Ezberbozan

0
9
Dünya Türkiye Değişim ve Çerkesler
Yalçın Karadaş (K’eref)

Yalçın Karadaş
 
Bu ayki yazımı düşünür ve bunca vurucu gündemden hangisini seçsem diye kafa yorarken Yaşar’dan ilham geldi. Her telden kısa kısa aklıma gelenleri karalamak istedim. Önem sırasına göre değil, aklıma gelen sırayla…
1-Ezberci – İnkârcı Sol, Ezberci – İnkârcı Statükoya Karşı
Yeni bir kitap daha okudum ve bu ülkenin kendini “sol” diye nitelendiren, statükonun ve düzenin adaletsizliğine itiraz edenlerin ne derece “ezberci” olduklarını bir kez daha gördüm.
 “Resmi İdeoloji ve Kemalizm” bu ay Akademi yayınlarınca basıldı. 13 Aralık 2009 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen bir sempozyum kitaplaştırılmış. Katılımcıların tamamı ilerici, demokrat; hatta sosyalist. Kitabı okuyunca yüzlerce kez olduğu gibi, yine görüyorum ki, resmi tarihe ve statükoya karşı çıkan Türk-Kürt aydınları kendi resmi ideolojileri ve iki kimlik dışındakileri anmayı bile aklına getirmeyen bir “statüko” yaratma konusunda emin adımlarla ilerlemekteler.
Bu ülkeyi sadece Türk ve Kürt ulusları kurmuş ve sadece Kürtler haksızlık ve inkâra maruz bırakılmış gibi ağızlardan bu iki sözcük düşmüyor.
Yazarlardan Kürt aydını Naci Kutlay’a ait kısmında,
 “..19-21 Ekim’de Amasya’da yapılan toplantıda Heyeti Temsiliye adına M. Kemal, R. Orbay ve B. Sami Beyler, İstanbul Hükümeti adına da Bahriye Nazırı Salih Paşa bir araya gelir. Bunların tümü Türkiye’nin geleceği üzerine anlaşmaya varırlar…
..Bu metni imzalayanlardan bir tek M. Kemal Türk’tür. Diğerlerinin hepsi; R. Orbay, B. Sami, evinde toplantı yaptıkları Albay (General) Naci ve İstanbul’dan gelen Salih Paşa, hepsi Çerkez’dir. Burada şunu söylemek istiyorum; yani kimsenin öyle (Türklük-YK) bir derdi yok, bütün söyledikleri, ‘Bu memleketi kurtaralım, Türkiye’yi oluşturalım’..”
Yukarıdaki paragraf yanında Çerkes Ethem ve onun nasıl haksız tasfiye edildiği; Birinci Mecliste Kürdistan yanında Lazistan mebuslarının olduğu vb. defalarca söz konusu edilirken, konu halklara, dillere ve kimliklere gelince Çerkes ya da Laz, Gürcü, Boşnak, Arap, Zaza vb. halklarının hiç birisi kaale bile alınmıyor.
Ezberci, inkârcı statükoya karşı, başka bir ezberci, statükocu ve inkârcı anlayış yükselişte.
Bu yanlış yol değişmelidir ve bu tür toplantılarda bizim de kimliğimizle yer alabileceğimiz, tüm Türkiye halklarının haklarının savunulabileceği ortamların yaratılması temel mücadelelerimizden birisi olmalıdır. Bu bağlamda Türkiye diyasporasında Kafkas kökenli Çerkes, Laz, Gürcü vb. halkların demokratik kesimleriyle işbirliğini yükseltmek zorundayız.
2- Çerkes (Circassian) Kelimesi Sonunda Dünya Gündeminde
Üst örgütlenmelerimiz olma iddiasındaki Dünya Çerkes Birliği (DÇB) ve Türkiye uzantısı Kaf-Fed, Çerkeslere sürgün ve soykırım uygulandığını teyit edip, çifte vatandaşlık ve dönüş hakkını ifade eden 1997 UNPO (Unrepresented Nations and Peoples Organization- Temsil edilmeyen Uluslar ve Halklar Örgütü) kararını unutturmaya ve kitleyi suskun bırakmaya devam etsin, birileri bir ağızdan herkesi susturmak pahasına dışımızda bilinmeyen Adığe kelimesini Dünya gündemine sokmaya uğraşsın, yıllardır söylediğimiz ve mücadele ettiğimiz, uluslar arası bir önemli kavram olan ve bizi tanımlayan Çerkes ya da Circassian yahut Cherkess kelimesi ve Çerkesya- Circassia veya Cherkessia, “soykırım- genoside” kelimesiyle birlikte Dünyanın gündemine oturdu. Bu çok önemli bir gelişmedir ve detaylarda birbirimizi eleştirsek de pek çok aydın, kurum ve sanal site bunda emek sahibidirler. Hepsine peşinen teşekkür ediyoruz.
Artık bu kavramlara işlerlik kazandırmak ve bunun içini doldurmak; emperyal oyunlarda kullanılır olmamak için “uluslar arası bir ortak akıl arayışı ve örgüt”e gereksinim acil durum almıştır. Artık Türkiye diyasporasını, sadece demokrasi için yola çıkmış, kendi insanlarınca oluşturulan Demokrasi İçin Çerkes Girişimi (DİÇEG) gibi bir sivil inisiyatife ve aydınlarına bile tahammülü olmayan, anti demokratik, tek tipçi ve statükocu Kaf-Fed’in, Dünya Çerkeslerini de FSB’nin tam kontroluna girmiş DÇB’nin temsil edemeyeceği gün gibi ortaya çıkmıştır.
Detaylar gazetemizin çeşitli sayılarından ve sanal dünyadan izlenebilir.
3- Ergenekon ve Balyoz ve Çerkes Kökenli, Kendi Halkının İnkarcısı Statükocular
2 Nisan 2010 itibarı ile, 4 kişi dışında tüm Balyoz sanıkları Hakim Oktay KUBAN tarafından serbest bırakıldı. Bunun böyle olacağını haftalardır bekliyorduk. Hakim O. KUBAN gelecek ve o nöbetçi hakim iken başta eski 1. Ordu Komutanı, Çerkes asıllı- ama Türk milliyetçisi- Çetin Doğan ve emrindekiler salıverilecekti. Oldu!
Ortalık gittikçe karışıyor, saflar sıklaşıyor ve Çerkes asıllı bazı insanlar sayesinde hem Türkçü, hem Kürtçülerin hem de devletin hedefi haline geliveriyoruz. Böyle bir haksızlık ve utanca karşı çıkmalı, kendimizi ifade etmeliyiz.
Yine örgütlenme gereği, hem de kafe, apsuwa, kaşen, şeşen örgütlenmesi değil; siyasal, akademik DÜNYA ÇERKES ENSTİTÜSÜ hedefimiz olmalıdır.
4- Moskova Eylemi
Moskova’da iki metro istasyonunda ve akabinde Dağıstan’da intihar eylemleri yapıldı. Pek çok masum insan ölürken, asıl ölmesi gerekenler, sorumlular ve cezalandırılması gerekenler yine yalanlar uydurmaya devam ettiler. Parçalanmış bir kadının Kuzey Kafkasyalı tipinde olduğunu nasılsa tespit edip, sonra da birkaç fotoğrafı basına servis ettiler.
RF’nunda tüm Kafkas halkları devletçe hedef gösterilmekte ve bu ahlaksızlığa ses çıkartanlar sindirilmekte, olmazsa öldürülmektedir. Çünkü demokrasi yoksunu ülke sadece Türkiye değil, ondan beterleri de vardır.
Terörün her türünü lanetlesek de devlet terörünün sorgulanmamasını da kınıyoruz.
Rusya devleti ilelebet Kafkas halklarını karşısına alarak yaşayamaz. Çerkes adını bile anmadan yapılmasına niyet edilen 2014 Kış Olimpiyatları vesilesi ile, Çerkesler’den başlayarak halklarla barışmak ve özür dilemek Rus kimliğine sadece onur kazandırır.
Geri zekâlı, çağdışı, ırkçı yaklaşımlarla devletler yönetilemez; devletler, halklar ve kimlikler ayakta kalamaz.

Sayı : 2010 04

Yayınlanma Tarihi: 2010-04-01 00:00:00