Adığece kelimelerin yazılışı

0
10
– Bir yöntem önerisi –
Murat Papşu
Halk, boy adlarında bazen lehçelerden kaynaklanan farklılıklar olabilir.

‘Kabardey’ kendilerine verdikleri isimken Batı Adığeleri ve Abazalar onlara ‘Kabartay’ der. (Kaberdey ve Kabartey herhalde yazım yanlışıdır). Çemguylara Şapsığlar ‘Kemguy’, Kabardeyler ‘Kemırguey’, Ruslar ‘Temirgoy’ der. Kabardeyler Abzehlere ‘Abadzeh’ der. Besleneyler için ‘Besney’, ‘Besniy’ de denir. Liste uzayıp gider. Biri diğerine göre yanlış sayılmaz, ancak böyle durumlarda prensip olarak kendilerine verdikleri isimler esas alınır. Yani ‘Kabardey’, ‘Abzeh’, ‘Çemguy’, ‘Besleney’…
Adığecenin yazılı dile dönüşmesinin üzerin­den, az çok bazı yayınların basıldığı ilk yıllar­dan alırsak yaklaşık bir asır geçti. Kafkasya’da Kiril alfabesinin esas alındığı 1930’lardan itibaren, birçok ağızdan oluşan Adığecenin iki lehçesi (Doğu (Kabardey) ve Batı lehçeleri) standart hale geldi. Yazım kuralları da (Adıgey’deki Bjeduğ-Çemguy çekişmesini abartmazsak) bugüne kadar olan süreçte yerleşti. Adığecenin her iki lehçesi için de, Türkçede yazım kılavuzu denilen orfografi sözlükleri hazırlandı.
Türkiye’de Adığece eğitim olmadığı ve Kiril alfabesiyle Adığece yazabilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmediği için henüz bir ‘yazım ku­ralları’ sorunumuz yok. Olursa da çözümü kolay; bir ‘orfografi sözlüğü’ edinmek. Türkiye’de yaşa­nan asıl sorun Adığece (ve diğer Kafkas dillerinde) kelimelerin Türkçede nasıl yazılacağı. Nart dergisi ve Jıneps gazetesi başta olmak üzere, hemen bütün yayınlarda ve internette bu konuda bir karmaşa hüküm sürüyor.
Türkçede 1980’lere kadar geçerli yazım kuralı­na göre, yabancı dillerdeki özel isimler ve alıntı kelimeler okundukları gibi yazılırdı (orkestra, parag­raf, trafik, Vaşington, Şekspir). O tarihten sonra ise, İngilizcenin artan etkisiyle olsa gerek, orijinal yazım benimsendi. Şimdi artık Washington yazıyo­ruz, cafe yazıp kafe okuyoruz. Arapça, Rusça, Yunanca gibi farklı alfabe kullanan dillerden aktarım­da ise (İngilizce üzerinden yapılmıyorsa) farklı bir kural işliyor; nasıl okunuyorsa öyle yazılıyor. (Miçotakis, Yeltsin, Çaykovski, Şevardnadze vb.).
Adığe­cede Kiril alfabesi kullandığına göre, sorunumuz farklı alfabe kullanan bir dildeki metni veya keli­meyi başka bir dile nasıl aktaracağımız. Bunun için başvurulan iki yöntem var. Birincisi transliterasyon. ‘Yazaç çevrisi’ diye bir Türkçe karşılık uydurulan transliterasyon, bir alfabedeki harfleri veya fone­tik sesleri başka bir alfabeye sistematik olarak uyar­lamak demek. Kelimeler okunuşları dikkate alın­madan harf harf aktarılır, yani yapılan bire bir harf çevirisidir. Asıl alfabedeki harflerle, aktarılan alfa­bedeki harfler arasında bir eşleştirme yapılır. Bu şekilde kaynak dildeki kelimenin tam olarak nasıl yazıldığını çıkarmak da mümkündür.
Adığece bir metni Latin alfabesine aktarmak veya Latin harfleriyle Adığece yazmak için transli­terasyon yöntemi kullanılabilir. Fakat çok sayıdaki öneri dışında genel kabul görmüş bir Latin alfabesi yok.* Bir metni bu şekilde aktarabilmek için kelimelerin orijinalinde (Kiril alfabesinde) nasıl yazıldıklarını ya da eşleştirilen harflerin ses karşılıklarını bilmek gerek. Önerilen Latin alfabelerinden biriyle birkaç örnek: хабзэ– xabze (gelenek, töre), жъуагъо– jhuagho (yıldız), цуакъэ– chuakhe (ayakkabı), шъэожъый – ssevvojhıy (erkek çocuk, oğlan), (Kab.) щIакхъуэ – sh’akxhue (ekmek). Görül­düğü gibi dili bilmeyen, bilse de harflerin okunuşunu bilmeyen biri için kolay değil.
İkinci yöntem ise transkripsiyon (çevriyazı, fone­tik yazı). Bir dilin kelimelerinin, ki bunlar genelde özel isimler olur, bir başka dilde okunmaya uygun şekilde yazılmasıdır. Mesela Charlemagne’ı ‘Şarlmayn’, Bordeaux’yu ‘Bordo’ olarak yazmak transkripsiyondur. Bu yönteme özellikle Arapça, Yunanca, Rusça gibi farklı alfabelerdeki kelimelerin Türkçe yazımında başvurulur. Transkripsiyonda her ses (fonem) aktarılan dilde kendisine en yakın harfe (veya harf grubuna) çevrilir.
Şimdi, bu bilgiler ışığında Adığece kelimeler Türkçede nasıl yazılmalı, örnekler üzerinden tartı­şalım. Konumuz olan kelimeler genellikle özel isim­ler (kişi, halk, sülale, yer vb. adları) ile Türkçede ve Türk kültüründe karşılığı bulunmayan veya bulun­sa da özel bir önem atfedilip Adığece olarak kulla­nılması tercih edilen kelimeler. Birinci soru, Adığece özel isimlerin ve kelimelerin Türkçeye aktarılma­sında yöntem transliterasyon mu yoksa transkrip­siyon mu olmalı? Eğer bu isimler/kelimeler Türkçe bir metin içinde geçiyor ve Türkçe okuyan insanlara hitap ediyorsa, elbette yöntem transkripsiyon yani okunuşa göre aktarım olmalıdır. Bu durumda bire bir harf çevirisiyle Türkçeye aktarım ilke olarak yanlış olduğu gibi, kelimeleri garip şekillere sokarak Adığece telaffuzuyla insanlara okutmaya çalışmak da anlamsız bir çabadır.
En yaygın örnekler üzerinden devam edelim. Görüldüğü kadarıyla Adığece kelimelerin yazımında en sevilen harf ‘x’ (Abzex, xabze, zexes, xase, xeku). İkinci sırada da ‘w’ geliyor (Wubıx, wunafe, wored). Hangi harfin karşılığında kullanıldığı çok net olmasa da bazen ‘q’ ile de karşılaşıyoruz.
1) Eğer bu kelimeleri Türkçe yazıyorsak, Türk alfabesinde bu harfler yok.
2) Batı dillerindeki harfleri (İngilizceyi) esas alı­yorsak, x harfi ‘ks’ ya da bazen kelime başına ol­duğu gibi ‘z’ okunur (Xerox – Zeroks, Xenophobia – Zenofobia). Bu yüzden Abzeks, Vubıks, ksabze / zabze diye okunması muhtemeldir.
3)’X’ ile yazılan sesin karşılığı olan harf Kiril alfabesinde de aynıdır (хабзэ, Абзэх). Kiril alfabesinden ödünç alınmış olabilir mi? Öyleyse diğer harfleri neden Latin karakterlerle yazıyoruz?
4)Adığecede hiçbiri Türkçedekinin karşılığı olmayan üç ayrı h sesi var (х, хь, хъ). Neden sadece biri için böyle bir tercih yapılıyor? Ayrıca Adığecede Türkçede olmayan çok sayıda ses (harf) var. Onlar için de bir karşılık bulmak gerekmez mi? Böyle yaptığınız zaman da bu transliterasyon, yani harf çevirisi oluyor.
X harfi bazen diğer h’ler (хь, хъ) için de kul­lanılıyor. Bazen de aynı sesin karşılığı olarak kh kullanılıyor (khase, Abzekh, Ubıkh). Rusçadaki ‘x’ harfinin İngilizce yazılışı böyledir, oradan mı çağrışım yapıyor acaba? Önerilen Latin alfabelerinin bazıla­rında ‘kh’ къharfinin karşılığıdır (Khabardey).
Transkripsiyonu esas alıyorsak yöntem bellidir; Türkçede ses karşılıkları olmayan harfleri en yakın harfle karşılamak. (х, хь, хъ harflerini sadece h ile; к, къ, кхъ harflerini ‘k’ ile; ш, шъ, щ, щIharflerini ‘ş’ ile; ч, чъ, чI, кI harflerini ‘ç’ ile vb.). Dolayısıyla bu yönteme göre doğru yazım Abzeh, habze, zehes, Vubıh, vunafe, vored vb. olmalıdır. Bazı Adığece harfler (sesler) iki harfle Türkçeye aktarıla­bilir; ц – ts (Цей –Tsey), дз – dz (Дзэмыхь – Dzemıh), лъ – tl (Лъэпщ – Tlepş).
Okunuşa göre yazım (transkripsiyon) yöntemini kullanmayanlar, en azından harf aktarımı (transli­terasyon) yöntemini uygulayabilirler. Ancak sıkça gördüğümüz yazım örnekleri, ne deve ne kuş misali bu iki yönteme de uymuyor. Türkçe, İngilizce ve Kiril (?) alfabelerinin karışımı yeni bir tarz…
Örnekler üzerinden devam edelim.
Adige, Adıge, Adıghe, Adığe – Orijinali адыгэ diye yazılır. Гharfi Adığece kelimelerde ğ, Rusçadan geçen kelimelerde g okunur. Dolayısıyla Türkçede ‘Adığe’ diye yazılır ve okunur.
Adığece okumayı bilmeyenler de en azından evlerinde, köylerinde öyle telaffuz edildiğini duymuşlardır. Öyleyse yaygın ‘Adıge’, ‘Adige’ tercihlerinin nedeni ne olabilir? O harfin her kelimede g okunduğunun zannedilmesi ya da Türkçeye böyle daha çok yakıştığının düşünülmesi mi? Bir de Adighe ekolü var; o da Batı etkisin­den herhalde, İngilizcede Adyghe diye yazılıyor.
Halk, boy adlarında bazen lehçelerden kay­naklanan farklılıklar olabilir. ‘Kabardey’ kendilerine verdikleri isimken Batı Adığeleri ve Abazalar onlara ‘Kabartay’ der. (Kaberdey ve Kabartey herhalde yazım yanlışıdır). Çemguylara Şapsığlar ‘Kemguy’, Kabardeyler ‘Kemırguey’, Ruslar ‘Temirgoy’ der. Kabardeyler Abzehlere ‘Abadzeh’ der. Besleneyler için ‘Besney’, ‘Besniy’ de denir. Liste uzayıp gider. Biri diğerine göre yanlış sayılmaz, ancak böyle durumlarda prensip olarak kendilerine verdikleri isimler esas alınır. Yani ‘Kabardey’, ‘Abzeh’, ‘Çemguy’, ‘Besleney’..,
Cumhuriyetlerin adlarında en yaygın yanlış Adıgey’e ‘Adıge Cumhuriyeti’ demek; ‘Adığe’ yazıl­malı dedik ama cumhuriyetin adı olarak Adıgey yerleşmiş durumda. “Karaçay- Çerkes Cumhuriyeti”nde en sık görülen yanlış cumhuriyetin adındaki ‘Çerkes’ le başkentinin adı ‘Çerkessk’ i karıştırmak (Karaçay- Çerkessk Cumhuriyeti). Sanırım Rusçadan kaynaklanıyor (Karaçayevo-Çerkesskaya Respublika). Bu sondaki – ssk (aya) takıdır; şehir adlarındaki de aynı şeydir ama isimle kaynaştığından takı muamelesi görmez (Kislovodsk, Novorossiysk, Çelyabinsk, Arhangelsk vb.). Bir de yazarken iki öğe arasına tire koymak ve Karaçaylarla Balkarları unutmamak lazım; Kabardey Cumhuriyeti diye bir yer yok. İlk kez geçtiğinde tam olarak yazıp, sonra kısaltmalarını kullanmak da pratiklik sağlar (AC, KÇC, KBC).
Türkçede karşılığı olmayan idari birim adları (‘rayon’, ‘kray’) olduğu gibi kalabilir; ‘Krasnodar Krayı’, ‘Tahtamukay rayonu’ denebilir.
Kafkasya’da farklı idari birimlerde yaşayan Adığelere Rusçada farklı adlar verilmesi yine bir karışıklık nedeni. Rusçada Adığeler için kullanılan dört etnonim var: Adıgeyets, Çerkes, Kabardin ve Şapsug. Resmi teze göre bunlar tarihteki Adığelerden türemiş dört halk oluyor. Daha çok çeviride karşılaşılan bu sorun, gerekiyorsa nereli olduğu belirtilerek hepsi için Adığe veya Çerkes denerek çözülebilir. Türkiye’de Kafkasya ‘uzmanlarının “Adığeler, Kabardeyler, Çerkesler ve Şapsığlar” diye sıraladıklarını sık sık görüyoruz. Bunu onların cahillik­lerine verebiliriz ama bizim yayınlarda da “Adığeler ve Kabardeyler”, “Adığece ve Kabardeyce” az rastlanan bir garabet değil. Bu da ‘Adıgeyets’i Adığe diye tercüme etmekten kaynaklanıyor. Biraz yapay görünse de bunu ‘Adıgeyli’ diye çevirmek daha doğru olur. Dilden bahsederken de batı Adığecesi, batı lehçesi denebilir.
‘Abhaz’ adının Türkçedeki kullanımı da oldukça sorunlu. Rusçadaki adlandırmayı esas alıyorsanız, Abhazlardan başka bir de Abazinler (Kuzey Kaf­kasya’da, KÇC’de yaşayan Abazalar) var. Abhazyalı Abazalardan bahsederken ‘Abhazlar’ demek yanlış değil ama o zaman da diğerleri için ‘Abazin’ demek gerekir. Bütün Abazaları ‘Abhaz’ olarak adlandırmak ise etnonimlerin kullanımı bakımından olduğu kadar etik olarak da yanlış. Bu, Türkiye’de pek aşina ol­duğumuz, birilerini yok sayarak, diğerlerine dahil ederek birlik beraberlik sağlama anlayışına işaret eder ki, tartışma doğurmaya adaydır.
‘Asetin’ de bir dönem yaygın olan ve artık terk edilmesi gereken bir aktarım yanlışı. Rusçada milliyet adlarının çoğuna -in takısı gelir (Tatarin, Gruzin, Armyanin, Kabardin vb.). Rusçada ‘Osetin’ diye yazılır ve vurguyla ilgili bir kuraldan dolayı Asetin diye okunur. Türkçeye ‘Oset’ olarak aktarmak da­ha doğru olur.
Sülale adlarında ‘oğlu’ anlamındaki takıya -ka, -ko, -kua, -kue gibi değişik biçimlerde rastlanıyor. İki lehçe arasında küçük bir farkla, Kabardeycede –къуэ, Batı lehçesinde –къо diye yazılıyor. Okunuşa göre aktarma yöntemini esas alıyorsak -ko diye yazılmalı, ki Batı lehçesinde de yazılışı zaten öyle. Gerçi son zamanlarda Kafkasyalıların soyadları Rus­ça biçimiyle, yani -ov, -ev takılarıyla birlikte yazılıyor. Soyadlarını orijinal şekliyle, yani bu takılar olmadan yazmak ilke olarak daha doğrudur. Kiril alfabesindeki (hem Rusçada hem Adığecede) ‘e’ harfi kelime ve hece başlarında ‘ye’ okunur. Özel isimleri Türk­çeye aktarırken buna dikkat etmeli (Eziev değil ‘Yeziyev’; Aliev değil ‘Aliyev’).
Yayınlar başta olmak üzere mümkün olan her ortamda Çerkeslerin sülale adlarını da kullanmalarını teşvik etmek, bunu yaygınlaştırmak gerekir. Kelime­lerin yazımında bir standart sağlanamamasının, bu kadar farklılığın nedeni herhalde yazanların bunu başka bir alfabeden aktarım olarak algılamaması. Gerçi her iki yöntemi uygulayabilmek için Kiril alfa­besini ve kelimelerin nasıl yazıldığını bilmek, müm­künse el altında bir sözlük bulundurmak gerekiyor. Bu Türkiye için çok idealist bir yaklaşım gibi görünse de, en azından yazı yazanlardan ve editörlerin­den/redaktörlerden beklenmelidir.
·                Bu konuda bir standart sağlamak için Kafkas Derneği tarafından 16-19 Mayıs 2003 tarihlerinde Ankara’da “Anadili ve Alfabe Konferansı” yapılmıştı. Kafkasya’dan dilbilimci akademisyenlerin, Türkiye’den de biz amatör dilcilerin katıldığı toplantı sonunda iki Adığe ve iki Abaza Kiril alfabelerindeki harflere karşılık olabilecek Latin harfleri taslağı ortaya çıkmıştı. Bu taslak Dünya Çerkes Birliği toplantısında görüşülecek ve kabul edilirse ilan ve teklif edilecekti. Ancak, bildiğim kadarıyla hiç gündeme gelmedi ve nafile bir girişim olarak kaldı. (Kaynak: Nart Dergisi – Sayı:70)

Sayı : 2010 04

Yayınlanma Tarihi: 2010-04-01 00:00:00