Rehinden Kurtuluş Şarkıları

0
11
Michael Church kayıt yapmaya çalışırken tutuklandığında şunu keşfetti; Çeçenler için müzik, hem kanlı tarihlerinin üstesinden gelebilmenin bir yolu ve hem de bir meydan okuma ifadesi..
Michael Church –The Guardian

Bugünlerde Çeçenler’in kutlayacakları bir şey yok ama olduğunda dünyadaki herkesin yaptığı gibi şarkı söylerler ve dans ederler. Çeçenler ağıtlar, iş şarkıları,düğün ve cenaze şarkıları söylerler, dini terennümler ve avcılık şarkıları söylerler, hatta arıları kovana çekmek için bile bir şarkıları var. Bir şarkı çocuklara nasıl yürümeyi öğrenecekleri konusunda yardım ederken bir diğeri onun ilk bağımsız adımları olduğuna işaret eder. Ve amatör ile profesyonel diye bir ayırım yoktur. Dünyanın bu kısmında herkesin kesinlikle katılacağı üzere kuzeyde Rusya güneyde Gürcistan ve Azerbaycan arasında sıkışmış olarak…
Kuzey Kafkaslara ait en eski fotoğraflardan birinde tüm köy halkının bir halka içinde dans edişi gösterilir, ardındaki kargaşa ve tehditten korunan bir alanı sembolize edermişcesine… Bu tehdit rakip kabilelerden daha çok yabancı istilacılar tarafından geldi. Ne zamanki büyük Katherina anayolunu dağların arasından aşağıya, Hıristiyan Gürcistan’daki Hıristiyan arkadaşlarına doğrulttu, işte o zaman Kuzey Kafkasya’nın müslümanları periyodik olarak soykırımsal sömürgeci savaşların kurbanları olmaya başladılar ve onların vahşi müziği meydan okumalarını ifade etmenin bir anahtarı oldu.
Dünyanın bu bölgesinin müziğinin bir zamanlar klasik şampiyonları vardı. Balakirev tatildeyken orada duydukları karşısında büyülenerek, mahalli bir dansın adı olan İslamey’e hürmeten İslamey adındaki piyano fantazisini yazmıştır. Rimsky-Korsakov Kafkas melodilerinin egzotizmini sevmiştir. Profokiev 1942 de Kabardino-Balkar başkenti Nalçık’a götürüldüğünde Kabardey halk şarkılarından esinlenerek 2. Yaylı Kuartet’i oluşturmuş ve mahalli şipşine (sivri uçlu keman) sesini taklit etmiştir. Zengin kültürüne karşın müzikologlar buraya çok ender olarak adım atmışlardır. Britanya Ulusal Ses Arşivinde 1910 dan sadece 2 tane wax cylinder (parafinli silindir sistemli kayıt) kaydı vardır, bir de güneydeki dağlara yolculukların işçilere tedavi olarak uygulandığı 1970 lerde yerli turizm fuarı için hazırlanmış bir avuç dolusu Sovyet long playi…
Bu müziğin CD si olmadığından; fidye için kaçırılmalar, tutuklanmalar, labirentsel coğrafyalarda sorgular hakkında sonsuz uyarılar nedeniyle biraz da bunun ne kadar zor olduğundan şüphe duyarak bir tane kendim yapmaya karar verdim.
Bu projeyi birkaç yıl önce Grozni’den bir dans grubuyla Londra’dan geçen Çeçen şarkıcı Sahab Mezhidov’u dinleme ve kaydetme şansını bulduğumda tesadüfen başlatmıştım. Mezhidov balalayka eşliğinde dağların tepesine ulaşırcasına yüksek ve zor bir tenor sesle 2 şarkı söyledi. Sonraki izlediğim genç bir Çerkes şarkıcı olan Kerim Nakhushev’di. İnılmaz uzun ve yüksek notalarda bile kaya gibi sert intonasyonu insan zayıflığının tüm inançlarına adeta meydan okuyordu. Geçen sene Moskova’da bir kaç müzisyeni daha izledim, ekonomik ve politik mülteciydiler ve en kötüsü de Moskova ırkçılığı ile mücadele etmek zorundaydılar. (Çeçenler, Dağıstanlılar ve Çerkesler zenci olarak adlandırılır.)
Sürgün kültürlerini yoğunlaştırmıştı. Bir müzik grubunu kaydederken, bir akordeon, davul, el çırpmalar ve bağırışlarla birden öylesine marifetli bir fırtına koptu ki kendimizi yeraltında bir stüdyodaki 4 genç adam değilmişiz de büyük bir kalabalığın ortasındaymışız gibi hissettik. Beyaz saçlı şarkıcı-besteci Shirvani Chalaev bu ürkütücü küçük alanı görünce oraya işkence edilmek için mi getirildiğini sormuştu. Enstrümansız şarkılarında mertçe karşı koymanın (ölüm karşısında bile aynı) bir kural olarak kabul edildiği kabile dünyasının yansımalarıydı. Eğer onun sert ve uzlaşmasız sesinde dağları duyduysak bu bile bile yapılmıştı. “Dağlar yüksek sesli kahkahaları sevmez. Onların arasındayken saygılı davranmalısın. Etrafında olanlar için ve senden önce orada olanlar için.” diye açıkladı. Tüm bunlar çok amansızdı. Renkli parlak yünlü giysilerinin içinde egzotik bir kuş gibi görünen Karaçaylı şarkıcı Lydia Bachaeva örgü örerek geçiniyor. Kendisinin yazdığı ve sevgilisini tam hakimiyet altına almaya çalışan bir kızın, sevgilisini bir damla suya çevirerek onu içmesini anlatan bir şarkıyı kaydetti.
Çeçenya’da kaydetmek için gidilecek bir yer olmadığından onu sınırlayan küçük eyaletlere yerleştim. Kuzey Osetya’da hala gelişmeye devam eden çok -seslilik geleneği var. Beslan’ın bir kaç mil ötesindeki köyde, kayda hazır bir koro olduğunu duyunca Batu Dzugaev Kuzey Osetya (Alanya) Kahramanlık Şarkıları Halk Korosu (bu ünvanı aynen böyle parantezleri ve herşeyiyle yazmamda ısrar ettiler) ile buluşmaya gittim. Kocaman köpüklü kadehlerden şerefe içtikten sonra monoton bir melodiye başladılar. Ender rastlanan bu müzikal patlamanın ancak son 30 saniyesini kaydedebilmeyi becermiştim. Yeniden yapmalarını rica edince bunun bir gösteri olmadığını ve kalpten gelmesi gerektiğini söyleyerek reddettiler. Sonra solo seslerin hırıltılı homurdanmaların üzerinde aniden yükseldiği bir kaç şarkı söylediler. Ölmüş Oset kahramanlar ve Beslan’ın ölmüş çocuklarıydı ana temaları, ama sonra ülkelerinin güzelliğine şükran teması olan neşeli bir parçayla bitirdiler. Sonra içeriye yanında 3 polis olan belediye başkanı girdi, ve tutuklandım.
Sorgum saatlerce sürdü, gizli haber alma teşkilatından bir memur Vladikafkas’ta kayıt yaptığımın farkında olduklarına işaret etti. Sonunda bana resmi izin almaksızın kayıt yaptığım için bir suç işlediğim söylendi. Koronun itirazları (müziklerinin batıda duyulmasını istiyorlardı) fayda etmedi. Para cezasına çarptırıldım, ülke dışına çıkmamı istediler, ama en azından bant kaydıma el koymadılar.
Sonraki durak komşu Kabardino-Balkar’ın yapraklı başkenti Nalçık’tı. 3 yıl önce başkan Ahmed Kadirov’un hayatını kaybettiği bomba patlamasında ölümden kaçan Çeçenler’in ünlü şarkıcısı Tamara Dadasheva şimdi burada yaşıyor. Gün boyu birbirimizi kovaladıktan sonra en sonunda bir okul müdürünün ofisinde buluşabildik. Fonda trafik gürültüsüyle bugüne dek duyduğum en incelikli ve cilveli aşk şarkılarının kaydını yaptı. 12 dakika sonra benimle meşgul olan kişi karanlıktan sonra güvenliğimi sağlayamıyacağını söyleyerek beni odadan dışarı sürükledi.
En hatırlanmaya değer Çeçen’e rastlama anım, 19. yüzyılda ataları sınır dışı edildiğinden beri orada yaşayan ve içlerinden Anzach müzik topluluğunun çıktığı kabilenin olduğu komşu Gürcistan’da oluştu. Anzach’ın sağladığı Çeçen müziğinin en saf ve en heyecan verici halidir. Grup bir anne ve 2 kızının da yer aldığı 4 kadın, renk olarak bir balalayka ve Çeçenlerin favori enstrümanı akordeondan oluşuyor. 20 yaşındaki yumuşak başlı stajyer öğretmen Tamta Khangoshvili şarkı söylemek için ağzını açtığında çılgın gibi görünüyor. Normalde okşayıcı olan tınısı Çeçenler’in ilahisine başladığında gırtlaksı bir haykırışa doğru sertleşiyor, meydan okuyan nakarat kısmı ile grubun geri kalanı da katılıyor. “Yaradan birdir ve adı Allah’tır”. Annesi onun Çeçen vatandaşlar için bu şarkıyı söylediğinde tüm dinleyenlerin gözyaşlarına boğulduğunu söylüyor gururla. Müzikleri kaba saba olduğunda bile temel üçlü minörlerin üzerine incelikli süslemeler yaptıkları sanatçılıkları son derecede zarif.
CD için kayıtların son seçmelerine karar vermeye gelince seçimimin sadece müzikal etkenler tarafından yönetildiğini düşündüm. Bütününü dinleyince ne kadar politik olduğu açıkça ortaya çıktı, ölmüş kahramanlar, umutsuz beklentiler, korkunç toplumsal anılar ve yoğun dinsellik aksettiren ard arda şarkılarıyla… Şarkıcı Tamta Khangoshvili ilahi söylemeye başladığında Çeçenler nasıl ağlamasınlar ki? Hergün aynen tekerrür ederken tarihlerini nasıl unutabilirler ki? Şarkı söylüyorlar ve biz geri kalanların dinlememizi istiyorlar.
Çeviri: Serap Canbek / Jıneps

Sayı : 2009 07

Yayınlanma Tarihi: 2009-07-01 00:00:00