Değişim Neden Önemli

0
705
Türkiye’de demokrasinin gelişmesi meselesi biz Çerkeslerin pek ilgisini çekmedi bu güne kadar. Çerkes meselesine siyasi bir gözle bakanlar için bile ülkenin özgürleşip zenginleşmesinin kendilerini pek ilgilendirmediği gibi bir düşünceleri vardı herhalde. Onun için bizim derneklerdeki genel hava ‘Buraya sadece Çerkes olarak girin, siyasi düşüncelerinizi ve sınıfsal konumunuzu girişteki portmantoya asın’ şeklindeydi. Thamadelerden gelen bu öneriler çok fazla bir işe yaramadı tabi ve sert siyasi söylemlerin olduğu uzunca bir dönem yaşandı.
Türkiye’ye ve demokrasiye ilgisizliğin temelinde yatan nedenleri şu şekilde sıralamak mümkün. Dönüşçüler dönüp gideceklerdi, ülkenin iç problemleri ile neden ilgilenip enerji harcasınlardı. Devrimciler Türkiye ile ilgili idiler ancak demokrasiye uzaktılar. Onlar TOPTAN bir çözümün peşindeydiler, bir sosyalist devrimin. Bu iki gurubu da tehlikeli gören ve devlet tarafından görevlendirilmiş intibaı yaratan bir üçüncü gurubun önerisi ise ‘mevcut düzene biat ediniz’ idi kısaca. ‘İcat çıkarmayın şimdi’.
Bütün bu nedenlerle olsa gerek, bütün cumhuriyet dönemi boyunca olup biten insan hakları ihlallerine seslerini çıkarmadılar. Ne Ermeni meselesini dert edinip bir laf ettiler ne Dersim olaylarına tepki gösterdiler. Rum mübadelesi, 6-7 eylül olayları, varlık vergisi gibi Anadolu’yu acılı bir şekilde Türkleştiren projeler konusunda gıkları çıkmadı. Bu olaylar olduğu dönemlerde haberlerinin olmadığını düşünebiliriz ve bu doğrudur da muhtemel ama yıllar sonra bu meseleler konuşulur hale geldiğinde de bir fikir beyan etmekten kaçındılar.
25 yıldır ülkede süren kirli savaş hakkında önemli bir şey söylediklerini hatırlamıyorum. Hatta bu konuda yazıya dökülmüş birkaç beyan, statükonun ağzından alınmış şeylerdi esas olarak ve çok fena devlet kokuyordu.
Meşruiyet arayışları bir demokrasi zemininde ve insan haklarına sahip çıkarak değil de, işte ‘Amasya Tamiminde kaç Çerkes vardı, Çanakkale’de dedelerimiz ölmedi mi? Ethem Bey olmasa Yunan’ı zor durdururdunuz siz’ benzeri savunmalar içinden yapılıyordu. ‘Benim düzene bir itirazım yok, bak ben de bu düzen kurulurken fedakârlıklarda bulundum, beni yabana atma sakın, devşir’. Devşir kelimesi belki biraz ağır ama hali pür melalimiz bu idi.
Bu halimiz ve tavrımızdan ne fayda gördük diye sorabiliriz şimdi.
Çerkeslerin dil ve kültürel sorunlarıyla ilgili bir kıyak geçildi mi bize veya Çerkesleri zenginleştirdi mi bu hali pür melalimiz. Kısaca hayır. Ama biraz bir demokratik adım atılınca o beğenilmeyen yeni YÖK, buyurun dedi, iki üniversitede birer Çerkes Kürsüsü açalım.
Son yirmi yıldır Çerkeslerin siyasi merkezi Çerkesya olmuştu. İyi kötü üç özerk bölge vardı ve çözülmeden büyük umutlar beslenmişti. Çözülme 14 Cumhuriyeti serbest bırakmıştı ve bu hatırı sayılır demokratik bir durumdu. Ve biz Çerkesler için daha iyi durumlar neden olmasındı. Bir beklenti içinde bütün enerji yine oraya çevrildi. Bence iyi gelişmeler oldu ve hiç olmasa birkaç bin insan anayurda döndü. Ama bu gün geldiğimiz bu noktada işler zorlaşmış görünüyor.
Bu gün Çerkesler için en önemli ülke yeniden Türkiye’dir. Ayrıca Türkiye umut vaat ediyor. Özgürleşmenin ve zenginleşmenin eşiğinde. Eski kusurlarını tek tek ortaya dökmeye ve onlarla yüzleşmeye çalışıyor. Sıkı bir mücadele var bu gün. Bir tarafında halk duruyor, diğer tarafında oligarşi. Bir taraf daha çok demokrasi talep ediyor, diğer taraf vermem diyor.
Demokrasinin Çerkeslere özel neler getireceğini tek tek sayamam şimdi ama eski düzenin hiçbir şey getirmediği açık. Ve sürekli fişlenen, ağzı kapatılmak istenen, zenginleşme imkânları elinden alınan bir halk olmak. İyi bir şey değildir herhalde bu.
Bu ülkenin özgürleşmesi ve zenginleşmesi; önce Türkiye Çerkesleri sonrada Dünya Çerkesleri için çok önem arz ediyor bu gün. Onun için de Türkiye’nin demokratikleşmesi gerekmektedir. Bu konuda biz Çerkeslere de iş düşüyor biraz. Doğru tarafta olmak gibi bir iş. Çerkeslerin, haklının ve mağdurun yanında (kendilerine çok yakışacağı gibi) özgürce yer alması, kendi mağduriyetlerini uluslar arası arenada başı dik savunabilecek meşruiyete kavuşturacaktır, hiç kuşkumuz olmasın. Demokrasinin kıymeti harbiyesi bu olsa gerek.
Bunun için EVET.
CARI

Sayı: 2010 08
Yayınlanma Tarihi: 2010-08-01 00:00:00