişik yerinden Kafkas dernek ve vakıfları anmaya katıldılar. İlk tören Karaağaç köyündeki ‘Sürgün Anıtı’nda yapıldı. Günün anlam ve önemini belirtilen konuşmalar yapıldı. Dualar okundu. Daha sonra sahile gidildi.
Babalı sahilinde gün batımına kadar, sürgün yolculuğu sonrası karaya çıkabilen insanların konakladığı mağara ziyaret edildi. Akşam günbatımına doğru kayalıklarda toplanıldı. Kaf-Fed Başkanı Cihan Candemir’in burada yaptığı konuşmanın ardından sanatçı Kuşha Doğan ve Abhaz sanatçı Ankuab Marina’nın söyledikleri ‘sürgün ağıtları’ eşliğinde denize çelenk ve karanfiller bırakıldı.
Gecenin ilerleyen saatlerinde mağaranın önünde, kumsalda oluşturulan sahnede Düzce Kafkas Kültür Derneği’nin hazırladığı ‘Sürgün Oratoryosu’ izleyenleri hüzünlendirdi. Yaşanmışlığın acısı, çaresizliği yeniden yaşandı.
Gece karanlığında meşaleleri ile sahil boyunca uzun bir konvoy oluşturdu katılımcılar, yürekleri ısıtan ve sürgün acısını dindiren ‘Nart Ateşi’ yakıldı. Kalabalık alandaki Nart Ateşine dalga dalga aktı ve büyüyen Nart Ateşi ile birlikte Çerkes Halkının da büyüyeceğine, sürgün acısının dirilişe çevrileceğine inanan yürekler, sessiz sedasız dönüş yoluna koyuldular…
Jıneps Haber
***************************************************************************
Samsun
21 Mayıs
""Samsun’daki 21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes Sürgünü’nü anma törenleri yıllar önce ilk kez değerli büyüğümüz ve o zamanki dernek başkanımız Sn. Julide Erdoğan tarafından başlatılmıştı.
Bu törenler, daha sonraki yıllarda bölge derneklerinin de katılımıyla devam etmiştir. Bu yıl yapılan törenler yine bölge derneklerinin katılımıyla gerçekleştirilecektir.
Törenler, 21 Mayıs hafta içine denk geldiği için 24 Mayıs Pazar günü yapılacaktır. Tören içeriği 12 Nisan’da Turhal Derneği’nde yapılan Kaf-Fed Karadeniz Bölgesi Kafkas Dernekleri toplantısında belirlenerek karara bağlanmış, etkinlikler için Samsun Derneği görevlendirilmiştir.
Çerkesim! Varım! Var olmaya da devam edeceğim
diyen herkesi yanlarında çocukları, ellerinde karanfilleriyle tören alanına bekliyoruz. Dünyanın en büyük acılarını çekmiş, asla hak etmedikleri bir sürgün ve soykırıma uğramış atalarımız için Karadeniz’e bir karanfil atalım, bir fatiha okuyalım.
Program:
Yer: Anfi Tiyatro Yanı- Doğupark
-Açılış, 21 Mayıs Andı okunması ve saygı duruşu
-Açılış konuşması
-Şiir: Bir Halk Geliyor
-Sürgün oratoryosu
-Sürgün Ağıdı
-Bölge Derneklerinden gelen çocuk ve gençlerin yapacağı etkinlikler.
-Karadeniz’e karanfil atılması
(İnternetten)
***************************************************************************
Samsun
Adige Xase  (Adige Kültür Derneği)
21 Mayıs 1864 “SÜRGÜN” Anma Programı1-  21 Mayıs; Doğupark Anfi Tiyatro yanında saygı duruşu ve denize çiçek atılması.
2-  23 Mayıs; “SÜRGÜN” konulu konferans. Konuşmacılar:
Esra Taş
Tolga Akkuş
Ümit Özçelik
Anma Programına Katılacak Olan Sivil Toplum Kuruluşları: Adige Kültür Derneği (Adige Xase) ve Samsun Terme Kafkas Derneği
(İnternetten)
**************************************************************************
Kafkasya Forumu 
Rusya Konsolosluğu önünde basın açıklaması yaptı
24 Mayıs günü Kafkasya Forumu öncülüğünde Rusya Konsolosluğu önünde basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasına Kafkas Vakfı, Gaziosmanpaşa Kuzey Kafkas Kültür Derneği, Birleşik Kafkasya Derneği ve çeşitli guruplar destek verdi. Taksim Meydanı’ndan Rusya Konsolosluğu’na yürümek isteyen topluluğa polis izin vermedi. Bunun üzerine gurup birbirinden ayrılarak tekrar Rusya Konsolosluğu önünde buluştu.
Katılımcılar Çeçenya, Abhazya, Adıgey bayrakları, “Çerkes Soykırımı Tanınsın”, “Soçi’de Olimpiyatlara Hayır”, “Özgür Çerkesya, Özgür Kafkasya, Şimdi”, “Adalet Yoksa Barış Yok” dövizlerini taşıdı ve basın açıklamasını okudu.
Basın açıklaması bittikten sonra gurup sessiz ve olaysız bir şekilde dağıldı.
Jıneps Haber
***************************************************************************21 Mayıs Etkinliklerine Destek Çağrısı
Bağımsızlıktan başka bir arzusu olmayan Kuzey Kafkasyalılar, Çarlık Rusyası tarafından büyük bir soykırıma tabi tutularak 1864 yılında topraklarından koparıldıkları bir sürgüne maruz kalmışlardır. Kafkas-Rus savaşları yaklaşık 400 yıl devam eden bir geçmişe sahiptir. Bu süreç bu gün, 21. yüzyılda da devam etmektedir.
Ata vatanımızı savunmada gösterdiğimiz kahramanlıklar bütün dünyada hayranlık uyandırmış, ne yazık ki bu hayranlık bize özgürlük getirmemiştir. Haklı davamızı dünyaya ve içinde yaşadığımız topluma anlatmak amacıyla, savaş meydanlarındaki kararlılığı gösteremeyişimiz eksi hanemize yazılmaya devam etmektedir.
Kafkas Vakfı; Abhaz-Gürcü savaşının başlamasıyla, Abhazya’ya ve ardından çok geçmeden başlayan 1. Çeçen-Rus savaşında Çeçenistan’a yardım elini uzatmak isteyen, 1864 yılında ata vatanlarından Çarlık Rusyası tarafından sürgün edilen bir neslin çocuklarının bir araya gelerek oluşturdukları bir sivil toplum örgütüdür.
Ortak bir kaderi paylaşan Kafkasyalılar ancak ortak bir gelecekle varlıklarını sürdürebileceklerinden, bütün toplumda bu inancın kültürel tavır haline gelebilmesi için sivil toplum örgütlerinin üzerlerine düşen görevlerin bilincinde olması gerekir. Kafkas Vakfı, Kafkasya’nın beşeri ve fiziki coğrafyasını ve kültürünü bir bütün olarak görür ve attığı her türlü adımda, bu bütünlüğe sağladığı katkıyı gözetir. Kafkasyalıların varlıklarının tek şartının beraber hareket etmek olduğu bilinciyle, birlikte atılan her adımı destekler. Sivil toplum örgütlerinin her türlü dayanışma ve çalışmasının karşılıklı anlayış ve tolerans içinde yürütülmesinin, ihtiyacımız olan birlik ve dayanışmaya katkıda bulunacağından şüphe etmez.
Bunu sağlamanın birincil koşulu ise, toplumsal hafızaya kazınan sembolik tarihlerin, toplumun geniş kesimlerinin hassasiyetleri üzerine şekillendirilerek ele alınması ve bu anlayıştan yola çıkarak toplumsal heyecan yaratacak etkinliklerin düzenlenmesidir. Yüzyıllarca devam eden katliamları sembolize eden 21 Mayıs etkinlikleri bütün Kafkas camiası için özel bir anlam taşımaktadır. Bizlerle beraber tüm vatandaşlarımız Kafkas-Rus savaşlarını ve yaşanan acıları bu vesile ile hatırlamaktadır. Bu nedenle anma aktiviteleri Sürgün ve Kafkas halklarının problemlerini paylaşmak ve dikkat çekmek için gerçekleştirilen, desteklenmesi gereken çalışmalardır. Kafkas kökenli vatandaşlarımızın, özellikle sivil toplum örgütlerimizin bu süreçte aktif rol oynaması gerektiğine inanıyor, sesimizi daha çok duyurmak amacıyla düzenlenen tüm etkinlikleri desteklemeye davet ediyoruz.
Her yıl düzenlenen etkinliklerin tüm sivil toplum örgütleri ile birlikte gerçekleştirilmesi sesimizin daha çok duyulmasını sağlayacağı gibi, gerçekleştirilen duyuruların, tarihsel, siyasi ve ideolojik hatalardan uzak sadece 21 Mayıs’ın anlamına yönelik olarak hazırlanması doğru ve etkili enformasyon anlamına gelecektir. Bu ise sürecin zaman içinde gittikçe artan bir katılımla daha sağlıklı ve güçlü işlemesine neden olacaktır. Aydınlarımızın bu bağlamda doğrudan sorumlu oldukları bir rolleri bulunmaktadır. Değerli hemşerilerimiz ve sivil toplum örgütlerimizin konuya duyarlılık göstereceğine inanıyoruz.
Bu amaçla tarihsel sürece ilişkin aşağıdaki bilgi ve düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz:
1) Kafkas halklarının 1500’lerin sonunda başlayan katliamlardan "kalan" nüfusunun, Batı Kafkasya’dan %90’ı, Doğu Kafkasya’dan ise %20’si 1864 yılında sürgün edilmiştir.
2) Osmanlı İmparatorluğu sürece 1700’lerin sonunda katılmış ve bu gün yaşadığımız topraklara geldiğimiz dönem, imparatorluğun çöküş yıllarına rastlamasına karşın, yalnız bırakılmamışlar ve yaklaşık 1,5 milyon Kafkasyalı (Onbinlercesi bu topraklarda can vererek) ülkenin çeşitli bölgelerinde yerleştirilmişlerdir.
3) Geleneksel olarak, güneye, sıcak denizlere açılma arzusunda olan Çarlık Rusyası’nın bu sürgün ve soykırımdan sorumlu tek imparatorluk olduğu aşikardır.
4) Kafkasya’da, 1943-1944, 1992, 1994, 1999 ve 2000’li yıllarda da bu sürgün ve katliamlar (Dörtte biri yok edilen Çeçen halkıyla) devam etmektedir. Bu acıları halen yaşayan Kafkas halklarının özgürlük ve bağımsızlık taleplerine destek verilmesi gerekmektedir.
5) Mensup olduğumuz kültürü, dili ve değerlerimizi korumak, ata vatanımız ile temas kurmayı en tabi haklarımız arasında görüyoruz. 1859 yılında İmam Şamil’in mücadeleyi kaybetmesinden 20 yıl sonra Rusların Kars-Erzurum-Bayburt’a kadar gelmesinin rastlantı olmadığı ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin haklarımızın korunması ve iadesi anlamında tarihi bir sorumluluk sahibi olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle vatandaşı olan beş milyondan fazla Kuzey Kafkasya kökenli vatandaşının hassasiyetini göz ardı etmemelidir.
6) Rusya Federasyonu, mirasına sahip olduğu Çarlık Rusyası’nın gerçekleştirdiği soykırımı tanımalı ve halen sürdürdüğü bu tarihi haksızlığı sona erdirmelidir.
Saygılarımızla,
Kafkas Vakfı
Yönetim Kurulu
 **************************************************************************
Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) Kadıköy Şube’de, ‘Çerkes Sürgünü ve Soykırımı Anma’ etkinlikleri kapsamında;
22 Mayıs Cuma akşamı, yönetmen Enis Rıza’nın ‘Küllerinden Doğmak’ belgeseli izlendi.
24 Mayıs günü; 21 Mayıs Büyük Çerkes Sürgünü konulu bir Panel düzenlendi. Panele Jıneps Gazetesi İzmir Temsilcisi araştırmacı-yazar Turabi Saltık ve Jıneps Gazetesi Yayın Kurulu üyesi Yaşar Güven katıldı.
Kafkasya’daki tarihsel gelişim, sürgün (1864) öncesi ve sonrası Çerkesler’in durumu, sürgün dönemi, Çerkesler’in Anadolu topraklarındaki yaşamı ve bugüne/yarına dair taleplerinin işlendiği panel sonrası katılımcıların yorum ve soruları ile konular derinleştirildi.
**************************************************************************
Dizi Yazı
Büyük Çerkes Sürgünü – 21 Mayıs 1864
Evrensel Gazetesi’nde, Jıneps Gazetesinin hazırladığı; “Büyük Çerkes Sürgünü – 21 Mayıs 1864” dizi yazı, 18 mayıs günü başladı ve 6 bölüm halinde yayınlandı.
Ana başlıklar:
21 Mayıs 1864 süreci  
Sürgün
Sürgünün Sonuçlarına Dair
Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere ve Kafkasya
Sürgün Sonrası
Kısaca Çerkes Ethem
Çerkesler Türkiye’ de Neler Yaptı?
Çerkesler’in talepleri var
Sonuç Yerine
evrensel.net
**************************************************************************
Kanal 24
Çerkes Sürgünü 
Kanal 24 televizyonunda 21 Mayıs 2009 Perşembe günü yayınlanacak olan “Keşke Olmasaydı” adlı programının bu haftaki konusu “Çerkes Sürgünü”.
Yapımcı-Yönetmenliğini Çerkes hemşehrimiz Okan Başara’nın, kurgusunu ise Çerkes hemşerimiz Mustafa Yıldırım’ın yaptığı program 21.15’de yayınlanacak.
"1. Petro’yla giderek güçlenen ve batıdan aldığı silahlarla ordusunu geliştiren Rusya’nın sıcak sulara inme emelinin gerçekleştirilebilmesi için ortadan kaldırılması gereken tek engel, Kuzey Kafkasya halklarıdır. Ve neye mal olursa olsun bu mesele, halledilmek zorundadır.
"Çerkesler teslim olmuyor diye vatanımızdan vazgeçemezdik. Silahlarını alabilmek için yarısının kırılması gerekti. Kanlı savaşta bir çok kabile tümüyle yok oldu. Çoğu anne bize vermemek için kendi çocuklarını öldürüyorlardı..!" Rus Tarihçi SULUJVEN
Rusya’nın sürgün politikası 1863’ten sonra adeta bir soykırıma dönüştü. Osmanlı ve Rusya 40 ila 50.000 göçte mutabık iken, sadece 1864 baharında Kafkaslardan, 400.000 kişi gelecekti. Bir milyonun üzerinde bir insan kitlesi ise, sırasını bekliyordu.
Çarlık Rusya’sı ile yaşanan savaş sonrası Kuzeybatı Kafkasya halkları olan Adıge, Ubıh, Abzeh, Abhaz, Kabardey ve Karaçay-Malkarlar, nüfuslarının % 95’ini kaybettiler. Tarihçiler toplam kaybın 2 milyon civarında olduğunu söylüyor.
Kökleri aslında 400 yıl öncesine dayanan Çeçen-Rus savaşı, 2000’e 5 kala, bir kez daha başlamış oldu. 11 Aralık 1994 günü Rus ordusu, Çeçenistan topraklarına giriyordu."
kafkasfederasyonu.org
***************************************************************************TVNET
Büyük Çerkes Sürgünü Tartışıldı
TVNET’te Veyis Ateş’in hazırlayıp sunduğu “Bakış Açısı” programında bu hafta Büyük Çerkes Sürgünü masaya yatırıldı.
Konuklar, Mehdi Çetinbaş, Yusuf Taymaz, Cem Kumuk, Yalçın Karadaş, Fethi Güngör, Hulusi Üstün idi.
Kafkas tarihi ve beşeri coğrafyası; medeniyetler bağlamında Rus işgali ve Kafkas direnişi; uluslararası hukuk açısından Kafkas soykırımı ve sürgünü, Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlık ilanı ve Kafkasya’nın sıcak noktaları 26 Mayıs 2009, Salı günü Bakış Açısı’nda ele alınan başlıklardan bazıları…
 “Nartların Sesi” müzik topluluğu tarafından Çerkes müziklerinin de icra edildiği Bakış Açısı’na, Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve eski Başkanı Mehdi Çetinbaş, Kafkas Vakfı Kurucu Başkanı Fethi Güngör, Demokratik Çerkes Platformu’ndan Yusuf Taymaz, yazarlar Cem Kumuk, Hulusi Üstün ve Jıneps Gazetesi’nden Yalçın Karadaş konuk oldu.
Daha programın başında Yusuf Taymaz ortamı geren bir konuşma yapınca Cem Kumuk ve Mehdi Çetinbaş sert tepki gösterdiler. Tartışmanın gerginliğini Veyis Ateş ve Yalçın Karadaş düşürdüler.
Milyonlarca seyircinin izlediği bir TV programında bile birbirlerine tahammül edemeyen bazı kesimlerin kendi toplumlarına ne verebileceği konusu pek çok izleyiciyi düşündürmüş olmalı. Kısır çekişmeler ve geçmiş sorunlar yerine geleceğe bakılması, farklı görüş ve çözüm önerilerinin doğal sayılması gerektiğini belirten Karadaş, sürgün, soykırım ve benzer sorunların dünyadaki ekonomik ve siyasi sistemlerle bağlantılı olduğunu belirterek, Çerkesler’in de bu dünyada yer almaları nedeniyle dünya gerçekliği içinde konuyu anlayıp tartışmalarının önemine değindi.
Birilerinin ısrarla diyalog yolunu tıkamalarına karşın, bu yolun gençlikçe aşılacağını ve sistemli çalışmakla 20-25 yıl içinde Çerkesler’in özgür ve barış içinde yaşayacaklarına inandığını belirten Karadaş, çözümün Çerkesler’in yaşadığı tüm ülkelerde gerçekleşecek tam demokraside olduğunu belirtti.
Haber: Yalçın Karadaş

***************************************************************************

Sayı : 2009 06

Yayınlanma Tarihi: 2009-06-01 00:00:00