Abhazya Dış Politika Danışmanı Viacheslav Chirikba Türkiye’deydi

0
8
Gazze duyarlılığını bize de gösterin

Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş’ın Dış Politika Danışmanı Viacheslav Chirikba, Türkiye devletine seslenerek “Türkiye’nin Gazze’deki ablukaya karşı takındığı tutumu Abhazya’ya uygulanan ambargoya karşı da sergilemesini bekliyoruz. Türkiye’nin Abhazya’yı tanımasının şimdilik mümkün olmadığını biliyoruz. Ama iki ülke arasında kültürel ve ticari ilişkiler kurulabilir” dedi
***
‘Bizim Gürcü halkıyla bir problemimiz yok. Her zaman dosttuk, dostuz ve dost olacağız. Problemimiz aşırı milliyetçi bir politika güden Gürcistan yönetimiyle’
Ekim ayında başlayan Abhazya ve Güney Osetya’nın güvenliğinin sağlanması için yürütülen Cenevre görüşmelerinin açmaza girmesinin ardından Türkiye’ye gelen Abhazya Devlet Başkanı Sergey Bagapş’ın Dış Politika Danışmanı Viacheslav Chirikba, çeşitli temaslarda bulundu. Türkiye diasporasındaki sivil örgütlenmelerle görüşmeler yapan Chirikba, basına yönelik olarak da bilgilendirme toplantısı yaptı.
Abhazya Devleti’nin kuruluşu ve Gürcistan’la ilişkiler başta olmak üzere, bölgede ABD ve Rusya’nın rolü ile Abhazya –Türkiye ilişkilerini anlatan Chirikba, Abhazya’nın yeni yol haritasını da açıkladı.
Chirikba, hedeflerinin daha fazla ülke tarafından tanınarak, Rusya’ya bağımlılığı azaltacak ilişkiler geliştirmek olduğunu anlattı. Yakında bir Türk şirketinin de yer aldığı konsorsiyumun yenileyeceği Karadeniz’in en uzun havaalanı Babuşera’nın açılacağı müjdesini veren Chirikba, Abhazya’da dağlardan geçerek Rusya’ya ulaşacak bir yol yapılmasının planlandığını, bu yolun açılmasının Türkiye ile ticari ilişkilerde önemli olacağını belirterek şunları ekledi: “Abhazya’da inşaat patlaması yaşanıyor. Çok büyük potansiyel var aslında. Ancak Türk yatırımcılar ve iş adamları az. Abhazya’daki hukuk düzenlemesi, yatırımcılar için çok büyük avantajlar içeriyor. Türk girişimciler için Abhazya çok uygun olabilir.”
Viacheslav Chirikba, 6 temmuzda Point Otel’de gazetecilerle yaptığı kahvaltılı toplantıda, şu konulara değindi:
Stalin’in Gürcüleştirme politikası
Abhazlar küçük bir ulus. Ortaçağda bir Abhazya Prensliği vardı. 19. yüzyıl başlarına kadar varlığını sürdürdü. 1810’da Abhazya Rusya İmparatorluğu’na dahil oldu. Abhazya Prensliği 1864’e dek Rusya içinde bir özerk yapıydı. Sovyetler öncesinde bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktı. Daha sonra Sovyetler Birliği’ne dahil oldu. 1931 yılına kadar Sovyetler Birliği’ni oluşturan cumhuriyetlerden biriydi. O sırada Kremlin’de Bolşevikler içinde Stalin gibi Gürcüler hakimdi. 1931 yılında ani bir kararla Abhazya’yı Gürcistan’a verdiler. Abhazya Gürcistan içinde özerk bir bölge olarak yerini aldı. Yaşanan korkunç olaylar bu dönemde değil daha sonra ortaya çıktı. Sovyetler Birliği dönemi Gürcistan’ında çok yoğun bir Gürcüleştirme politikası izleniyordu. Oysa Abazalar Gürcülerle akrabalığı olmayan, farklı dil ve kültüre sahip bir halktı. Tarihimiz de farklıydı. Biz hiçbir zaman kendimizi Gürcü ulusunun bir parçası olarak görmedik. Stalin’in Gürcüleştirme politikası yoğun bir şekilde uygulanmaya başladı. Abaza dili yasaklandı, aydınların yaklaşık yüzde sekseni yok edildi. Abhazya özerk olmasına rağmen özerklik bağlamında bir hakkı yoktu. Gürcistan yoğun bir Gürcü nüfusu Abhazya’ya yerleştirdi. 19. yüzyıl sonunda Abazalar Abhazya’da çoğunluğu oluştururken 20. yüzyılda azınlık durumuna geçtiler. Abazaların ulusal bilincinde Stalin ve Beriya dönemi en travmatik dönemlerden biridir. Abhazya Sovyet döneminde de Gürcistan’dan ayrılmak istiyordu.
Gürcistan federasyonu reddetti 
Sovyetler Birliği dağıldığında Abhazya Gürcistan’la bir federasyon oluşturma teklifinde bulundu. Ancak Gürcistan tek bir üniter devlet olma politikası izledi. Gürcistan’la Abhazya arasındaki asıl anlaşmazlığın nedeni de budur. 14.Ağustos.1992’de Abhazya parlamentosu federasyon ile ilgili taslağı görüşürken Gürcistan birlikleri Abhazya’ya saldırdı. Ve savaş başladı. 13 ay süren savaşın galibi Abhazya oldu. Küçücük Abhazya Gürcistan’ı nasıl yendi? Bunun bir çok nedeni var. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra oluşan devletlerin çoğunun düzenli orduları yoktu. Sovyetler döneminden kalan eski askerler vardı Abhazya’da. Sovyetler dağıldığında oluşan kargaşa döneminde Sovyetler Birliği açık bir silah pazarı haline gelmişti. Herkes istediği silahı alabiliyordu. Gürcistan Abhazya savaşında savaşan nüfusun oranıyla Gürcü-Abhaz nüfusunun oranı aynı değildi. Ayrıca Gürcistan ordusunun dağınıklığı da önemli bir faktördür. Tek bir merkezden yönetilmiyordu Gürcü ordusu, cephe gerisinde lojistik faaliyetleri çok zayıftı. Motivasyon da farklıydı, Abhazya vatanını savunuyordu, oysa Gürcistan başkasının toprağına saldıran durumundaydı. Kuzey Kafkas Halkları Konfederasyonu’nun kurulması ve yardım etmesi de önemli olmuştur. Özellikle Adığeler, Çeçenler ve Kuzey Kafkasya’daki Abazaların yardımları ve yanı sıra yukarıda saydığım faktörler Abhazya’nın zafer kazanmasını sağlamıştır.
 ‘Demokratikleşme’den dönmeyeceğiz
Savaş sonrasında Abhazya demokratik bir ülke olma yolunda ilerlemiştir. Bugüne dek birkaç kez seçim yapıldı. Abhazya’da çağdaş bir devletin gerekleri olan çok partililik, basın ve ifade özgürlüğü var. Demokratikleşme yolunda ilerliyoruz ve bundan dönmeyeceğiz. Freedom House ülkelerin demokratikleşmesi konusunda her yıl raporlar yayınlar. Abhazya “kısmen demokratik” ülke statüsünde yer alıyor. Gürcistan seçimlerinde problem olan ve demokratikleşmemiş ülke olarak değerlendiriliyor.
Abhazya Kıbrıs’tan biraz daha küçük yüzölçümüne sahiptir. Savaştan önceki nüfusu yaklaşık 500 bindi. Devlet olmak için uluslararası anlamda kabul edilmiş 4 kriter var. Toprak, nüfus, merkezi bir iktidar ve diğer devletlerle ilişki kurma yeteneği. Bir de deklarasyona dayalı devlet teorisi vardır. Bir başka görüşe göre devletin başka devletler tarafından tanınmış olması gerekmektedir. Ancak bunun bir kıstası yoktur, yani kaç devletin tanıması yeterlidir gibi bir ölçü yoktur. Abhazya 4 devlet tarafından tanınmış durumda. Bunlardan biri de BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi Rusya. Dolayısıyla Abhazya bir devlet olarak kabul edilmelidir. Halkın kendi gözündeki meşruiyeti diğer devletlerin gözündeki meşruiyetinden daha önemlidir. Abhazya’nın asıl problemi jeopolitik yapısından kaynaklanıyor. Bir tür rehin konumunda. Çevresinde Rusya, Türkiye, Gürcistan ve İran var. Ve bu ülkelerin arasında çok karmaşık ilişkiler var. Tüm bunların yanı sıra Kafkasya’da aktif olarak faaliyet gösteren ABD var. Avrupa Birliği de bölgede bir rol oynamaya çalışıyor.
‘Saldırmazlık’ reddedildi
Medvedev ve AB Başkanı Sarkozy arasındaki görüşmelerde 2 konu tartışıldı. Bunlardan biri Abhazya ve Güney Osetya’nın güvenliğinin sağlanması konusuydu. 3 Cenevre görüşmesi oldu. Ben 1. ve 2. görüşmelere katıldım. Birincisi BM himayesi altında yapıldı. Şimdi ise AB himayesinde yapılıyor. AB’nin bize yaklaşımı mesafeliydi. Ekim ayıydı ve hava soğuktu. Gürcistan’ın baskıları nedeniyle bizi bekleme salonuna bile almadılar. Bunun üzerine Abhazya ve Güney Osetya delegasyonu bu durumu protesto ederek görüşmelerden ayrıldı. Uzun görüşmeler sonrasında bütün heyetlerin katılması kararı alındı. Görüşmelerde temel konu tartışıldı. Güvenlik ve mültecilerin geri dönüşü. Güvenlik konusunda ilk adım silah kullanımının önlenmesine yönelikti. Görüşmenin tarafları RF, Abhazya ve Güney Osetya, Gürcistan, ABD, AGİT ve BM. Katılanlar üst düzeydeydi, Dışişleri Bakanları ve Yardımcıları. Başlangıçta Gürcistan’ın tavrı görüşmelere çok açık görünüyordu ama sonra keskin şekilde değişti. Gürcistan’ın Rusya tarafından işgal edilmiş olduğu ve mültecilerin dönüşü konusunu öne sürdüler. ABD bu tutumu destekledi. Bu nedenle görüşmeler küçük çaplı bir soğuk savaşa dönüştü. Güvenlik konusunun tüm tarafların ortak meselesi olması gerekiyordu. Abhazya ve Güney Osetya’nın katılmadığı bir görüşmede güvenlik anlaşması sağlanması da mümkün değildi. Sonraki görüşmelere Abhazya ve Güney Osetya çağrılmadı. Bu yüzden bir protesto notası gönderildi. Görüşmeleri organize edenler, Abhazya ve Güney Osetya’yı önemsemiyor görünüyorlardı. Ama biz laf olsun diye gitmemiştik oraya. Bizim Gürcü halkıyla bir problemimiz yok. Her zaman dosttuk, dostuz ve dost olacağız. Problemimiz aşırı milliyetçi bir politika güden Gürcistan yönetimiyle. Gürcistan ile Abhazya arasında güven sıfır noktasında. Amacımız görüşme yapacak düzeyde bir güven sağlanmasıydı. Görüşmelerin temel şartı Gürcistan’ın saldırmazlık anlaşmasını kabul etmesiydi. Ancak Gürcistan’ın tavrı nedeniyle görüşmeler çıkmaza girdi. Bunun üzerine görüşmelerden çekilme kararı aldık ve organizatörlere anlaşma zeminini sağlamaları için zaman verdik.
Gürcistan Abhazya’yı tecrit etmeye çalışsa da günümüz dünyasında bu tür izole politikalarının başarı şansı çok düşük. Hem Rusya’nın bölgede etkin olmasını istemiyorlar, hem de Abhazya’yı Rusya’ya itiyorlar.
Türkiye’yle ilişkiler güçlendirilebilir
Soğuk Savaş döneminde Türkiye’yle aramızda demir bir perde vardı. Bu nedenle ilişkilerimiz çok mesafeli ve uzaktı. Aslında Abhazya Türkiye’ye 250 km. uzaklıkta. Yani coğrafi olarak çok yakın. Abhazya’nın Türkiye ile eskilere dayanan bir ilişkisi var.
Türkiye ile komşuyuz ve Türkiye’de büyük bir Abaza diasporası var. Bölgesel sorunlara karşı Türkiye’nin aktif rol oynadığını görüyoruz. Yeltsin döneminde Rusya Abhazya’ya ambargo uyguluyordu. O dönem Türkiye Abhazya’nın nefes alabileceği tek kapıydı. İlaç, ekmek, yakıt gibi temel ihtiyaçlar Türkiye’den geliyordu. Türkiye’nin Gazze’deki ablukaya karşı takındığı tutumu Abhazya’ya uygulanan ambargoya karşı da sergilemesini bekliyoruz. Türkiye’nin Abhazya’yı tanımasının şimdilik mümkün olmadığını biliyoruz. Ama iki ülke arasında kültürel ve ticari ilişkiler kurulabilir.
******************************************
Cenevre görüşmelerine ara verildi
Gürcistan’ın saldırmazlık anlaşmasını imzalamaya yanaşmaması üzerine görüşmelerden çekilen Abhazya, çeşitli temasların ardından 27 temmuzdaki 12. oturuma katılmaya ikna edilmiş ve heyet İsviçre’ye dönmüştü. Ancak bu oturumda da Gürcistan, saldırmazlık anlaşması yapılmasına direnince yol alınamadı. Ara verilen görüşmelerde bir sonraki oturumun 14 ekimde yapılması kararlaştırıldı.

Sayı : 2010 07

Yayınlanma Tarihi: 2010-07-01 00:00:00