Adıgey Okullarındaki Adıge Xabze Dersleri

0
11

1990’dan sonra “Adıge Xabze” Adıgey Cumhuriyeti’ndeki okullara ders olarak kondu. 2007’ye kadar değişik kitaplar hazırlandı ve bunlardan yararlanıldı. 2007’de deneyimli araştırmacı ve bilim insanı Vınereko Mir’in hazırlamış olduğu 7 kitaptan meydana gelen “Adıge Xabz” adlı eser yayınlandı. Bu eser 1.-7. sınıflar için hazırlanmıştır. 
Adıge Yemek Gelenekleri
Adıge Geleneği (AДЫГЭ ХАБЗ)
Sevgili yavrularımız!
Sizler Adıge ulusunun geleceğisiniz. Ulusumuzun ruhu, dilimiz ile geleneğimizdedir. Adıge diline güç katacağınıza, Adıge geleneğini yaşatacağınıza, böylece Adıge yaşamını daha da ileri boyutlara taşıyacağınıza olan inancımız tamdır.
Vınereko Mir
Maykop, Adıge Cumhuriyeti, 2007
Adıge Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı tarafından kabul edilmiştir.
Çeviri:
Hapi Cevdet Yıldız
Çesdes ve Ç’apşe sofralarının özellikleri
(Чэщдэс ык1и к1эрщэ 1анэмэ янэшанэхэр)
Çeşdes, delikanlılığa yeni adım atan/yeni yetme gençler ve kızlar arasında yapılan bir eğlenme biçimidir. Sofra kurma ve toplama biçimi de eğlenceli/komedi türünde (сэмэркъэу хэдъэу) olurdu. Çeşdes’e katılacak kızlar annelerine bildirmeden bazı yiyecekler getirebilirlerdi, gelenek buna izin veriyordu. Delikanlılar da o akşam için anne ya da amcalarının kümeslerini ziyaret edebilirlerdi. Bu gibi şeyler izin gerektirmiyordu. Ardından sofraya konacak yiyecekler, gençlerin yardımlarıyla kızlar tarafından hazırlanır, başkaları bu işe karıştırılmazdı. Gençlerin odun ve su getirerek kızlara yardım etmeleri, kızların sözleri dışına çıkmamaları gerekiyordu. Kızlar dışındakiler yemek kazanına (щыуаны1у) yaklaştırılmazdı. Acemlik nedeniyle bazı yiyecekler yakılabilirdi, ancak kız ya da delikanlı geceye katılan herkesin, iyi ya da kötü demeden birbirine takılma ve şakalaşmalar içinde hazırlanan yiyeceklerden yemeleri gerekiyordu.
Çeşdes’te her türlü yiyecek yapılabilirdi. Çeşdes yemeğinin amacı, her gün evlerde yapılan yiyecekleri yapmak için ustalaşmak gerektiğini anlatmak, öğretmek, gençlerin eksikliklerini görmelerini sağlamak idi.
Çeşdes yapılan evin kadınları yiyecek hazırlamaya katılmaz, gençlerin yaptıklarına karışmaz, sadece yapılanları gözetlemekle yetinirlerdi.
Ne yapsalar, bir şeyleri kırıp dökseler ya da yaksalar bile çocuklara karışmazlar, hiçbir şey olmamış gibi davranırlardı. Gençleri üzecek, onların keyiflerini kaçıracak davranışlardan da titizlikle kaçınırlardı.
Çeşdes sona erdiğinde kız ve erkekler ortalığı birlikte temizler, evin kadınına (бысымгуащэ) teşekkürlerini sunarak sofrayı verirlerdi.
Ç’apşe/yaralı/hasta sofrası (к1эпщэ 1анэ) ise başka bir amaçla kurulurdu, hastayı/yaralıyı neşelendirmek, eğlentiler düzenlemek ve yaralının acılarını azaltmak amaçlanırdı.
Ç’apşe’ye hazır yiyecek, yemeklik (гъомлапхъэ) ve kesimlik hayvan (ныщ) getirilirdi. Bu da yaralı ile onun yakın ve akrabaları arasında var olan ilişkiler, sevgi ve dostluk bağları gereği yerine getirilirdi.
Genel sofralara (ц1ыфыбэ 1анэ) konan, insana güç ve derman veren, iyileştirme özelliği olan yemeklikler (гъомлапхъэ) götürülür, onlardan ç’apşe yiyecekleri hazırlanır ve sofralara konurdu.
Ancak sadece ç’apşe için hazırlanan, başka hiçbir yere götürülmeyen oyun amaçlı bir yiyecek (шхыныгъо джэгуалъэ) de vardı, buna tseldav (цэлдау) (1) denirdi. Tseldav, süt ve bal katılarak kabartılmamış hamur yoğurulur, tavada pişirilir, ucundan kıyısından ısırılabilecek gibi biçimlendirilir, üstünde bir oyuncak (шъхьат1умакъ) bulunan, rendelenmiş bir sopa ile pişirilip kaynaştırılırdı. Tseldav’ın/ekmeğin ortasına yumurta konurdu. Yumurta yaşamı/sağlığı simgelerdi. Hamurdan yapılma süsler de eklenerek tseldav hazırlanmış olurdu.
Hayır/özel gün/düğün sofrası (хъяр 1анэр)
Aile içinde en hayırlı/en sevinçli olayların başında, aile nüfusuna yeni bireylerin katılması gelirdi. Çok kişinin bir araya geldiği, ağırlandığı ya da hizmet gördüğü başlıca olay, ailenin evlenme çağına gelmiş olan gencinin evlendirildiği/düğün yapıldığı, bir yuva kurması olayı olurdu. Düğün başlangıcı, gelinin katılacağı soy ailesine (tlepqe/en geniş aileye) ve köye getirilmesi, yani gelin alma olayı ile başlardı. Düğün sevincinden(нысэщэ хъаяр) daha üstün tutulan ve daha değer verilen bir olay olmazdı. Tüm akraba ve tanıdıklar, ayırımsız düğüne gelir ve ailenin sevincini paylaşırdı. Düğün kaç gün sürecekse –bir gün, üç gün ya da yedi gün- düğüne gelenlerin hepsi hayır/düğün sofrasından yeme içme hakkına sahip olurlardı.
Düğünde verilecek yemekler ve bunların sunuluş biçimi, geleneğe uygun olarak kadınlar tarafından belirlenir/düzenlenirdi. Akraba ve yakın kişilerle komşuların getirmiş olduğu yiyecekler bir yerde/bir odada toplanır, yiyeceklerin başına da deneyimli ve aklı başında bir kadın dikilirdi, buna phonteşhatés (пхъонтэшъхьэтес/sandık başında oturan) denirdi.
Aileye, soya (l’ako/л1акъо) mensup olup evlenip ayrılmış ve ayrı yuva kurmuş olan kadınların her birinin birer sandık (phonte/пхъонтэ/пхъуантэ) dolusu yiyecek getirmeleri gelenek gereğiydi. Yiyecek sandık üzerine yerleştirilen yuvarlak haluj ve ince halujelerle (хьалыжъо хъэрэ-пк1арэ/böreklerle) süslenirdi.
Gelinin çıktığı aileye (tış/тыщ) gönderilen yiyecekler ise, gelinin girdiği ev tarafından en iyi börek ustası (halıjoşş’e/хьалыжъош1э) kadınlar eliyle özel olarak hazırlatılır, kız evine gönderilirdi. Yiyeceği götürme görevi, evin kızlarından ya da babanın kız kardeşlerinden biri tarafından yerine getirilirdi. Oraya en mükemmel yiyecekler, ince börekler ve iki sepet dolusu da palkav (пэлкъау) (2) götürülürdü. Böylesine mükemmel düzenlenmiş yiyecekler önce yaşlılar (nahıj) tarafından tadılır, olur verilirse bu yiyecek tış evi (kız evi) için ayrılır ve gönderilirdi. Ancak düğün yedi gün sürecek olursa, tış’a götürülecek olan yiyecek düğünün son günü düğün evinde ayrıca hazırlanıp yollanırdı.
Düğün gegusuna (нысэщэ джэгу)/düğün eğlencelerine katılım, ehil akraba, yakınlar ve çocukları evlendiği için aileyi kutlayanlardan, o ailenin sevincini paylaşanlardan oluşurdu. Ayrıca köydeki tanınmış kızlara ilkin özel olarak haber verilirdi, sıra oyunlara geleceğinde o gibi –güzel ve seçme- kızlar gönderilen refakatçiler eşliğinde düğüne getirilirlerdi. Önde gelen ve konuk olan delikanlı ve kız grupları da komşu ya da vınekoş (унэкъощ;soy ailesi) ailelerince bölüşülür ve o evlerde ağırlanırlardı. Konuklara götürülecek yiyecek ve sofralar, köyün delikanlıları tarafından düğün evinden konuk bulunan evlere taşınırdı.
Düğün yemeği, phonteşhatés tarafından konuk ağırlanan evlere paylaştırılır/taksim edilirdi. Erkek kasap/aşçı, eti o ailelere dağıtırdı. Konuk sayısına göre, birer kesilmiş koyun ya da birer kısır/kesilmemiş koyun konuk ağırlayan evlerin her birine gönderilirdi. Düğün süresince her gün o evlerle ilgilenilir, gerekenler düğün evinden o evlere gönderilirdi. Her konuk grubu için, gelenek gereği o evlerde günde üç kez bir birini izleyen sofralar sunulurdu.
Düğün (хъаяр) evinde ise, akrabaların en yaşlıları (нэжъ-1ужъхэр), ayrıca gelinin düğüne getirilen kız kardeşleri, gelin ile birlikte ayrı bir yerde yemek yerlerdi.
Hava sıcak (yaz mevsimi) ise köyün çoluk çocuğuna bahçelerde, ağaç gölgelerinde yemek yedirilebilirdi. Onlara sofra ile birlikte sürahilerle (gogon) boza (бахъсымэ;шъуатэ) gönderilirdi. Çoğunlukla gençler bir evde toplanır, içlerinden birkaçını gönderir, düğün evinden yemek getirtirlerdi. Etli yemekler, boza ve ekmeğe değin her türlü yiyecek düğün evinden getirtilirdi (3).Çocukları ve konukları ağırlayan aileler, düğün evinden gönderilen malzemelerle kendileri de yemek hazırlar ve bunları düğün evinden getirilen yemeklerle birlikte konuklara yedirirlerdi.
Düğün evine gelenler, gelenek gereği aynı sofraya değil, konumlarına uygun düşen değişik sofralara otururlardı. Konuklar ve düğüne gelenler, esas olarak birbirlerini gegu (джэгу) eğlenceleri sırasında görürlerdi.
Adige düğün geleneğinde önemli bir nokta bulunurdu: Gelinin gelişiyle nüfusu artmış olan geniş soy ailesi (l’ako/л1акъо) ve gelinin girmiş olduğu daha dar aile, evlenen gençler ve onların mutluluğunu paylaşmaya gelenler, bunların getirmiş olduğu hediyeler, gelinin odasından bahçeye çıkarıldığı sırada düğüne gelenlere gösterilir ve bunların kimler tarafından getirildiği yüksek sesle bir görevli erkek tarafından, o yerdeki -daha çok kadın olan izleyicilere- topluluğa duyurulurdu. Düğünün en anlamlı yanı ise gegu/eğlence alanında sergilenirdi. Düğüne gelenleri bir araya getiren ana etken sofra değil, düğün eğlencesi (gegu) olurdu. Adige geleneğinin diğer topluluklarınkinden farkı, sofra geleneğinden anlaşılır: Rus düğününe katılanlar, genç yaşlı, kadın erkek hep bir arada sofraya oturur, yer içer, şerefe kadehler kaldırırlar.
 
Adige düğünün en canalıcı, gelenek, terbiye kuralları, beceri ve yiğitliğin sergileneceği, ad bırakılabileceği yer, gegu eğlenceleri olurdu.
Adigelerin Yemek Yeme Biçimi (ШХАК1ЭР)İlkokul 1. sınıf ders kitabından
Bıçağı sağa koy. Çatalı (цацэ) sola koy. Kaşığı sağ elinle al.
Ekmeği sol elimizle alıyor, sağ elimizle ekmekten koparıyoruz, ekmek parçasını ısırmıyor, ağzımızı biraz açıp ekmek parçasının tamamını ağzımıza alıyoruz. Kaşık ucuyla çorbayı (стырыпс) ağzımıza götürüyoruz. Et suyunu içtikten sonra, et suyu içindeki eti çatal yardımıyla yiyoruz. Et parçası iriyse, çatal ve bıçak yardımıyla parçalayıp yiyoruz.
            *Etten sadece bir lokmalık parça kesiyoruz.
            Tümünü parçalayıp bu parçaları bir bir yemek uygun düşmez.
            *Kıyma etten yapılmış yiyecekler bıçakla kesilmez, çatalla koparılıp yenir (köfteler gibi).
*“YERSEN/BESLENİRSEN GÜÇLENİRSİN (ФЫГУК1ЭР ЛЪЭК1АП1-FIGUÇ’ER TLEÇ’AP’)” (Adige deyişi).
Örnek alıyorum
Annem, ninem,
Ablam,
Bunların hepsi
Yemek pişirme ustası.
Üstüne biber sosu dökerek
Nefis çorbalar,
Lezzetli salçalı etler,
Yetiştirirler bize.
Yaparlar size su böreği (псы хьалыжъу),
Koyarlar önünüze kalın kremalar (щэтэ 1ужъу),
Getirirler sıcacık beyaz ekmeği,
Yağda kızartılmış, yumuşacık sarımsı börekleri (щэлам шъаб).
Sana getirirler kızartılmış piliç etini (чэтылыбжь),
Beyaz darı kaçamağını
Göz alıcı, iştah açıcı biçimde
Koyarlar sofraya.
Çılbırı, yumurtayı,
Sıcak etli pideyi (лы хьалыжъо стыр),
Daha on çeşit yiyeceği
Sıra sıra getirirler sofraya.
Anemi, ninemi,
Ablamı,
Örnek alıyor,
İzliyorum onları.(S.35-37).
JANE Kırımız
      Adige şairi
Bilgi notları:
 (1)-Tseldav, ipe asılır, elle dokunulmadan sırf dişle yenmeye çalışılırdı. Ç’apşe’de yapılan bu tür dişle ekmek yeme yarışmasına upave (1упао) de denirdi.
(2)-Palkav/пэлкъау-süt, yumurta ve tereyağı ile yoğrulmuş ve mayalanmamış/kabartılmamış hamur, çok ince bir biçimde açılır ve şekerli suya/şerbete daldırılmış bir thurıje (yağda kızartılmış börek) elde edilir.
(3)-Dikkat edilirse, yemek listesinde içki bulunmuyor, bu da Adige geleneğinde alkollü içki kullanılmadığını belli ediyor. İçki Tatar, Abhaz, Rus, Türk gibi halklarla ilişkiler sonucu, bir kısım Adigelerce de içilmeye başlanmış olmalıdır.
Bilgi notları: Hapi Cevdet Yıldız.
 

Sayı : 2010 02

Yayınlanma Tarihi: 2010-02-01 00:00:00