Adıge Xase’den Adıgey Eğitim ve Bilim Bakanına:

0
7

Adıge Xase’den Adıgey Eğitim ve Bilim Bakanına:
‘Dilimizin Durumu İçler Acısı’
Sayın Ramazan!
Eski bir Adıge sözü “Dil candır, dili olmayanın milleti yoktur” diyor. Öyle sanıyorum ki bütün halklar anadilin ne demek olduğunun bilincindedirler. Şüphesiz, bugün Adıgeceyi, ulusal dilimizi hala konuşuyor olmamızı bir cumhuriyetimiz olmasına borçluyuz. Hal böyle iken, anlaşılması güç olsa da, Adıge Cumhuriyeti’nde (AC) yaşayan farklı uluslar arasında dil yönünden en perişan halde olanı, cumhuriyetin temelini teşkil eden Adıge ulusudur. Bu durum ulusu tedirgin ve huzursuz ediyor.
 Adıgece yazım kuralları 1938 yılından beri devlet eliyle yayınlanmadı, kitapçılarda bulunmuyor. Sadece AC Sosyal Bilimler Enstitüsü kütüphanesinde bir tane var. İşte bu tek örnek dilimizin sorunlarının çok ağır olduğunu, anadil üzerine çalışmaya temelden başlanılması ve ivedilikle hareket edilmesi gerektiğini gösteriyor.
Ayrıca gereken değeri, devlet diline verilen değeri vermez, devlet dili gibi kullanmazsak anadilimizi kaybedebileceğimiz … tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Biz cumhuriyet Adıge Xase üyeleri anadili korumayı, onu geliştirmeyi, aralıksız çalışılması gereken bir ulusal sorun olarak görüyoruz. Bu nedenle bunun sorumluluğunda olanların, ulusal dile yeterince önem vermemesinin üzüntüsüyle size başvuruyoruz.
Adıgecenin durumuna dair şu tespitleri yapabiliriz:
-Bugün dünyada yaşayan Adıgelerin çoğu Adıgeceyi bilmiyor.
-Adıgece bilenleri çoğu okuma-yazma bilmiyor.
-Okuma-yazma bilen azınlığın çoğu Adıgece kitap, gazete, dergi vb. yayınları takip etmiyor.
Bilindiği gibi, bunların temelinde geçen yüzyılların bizlere yaşattığı felaket yatmaktadır. Bu felaket ulusu darmadağın etti; ulusu muhaceret ve anavatan olarak ikiye ayırdı. Muhaceret kanadı sürgün edildiği Osmanlı İmparatorluğu’nun da dağılmasıyla farklı bir çok ülkede yaşar hale geldi. Rusya’da yaşanan politik değişiklikler de, ulusun varlığını koruması için sağladığı imkanlara karşın, yalnız diaspora ve anavatanı değil, anavatanda yaşayanları da bir birinden uzaklaştırdı. Adıgece iki yazı diline sahip oldu.
Ulusal dilimizin sorunlarının çözümünde en temel görev, dikkat edilmesi gereken, her sorunun çözümünde en önemli unsur, politik bakış açısıdır. ..
 Herkesçe malum olan, kimsenin de inkâr edemeyeceği gerçek Rusya Federasyonu’nun (RF) farklı birçok ulusun yaşadığı bir ülke olduğudur. Tarihi olayların ortaya koyduğu üzere, çok uluslu ülkelerin politikacılarını, ulusal sorunların çözümlerine olan bakış açılarına göre iki gruba ayırabiliriz. ..
Birinci grubun bakış açısı; ülkenin güçlü olması, ülkede birlik olması için, yasaları; çoğunluk ulusun isteklerinden oluşturmayı öne çıkarıyor. Bu bakış açısı, ulusumuz gibi çoğunluk ulusun geçmişte zarar verdiği otokton halkları da kapsayarak; az nüfuslu halkların haklarını, özgürlüklerini kısıtlamayı, onları değersiz kılmayı uygun görüyor. Kısacası … nüfusu az ulusları güvenilmez saymak, baskıyla kontrol altında tutarak yok etmek gerekmektedir. Üzücü olsa da, Rusya’da bu bakış açısını kendine rehber edinen kişi sayısı az değil. Bunların arasında az nüfuslu halklardan çıkan yöneticilerin olması da yürekleri dağlıyor…
İkinci grubun bakış açısı, RF yöneticilerinin radyo ve televizyonda çokça söylediği, gazetelerde yayınlanan, ancak bugün hayata geçirilmeyen bakış açısıdır. Bu bakış açısı, yasaların; ülkede yaşayan farklı ulusların düşüncelerinden oluşturulması gerektiğini kabul ediyor. Yasalarla az nüfuslu halkların haklarının korunması gerektiğinin altını çiziyor. Az nüfuslu uluslarla birlikte, ülkede yaşayan her ulusa, ülkeyi kendi evi kabul etme sorumluluğunu da yüklüyor. Bizce de ülkeyi sağlam bir temel üzerine oturtacak olan bu bakış açısıdır. Ülkeyi demokrasi ve insan hakları alanında diğer dünya ülkeleri arasında seçkin kılacak; ülkede yaşayan her kişiyi, her halkı ülkenin birliğini pekiştirmek, ekonomisini kalkındırmak, ülkedaş farklı ulusların karşılıklı iyi ilişkilere sahip olmaları için canla başla çalıştıracak olan bu bakış açısıdır.
Psikolojik araştırmalar bir insana değer vermemenin, saymamanın ona küfür etmekten, onu dövmekten daha ağır geldiğini ortaya koymaktadır. Daha da kötüsü değer verilmediği halde, değer veriliyormuş gibi davranılması, kendisiyle oyun oynanmasıdır. Ulusları rencide eden de budur. Üzücü olsa da, ulusal dilimizin durumu ile kâğıt üzerindeki yasalar karşılaştırıldığında, “yöneticiler halkımızla alay mı ediyorlar?” düşüncesi akla geliyor…
Bize bunu söyleten:
RF Anayasası 68. maddesinin 2. fıkrasında; Cumhuriyetlerin kendi devlet dillerini belirleme hakkına sahip olduğu, belirledikleri devlet dilinin RF’nun devlet dilinin yanısıra kullanılabilir olduğu, yazılıdır. AC Rusçanın yanında Adıgeceyi devlet dili olarak seçti.
RF Anayasası 68. maddesinin 3. fıkrasında; RF bünyesindeki tüm halkların ana dillerini koruma, öğrenme, geliştirme haklarının garanti altına alındığı, yazılıdır.
RF Eğitim ve Bilim Bakanlığı kararnamesine göre, oturma izni olan herkesin çocuklarını bedelsiz okutabilme hakkı olduğu halde, cumhuriyetimiz yöneticileri bunu kabul etmiyorlar.
“AC’nde yaşayan ulusların dillerine dair” isimli AC kararı, toplantılarda iki devlet dilinin de kullanılması, yapılan konuşmaların tercüme edilmesi, iki dilin aynı oranda kullanılması gerektiği çerçevesini çizen kanunu kabul etti. Adıgece de devlet dili oldu…
Adıgece de devlet dili ancak;
-Anayasamızda, devlet başkanın iki devlet dilini de bilmesi zorunluluğunu düzenleme hakkımız yok.
-AC’nin eğitime yönelik kararı çerçevesinde; her Adıgenin kendi anadilini öğrenmesi zorunluluğu önerimiz kabul edilmedi. Ancak, anadil zorunluluğunun kaldırıldığı Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti RF Anayasasını dayanak göstererek başvuru yaptığında, 15 Mart 2009’da RF Anayasa Mahkemesi, anadilin zorunlu okutulması kararını haklı buldu. Buna rağmen, parlamentomuz güvenimizi sarstı ve yasayı hala kabul etmedi.
-Yöneticilerimizin kararları iki devlet dilinde yazılıp, yayınlanmıyor.
-İki devlet dilinin aynı oranda kullanıldığı toplantılar çok nadir.
-Ulusların dillerine dair yasanın kabul edildiği parlamentoda Adıgece konuşulmuyor.
-Sadece birkaç saat olan televizyon yayınları; bırakın dünyaya dağılan Adıgeleri, Rusya’nın farklı şehir ve cumhuriyetlerinde yaşayan Adıgelere bile doğru dürüst ulaşmıyor.
-Maykop televizyonu kadrosuna Adıgece yayın yapacak eleman almıyor.
-Şehir girişlerinde, Adıgece yazılması gereken tabelalarda Adıgece yazmıyor.
-Adıgece yayın yapan tek gazete ‘Adıge Makh’.
-Çocuk kreşlerinden sadece bir kaçında Adıgece var.
-Adıgecenin olmadığı okul sayısı çoğunlukta.
-1938 yılından beri devlet eliyle Adıgece doğru yazım kuralları kitap olarak yayınlanmadı.
-Devlet eliyle çıkarılan açıklamalı Adıgece sözlük 30 yılı aşkın süredir kitapçılarda bulunmuyor.
-Bilim adamlarımız Adıgece üzerine değerlendirmeleri Rusça yapıyorlar.
-Okullarda Adıgece için ayrılmış ders sayısı çok az.
Dolayısıyla, Adıgecenin ulusumuzun gurur duyduğu, ulusumuza cesaret veren bir dil olması için yapılması gereken, federal kanunlar çerçevesinde eksikliklerin giderilmesidir.
Bunlardan Bazıları:
-Devlet Başkanının iki yazı dilini bilme zorunluluğunun anayasamıza eklenmesi.
-Adıgelerin Adıgece öğrenme zorunluluğu kararının alınması.
-.. Kurumların resmi yayınlarının Rusçayla birlikte Adıgece de hazırlanması, ..
-Alfabemizin eksikliklerinin giderilerek, standartlara uygun bir sistemle düzenlenmesi.
-Gramerimizin eksikliklerinin giderilerek, dilimize ait olmayan kuralların çıkartılması ve bir kitap olarak yayınlanması.
-Adıgece doğru yazım kuralları ve açıklamalı sözlüğün ivedilikle çıkarılması.
-Mevcut Adıgece eğitim sisteminin çağın ve dil alanında ulusun konumuna uygun olarak düzenlenmesi.
-Adıge televizyonunun yayın saatlerinin arttırılması, kardeş cumhuriyetlerin televizyon yayınlarının bir birlerine ulaştırılması için ortak bir istasyon kurulması.
-Televizyon yayınlarının diasporada yaşayan soydaşlarımız tarafından da izlenebilmesi için gerekli çalışmaların yapılası.
-Adıge radyosuna tüm gün yayın yaptırılması.
-Bilmeyenlere Adıgece öğretilmesi.
-Adıgece eğitim görenlere okuma-yazmanın öğretilmesi.
-Adıgece öğrenmede yardımcı ders kitaplarının kolay bulunur hale getirilmesi.
-Her türlü toplantıda iki dilin aynı oranda kullanılması.
-Adıgelerin yaşadıkları ülkelerde RF Büyükelçiliği yardımıyla kurslar açılması.
-Cadde ve sokaklarda bulunan tabela, tarafik işaretleri, pano vs. yazılarının Rusça ve Adıgece yazılması gerekli.
Dil ruh demekse eğer, dili olmayanın milleti yoksa, kendimizi bir ulus sayıyor ve federasyonumuz da bizi bir ulus kabul ediyorsa, cumhuriyetin adın Adıgece’den aldığını unutmadıysak, ulusal dilin yaşatılması, geliştirilmesi gereklidir. ..
Dolayısıyla,
Son olarak tekrar altını çizelim; bir arada yaşayan farklı bir çok ulusça ortak vatanımız RF’nun birliğinin temelini daha da sağlaştırmak, ülkeyi daha da güçlendirmek için; halklar arası saygıya, hoş görüye, sevgiye önem vermeliyiz. Anadillerin değerini arttırmak ve onları geliştirmek için federal ve cumhuriyet kanunlarını hayata geçirmeliyiz.
AC Adıge Xase Başkanı
Hapay Arambıy
(24 Kasım 2009)
Çeviri: Jade Wumar
(Cherkessia.net)

Sayı : 2010 01

Yayınlanma Tarihi: 2010-01-01 00:00:00