Adigey Yolu Aralanıyor mu?

0
7

 
Hapi Cevdet Yıldız                         
Bilindiği gibi Rusya hükümeti tarafından, 1860’da Adige/Çerkeslerin bir bölümü için topraklarından kovulma, kovulacak/sürülecek bu insanları, Rusya yönetimindeki Kuban Irmağı boylarına yerleştirme ya da “isterlerse” Türkiye’ye gönderme kararı alınmıştı. Karar, ilk biçimiyle Karadeniz kıyısındaki Çerkesleri, yani Natuhay, Shapsugh, Wubıh, Ciget, vb kapsıyordu. Sonuç olarak Kuban Irmağından güneyde Bzıb Irmağına değin uzanan Karadeniz kıyı boyundaki Çerkes toprakları önce insansızlaştırılacak, ardından da buraları Rus yerleşimine tahsis edilecekti.
Kuşkusuz karar, Ruslar açısından eksiklikler içeren ve iyi hazırlanmamış/olgunlaştırılmamış bir karardı. Büyük bir Abzegh nüfusu, -ki 260 bin tahmin ediliyordu ve zamanına göre bu, büyük bir nüfustu- boyun eğmiş olsa bile dağlık arazide barınıyor, bu da gelecek açısından büyük bir tehlike anlamına geliyordu. Rus hükümeti, herhalde eksik alınmış bu kararının farkına vardı ve Abzegh bölgesini de 1861’de, ilave olarak ‘sürgün yeri’ kapsamı içine aldı. Bu konuda daha geniş bilgi bundan önceki köşe yazılarımızda da bulunabilir.
1864 yılı ve o yılki sürgünler sonrasında, Kabardey yöresi dışında, Kafkasya’da, yani eski Çerkesya topraklarını da kapsayan Kuban oblastında (ilinde) 80 bin kadar tahmin edilen bir Adige nüfusu kalmıştı. O zamanki Kabardey nüfusunun 40 bin dolayında olduğu düşünüldüğünde, bu sayı yine de az sayılmazdı. Kabardeylerinki gibi bir nüfus artışıyla bu sayı bugün için 1 milyona, Kabardeylerle birlikte 1, 5 milyona ulaşabilirdi. Oysa şimdiki sayı 700 bin olup bunun ancak 130 bin kadarı Adige-Shapsugh nüfustur.
Bu da bize, 1864 sonrasında Kafkasya’da kalan Adigelerin ikinci kez göçe zorlandığını göstermektedir. Bu zorlamanın kanıtları vardır. Kasumov’ların “Çerkes Soykırımı” ve Polovinkina’nın “Çerkesya, Gönül Yaram” adlı kitaplarında da yeterli kanıtlar sunulmaktadır. Ayrıca 1864’te 80 bin olan Kuban yöresi Adige nüfusunun, 1897’de Çerkes/Şerceslerle birlikte 43 bine düşmüş olması da başlı başına yeterli bir kanıttır.
Çerkesler istekleri dışında ve silah zoruyla öz ülkelerinden sürülmüşlerdir. Bir daha da ülkelerine dönüş yolu kendilerine açılmamış, hep kapalı tutulmuştur.
Bu arada 1917 Ekim Devrimi’nin getirdiği bir kazanım olarak, hemen tüm eski Rusya halkları gibi, Adigeler için de 4 özerk yönetim oluşturulmuştu. İşte bu beklenmedik düzenleme, özerklik, Adigelerin ayakta kalmaları ve tarihten silinmemeleri anlamında güçlü bir dayanak olmuştur.
Dönüş yolu açılıyor mu?
Dönüş yanlısı Adigeler her zaman için var ola gelmiştir ama İmparatorluk ve Sovyet dönemi yönetimleri kapıları hep kapalı tutmuşlardır. Ancak son Sovyet lideri Mihail Gorbaçov döneminde, demokratikleşme çerçevesinde Kafkasya-Diaspora ilişkileri yoğunlaşmış, örneğin Kruşçev ve Brejnev dönemlerinde az nüfuslu Sovyet halklarına, bu arada Adigelere de uygulanmaya başlanmış olan asimilasyon politikalarından vazgeçilmiş, 1-4 sınıflarda yeniden anadilinde eğitime izin çıkmıştı. İşte bu demokratikleşme hareketi ve kapıların aralanması sonucu Kafkasya’ya dönenler olmuştu.
1991 yılı sonunda Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucu doğan Rusya Federasyonu (RF) devlet yapısı içinde Adigey, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetleri de yer almıştır.
Gorbaçov döneminde Kafkasya’ya yerleşenlerin bir bölümü Kafkasya’da kaldı, onları izleyerek Kafkasya’ya yerleşenler de oldu. Ancak asıl toplu dönüş, 1998’de Kosova krizi sonucu Kosova’dan yapıldı. Kosova’dan dönüş yapan 200 kadar bir Adige nüfus için Maykop’un 4 km doğusunda Mefehable köyü kuruldu.
Çeçen Savaşı, küçük halkların özerkliklerinin daraltılmaları, ekonomik çöküş ve buna bağlı olarak asayişin bozulması gibi olumsuz gelişmeler sonucu, dönüş işinde de bir duraklama dönemi yaşandı.
RF yönetimi ise, uluslararası çağrılara (UNPO, vb) karşın, Adigeler için hiç bir iyileştirme yapmıyor ve bu tür çağrıları duymazlıktan geliyordu. Bu da diasporada, özellikle Türkiye’de sabırsızlıklara yol açmaya başladı. Sonunda 21 Mayıs 2009’da İstanbul’da bazı Adige gruplarının Özgür Çerkesya, Hemen Şimdi” gibi pankart ve sloganlarla İstanbul’daki Rusya Başkonsolosluğu’na yürüdükleri ve protesto gösterilerinde bulundukları görüldü. Gösteri, diasporadaki Çerkesler arasında politik bir uyanışın belirmekte olduğunu da işaret ediyordu. Bu gelişimde, sanırım ilerici çizgideki “Jıneps” başı çekiyor olmalıdır.
RF’ndaki Adige halklarının bir kesimi de Rus baskılarından ve asimilasyoncu politikalardan gına getirmişti. Adigece televizyon yayınları günde 10 dakika gibi trajikomik bir düzeye düşürülmüş, Adigece eğitim tamamen kaldırılmış, yerine Rusça eğitim getirilmişti. Ne yazıktır ki, ilerici kesim dışında, bu olumsuzlukları dile getiren olmuyor, durum gizlenmeye ve örtbas edilmeye çalışılıyordu.
Kafkasya’ya yerleşmeler de fiilen sonlanmıştı: Çünkü, önce davetli olarak oraya gidecek ve bir kefil bulup oturma izni alacaksın, ardından yurttaş olmak için 5 yıl süreyle bekleyeceksin, bu da yetmez, bir de Rusça öğrenecek, geldiğin ülkenin vatandaşlığını bırakacak ve sadece Rusya Federasyonu vatandaşı olmakla yetineceksin. Tabii bu uygulama, çekici olmaktan çok itici bir sonuç doğuruyordu.
Olumlu jestler
Rusların, diasporadaki kendi soydaşlarıyla ilgilenen kuruluşları vardır, ayrıca diasporadaki Rusları ve eski Sovyet yurttaşlarını Rusya’ya yerleştirme programları da vardır. Bu yönde çıkarılmış yasa ve kararnameler de vardır. Bütün bunlar Adigeleri dışlıyordu. İşin burasında bir çelişki söz konusuydu.
Rusya, Çerkesya’nın 1829 Edirne Antlaşması gereğince Rusya’ya ilhak edildiğini savunuyordu. 2007 yılında ise, 1557’de, Adigelerin Rusya’ya gönüllü katılışının 450. yılı anma ve törenlerle kutlanmıştı. Tabii Adigelerin çoğu, dahası bütün bir dünya, her iki görüşe de katılmıyordu. Rus görüşünden gidilirse, Adigeler Rusya yurttaşı iken, politik nedenlerle ülke dışına sürülmüş eski yurttaşlarının torunları durumundalar. Diğer görüşe göre ise, 1860’larda savaş ve toprak işgali sonucu ve tek yanlı bir kararla ulusal topraklarından sürülmüşlerdir. Sorumlu ve suçlu olan Rusya’dır. Her iki durumda da Rusya’nın bütün masrafları üstlenerek Çerkeslerin dönüşünü sağlaması/gerçekleştirmesi, dönmeyenlerden isteyenlere de, her zaman için geçerli çifte vatandaşlık hakkı tanıması ve sınırları açması gerekir.
Tabii Rusya böyle şeyleri kabul etmiş değildir. Geçtiğimiz yıl, bir hükümet kararnamesiyle Rusya’daki küçük halkları da kapsayacak biçimde, ama içeriği belirsiz, dönüş içerikli bir kararname yayınlandığı görüldü (10 Kasım 2008). Bu arada “Rusya Hemşehrileri Kongresi” toplantısına Adige temsilciler de alındılar ve bir temsilciye konuşma izni verildi. Dahası RF Dışişleri Bakanı Sergey İvanov, diasporadan bir Adige temsilciyi kabul etti ve Adigeler için yardım sözü verdi. Regionlara, bu arada Adigey’e, RF dışından gelecek olanlar için oturma izni kotaları dağıtılmaya başlandı.
Oturma izniOturma izni konusunda, sadece basında yer alan yazılar çerçevesinde bir bilgi sahibiyiz. Buna göre, RF hükümeti tarafından Adigey Cumhuriyeti’ne (AC), 2009 yılı için, 1.500’ü Adige kökenli olmak üzere 2.000 kişilik bir kota tanınmıştır. Bunun Türkçe’si, AC diasporadan, sözgelişi Türkiye’den gelecek 1.500 Çerkes’e geçici oturma izni verme konusunda yetkili kılınmıştır. Bu arada bazı engeller kaldırılmış ve işlemlerde de kolaylıklar sağlanmıştır.
Buna göre, gerekli belgeler tamamlanıp RF’na gitmeden de, RF’nun Türkiye’deki temsilciliklerine başvurulabilir. Bu da Rusça olarak uzun belgeleri doldurmak ve yanıt için 6 ay bekleme gibi güçlükler içeriyor.
İkinci yol, iki yıllık bir pasaport alıp ve gerekli belgeleri hazırlayıp Maykop ya da Nalçik’e gitmektir. En sağlam ve kestirme yol budur. Yapılacak basit işlemlerin neler olduğu Kaf-Fed ve CC internet sitelerinden öğrenilebilir.
Maykop’a ya da Nalçik’e gitmek için, Nart Tour tarafından ucuz tarifeli uçuşlar düzenleneceği, Pazar günü Maykop’a gidenlerin geçici oturma izni almış olarak ertesi Pazar günü aynı firmanın uçağıyla İstanbul’a döneceği açıklanıyor. Geçici oturma izni olan bir kişi, vizesiz olarak Rusya’ya giriş hakkını kazanmış olacaktır. Yılda iki kez Rusya’ya giriş yapmak, yani yılın 363 günü Rusya dışında yaşamak, oturma izninin devamı için yeterlidir.
Bir yıl sonunda, geçici oturma izni, yeni kurallar gereği sürekli oturma iznine çevriliyor. Bu durumda devlet memuru olma ve seçimlerde oy kullanma dışında, RF yurttaşlarına tanınan tüm haklar size de tanınmış oluyor. Sözgelişi Rusya’nın istediğiniz yerine gidebilir, parasını ödeyerek ev ve mal-mülk sahibi olabilir, işyeri kurabilirsiniz. Memuriyet dışı her işte çalışabilirsiniz.
Bu iş için bir haftasını ayıran ve cebine bir miktar para koyabilecek durumda olan bir kişi, kuşkusuz bu olanaktan yararlanmış, en azından Adigelerin eski Cennet yurdunu/topraklarını gözüyle bir kez olsun görmüş olacaktır.
Parası ve vakti olan herkese bu fırsatı değerlendirmesini öneririm.
 

Sayı : 2009 08

Yayınlanma Tarihi: 2009-08-01 00:00:00