İbrahim Yağan: Kremlin ve Batı Arasında Çerkesler

0
295

Hayatta Kalım Senaryosu ‘Bilinmeyen Savaş’

Aleksey Pimenov: Ve Abhazya’da savaş başlıyor. Siz bu savaşa neden katılma kararı aldınız?
İbrahim Yağan: Biz ne zaman Abhazya’da bulunsak, bize diyorlar ki; ‘yardımlarınız için teşekkürler’. Ben temelde böyle bir ifadeyi kabul etmiyorum. Biz büyük çerçevede Abhazları kurtarmadık… 89’da Sohum’da ilk dalgalanmalar başladığında, televizyonun karşısında oturdum ve anlayamadım. Onların paylaşamadığı ne olabilirdi ki? 90’da Abhazya’ya bir delegasyonla gittik. İşte o zaman yakın ilişkiler başladı, büyüklerimiz Nalo Zavur, Musa Şenibe… işaret ettiler ve biz anladık. Biz bir halkız.
Lütfen açar mısınız?
Adıgeler ve Abhazlar – yakın akraba uluslar. Sadece dil anlamında değil. Bir dönem birleşik bir bölgeydiler. Ve biz sadece bu köke geri dönmek istedik. Ve evimizde oturup televizyon karşısında bu savaşı seyredip oturmamız mümkün değildi. Biz biliyorduk ki eğer Abhazya’daki bu yangını söndürmezsek, bizim sınırlarımıza da yayılabilirdi.
Dün böyleydi. Bu gün Çerkes Ulusal Hareketi Gürcistan’la bir blok oluşturuyor. Siz bu değişimi nasıl açıklıyorsunuz?
Biz geri kalan tüm yaşam boyunca 90’lı yıllarda iki ulusun arasında maceraperestlerin çıkarttığı çatışmadan dolayı Gürcistan ile kavgalı olunması gerektiğini varsaymıyoruz. Gürcü ulusu ile bizim aramızda herhangi bir problem yok. Hele hele bu gün Çerkes Ulusunun önünde soykırım ve sürgün kaynaklı çok büyük sorunlar varken. Çerkes toprakları bambaşka etnoslar ile – Stavropol ve Krasnodar Kraylarını kastediyorum- haşır-neşirleşirken ve Çerkesler bu süreç içerisinde temsil edilmezken…. İşte bu yüzden, bizlere, uluslararası arenadan, Çerkes ulusunun yeniden rehabilitasyonu çerçevesinde ister Amerika, ister İsrail, ister Gürcistan olsun kim yardım ederse bizim için olumludur, pozitif karşılarız. Elbette ki Çerkeslerin rehabilitasyonu sorunu öncelikle Rusya tarafından ele alınmak zorunda. Ama Rusya kategorik olarak bu soruna değinmek istemiyor.
Sizce Çerkeslerin rehabilitasyonu hangi temelde olmalı? Onlar komşuları olan pek çok ulus gibi düşmanla işbirliği içerisine girdikleri iddiasına dayanılarak sürülmediler.
Siz yakın dönemden bahsediyorsunuz. Söz konusu olan 1763 – 1864 yılları arasındaki Kafkas savaşı.
Ve Krasnaya Polyana da biten savaş …
Evet. Bu savaş yüzyıldan fazla sürdü. Napolyon Rusya karşısında bir yıl durdu, Hitler Almanyası dört yıl, Çerkesler ise Rusya ile yüzbiryıl savaştılar. Ve bu ulusal kurtuluş savaşı idi. Rusya tarihi ise sadece İmam Şamil döneminde Doğu Kafkasya’da Dağıstan ve Çeçenistan’da olan olaylardan bahsediyor. Sanki Batıda Çerkesler Şamil esir olduktan sonra savaşmış gibi. Rusya aslında Çerkesler ile olan savaşı kaybetti. Dünya karşısında bu konuda övünülecek hiç bir şey kazanmadılar. Aslında savaş Yermolov’un bilerek Veba salgınını Kabardey’e getirmesi ile, halkın %90’nının böylece ölümü ardından sonuçlanmaya başladı.
Dikkatinize; General A.R. Yermolov (1777-1861) 1827 yılında Kafkas savaşlarının bitiminden çok önce görevinden ayrıldı. S.A. Artunov Çerkes nüfusunun azalmasına sebep olan veba salgının pek çok kaynağından birisi olarak taşıyıcı olan yer sincaplarını belirtiyor.
Neticede Çarlık Rusyası, İmam bilinçli olarak Şamil’i reklam etti. Çünkü İmam Şamil teslim olmuş, Rusya ile savaşın bir yanlış olduğunu kabul etmiş ve kendi taraftarlarına silah bırakma çağrısında bulunmuş. Ve böylece Çar’ın affına mazhar oldu, Kaljskoy oblastında yerleşti, seyahat özgürlüğü kısıtlanmadı… Ve Hac dönüşünde Ürdün’de vefat etti.
Çerkeslerin karşı duruşu ise hasıraltı edildi.
“Biz Rusya ve Gürcistan Arasındaki anlaşmazlıklarda piyon olmak istemiyoruz”
Bizim neslimiz Sovyetler döneminde ‘cezalandırılmış’ uluslar hakkında hiç tartışmadı. Ama bahis konusu olan olaylar Çarlık Rusyası dönemine ait. Ve sanırım bu konular ilk defa dile getiriliyor.
Hayır, yanılıyorsunuz. Rehabilitasyon sorunu her zaman vardı. Ben size 1918 Dağlı Cumhuriyetini anımsatayım…
Ben Sovyet dönemini kastetmiştim.
Lütfen, Sovyetler Birliği Çarlık Rusyasının mirasçısıydı. Ve sadece Rusya topraklarını değil, Rusya imparatorluğu tarafından yapılanların çekirdeğini oluşturduğu uluslara karşı olan borçlarının da mirasçısıydı.
Sizce Çerkes Ulusal Hareketinin ana amacı nedir?
Bizim etnosumuzun ana amacı – hayatta kalmak. Biz pratikte nerede ise yok olmak sınırındayız. Eğer bu süreç, şu an olanlar; eğer demografik, ekonomik, Çerkeslerin elinde kalan arazilerin ufaltılması devam ederse, işte o zaman etnosun yaşama sorunu ortaya çıkacak…
Tiflis’te gerçekleştirilen son Kafkas Konferansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben düşünüyorum ki, Tiflis – bu en zayıf bir varyant. Biz sorunun Avrupa’da Rusya’da görüşülmesini arzulardık. Ne yazık ki Tiflis’teki konferans sadece bir izdüşüm. Biz Gürcistan ile Rusya arasındaki sorunlarda piyon olmak istemiyoruz. Böylesi bir izdüşüm ne yazık ki var ve eğer doğruyu söylemek gerekirse bu yüzden bizim hiç bir halükarda izin vermememiz gereken bir şey olan Abhazlarla aramızdaki ilişkinin bozulması emareleri var. Ama bununla birlikte bizim başka bir arenamız da yok, biz bu sorunu Tiflis’te tartışmak zorundayız. Bir Adıge deyişi der ki: “Öküzü olmayan, çifte buzağı koşar.” (Cherkessia.net)
Not: Röportajdan bir bölüm alınmıştır.

Sayı : 2011 02