LUWİ Dilinin Alt Katman Dili ve HATTİCE

0
321

1. Anadolu’nun En Eski Halkı Hattiler

Anadolu’nun en eski halkı Hattilerdir. Anadolu iki bin yıl “Hatti memleketi” olarak anılmıştır. Bilim adamlarının ittifakla kabul ettikleri görüşe göre, Hattiler, şimdi Kafkasya’da konuşulan dillere benzeyen bir dil konuşuyorlardı. Çek bilgini Messaros’a göre bu dil Ubıhça, Rus asıllı bilim adamı Diakonoff’a göre ise Adige- Abhaz diline akraba bir dildir.

 

2. Anadolu’ya Dışarıdan Gelen Halklar

Bilim adamları tarafından ileri sürülen baskın varsayıma göre, M.Ö. 2000 yılları civarında Anadolu’ya dışarıdan bazı göçmen halklar gelmiştir. Hint-Avrupa dili konuşan bu halklar Hitit (Nesi), Luwi ve Pala adlarıyla anılmaktadır. 

Hitit, Luwi ve Pala dillerini yapı bakımından inceleyen bilim adamları, bu dillerin Hint-Avrupa asıllı bir dil olduğunu kabul etmektedirler. Ancak bu dillerin temelinde yerli Anadolu dillerinin çeşitli lehçeleri “alt katman dili” olarak yer almaktadır. 

Bu konuda, Fritz Schachermeyr’in doğru olduğunu düşündüğümüz varsayımı şöyledir: 

 “Bu görüş çerçevesinde, gerek Anadolu’da, gerek Ege Denizi yöresinde, Balkan yarımadasında ve bunların batısına ve kuzeybatısına düşen bitişik ülkelerde, ilk Hint-Avrupalı göçmenlerden daha önce yaşamakta olan eski bir uluslar ve diller topluluğunun varlığını kabul etmiş oluyoruz. Bu insanlar tarım yapıyor, köylerde ve kentlerde oturuyor (yer adları buradan doğuyor) ve daha yüksek (anaerkil düzene daha eğimli) bir kültüre sahip bulunuyorlardı (kültür sözcükleri de buradan doğuyor). Söylemiş olduğum gibi ben bu ögeyi “Egeli” diye niteliyorum. Bir zamanlar Landsberger ile Bilgiç, aynı yerli katmana, daha az başarılı bir deyimle, “Proto- Luwi” demişlerdi. 

Sonradan Hint-Avrupalı göçmenler, adı anılan bölgelere gelip yayıldıklarında, oralardan, özellikle Egeli dil ve kültür, yeni oluşumun alt katmanı görevini gördü ve İllyria dili,Helen dili, Lykia dili ,Luwi dili, Hitit dili ve Pala dili gibi kırma diller oluştu; Egeli dil ve kültür katmanı bunlardan kiminde baskın etkili, kiminde az etkili öge olabilmişti. Bu kırma diller, birbirinden, her birinin oluşumunda hangi diğer oluşum ögesinin ne ölçüde etkin olduğu açısından da farklılık gösteriyorlardı: Örneğin, etkili olabilmiş diğer öge, Doğu Anadolu’da, Proto Hatti dili ve ondan sonra da Hurri diliydi. Keza, göçmenlerin Anadolu’ya göçüp geldikleri sırada konuştukları Hint-Avrupa dili de, bir boydan diğerine pek değişikti.” (Umar, 1982, s. 301-302).

 

3. “Egeli Dil”HattiLehçesi midir? 

Luwi dilinin konuşulduğu yörelerdeki yer, tanrı, halk ve şahıs adları üzerinde yaptığımız incelemelere göre, Luwi dilinin oluşumunda alt katman dili olarak yer alan ve Schachermeyr’in “Egeli” dediği ögenin, Adigeceden çok Abhazcaya daha yakın bir Hatti lehçesi olduğu sonucuna ulaşıyoruz. Aynı coğrafyada diğer Hatti lehçelerinin konuşulmuş olabileceğini kabul etmemiz de mantığın gerektirdiği zorunlu bir sonuç olacaktır. Kaldı ki bu konuda da dil verileri bulunmaktadır. Anadolu’daki pek çok yerleşim yerinin adını “Luwi diliyle” açıklamaya çalışan araştırmacı-yazar Bilge Umar bu dil verilerinden bazılarını bize sunmaktadır. Şimdi Bilge Umar’ın ilkçağlarda Anadolu’da görülen “Pissuwa, Pissia, Pisi, Pisye” yerleşimlerinin adlarını, nasıl açıkladığını ve bunların Adige-Abhaz diliyle ilişkisini görelim. 

 

4. Pissiaadı  

Bu Phrygia kenti konusunda Bilge Umar, “Afyon ilinde, Emirdağ doğu ilerisinde Piribeyli köyü yerinde bulunduğu sanılıyor. Adının öz biçiminin Pissuwa olabileceğini düşünüyorum.” demektedir (Umar, 1993, s. 667).   

Bilge Umar’ın ulaştığı “Adın öz biçiminin Pissuwa olabileceği” tespitinin önemini belirtmek istiyoruz.        

 

5. Pisyeadı 

Konuyu inceleyen Bilge Umar, “ Byzantionlu Stephanos’un andığı bir Karia kentçiği. Mogola/Muğla ile Stratonikeia/Eskihisar arasında. Şimdi, Pisi köy. Köyün adı yakın zamanda Yeşilyurt yapıldı ve köy, bucak merkezi durumuna yükseltildi. Muğla’nın 6 km. güneybatısında. Pisye adının aslı, görünüşe bakılırsa, Pissuwa’dır” (Umar, 1993, s.667). 

Yazar, önemli bir tespit daha yapmaktadır. 

 

6. Pissuwaadı 

Hitit belgelerinde anılan kentlerden biri de Pissuwa adıyla anılmaktadır ( Ertem, s. 111). Yeri saptanamayan bu kent konusunda Bilge Umar şu tespitleri yapmaktadır: “Lokalizasyonu yapılamamıştır. Pissia ya da Pisye ile aynı kent olduğunu yahut olmadığını savunmamız için de dayanak yoktur. Adı, uwa takısı gösteriyor ki Luwi dilindendir, bir Piss(a?) kök sözcüğüne bu takının eklenmesiyle türetilmiştir. Belki “çamlık” anlamındaydı” (Umar, 1993, s.667). 

 

7. Apsuvadili ile ilişkiler 

Yukarıda görüldüğü üzere Bilge Umar, ilkçağlarda Anadolu’da görülen “Pisi, Pisye, Pissia” adlarındaki yerleşimlerin Luwi dilindeki adlarının kök biçimlerinin “Pissuwa” olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Yine Umar’ın da belirttiği gibi Luwi dilinde adların başlarına getirilen ve bazen de düşen “a” articlesi bulunmaktadır. Hemen belirtelim ki Luwi dilinde saptanan bu özellikler Aphaz(Apsuva) dili için de geçerlidir. Şimdi bu özellikleri tek tek inceleyelim. 

Aphazlar, kendi dillerinde kendilerini “Apsuva” olarak adlandırırlar. Aphaz dilinde adların başına getirilen “a” articlesi bulunmaktadır. “Apsuva” sözcüğünün asıl kökü “Pısı/Pısu” sözcüğüdür. 

“Pısı” sözcüğü Adige dilinde “su” anlamına gelir. 

“Pısı/Pısu” sözcüğü Apsuva (Aphaz) dilinde “ölü, can ve ruh “ anlamlarına gelir. Apsuva dilinde “a” articlesi bulunmaktadır. Article almış biçimiyle “Apsı/Apsu” sözcüğü “evrensel ruh, evrensel can” anlamlarına gelmektedir. 

Aphazlar kendi ülkelerine “can ülkesi” anlamında “Apsı-nı” derler. 

Apsuva dilinde, tıpkı Luwi dilinde olduğu gibi “wa” ve ayrıca “halk, millet” anlamına gelen “wa/va” sözcüğü vardır. Bu ek adların sonuna eklenerek yer adları üretildiği gibi halk adları da üretilir: 

Zaku-va: Zak/Zaku halkı (Adigelerin Apsuva dilindeki adları), 

Aşu-va: Aş/Aşu halkı (Bir Abaza boyu), 

Sadsu-va/Asadsu-va: Saz/Sas/Asas halkı(Bir Abaza boyu), 

Açkarı-va: Açkar/Aşkar halkı (Bir Abaza boyu).

 

8. Sonuç

 Schachermeyr’in ileri sürdüğü tezle, Messaros ve Diakonoff’un ileri sürdükleri tezlerin özde bütünlük göstermeleri; Bilge Umar’ın Luwi diliyle yaptığı açıklamaların Abhaz diliyle uyumlu olması, “Luwi dilinin alt katmanını oluşturan dilin Abhazcaya yakın bir Hatti lehçesi olabileceği” konusundaki kestirimimizi doğrulayan belgeler olarak değerlendirilebilir. Daha kesin konuşabilmek içinse daha çok araştırma yapmak gerekmektedir. 

KAYNAKÇA  

  1. Umar, Bilge, “Türkiye’deki Tarihsel Adlar”, İstanbul, 1993
  2. Umar, Bilge, “Türkiye Halkının İlkçağ Tarihi”, İstanbul, 1982

 

Sayı : 2010 07