21. yy. Çerkesler için son fırsattır-Yalçın Karadaş (K’eref)

0
3047

21. yy. Çerkesler için son fırsattır

Yalçın Karadaş (K’eref)
Son zamanlarda özellikle sanal ortamda içi boşaltılmış kavramlarla Çerkesya inşa ediliyor. Acı olan şu ki, herkesi ve her şeyi yerin dibine batırma ve hain imal etme merakındakileri ciddiye almadığımızda, bu inşaatın aklı başında sözler de edebilen mimarları, acıdır ki çoğunlukla cisimleri 21. yy.da yaşasa da kafa olarak 19. yy.da kalmışlar. Ayrıca aldıkları eğitimin ulus ve devlet inşa eden mimarlıkla uzaktan yakından alakası da yok.
Akademisyenler ve gerçek aydınlar ise herkesin ahkâm kestiği bu gürültü içinde cılız seslenirken bile tereddüt içindeler.
Aslında ideolojik, çağa göre anlam değiştiren kavramlar oldukları birer gerçek olan devlet, ulus, millet, halk, etnisite, kavim, boy vs. terminolojiler yerli yerine oturmadığı gibi, tartışmalarda bunu dert edinenler de sınırlı sayıda. Dünyanın başka bir zamanının, başka bir noktasındaki coğrafyaların ve tarihin yarattığı halklarla aynı koşullara haizmişçesine kopya tezlerle kadim bir ulus toparlanmaya çalışılıyor. Aynı şartların kendileri için de geçerli olmasını istiyor, hatta kabul ediyorlar.
Ancak ana sorunun üzerinde yürümeye çalıştıkları yolun 200 yıl öncesinden kalma, tartışmaların yükseltildiği sanal ortamlar kadar sanal hale gelmiş olmasını henüz anlayamamış gibiler.
19. yy tanım, yöntem ve şartlarıyla 21. yy.da bir ulus-devlet yaratmaya koşullanmışlar. Hem de bizim gibi halkların düşmanı olan, devrini tamamlamış tek dilli, tek dinli ve tek etnikli bir yapı kurmak için.
Bu korkunç yanılgı ve anakronizm içinde kendileriyle tıpatıp aynı fikir ve söylemde olmayanları bir dövmedikleri kalıyor.
Her ne düşünüyor ve yapıyorsak Çerkeslik adına ise Çerkes gibi dik, dürüst ve edepli olmak için kendimizi sorgulayarak adım atmalıyız. Böylelikle ciddiye alınırız. Aksi durumda ciddiye alınmayız, almazlar.
Dünya çok hızlı bir bilişim çağında inanılmaz evrilmekte. Yıl 1800’ler değil artık. Çerkesler de çoğunlukla Kafkasya’da değiller. Sürgün bir halk ve çoğunluğu diyaspora yaşamında. Çocukları en az kendi dillerini biliyorlarken, dünyanın hemen hemen büyük ve önemli tüm dil ve kültürleriyle içli dışlılar.
Kemalist ırkçı Türkiye devleti bile değişime direnemiyor. Kutsanmış asker ve sivil bürokrasisi dahi yavaş yavaş haddini bilmekte. Türkiye bile değişiyor ve en büyük Çerkes nüfus yalanlar ve inkârla kuşatılmış bu devletin değişimini ve biraz daha demokratikleşip, sivilleşip yaşanılır yer olmasını gözlüyor. Bazıları da ‘yine kullanılıyor muyuz acaba?’ derken bile değişime katkı koymaya çalışıyorlar. Ancak kendi insanları yeterince ciddiye almıyor ki, devlet erki ciddiye alsın. Yılmıyorlar.
Rusya da bu dünyanın bir yerinde işte. Orası değişime ne kadar direnecek göreceğiz. Sonunda değişeceğinden kuşku duymayanlardanım. İşte Abhazya ve Güney Osetya gerçeği önümüzde. Değişimin içinde hazır ve dikkatli, örgütlü olmak durumundayız her nerede yaşarsak yaşayalım.
Peki bu hazırlığın içinde olmak için en çok gereken nedir? Yanıt çok açık ve net: Uluslararası örgütlenme! İhtiyacımız olan şey örgütleme ve buna ulaşmak için de kendimizle yüzleşmek zorundayız her şeyden önce. Yüzleşmek, tartışmak ve tespitlerimizi net yapmak; kısa, orta ve uzun erimli siyasetimizi ince ince dokumak zorundayız.
Çerkes olarak yaşamak istiyor, Çerkesya hayali kuruyorsak buna uygun eylem ve söylem geliştirilmesi gerekir. Kültürün kabul etmediği yollarla bu kadim kültürü yaşatamayız. Kültürümüzün temeli ise “saygı”dır. Önce başkalarının hak ve hukukuna saygı. Binlerce yıldır Çerkeslerle birlikte yaşayanların, yaşayacakların varlıklarına, farklılıklarına saygı…
Kafkas halklarının ve hakları gasp edilmiş tüm halkların temel kurtuluş formülü ise kuşkusuz “demokrasi”dedir; gerçek demokraside.
Kültürümüzün temeli olan saygı gibi, aynen onun gibi. Dünyanın her yerinde, herkese ve her kimliğe…

Sayı: 2010 10
Yayınlanma Tarihi: 2010-10-01 00:00:00