Jıneps’ten Taraf yazarı Aytaç’a yanıtı

0
12

Derin Çerkesler’ için apoletika…!
Sermayenin hızla globalleştiği, mal ve hizmetlerin uluslar arası piyasada belirlendiği bir dönemden geçerken ulus devletin de niteliği değişmeye başlamıştır. Bu durumdan Türkiye de alabildiğine etkilenmiştir. Bu etkileniş hakim ulus hegemonyasının azalmasına, sermayeye bağlı güçlerin artmasına da neden olmuştur. Sonuç olarak ulus devletler derinden sarsılmıştır. Bu durum ulus devletlerin hakim olmayan etnik yapılarının da kendilerinin ifade yolunu açmıştır. Akabinde ulus devletler tarafından azınlıklarla ilgili bir çok açılımlar yapılmıştır.
Türkiye de istenilen ölçüde olmasa da bu konuda bir takım açılımlar yapmaya çalışmıştır. Bu bağlamda ülkeyi derinden etkileyen operasyonlar  yapılmıştır. Bu operasyonlar yapılırken, basın da kendine göre yeniden yapılanmaya başlamıştır. Bazı basın organları hükümetin yanında saf tutarken bir kısım basın ise eski bildik ezberlere devam etmeye çalışmıştır. Her iki basının dışında Taraf gazetesi liberal çizgisi ile sert, sözünü kimseden esirgemeyen tutumu ile, başta askeri hegemonyaya açtığı savaşla gündemde kalmış ve tartışılmıştır. Taraf gazetesinin söylemleri ve liberal çıkışları ile hükümetin açılımlarının bir bölümü örtüştüğünden gazete hakkında hükümet yandaşı, dış destekli gibi söylemler de artmıştır. Taraf gazetesi bazen komünistleri bazen CHP yi bazen AKP yi eleştirdiği için kendisine net bir taraftar bulamamıştır. Ancak; bireysel ve etnik özgürlükler, vatandaşa askeri dönemlerde yapılan baskı – sürgün – işkence gibi durumları güncelleştirmiş olduğu için her kesim tarafından okunan bir gazete olmuştur.
Bütün bu gelişmelere rağmen Taraf gazetesi yazarlarının bir bölümü halen milliyetçi-ulusalcı tutumlarından kurtulamamışlardır.
Taraf gazetesinin 31 mayıs tarihli sayısında Önder Aytaç, CHP deki gelişmelerle ilgili yazısının tamamında genel sekreter Önder Sav ve CHP nin ulusalcılığını eleştirmiştir. Bunu yaparken her ne kadar ulusalcılığa karşı bir yazı yazmayı planlamışsa da, bu yazıyı kendi ulusalcılığının gölgesinde yazmıştır. Aytaç yazısının bir bölümünde diğer ulusalcılar gibi Çerkesler’e gönderme yaparak “derin Çerkesler” deyimini kullanmıştır. Aslında Aytaç’ın bu ifadesinin, Adana Büyükşehir Belediye Başkanının istifası sonrası gelişmelerde Çerkes Ethem benzetmesi yapan MHP milletvekili ile, televizyon programlarında benzeri konuşmalar yapan Şamil Tayyar’ın ulusalcılığı arasında bir fark görünmemektedir.
Aytaç bu açıklamada özetle CHP yi Önder Sav aracılığı ile derin Çerkesler’in yönettiğini ifade etmektedir. Bu durumun gerçek olup olmamasının sorgulaması ya da karar verme yetkisi tarafımızda olmamakla birlikte bildiğimiz kadarı ile CHP yönetimi ya da milletvekilleri arasında Sav dışında sadece bir Çerkes milletvekili vardır. Sayın Sav bu ülkenin bilinen en eski Türk milliyetçilerindendir. Bütün performansını Türk devletinin bekası ve Türk Ulusunun hakimiyeti için harcamıştır. CHP içinde çok ciddi gücü olduğu bir gerçektir. Ancak; sayın Sav asla bir Çerkes’i özellikle de Çerkes kimliğinden dolayı partisine almaz. Ya da ona imtiyaz tanımaz. Sayın Sav’ın genetik olarak Çerkes kökenli olduğu doğrudur. Ancak; vefat eden bir Çerkes parti delegesinin cenazesinde akrabalarının Çerkesçe dua etmiş olması nedeni ile tepki göstererek cenazeden ayrılacak kadar da Türkçü olduğu bir gerçektir. Bütün bunlar bir tarafa, kötülükle ve hainlikle Çerkesliği yan yana getirmek ta ki Çerkes Ethem olayından kalma ulusalcı –milliyetçi bir gelenek. Tabi ki Aytaç’ın da bir Türk kökenli olarak bu gelenekten kopmasını beklemiyoruz. Zira ulusalcılık, milliyetçilik Taraf gazetesinin değiştiremeyeceği kadar köklüdür Türkiye’de. Diğer yandan Türkiye’de Türk kökeninden gelmeyen milyonlarca insan vardır, bunların bir bölümü istihbarat örgütlerinde, bir bölümü derinliklerde yaşamaktadır.
Sayın Aytaç bu ülkede bir çok Arnavut, Makedon, Gürcü kökenli generaller var. Siz zaman zaman bunları eleştirdiniz, bunlara tanık olduk. Neden onların başına kökenlerini koyma ihtiyacı hissetmediniz? Çerkesler’e özel bir husumetiniz mi var? Merak etmeyin, Türkiye’de kendisine Çerkesim diyenlerin hepsi yeryüzünde, derinlere inmenize gerek yok. Başınızı çevirdiğinizde hemen görebilirsiniz. Fakat biz sizin kafanızın yarısını bir türlü göremiyoruz.
Önder Aytaç ne demişti?
Taraf Gazetesi yazarı Polis Akadamesi Öğretim Üyesi Önder Aytaç, Taraf’taki 31.5.2010 tarihli yazısında”Kılıçdaroğlu ‘Köroğlu’ysa Bolu Beyi CHP’nin eşbaşkanı mı” başlıklı yazısında özetle şu ifadeleri kullanmıştı:
“Altan; ‘Gönlüm, AKP ile ‘ilerici’ hamlelerde yarışan bir CHP’nin çıkmasını, değişimi hızlandırmasını, akan kanı durdurmasını, çocukların daha iyi yaşayacağı şartları oluşturmasını, iktidar partisini ‘eteğinden tutmak’ yerine ileri itmesini istiyor. Kılıçdaroğlu bunu yapabilirse, CHP kazanır, ülke kazanır, insanlar kazanır, herkes kazanır, sadece ‘haksız ve gizli bir iktidarı’ elinde tutanlar kaybeder” değerlendirmesinde bulunuyor. O zaman anahtar soru şu: Kılıçdaroğlu bunu başarabilecek mi?
Derinlerdeki Çerkeslerle uyumlu çalışan CHP eşbaşkanı Sav, Tekin’i MYK’ya almadı. Daha önce kendisine bağlı üç genel sekreter yardımcısı olan Sav, bu sayıyı da dörde çıkardı. Eski genel sekreter yardımcıları Değer ve Ali Özpolat ile 78 yaşındaki akraba Atilla Sav yeniden PM’ye seçildiler. Umuyorum CHP eşbaşkanı Sav’ın, Baykal krizinin çıkması ile hiçbir ilgisi yoktur.
Yönetimdeki Bingöl ve Okay, Sav’a yakın isimler. Batum ise Demokrat Partili Sadık Batum’un oğlu. Batum, Cindoruk’un ekibinden ve kıblesi neredeyse onlarca kez Okuyan gibi yön değiştirmiş birisi ve o da Sav’ın arkasında…”
 

Sayı : 2010 06

Yayınlanma Tarihi: 2010-06-01 00:00:00